Doğru Bilinenler ve Müşteri

Computer-user--woman--shocked--surprised--laptop---26035859Çoğu zaman doğru bildiklerimizle müşterilerimizin istekleri birbirini tutmaz. Ben bunu web sitesi yapımından yola çıkarak inceleyeceğim.

Ben ne çok iyi bir programcıyım ne de iyi bir işletmeci. Bir pazarlama uzmanı da değilim ama bu üçü özelliğin bende harmanlanması gerektiğini düşünür ve ona göre kendimi geliştiririm. Bu “abi alıyor sigarayı ağzına monitöre bakmadan kod yazıyor” insanlarını hiç anlamamışımdır. Müşteriler çok beğeniyle anlatırlar. “Bizim bir arkadaşa bir değişiklik söyledim, bana bakarak kod yazdı, sorunu çözdü, lakin çalıştığı için zamanı yok”. Bunu daha bugün duydum.

Benim kesinlikle böyle bir hayalim olmadı. Nasıl yapılır hiç de merak etmedim. Ben olaya toptan baktığım için ufak ayrıntılar beni boğuyor. “Şurası sarı olsa?”. Tamam sarı olsun, isterse kırmızı olsun ama bu bizim çalışmamızın merkez noktası olmasın. Sen ticaret yapacaksın, ben de web siteni yapacağım. Yok kenarlar oval olsun, arka planda doku olsun vs.. Bunlar sitede satışa yönlendiren etmenler mi? Oval kenarlı ürün kutucuğu insanı satın almaya mı güdüler?

Önce trafiğine bakalım. Hedef kitleni belirleyelim. Ona göre reklam bütçesi ayır, sonra da sipariş adımlarına bakalım, anlaşılmayan ya da zor anlaşılan yerler var mı? Satış sonrası destek senin işin. Ama onu da düşünmek zorundayım. Geri iade prosedürlerini de ben programlayacağım.

confusedAma detaylarda o kadar boğuluyoruz ki. SEO çalışması yapmadan önce yapacağımız belki yüzlerce düzenleme var. Bir yandan tanıtım, satış, reklam konusunda planlamalar yapılmalı. Web sitesi her zaman bir araçtır. Ticari işletme için satış kanalı, mobilyacı için tanıtım ve sanal kartvizit alanı, Facebook için insanların iletişimde kaldıkları bir ortam yapıyoruz.

Elinde çekiç olan her sorunu çivi olarak görür. İnternet her şey değildir. Bir platformdur, bir kanaldır. Ne içinde kaybolmalı ne de gözardı etmeliyiz. Her müşterinin kafasında bak şu site gibi yapalım diyenler var. Yahu bana boş kafayla gel. Sen bana siteyi ne amaçla kullanacaksın ondan haber ver. Ben senin işinde, iş süreçlerinde ne gibi iyileştirmeler yapayım onu düşüneyim. Bir mobilyacının fantezisini gerçekleştirmek için site yapmayalım. Mobilyalarını listeleyelim, istersen satış yap, ya da sadece adresini koy. Benden sabah işe geldiğinde Karadeniz Müziği dinlemek için sitesine radyo koymamı söyleyen özel yurt sahibi oldu. Bu nasıl bir mantalitedir böyle?

Siteler amaç değil, araçtır. Sizin beğendiğiniz gibi olmak zorunda değildir. Ben siteyi aslında müşteriye değil, kullanıcıya yapıyorum. İnternet hakkında hiç fikrin yok ama web sitesi için uçuk fikirlerin var. Anlam veremiyorum. Bir site güzel olmak zorunda da değildir. Güzellik görecelidir. 10 sene önce Apple’ın sitesine bakın, şimdi yapan olsa leş gibi derler. Yani bunun bilimi yoktur. Ama kullanılabilirliğin, kullanıcı deneyiminin hesabı, kitabı, araştırması vardır. Ve müşterim üzgünüm ki sen bunları bilmiyorsun, haberin dahi yok.

Fazlasını Oku

Title Tagı ve SEO

Title adı üzerinde “başlık”tır. HTML dosyasında <head></head> etiketleri arasına yazılmalıdır. Title etiketi sayfanın başlığını içerir. Burada girilen metin tarayıcı başlığı olarak veya açık sekme üzerinde gözükür. MOZ‘dan aldığım bir görselle bunu pekiştirelim;

title-tag-browserGörüldüğü gibi SEO konusunda olduğu kadar kullanıcı deneyimi açısından da önemlidir. 5 tane sekme açıldığını düşünün. Sizin sitenizin başlığı sekme üzerinde yazacaktır.

Title etiketi önemlidir. Hem SEO açısından hem de kullanıcı deneyimi bakamından. Siz spor malzemeleri satan web sitenizin title etiketine “Ana Sayfa” yazarsanız bu çok yanlış olur. Ne demek bu? “Ana sayfa”. Neyin ana sayfası, hangi sitenin veya hangi ürünün sayfası?

