Doğru Bilinenler ve Müşteri

Computer-user--woman--shocked--surprised--laptop---26035859Çoğu zaman doğru bildiklerimizle müşterilerimizin istekleri birbirini tutmaz. Ben bunu web sitesi yapımından yola çıkarak inceleyeceğim.

Ben ne çok iyi bir programcıyım ne de iyi bir işletmeci. Bir pazarlama uzmanı da değilim ama bu üçü özelliğin bende harmanlanması gerektiğini düşünür ve ona göre kendimi geliştiririm. Bu “abi alıyor sigarayı ağzına monitöre bakmadan kod yazıyor” insanlarını hiç anlamamışımdır. Müşteriler çok beğeniyle anlatırlar. “Bizim bir arkadaşa bir değişiklik söyledim, bana bakarak kod yazdı, sorunu çözdü, lakin çalıştığı için zamanı yok”. Bunu daha bugün duydum.

Benim kesinlikle böyle bir hayalim olmadı. Nasıl yapılır hiç de merak etmedim. Ben olaya toptan baktığım için ufak ayrıntılar beni boğuyor. “Şurası sarı olsa?”. Tamam sarı olsun, isterse kırmızı olsun ama bu bizim çalışmamızın merkez noktası olmasın. Sen ticaret yapacaksın, ben de web siteni yapacağım. Yok kenarlar oval olsun, arka planda doku olsun vs.. Bunlar sitede satışa yönlendiren etmenler mi? Oval kenarlı ürün kutucuğu insanı satın almaya mı güdüler?

Önce trafiğine bakalım. Hedef kitleni belirleyelim. Ona göre reklam bütçesi ayır, sonra da sipariş adımlarına bakalım, anlaşılmayan ya da zor anlaşılan yerler var mı? Satış sonrası destek senin işin. Ama onu da düşünmek zorundayım. Geri iade prosedürlerini de ben programlayacağım.

confusedAma detaylarda o kadar boğuluyoruz ki. SEO çalışması yapmadan önce yapacağımız belki yüzlerce düzenleme var. Bir yandan tanıtım, satış, reklam konusunda planlamalar yapılmalı. Web sitesi her zaman bir araçtır. Ticari işletme için satış kanalı, mobilyacı için tanıtım ve sanal kartvizit alanı, Facebook için insanların iletişimde kaldıkları bir ortam yapıyoruz.

Elinde çekiç olan her sorunu çivi olarak görür. İnternet her şey değildir. Bir platformdur, bir kanaldır. Ne içinde kaybolmalı ne de gözardı etmeliyiz. Her müşterinin kafasında bak şu site gibi yapalım diyenler var. Yahu bana boş kafayla gel. Sen bana siteyi ne amaçla kullanacaksın ondan haber ver. Ben senin işinde, iş süreçlerinde ne gibi iyileştirmeler yapayım onu düşüneyim. Bir mobilyacının fantezisini gerçekleştirmek için site yapmayalım. Mobilyalarını listeleyelim, istersen satış yap, ya da sadece adresini koy. Benden sabah işe geldiğinde Karadeniz Müziği dinlemek için sitesine radyo koymamı söyleyen özel yurt sahibi oldu. Bu nasıl bir mantalitedir böyle?

Siteler amaç değil, araçtır. Sizin beğendiğiniz gibi olmak zorunda değildir. Ben siteyi aslında müşteriye değil, kullanıcıya yapıyorum. İnternet hakkında hiç fikrin yok ama web sitesi için uçuk fikirlerin var. Anlam veremiyorum. Bir site güzel olmak zorunda da değildir. Güzellik görecelidir. 10 sene önce Apple’ın sitesine bakın, şimdi yapan olsa leş gibi derler. Yani bunun bilimi yoktur. Ama kullanılabilirliğin, kullanıcı deneyiminin hesabı, kitabı, araştırması vardır. Ve müşterim üzgünüm ki sen bunları bilmiyorsun, haberin dahi yok.