İşte SEO yani optimizasyona en güzel örnek. Nasıl olmalıdır? Seçenekler var ama genelde şunlar olur;

  • Sayfa Adı | Site Adı
  • Site Adı | Sayfa Adı
  • Site adı | 5-10 keyword

Ben ilk kullanımı tercih ediyorum. Kullanıcılar artık sekmeli tarayıcılar kullanıyorlar ve bu sekmeler arttıkça okunabilen sayfa başlığı metni de. Şimdi ilk olarak site ismi vermek kullanıcıyı bir sürü siteden ayırır. Ama bu pek pratik değil. En iyisi favicon kullanıp sitenizi belli etmek, sonrasında da “Sayfa Açıklması | Site adı” şelinde kullanım.

SEO açısından bakmaya devam edelim. Şimdi SEO arama motorunu kandırmak değildir. Bu yüzden sattığınız her ürünü title etiketine de yazayım derseniz yanlış olur. Orası başlıktır. Her eklenen kelime, harf diğerlerinin değerini düşürür. Yani ne kadar çok koyarsam o kadar çıkarım diye bir şey yok. En azından otoriteler bu şekilde düşünüyor, popüler web sitelerinin de başlıklarına bakın, benzer örnekler görürsünüz.

Yani on tane küçük pankart yerine kocaman bir bayrak çıkarmak gibi. Sitenizi bir cümle ile özetlemelisiniz. Korkmayın, Google başlık ve site içeriklerini birleştirerek sonuçlarda gösterir. Yani “spor ayakkabısı” kategori sayfanızın gözükmesi için bunu her sayfanın title etiketine koymayın.

Kullanıcı yönünden bakınca da yazacağınız ifadeler istikrarlı olsun. Mesela “Erkan Spor | Spor Malzemeleri Satışı” gibi. İletişim sayfasında da bu kuralı bozmayıp “Erkan Spor | İletişim” olarak gidin.

Ama unutmayın ki orası Google için yapılmamıştır. Kullanıcılarınız için yapılırlar. Siz SEO performansı için sadece düzenleme yaparsınız.

Fazlasını Oku

Web Sitelerinde İçeriğin Koda Oranı

SEO Perfect Companyİçeriğin koda oranı, sayfadaki metin içeriğin sayfanın toplam HTML koda oranıdır. Yani gezindiğiniz bir sayfanın ne kadarı kod (bunu son kullanıcı görmez tabi ki) ne kadarı içerik metnidir, buna bakar.

Burada ve burada iki güzel bir blog yazısı buldum. Dili İngilizce, ben kendi deneyimlerimi katarak ve bu yazılardan faydalanarak bu konuya değinmek istiyorum.

Arayüz kodlaması yaparken 2 parça vardır. Birisi sitenin yapısını oluşturan elemanlar ve bunlara biçim veren sitil dosyaları. İkincisi ise gösterdiğiniz veri, bilgidir. Bu konuda kesin bir anlaşma sağlanmamış olsa da %20 ile %70 arası normal olarak görülüyor. Ama %40 civarı ideal olarak görülebilir kanımca.

Arama motorları aslında ilk olarak sitedeki veri/bilgi ile ilgilenirler. Çünkü arama yapan kullanıcı kod oranını umursamaz. O sadece istediği bilgiye ulaşmak ister. Kod oranının direkt olarak SEO durumunu etkilemeyeceği söyleniyor ama dolaylı yoldan etkiler. Bunlardan birincisi Eğer sitenizdeki içerik toplam kodun %10’u ise sitenin kodlanmasında bir sorun var demektir. Bu durum tablolarla site yapısını oluşturmada sıkça gözlenir. Bu sayfanın gereğinden daha fazla boyutlu olması anlamına gelir. Bu da hem sayfa açılış hızını yavaşlatır hem de Google’ın 100 KB’dan sonrasını okumaması engeline takılır. Bu da kesin bir bilgi değil, en azından ben bilmiyorum.

Yani çok dikey oran bozuklukları sayfada problem olduğuna işaret eder. Siz kodlamanızı doğru yapsanız da eğer sayfanız 500 KB ise yine sorun var demektir. Böyle bir durumda muhtemelen bir sayfada çok fazla veri sunuyorsunuz demektir.

Ayrıca yanlış kodlanmış, gereksiz elementler içeren İnternet sayfası kodları sayfanın görünümünün tarayıcılar güncellendikçe değişebilme riskini artırır. Ama standartlara uygun kodlama bunu zor bir ihtimal haline getirir. Bir de kötü kodlanmış sayfaların düzenlenmesi de programcı için ayrı bir dert kaynağıdır.

Bu gibi araçlarla sayfalarınızın kod/veri oranını öğrenebilirsiniz.