Fazlasını Oku

İnternet Sitesi Tasarımı


Türk Dil Kurumu “tasarım” kelimesini şöyle tanımlıyor;

<em>Bir sanat eserinin, yapının veya teknik ürünün ilk taslağı, tasar çizim, dizayn</em>

artist_girl-avatarBir İnternet sitesi yaptıracağınız zaman bunun adı genelde “web tasarım” oluyor. Tanıma göre sanat eseri yapıyor muyuz? Hayır. Bir hazır mutfak imalatçısının “sanat” kaygısı olmaz. En azından bir işletmenin İnternet sitesi “sanat” amaçlı olamaz öyle değil mi?

İnternet sitesi tasarımına gelince şirketin kurumsal kimliğini, misyonunu, değerlerini yansıtarak amaçlanan  işlevlerin ve içeriğin inşa edilmesi diyebiliriz. Yani bir İnternet sitesi “güzel” olmak zorunda değildir. Firmayı, kurumu doğru yansıtmaktır ana amaç.

Çoğu firma biz İnternet Ürünleri Üreten, tasarlayan kişilere sitem güzel, sade ama şık diye gelirler. Keşke güzelin belli ölçütleri olsa da adım adım uygulasak. Çünkü biz hizmet üretiyoruz, sanat yapmıyoruz. Herkes kendi konumunu bilmeli değil mi?

Bugün 10 tane İnternet sitesi tasarımı yapan firmaya aynı isteklerle ve talimatlarla gidin. 10 tane farklı tasarım, 10 tane farklı içerik yönetim yazılımı (Joomla, WordPress kullanmıyorsa) ile karşı karşıya kalırsınız. Peki bu 10 işten hangisi size daha yararlı? Bunu 10 defa deneyerek bulamazsınız. Çünkü ne maliyet ne de zamanız buna yeter. Peki doğru İnternet sayfası, programı nasıl olmalı? İnternet siteniz tasarımcının anladığı kadar firmanızı yansıtacaktır. Çoğunlukla işi alan ve yapan farklı olduğu için tasarımcıya “inşaat yapıyor firma işte, logosu şu” diyerek iş veriliyor. Size yararlı olan sitenin ortaya çıkması o kadar düşük olasılıklı ki.

Siz bile müşterilerinizi çok iyi tanıyamamışken tasarımcı bunu nasıl yapsın? Tasarımcıların doğaüstü yetenekleri yoktur. Doğuştan gelen “bir mobilyacı sitesi böyle yapılır” tarzında refleksleri de yoktur.

Bence “web tasarım” eski bir kavram ve önümüzdeki 5-10 senede ortadan kalkacak. Bunun yerini “İnternet Danışmanlığı” alacaktır. Firmanıza dahil olan ve size İnternet tecrübeleri ile işinizi İnternet’e nasıl taşıyacağınızı öğreten biri veya birileri olacaktır. Bu firmanın büyüklüğüne bağlı. Teknik işleri o halledecek, iş süreçlerini, müşterileri öğrenip bunun İnternet’e aktarılmasında görevli olacak.

Bugün sektör özellikle ülkemizde çok kötü durumda. Bana bir rezervasyon sistemi işi geldi ve tanımadığım bir sektör için yazılım yapacağım. Bir iki sistemin API’lerini kullanarak yapacağım bunu, ama ne yapacağım konusunda bir fikrim yok. Nasıl yapılacağı konusu teknik bir konudur ve bunun altından kalkmak benim işimdir. Peki işi anlamak? İşi anlamadan bunu nasıl yapacağım?

Bu çok sakat bir temel. Halk pazarlarında satılan gözlükler gibi. İyi gördüğünüzü alırsınız ama size uygun mu, sağlıklı mı bilmezsiniz. Ama en kolay ulaşılabilir olan odur ve yaparsınız. Bu iş böyle yapılmamalı.

 

Fazlasını Oku

Benim Bilgim Senin Bilgisizliğin Kadardır

Şunu çok duyarım; “bizim yeğen bilgisayar kurdu, her şeyi yapıyor”. Aslında o yeğenin bilgisi değil bunu söyleyenin bilgisizliği daha ön planda. Benim bilgim, senin bilgisizliğin kadardır. İnsanlar kendilerinin bildikleri şeyleri bilenlere saygı duymazlar. Çünkü kendi de biliyordur, demek ki bu özel bir şey değil.

Bu iş görüşmelerinde de yaşanan bir paradoks. Görüştüğüm kişinin az da olsa programlama bilgisi var diyelim. İş görüşmesi yapan kişi sizden yeterli olup olmadığınızı kanıtlamanızı ister. Eğer karşıdakinin bilmediklerini biliyorsanız kendinizi beğendirme şansınız daha fazladır.

Bir iş görüşmesinde görüştüğüm kişi HTML elemanı olan 2 div’in yan yana gelmediğini, o yüzden tablolar ile tasarım yaptığını söylemişti. Ben de reddettim tabi ki. O da “yap bakalım” dedi. Float ile iki divi yan yana konumlandırdım. Yani gol attım. O kişiyle 4-5 senelik bir tanışıklığımız oldu, arada sırada arar bir şeyler sorar.

Ama şu var ki karşımızdakini bizim bildiklerimizi biliyor diye hafife almamalıyız. Belki benden eski teknolojileri, demode yöntemlerle yapıyordur ama bu onun çalışan bir İnternet sitesi yapamayacağı anlamına gelmiyor. Sonuçta müşteri için altyapı çok da önemli bir konu değil. Bu programcının tekelinde bir konudur. Ne kadar yeni teknolojileri kullanırsa o kadar güncel kalır, isteklere yanıt verir, iyi sonuçlar alır.

Bizden daha fazla bilgilileri uzman saymamalı, daha az bilgilileri de çaylak saymamalıyız.

Fazlasını Oku

Pıtrak Gibi Çoğalan Reklam Ajansları

Ben Kocaeli’de ikamet ediyorum. Neredeyse her hafta bir ajansın daha varlığından haberim oluyor. Yaptıkları şunlar genelde;

  • Kartvizit
  • Broşür
  • Katalog
  • El ilanı
  • Promosyon Ürünleri
  • Kurumsal Kimlik (Kel alaka)
  • veeee Web Tasarım

Hepsi de web tasarımcıdır aynı zamanda. Ben Kocaeli’de İnternet programcılarından çoğunu tanıyorum. İş ilanlarına gelen başvurulara bakınca artık yeni adamların gelmediğini görüyorsunuz. Web programcısı pozisyonuna amatör futbolcu baş vuruyor.

Ama bunu Derince/İzmit için söylüyorum. Gebze ayrı bir memleket. Herhalde 10 tane adam var bunu yapan, bu onlarca ajansın işlerini onlar yapıyorlar.

Ne kadar kolay, promosyon katoloğunu al, müşteriye göster, eşantiyon kalem sipariş et, gelsin, teslim et, para al. Personeline maaş ödeme, sigortasını doğru yatırma vesaire. Girişimcilik iktisadi kalkınma için çok önemli bir kavramdır. Ama girişimcilik eline limon alıp pazara gitmek değildir. Ofis tutuyorlar, şirket açıyorlar. Nasıl bu paraları yatırmaya cesaret ediyorlar anlamıyorum. Ya da kim bunlara bu kaynağı sağlıyor?

Bir web tasarım şirketim olsun istemem. Hosting veya domain satmak da istemedim hiçbir zaman. İnternet projem varsa yaparım. Eğer artık işler evden yürümüyorsa, adam lazımsa o zaman kredi çekerim, yatırım yaparım. Ama bir dayanağım var. İşlerin gelişmeye başladığı bir projem var ve bunun meyvelerini toplayacağım ve devamlı sulayacağım.

Bir İnternet projesi yaratmak ve onu büyütmek, daha sonra projenin kendini ayakta tutabilecek gelir sağlaması en büyük isteğim. Ama bu demek değil adsense odaklı boş siteler açarım. Hayır, aksine insanların belirli ihtiyaçlarını karşılayan projeler yaparım.

Yakın zamanda sağlık sektöründeki projeme başlayacağım, bakalım neler olacak.