Fazlasını Oku

Site İnceleme : TK Özel Dedektiflik ve Araştırma

Bu siteyi inceleme sebebim hem sektörün İnternet’de yeni yeni büyüyor olması, bir de şirket sahiplerinin site eleştirimden memnun olacaklarını söylemeleri, bir de bu konuda bir site inceleyerek sektör hakkında bilgi sahibi olmak istemem.

http://arastirma.com.tr/hakkimizda adresindeki hakkımızda bölümünden şirket ile ilgili bilgi alabilirsiniz. Ben yine de özetleyeyim; 2006 yılında faaliyete başladıklarında özel dedektiflik sisteminde büyük kanun boşlukları yüzünden sorunlar yaşamışlar. Şimdi de kanunların pek yeterli olmadığı söyleniyor.

Öncelikle ben de özel dedektiflik konusunda önyargılıydım. Yani sonuçta birilerinin başkasının isteği ile takip edilmesi fikri hoşuma gitmiyordu ve kanun dışı olduğunu düşünüyordum. Bugün telefondaki sesi kaydedip mahkemeye sunmak, yanında bir de ses kaydının habersizce yapılmasının suçunu size yüklüyor, eğer yanlış bilmiyorsam. TK Özel Dedektiflik ve Araştırma ekibinden bu ve benzeri yanlışlarımı ve eklenmesi gerekenleri yazıya yorum olarak eklemelerini rica edeceğim. Böylece hem yanlış anlaşılmaları hem de bilmemiz gerekenleri öğrenelim.

Mesela verilen hizmetlerde reşit olmayan kişiler ve arkadaşlarının takibini görüm. Bu benim kafamdaki standart aldatan koca yakalayan dedektif imajını biraz yerinden oynattı. Ondan sonra özgeçmiş araştırması da çok yararlı bir hizmet olarak dikkatimi çekti.

Yani burada kanun dışı hiçbir şey yok, aksine kanunların uygulanmasını destekleyici önlemler var. Çocuğunuzun kimlerle gezdiğini takip ettirebilir, madde kullanıyor mu, sigara/alkol içiyor mu diye araştırma başlatabilirsiniz.

Benim işin çalışma sistemi ile ilgili söyleyebileceklerim bunlar. Eklemeler olursa ekipten arkadaşlar yorum aracılığı ile ekleme yapabilirler. Ben şimdi asıl konum olan İnternet sitesinin incelemesine geçeceğim.

Web Sitesi

Öncelikle genel olarak baktığımda gayet derli toplu bir sayfa. Oldukça geniş içeriğe sahip olmasına rağmen bilgi mimarisi (information architecture) gayet başarılı. Bulmak isteğiniz içerik tahmin ettiğiniz yerde oluyor. Zaten bilgi mimarisi araştırmalarının ana konusu budur. Bilgiye kolay ulaşım.

tk_ozel_dedektiflik

Site grafik tasarımı kesinlikle “sıradan” değil. Kendine özgü kontrolleri var. Günümüz tasarım trendlerine uygun, sade olmamasına rağmen karmaşa olmayan bir tasarımı var. Sağ fare tıklaması yasaklanmış. Bunu çok gereksiz buldum keza bu çok kolay aşılabilecek bir şey. Hiç bilgisi olmayan biri dahi “print screen” ile görselleri alabilir. Şimdi ben sağ tık yasağını atlatıp site kodlarına geçiyorum. Site arayüz kodlamasında gördüğüm hatalar veya başarılı uygulamalar;

  • İçerik/kod oranı oldukça açılmış. Arayüz kodlarının %13’ü içerik %87’si ise kod. Bu oran ın %25 ila %70 arasında olması öneriliyor. Bu kadar fazla kod hem sitenin açılış hızını etkiler,hem tarayıcının sayfayı render etme süresini. Arama motorları da genel kanı olarak kod yerine içerik isterler. Kodlar insanlar için değildir.
  • Sitenin meta ve description alanları abartılmamış. Olması gerektiği gibi site içeriğinden ipuçları vermiş.
  • Sayfa başlığı title etiketindeki metin şu “Dedektif | Özel Dedektiflik ve Araştırma” gayet makul bir metin. Ardarda yazılmış keywordler ile dolu değil. Tebrik ediyorum.
  • Site içerisinde CSS ve Javascript kodları var. Bu kodların ayrı dosyalarda durması gerekirdi. Sayfanın boyutunu artırıyor.
  • XHTML validation sonrası 21 tane kodlama hatası gördüm. Bu oran bu gibi sitelerde normaldir. Üçüncü parti uygulama ve eklentiler bu tip hatalar getiriyor. Yani site kodlanırken W3C kurallarına uygun yazılmış.

Sayfalar altına sosyal paylaşım butonları konmuş bu güzel bir hareket. Ama ben yazılara yorum da eklemeyi tercih ederdim. Artık her İnternet sitesi az veya çok komünite yaratabilecek uygulamalar yapmalı. Çünkü siz ne kadar sıkça sorulan sorular bölümü koysanız da kullanıcıların çok farklı soruları olacaktır. Kullanıcıya söz hakkı vermek her zaman iyidir.