Fazlasını Oku

Web Sitesini Kime Yapıyoruz?

Bir fima düşünün x ajansı ile çalışıyor. Buradan reklam, katalog, çeşitli grafik ve basım işleri alıyor. Aynı zamanda da İnternet sitesi omasını istiyor veya var olanın geliştirilmesini. Ajans’da bu işte uzman bir firmaya veriyor. Müşteri temsilcisi gidip brief’i alıyor. Sonra firmaya gelip işi tasarımcıya, tasarımcı da programcıya bırakıyor.

Arada ne kadar çok insan olduğunu fark etmişsinizdir. Firma ajansa, ajans yazılım firmasına, müşteri temsilcisi tasarımcı ve programcıya. 10 kişi dizilip bir sonraki kişiye fıkra anlatın ama diğerleri sırası gelmeden duymayacak. En kişiye fıkrayı anlatmasını istediğinizde büyük olasılıkla birçok şey değişebilecek hatta ana konudan sapılabilecektir.

Bu bilgi soğrulması projelerin başarısız olması ve memnun olmayan müşterilere sebeo oluyor. Ve şöyle bir durum var; biz web sitelerini ne ajansa, ne müşteri temsilcisine ve hatta müşteriye yapmıyoruz. Biz web sitelerini o siteye girecek son kullanıcılar için yapıyoruz. Firmaya nasıl site yapabiliriz? Daha kendi web sitesinde ne olması gerektiğinden habersizken bu mesajı iletenler kendi absürt fikirlerini de proje dökümanına katıyorlar. Bu bazen tezat durumlar oluşturuyor, kimi zaman teknik problemler yaratıyor.

 

Mesela bir firma üretim videolarını sitesine koymak istiyor. 20’ye yakın videosu var ve bunlar günde ortalama her biri 50 kere izleniyor. Peki müşteriden talebi alan ajans bandwith‘den habersiz. Bunun sunucu maliyetini düşünmüyor. Yazılımcı bunu bildiklerini düşünüp videoları kendi sunucularında tutuyor. Sonrasında kendilerine özel bir sunucu kiralamaları gerekiyor.

Bir kere müşteri ne istediğini bilmez. Henry Ford’un bununla ilgili güzel bir sözü vardır; “Eğer insanlara ne istediklerini sorsaydım, yanıtları daha hızlı arabalar olurdu”. İnternetin çöp gibi olma sebeplerinden biri de budur. Bir sürü yetenekli, çalışkan, zeki insan ama ortaya çıkan sonuçlar facia. Basit  bir firma sitesinde bile öyle.

“Ben siteyi mavi istiyorum”. Neden? Bir açıklaman varsa bunu söyleyebilirsin. Ama ben bu siteyi sana değil müşterilerine yapıyorum yani siteyi kullanacak insanlara. Aynı şekilde işin mutfağındaki bir kişi siteyi kırmızı yaptığında müşteri; “Neden kırmızı?” dediğinde bir sebebi yoktur. Çünkü sektörel olarak belli iş kollarına uygun renkler diye bir ölçüt yoktur. Ama havuz temizliği yapan bir firma iseniz sitenizin mavi olması beklenir. Veya bir gece kulübü ise daha koyu tonlar tercih edilir vs..

Yazılımcı, tasarımcı, müşteri, patron ekseninde tartışılır durur. Kimse de haklı çıkamaz. Çünkü bunun bir standardizasyonu yoktur. Bakılacak şey kullanıcı araştırmalarıdır. İnsanların kullanmakta zorlanmadığı elemanlar kullanılabilir. Bilimsel verilerden yararlanılarak bir metin sunarken arka plan ve yazı renginin, font tipi, satır aralıkları seçebilirsiniz. Yazılan metinlerdeki kavram ve ifadeleri siteye girecek kitleye uygun yazarsınız vs.. vs.. Bunların hepsi erişilebilirlik ve kullanılabilirlik potasında eritilebilir.