İletişim bölümü de gayet başarılı. Size harita ve yol tarifi fonksiyonları sunuyor. Ayrıca iletişim bilgilerini buradan görebilir, iletişim formunu doldurarak site yöneticilerine mesaj yazabilirsiniz. Yanıtsız bırakmadıklarına bizzat şahidim 🙂

Yani sonuçta başarılı, özgün bir girişime ait gayet başarılı bir İnternet sitesi. Bir kere yaptık 10 sene götürür tarzında bir düşünceleri umarım ki yoktur. Sürekli gelişen bir platformda çok yanlış bir düşünce.

Başarılarının devamını dilerim.

Fazlasını Oku

SEO : Kısa Yoldan Köşeyi Dönmek

27Birçok yeni girişim bunun hayali ile yanıp kavruluyor. Bir anda büyüyelim, para kazanalım, arabalar alalım, patron/ağa olalım diyorlar. Ve sürekli şikayet; “piyasada para yok, dönmüyor be abi”.

Diyelim medikal ürünleri satan bir dükkan açtınız satışların artmasını beklersiniz. Ama her arz talebini yaratır yanılgısı ile başarısız olabilirsiniz. Biraz da şans olacak değil mi? Şans? Şans nedir? Benim tanımıma göre olasılıkların lehinize gelişmesidir. Milli piyango şanstır, kazı kazan şarttır. Kolay yoldan para getiren şeyler hep şans eseri oluşur. Çok hızlı büyüyen bir şirket çok iyi yönetiliyor olmalıdır. Diğer olasılık ise şanstır.

Medikal ürün dükkanınız pek iş yapmıyor ve İnternet’de mağaza açmayı düşünüyorsunuz. Ucuza kapatıp senelik 1.000 TL ödediğiniz bir elektronik ticaret sitesi açıyorsunuz. Buna da şans beklentisi ile giriyorsunuz. Medikal örneğini bizzat yaşadım. Adam aylık 300 TL gibi bir ücretle ürünlerinin arama motorlarında üst sıralarda çıkmasını istiyor.

Bu nasıl bir beklentidir? Hangi iş kolunda bu kadar yatırımla böylesine büyük bir atılım yaşanıyor merak ettim doğrusu, çünkü ben de SEO çalışması yapabilen biri olarak herhangi bir iş koluna dalabilirim.

Nasıl sahibinden.com’a girdiğinizde 260 TL’ye iPhone 5 olması saçma ise, aynı şekilde 300 TL ücretle birinci sayfa garanti etmek de o kadar saçmadır.

Ama yetişmemiz böyle. Ben kesinlikle buna bağlıyorum. Kahvede hiçbir niteliği olmayan adamlar “nasıl parayı buluruz” tarzında konuşuyorlar. Verecek bir şeyin varsa o da el emeğin. Zengin olmak istemek için bir değer yaratmak gerektiği düşüncesindeyim. Ama şansa alışmışız. Milli piyango, süper loto, on numara, iddaa. Okulda terslerde boş bırakmak yerine sallama şık seçmek. Babadan miras kalması, alışveriş sonrası kuponları biriktirip araba çıkmasını beklemek vs..

Şansa çok inanmışız. Bazı şeylerin şansla geldiğine inanıyoruz. Mesela para. Hayır şans ile değil. Birinin işleri güzel gidince “Allah, yürü ya kulum demiş” deriz. Ama adam bir sermaye yaratmış, risk almış, çalışmıştır. Daha sonra işleri genişletmiştir. Tabi burada şans faktörü de vardır. Ama şans burada bir yan faktördür. Planlama, eğitim, çalışkanlık başarıyı getirir mesela. Ama kumar oynarsanız o ayrı. Şans size en çok orada lazımdır.

Kısa yoldan kimse kimseye para vermiyor. Eğer bunu bir şekilde başarmışsanız ya illegal ya da etik olmayan yöntemlerle yapmışsınızdır. Ama bir cafe açıp, bunu 2,3 derken 10’a çıkaran biri için şans faktörü daha az etkisizdir. Her açılan cafe de mi şans? On kere parayı atın ve 10 kere yazı gelsin. Olası mı? En azından düşük. Demek ki şans yarımcı bir faktördür.

Fazlasını Oku

Blog Tanıtımları : The Blog Note

Merhabalar rast geldiğim bir blogu daha sizinle paylaşmak istedim. Blog kendisini “Online (Dijital) Pazarlama ile Yazılar” şelinde tanımlıyor. Yazarı Mevlüt Güleç dijital pazarlama üzerine çalışıyor ve blogunda bu konularda paylaşımlarda bulunuyor.