Önemli olan müşterinin siteyle ne yapmak istediği. Bunu öğrendikten sonra eğer bir kurumsal kimlik çalışması varsa ona uygun bir arayüzü grafik tasarımcı yapar, programcı kodlar. Aslında Bunların her biri için birer adam lazım ama Türkiye şartlarında birden fazla işi yapmak durumunda kalıyorsunuz. Peki bu beni rahatsız ediyor mu? Hayır. Aksine başkalarına gebe olmamak beni rahatlatıyor. Ve alakalı teknolojileri öğrendiğinizde uzmanı olduğunuz konunun zincirlerinden sıyrılırsınız. PHP programcısı PHP’nin kölesidir. Sadece bir işi yapan o işin kölesidir. Burada kullandığım kölelik kavramı olumsuz anlaşılmamalı. Ne kadar çok alanda bir şeyler biliyorsanız, vizyonunun, firmaya kattığınız değer o derece yüksek olur. En iyi programcıları ücretlerini ödeyerek satın alabilirsiniz ama usta bir proje yöneticisini, bu işlerin başından beri içinde olan kişiyi zor bulursunuz. Konu dağıldı farkındayım, pardon.

Web sitelerini biz insanlara yapıyoruz. Ne patronumuza, ne müşteri firmadaki ilgili kişiye. Bir firmanın sahibi olmak o firmanın İnternet’den nasıl fayda sağlayabileceğini bilmek anlamına gelmez.

 

 

Fazlasını Oku

Müşteriler Böyle İstiyorlar

Müşteri
Müşteri

Hayır edendim! Müşterilere senelerce öyle ürünler, hizmetler sunarsanız tabi ki bu hizmeti talep etmeye devam edeceklerdir. Tahoma 11px güzel gözüküyor, müşteriler de beğeniyor.  Beğenmesin, o yazıyı insanlar okuyacak 7’den 70’e, özürlü, yaşlı vs….

Henry Ford’un güzel bir lafı var, daha önce da yazmıştım; “Eğer insanlara ne istediklerini sorsaydım, benden daha hızlı koşan atlar isterlerdi”. Bu cümle çok güzel özetliyor olayı. Müşteri ne istediğini bilmez. Bu işin içinde siz varsınız, o emlakçı veya mobilyacı.

Görüşmeye gittiğinizde 1-2 site açıp bunlar gibi dediği anda ağzını kapatın. Her firmanın, her işletmenin kendi hedefleri, kendi stratejileri vardır. Sunduğu ürün ve hizmetler farklılık gösterebilir. Bu yüzden o siteleri kapatmasını rica edin ve ne istediğini sorun. Web sitesinden ne bekliyor? Ne ölçüde faydalanacak? Bunları öğrenin. Müşteriye kalırsanız işiniz gerçekten zor.

Müşteriler böyle istemez, yanlış fikirlere sahiptirler sadece ve bu fikirleri sizin yıkmanız ve yeniden inşa etmeniz gerekir. Müşteri kraldır ama kendi ofisinde, İnternet üzerinde kral benim. O sadece sarayın sahibi.

Fazlasını Oku

Yanlış Bilgi ile Donanmış Müşteriler

Web sitesi işlerinde her zaman “Abi benim emlak sitesi olacak, siz bilirsiniz. Ben karışmıyorum” tarzı diyaloglar gerçekleşmiyor. Zaten bu kadar soyutlanmış olmak da iyi değil. En azından İnternet’den nasıl ve ne kadar faydalanacağını bilmesi gerekir. Müşteri iş ile web sitesi arasındaki bağlantıdır. Ben emlak işinden anlamam, o da programlamadan tasarımdan.

Ne yazık ki müşteriler genelde kulaktan dolma bilgilerle geliyorlar. Google’de çıkacak mıyım? çıkarsam 1.sayfada çıkar mıyım? Sitem güzel olacak mı? Joomla ile yapmayacaksınız değil mi? vs.. vs..

Biri demiş seni 100$’a Google’da istediğin yerde çıkartırım, diğeri demiş limitsiz barındırma 20 TL senelik. Öbürü 1000 tane arama motoruna kaydediyormuş. Saçma sapan tutarsız bilgiler. Bu durumda herkes işini yapmalı. İşin ticari boyutunu sen düşün, bunu İnternet ortamına istediğin şekilde aktarılmasını ben.