İnternet Reklamcılığı, SEO, SEM, Pazarlama kategorilerinde zengin içerik mevcut. Takip edilmeye kesinlikle değer. Bir şeye değinmeden geçemeyeceğim; o da blogun tasarımı. Bir İnternet sayfası güzel olmak zorunda veya canlı olmak zorunda değildir. Ama kullanılabilirlik ve kullanıcı deneyimi göz ardı edilmemelidir. Bir kere içerik sola yaslanmış ve 1px daha boşluk yok. Aşağıda örneği

mevlut-gulec

 

Burada içeriğin biraz ayrıştırılması daha okunabilir bir sayfa ortaya çıkarabilirdi diye düşünüyorum. Zaten blog özel tasarımlı değil, hazır wordpress teması kullanıyor. Ama bence pek doğru bir seçim olmamış. Bir kere sitenin inşasında renkler ve kolonlar yararlı olur. CSS yüklenme problemi mi var bilmiyorum ama Google önbelleğinde de aynı gözüküyor.

Unutmadan blog adresi : http://theblognote.com/

Not : yorumda belirtildiği gibi siteye saldırı varmış. Bu siteye de yakışan bir tasarım toparlanma sonrası ortaya çıkacaktır.

Fazlasını Oku

Google Analytics Not Provided

Google analytics’de bir süredir trafik kaynaklarında arama motorlarından gelen trafiğin listelendiği sayfada “not provided” tarzında bir yazı görüyorsunuzdur. Sitenize ulaşan arama motoru trafiğinin bir kısmını (bende genelde gösterilenden 2 kat daha fazlası) göremiyorsunuz. Yani hangi ifade aranmış ve sonrasında sitenize gelmiş göremiyorsunuz.

Bunu uzun süredir görüyordum ama anlamını hiç merak etmemiştim ta ki bu güne kadar. Yanılmıyorsam bu yenilik 2011 yılının ekim ayında duyurulmuş. Tarayıcılarında Google kimlikleri ile arama yapan trafikler bu şekilde gizleniyor.

terkok

İlgili Açıklama;
http://analytics.blogspot.com/2011/10/making-search-more-secure-accessing.html

Kaynak;
http://theblognote.com/google-analytics-not-provided-ne-demek.html

Fazlasını Oku

SEO SEO Her Yerde SEO

SEONe işe el atsak, hangi projeye başlasak direkt açılan konu; SEO. Hakkında bu kadar düşündükleri SEO yerine İnternet siteleriyle ilgilenseler, istatistikleri inceleseler, kampanyalar yapsalar, ne bileyim satış taktikleri geliştirseler çok daha başarılı olurlar.

Bir de hali hazırda var olan sitelerden “bize SEO desteği verir misin?” tarzında talepler geliyor. Zaten alışveriş sistemi yazılmış, bitmiş. Sen çıkagelip “300 TL vereyim beni sektörümdeki ürünlerde üst sıralara çıkar” diyorsan ben SEO desteği vermiyorum.

Ben siteyi arama motoru için yapmıyorum. Bu siteyi kullanacak insanlar için yapıyorum. Benim asıl odaklanmam gereken konu bu. Ben SEO konusunda “arama motoru dostu” site prensibini benimsedim. Yani zaten çoğu yerde söylenen temel kurallar İnternet sitenizin kalitesini artıracaktır.

Ama şu olabilir, “gel bizimle çalış, sektörümüzü öğren, site analizlerine bak, adwords kampanyaları düzenle, kelime analizlerimi yap” dersen reddetmem. Bu bir arama motoru tabanlı pazarlama işi olur. Zaten sitede amaçlanan neyse toptan bir şekilde ele alınmalıdır. Kodlar kontrol edilir, arama motorunu üzmeyecek düzenlemeler yapılır. Çok düşük maliyetli bir ürün mü ürettin? O zaman adwords yardımına koşar, karını edersin.

Benim deneyimlerim, canlı, yaşayan, sürekli geliştirilen bir İnternet sitesinin organik olarak arama motoru trafiği çekeceği yönünde kanı oluşturdu. Mesela http://namaztakip.com Dün 110 tekil girmiş. %80 trafik de arama motorlarından. Bounce (hemen çıkma) oranı da %35 gibi iyi seviyelerde. Ben bu site için hiçbir sözde SEO taktiği uygulamadım, artı olarak enerjimi bu yönde harcamadım.

Herkes SEOcu herkes ilk sıralara yükseltiyor, peki bu altta kalan siteler neden bu hizmeti almıyorlar? Sen “tahta oyuncak” aramasında birinci sırayı garanti ediyorsan ahmaklık ediyorsun. Tahta oyuncak üreten bir firma ile anlaş ve bir elektronik ticaret sitesi kur. Buradan satış yap. Ne de olsa birinci sırayı garanti edebiliyorsun. Eğer böyle değerli bir fırsatı gidip 500 TL’ye başka bir firmaya veriyorsan yanlış yapıyorsun.

Kim simit satılan yerleri iyi bilir de buralarda simit satmak varken gidip 20 TL’ye başka simitçilere bu yeri söyler? Neyi neyle satın almaya çalışıyoruz. SEO konusunun açılması bile hoşuma gitmiyor. Artık optimizasyon falan yok. Arama motorlarını kandırma var. 50 tane tumblr postu satın almak ne kadar etik?

Projenizle, işinizle ilgilenin.

Fazlasını Oku

Seo Hocası ve Yanlış Anlaşılmalar

SEO ile ilgilenenler bilirler. http://seohocasi.com sitesi vardır. SEO ile ilgili içerik ve SEO satarlar evet SEO satarlar.

http://www.seohocasi.com/seo-fiyatlari/

SEO fiyatları verilmiş linkte. Neyse o konulara hiç değinmeyeceğim. Ücretsiz SEO analizi bölümünden ben de sitemi analiz ettirdim. Bana hata ve doğrularımı gösterdi. Aslında bana bir makale konusu yarattı desek daha doğru olur.

En absürt olanını söyleyeyim, diğerlerini siz incelersiniz. Aşağıda sitemdeki bir SEO hatası görünüyor;

Tablo Hatası

Ne demek bu şimdi? Table etiketi kötü çocuk mu oldu şimdi? Senelerce sayfa inşasında standart dışı kullandınız, şimdi de table etiketini SEO için olumsuz görüyorsunuz.

Hayır arkadaşım table etiketi diğer etiketler gibidir. Yalnız bir şartla; tablo biçimindeki verileri sunmak için. Eğer site inşasında kullanıyorsanız yukarıdaki uyarı doğru olabilir. Gerçi Google doğal olarak sizin tablo etiketini ne amaçla kullandığınızı anlamakla vakit kaybetmez. Ama siteniz standartların dışında, çok daha fazla kod içeren, değiştirilmesi zor bir yapıya bürünür.

Bir de h(x) etiketi ile ilgili yorum yapılmış o yorum da burada;

heading_error

 

İlk madde doğru sayfada bir adet h1 tagı olmalıdır. Sayfanın ana içeriğini belirtir bu tag. Eğer farklı içerikler de varsa h2, h3, h4… diye gidersiniz. Ama maksimum 4 adet h2, 4 adet de h3 etiketi olmalıdır bilgisi yanlış. Bu sayılar içeriğe göre değişir. Ne yani sayfanızda 5 adet makale başlığı varsa 5. başlığa başka etiket mi kullanacaksınız. Bu etiketler önem sırasına göre ters orantılı numaralandırılmıştır. h1 en önemli h2, h3, h4 sırayla görece daha az önemli olan içerikleri işaretler. Bu tamamen site içeriğine bağlıdır.

Google bot için site yapmıyoruz değil mi!!

Fazlasını Oku

Black Hat SEO Üzerine Kurulan Bir Firma

Black Hat SEO
Black Hat SEO

Firmanın ismini vermemek daha iyi olacak. Neyse bu firmamız çeşitli SEO paketleri satıyor. Sakın içinizden SEO’yu arama motoru ile pazarlamanın bir parçası olarak gören, SEO’nun bir işlemler bütünü değil, sürekli devam eden bir süreç olduğunu söyleyen bir firma geçmesin.

Üç aşağı beş yukarı SEO paketleri şöyle;

  • Siteniz hakkında Tumblr’da 50 tanım.
  • Farklı 10 IP’den backlink
  • Bilmem şu kadar wordpress backlinki
  • 30 küsür blogda tanıtım yazısı

Ve bu hizmeti ücretini ödeyen herkese sunuyorlar. İki sitenin anlaşıp birbirlerine link vermesi veya backlink satılması Google tarafından yasaklanmıştır. Ve etik olarak da doğru değildir. Hazır mutfak işi yapan bir firmayı 50 tane tumblr postunda nasıl tanıtacaksın?

Bilmiyorum, hatta ilgilenmiyorum ama  Google uzun vadede bu tip siteleri tespit edecektir. Kimilerinin sıralamaları ciddi oranda değişecek, kimileri ise Google Sandbox’a girecek. Tabi bunlar ihtimaller. En azından ben hiçbir işime bu şekilde çürük temelli başlamam.

Bu tekniklerle siteleri üst sıralarda çıkardınız, firma satışlar yaptı para kazandı, siz de kazandınız. Bu düpedüz tırnakçılıktır. Kap kaç gibi bir şeydir. Üstelik İnternet’i de çöplüğe çeviriyorsunuz. 50 tane tumblr postu; bunu 1000 firmaya satsanız 50.000 post eder. Yani insanların karşısına geçip zaman ayırabileceği postlar. Burada bu insanların hem İnternet deneyimini düşürüyor, İnternet içeriğine güveni azaltıyor ve en önemlisi bilgi kirliliği yaratıyorsunuz.

Ey ilk sırada çıkmak isteyen web sitesi, sen buna layık mısın? Yaptığın işte 1 numaramısın da bunu istiyorsun? Web siten, içeriği, kullanıcı için hedeflediği veriyi, hizmeti, ürünü siten sunuyor mu?

Bana Google’da üst sıralarda çıkarma tarzında talepler geldiğinde söylediğim şu oluyor. Sitenizi arama motoru dostu bir hale getirebilirim. Sitemap hazırlarım, URL’leri düzenlerim html etiketlerini doğru kullanırım, sitenin açılış hızını artırırım. Hepsi bu. Eğer birinci sırada çıkınca bir şeyler satacaksan elini cebine at. Adwords ve Adsense denen olay var.