Müşterinin öncelikle kafasının boşalması gerekiyor. Web mitlerine tamah ediyor çoğu kişi. Gidin r10.net’e bakın. Doktora gittiğinizde tedavi yöntemlerinin tekniklerini tartışıyor  muyuz? Sen işini bana anlat, İnternet’den ne bekliyorsun? Yapacağımız çalışmanın sonunda ne kazanacaksın? Marka bilinirliği mi yoksa sene sonu ciro mu daha çok ilgilendiriyor seni? Ya da telefon trafiğini azaltmak mı istiyorsun?

Çalıştığım yerlerde tanık olduğum müşteri görüşmelerinde ana konular;

  • W3C standartlarında kodlama
  • Arama motoru optimizasyonu
  • Tasarımın güzelliği
  • Joomla değil, özel kodlama olması
  • Tema değil, özgün tasarım olması
  • Sitenin hızı
  • Hata verir mi? Çöker mi?

Bunlar en son konuşulması gereken konular. Siz dişçiye gittiğinizde hangi dişte sorun olduğunu bilmeden diş çektiriyor musunuz? Nedir? İlk önce sorunlu diş tespit edilir, sonra buna uygun tedavi uygulanır.

Ben müşterimin işini anlamamışsam, daha doğrusu ne istediğini bile bilmiyorsam java’da yazsam ne olur C# da yazsam ne fark eder.

Müşteriden şöyle bir cümle kurmasını isteyin; Ben x işi yapıyorum ve İnternet sitesinde x içeriklerin olmasını ayrıca x ürünlerim için sipariş formu istiyorum. Site bittiğinde x ihiyaç giderilmiş, y işlemi İnternet’e taşınmış olsun. Bunun sonucunda x kazanayım.

Fazlasını Oku

Herkes İçin Web Sitesi

Özellikle ülke çapında kullanılacak web projesi yaparken düşülen bir yanılgı var; “herkes için”. Böyle bir şey imkansıza yakın bir istek. Çeşitli nedenlerden dolayı çok genel ve popüler olsa da web projenizi herkes kullanmayacak. Dünyada Google ve Facebook’u kullanmaya on milyonlarca insan var (Çin, Brezilya).

Ben de web projeleri hakkında düşünürken aynı yanılgıya düştüğümü fark ettim. Alışveriş sitesi yapsaydım hepsiburada gibi yapardım herhalde. Her şey olsun içinde, herkes girsin. En popüler benim girişimim olsun.

Zaten günümüzde all in one siteler popülerliğini yitirmiş durumda. (Yahoo, Mynet, Süperonline, e-kolay) Tabi ki Yahoo ve Mynet büyük kitleler tarafından kullanılıyor ama portal amacı ile değil. E-posta, oyunlar, arama motoru gibi. Dünyanın en çok ziyaret edilen sitelerine bakarsak da bunu görebiliriz. Google, Facebook, Youtube)

Üstelik hedeflenen grup sayısı arttıkça projenin gidişatı da gittikçe zorlaşacak ve hantallaşacaktır. İşin ticari yönüne gelince benim gerçekleştireceğim küçük bir girişim belli bir grubu hedef almalıdır. Sadece bilgisayar programcıları veya sadece balıkçılar gibi. Niş pazarlama imkanları da google, facebook sayesinde oldukça kolaylaştı. Facebook ile yerel ve ilgi alanlarına göre reklam verebilirsiniz. Google’da bildiğiniz gibi adwords ile oldukça yüksek geri dönüşü olan reklamlar sunmaktadır.

Ben herkesin kullandığı web sitesi yapmak istemiyorum. Çünkü bu tek maça büyük para basmak gibi. Oysa fokus grupları daha az riskli.