Adwords’e binlerce lira yatırabilirsin. Buna kimsenin itirazı olamaz. Kullanıcılar reklam olarak tanımlı alanlarda siteni görür ve tıklarlar, sonrasında istediğin işlemi web sitende yaparlar veya yapmazlar orası meçhul ve başka bir yazının konusu.

Bu şekilde olmamalı. En azından sadece bu işi yapan, sermaye yatıran firmalar olmamalı. El altından yapanlara bir derece hak veriyorum. Para kazanmaları gerekiyor ve en saldırgan yöntemlere başvuruyorlar fakat sermayeniz varsa katma değer yaratın. İnsanlara verin ki alasınız, kazandırın ki kazanasınız.

Fazlasını Oku

Tüm Metni Bold Yapalım, Böylece Tüm Metin Vurgulanmış Olur

Müşterilerimizden biri Google için SEO konusunda okumalar yapmış. Tabi bold(vurgulu) metinlerin önemini görmüş. Bana geldiğinde “Sitedeki tüm metinleri bold yapalım, böylece vurgu artmış olur”. “Hayır, tam tersine” dedim ben de. Peki neden böyle dedim?

Metinde bazı yerleri vurgulamak önemlidir. Özellikle kendi anahtar kelimelerinizi. Fakat şöyle de bir durum var; vurgu yaptıkça diğer vurguların önemi azalır. 100 puanımız var diyelim, 5 tane vurgu 20şer puan  dağıtır vurgulara. Eğer 100 kelime vurgularsak aynı sayfada hepsine 1 puan düşer, bu da yapılmak istenene ters düşer.

Aynı kural title etiketi için de geçerlidir. Ne kadar çok kelime o kadar düşük vurgu demektir.

Fazlasını Oku

SEO Biliyorum

Baştan aşağı yanlış bir cümle. Bu cümleyi söylüyorsan SEO gerçekten nedir bilmiyorsundur. Nasıl html öğrendinse SEO’yu da bir kurallar bütünü gibi öğrenmişsin.  Forumlarda yazılan taktikler, joomla eklentileri, backlink çalışmaları vs…

SEO bilinmez, SEO sitenin komple altyapısını oluştururken de düşünülmesi gereken bir şeydir. Daha önce de çok yazdım. Evet siteyi kullanıcılara göre yapmalıyız, amaç her zaman bu olmalıdır ama arama motoru dostu sayfa kimseye zarar vermez. Aslında çevrede dolaşan teknikler İnternet’i ilerleten şeyler w3c uyumlu XHTML & CSS yazmak, flaş yerine metin içerik tercih etmek, düzgün URL hazırlamak gibi.

SEO, siteyi arama motoru dostu bir yapıda kurgulamaktır. Üstelik SEM(Search Engine Marketing)’in bir parçasıdır.

Fazlasını Oku

Sitem Nasıl Google’da İlk Sıralarda Çıkar?

Bu yazıyı bu işin tekniğini, jargonunu bilmeyenler için yazıyorum.

Öncelikle bu sorunun kesin cevabı yoktur. Google aksi belirtilmedikçe bir sayfada 10 tane sonuç gösterir. Herhangi bir kelime ya da ifadede bunu yapacağını iddia eden 11 firma varsa en azından 1 tanesi başarısız olacaktır. 20 firma varsa 10 tanesi başarısız olacaktır. Çünkü her site Google’da ilk sıralarda olmak ister.

Yeni bir site yaptırdıysanız ilk aşamada firma ismi yazınca ilk sırada çıkarsınız. Bu en azından sizi tanıyan müşterilerinizi doğru yere götürür yani size. Bunun dışında mesela “kocaeli mobilya” ifadesini ele alalım. Bunu aratın isterseniz 4-5 sayfada da mobilyacı sitesi görürsünüz. Neden sizin siteniz üst sıralarda çıksın? Öncelikle bunu kendinize sorun. Ben ilk sıralarda çıkmaya hazır mıyım? Henüz firmanızı kuralı 6 ay olmuş, yeni web siteniz yapılmış. Bu isteğiniz çok astronomik bir istek.

Peki ne yapmalı? Google Adwords reklamları. Kısaca açıklayayım; siz “kocaeli mobilya” kelimesi aranınca sponsor sonuçlar kısmında görünürsünüz ve kullanıcılar reklama tıkladıklarında belli bir ücret size yansır ama potansiyel müşteri sitenize gelmiş olur. Buradaki fayda/maliyet oranını siz yapacaksınız. Bir tıklamaya ne kadar ödeyebilirsiniz? Ne kadar fazla öderseniz o kadar çok ziyaretçi gelir. Eğer reklama harcadığınız parayı artırdıkça kar da artıyorsa reklamı artırmaya devam edebilirsiniz. Eğer bu reklamların maliyeti kadar iş getirmiyorsa kampanyayı daha düşük rakamlara çekersiniz.