Fazlasını Oku

Yap ve Unut Web Siteleri

Ben serbest – evden çalışıyorum. Onlarca web sitesi yaptım, yazılım geliştirdim. Kullanıcı deneyimini, kullanılabilirliği kendi sezgilerime güvenerek tasarladım. Belki bazıları iyidir ama genelde trendlere göre yapmışımdır. Ama şuan birkaçı hariç hiç birini takip etmiyorum. Kim giriyor, kim çıkıyor, nerelere tıklanıyor, hangi kelimeler ile arama motorlarından kullanıcılar geliyor bilmiyorum.

Kullanıcı deneyimi ve kullanılabilirlik alanlarına kafa yormaya başladığımdan beri bunun ne kadar yanlış olduğunu anladım. Ama suç tamamen bende değil. Site isteği şöyle geliyor; “abim cuma gösterip para alacağız, bir şeyler çıkart”. Ben bu durumda ne kadar dikkat edebilirim kurallara, ne kadar kullanıcı deneyimini düşünebilirim?

Türkiye şartlarında araştırma, test, bilgi mimarisi gibi konular biraz zor ele alınıyor. Hele benim gibi basit firma sitelerinin üzerinde işler yapıyorsanız. Verilen para belli, istenen süre belli. Zaman ve maliyet yönleri bu konuları es geçmemize neden oluyor. Tabii bu demek değil ki rezil tasarımlar yapabiliriz. En azından hiçbir şey bilmiyorsan trendlere uy.

Benim çalışmak istediğim pozisyon aslında buradan çıkıyor. Ben çok para kazansam da 2 günde yapılan firma sitelerinden yapmak istemiyorum. İnternet’e değer veren, bu konuda desteğe ihtiyacı olan firmalar ile çalışmak istiyorum.

Mevcut duruma bakalım. Araştırma, analiz, testler gibi konuları atlamayalım ve ilk kullanıma sunulduktan sonra öylece bırakmayalım. Çocuğum gibi olsun istiyorum. Hangi linklere tıklanmış, sayfa gezinme oranı nedir, arama motorundan hangi kelimelerden trafik sağlanmış vs.. gibi verileri incelemek ve gerekirse revizyonlar yapmak.

Ama sektör şuan bunu karşılamıyor şuan. Hele ki Kocaeli’de. Şuan part time yazılım desteği verdiğim bir firma var. Satış, sipariş ve stok sistemleri var. Ben bazı değişiklikleri yapmakla görevliyim. İnanılmaz zor anlaşılan bir sistem. Hem kullanım bazında hem de programlanması kısmında. Patronun görüşü “şuan çalışıyor, koşan ata nal takılmaz, koşamıyorsa takılır”. Hak veriyorum tabi ki. Ama bir şekilde öğrenmişler sistemi. Zor da olsa mecbur olunca öğreniliyor tabii. Henüz kullanıcı tarafındaki arayüz ve sunum ile ilgili hiç inceleme yapmadım. Ama yapıp sunmayı düşünüyorum.

Benim hayalim bu çocuğum veya çocukların İnternet siteleri olsunlar ve onları büyüteyim.

Fazlasını Oku

Web Sitelerinde İçeriğin Ortalanması

İnternet sitelerinde genelde sayfa genişliği 900 – 1100 piksel oluyor. Geniş ekranlarda ise daha fazla yatay piksel olduğundan boşluk kalıyor. Genelde (buna kullanılabilirlik siteleri dahil) içerik ortaya yerleştiriliyor.

“Designed For Use” kitabını okurken çok güzel bir kurala denk gelmiştim; menüleri, sık kullanılan butonları sayfa kenarlarına yakın koyun, özellikle de köşelere, çünkü 2 kenara da yakındır. Bunun sebebi fare hareketi ile ilgili. Fare işaretçisini en sola, istediğiniz kadar sürükleyin, ekran dışına çıkmayacaktır. Bu nedenle rastgele fare hareketleri bile bu konumdaki arayüz elemanları için kolay ulaşılabilirdir.

Bu kurala göre; sola yaslanmış sayfa ve yine sol tarafta menü çok daha kolay kullanılabilir olurdu. Ama nedense tercih edilmiyor. Ayrıca sayfayı sola yaklaştırmak sağda reklam alanı yaratır.

Fazlasını Oku