Google Adwords reklamı vermenin sitenin normal arama sonuçlarına da fayda ettiği söyleniyor ama kesin bir şey yok. Zaman geçer, fuarlara katılırsınız, ticaret odalarına kayıt olursunuz, belediye için iş yapar ve sitesinde tanıtılırsınız o zaman arama sonuçlarında üst sıralara doğru bir iyileşme olur. Yine ilk sayfada çıkacak garantisi yoktur. Bu garantiyi de kimse veremez.

Bu bahsettiğimiz arama motorunda üst sıralarda çıkma olayına teknik anlamda SEO deniyor, yani arama motoru optimizasyonu. Ama bu %90 yanlış uygulanıyor. Herkes yanlış da sen mi doğrusun diyebilirsiniz. Ama benim bir iddiam yok. SEO bir süreçtir. Pazarlama, satış kadronuzun, siteyi yapan ekibin birlikte çalışması gerekir ve 3 ayda 8 ayda biten bir şey değildir. Sürekli devam eder. Yeni hizmetleriniz olur, yeni referanslarınız eklenir. Sektörel makaleleriniz yayınlanır, firma rehberlerine kayıt olursunuz. Adwords kampanyanız devam eder vs..

Aslında SEO’ya değil SEM danışmanlığına ihtiyacınız var. SEM, arama motoru pazarlaması diye açıklanabilir. Bu SEO çalışması, adwords, adsense çalışması, diğer reklamlar diye uzar gider. Yani, “Ağabey ver 300$ ilk sıradasın diyenlere inanmayın. O adam vadettiğini yapabilse önce kendine yapar. Sorun bakalım “web tasarım” ifadesinde kaçıncı sıradalar.

İnternet’de serseri mayın gibi dolaşan ziyaretçiye ihtiyacınız yok. Bu açıdan bakıldığında arama motorları size çok güzel bir reklam kanalı sağlar. “kocaeli mobilya satın al” aramasında reklamlı veya reklamsız görünmeniz çok önemlidir. Oldukça iyi geri dönüş rakamları alırsınız. Gelen ziyaretçi/satış oranı yüksek olur.

Hadi! Gidin web sitenizi yaptırın ve istediğiniz müşterilere ulaşın.

 

Fazlasını Oku

rel=”nofollow” nedir? Ne Zaman Kullanılmalıdır?

Google ilk başlarda sitelerin birbirlerine verdikleri linkleri toplamak için kurulmuştu ve tüm web içeriğini indekslenmek üzere depolamıştı. Bu hangi site hangi siteye link veriyor tespit edebilmek içindi. Tabi Sergey ve Larry burada büyük bir potansiyel gördüler. Kaliteli siteler daha fazla link alıyorlardı. Bu şu zamanlarda Page Rank dediğimiz olayın temelini oluşturdu.

Tabi bu olay geliştiriciler tarafından öğrenilince manipüle edilmeye başladı. Herkes birbirine link verdi veya bir sitede yüzlerce ilgisiz link oluyordu. Bu yüzden bu algoritmayı değiştirerek ilgili, kaliteli ve optimal link içeren sitelere öncelik verdi. Bu tür black hat SEO işlemleri banlanma ile cezalandırıldı.

Fakat bazı durumlarda sitemizde birçok link olabilir. Genellikle forumlardaki imzalar, blog yorumlarındaki “web siteniz” alanı gibi yerler alakasız linklere neden oluyordu. Ama bu manipülasyon değildi, sadece doğal işleyiş böyle.

Bu problem için Google, Yahoo, Ask aralarında anlaşarak linklere verilenbilecek “nofollow” özelliğini kabul ettiler. Bu özellik kısaca şunu demek oluyor; “Ben buraya link veriyorum ama kullanıcılar için, ister o siteyi tara ister tarama ben kefilin değilim”.

Şu şekilde kodlanıyor;
<a href=”http://www.yahoo.com” rel=”nofollow” />

Tabi bunu da manipüle edenler oluyor. Bunun Google tarafından iyi algılandığı için her sitede olması gerektiği düşünüldü. Aslında çok saçma bir çıkarım. Google da bu tip spam linkleri de cezalandırmaya başladı.

Önemli olan ne için kullandığınız, Google sadece “siteyi benim için değil, kullanıcı için yap” diyor. Bunun dışında her türlü manipülasyon banlanpaya neden olabilir. Hiç bilinmedik bir taktik bile uygulasanız bu yaygınlaştığında ban yiyebilirsiniz. Bu yüzden SEO sitelerine girip teknikleri uygulamayın, SEO dostu siteler yapın ama insanlar için.

Fazlasını Oku

Yanlış Bilgi ile Donanmış Müşteriler

Web sitesi işlerinde her zaman “Abi benim emlak sitesi olacak, siz bilirsiniz. Ben karışmıyorum” tarzı diyaloglar gerçekleşmiyor. Zaten bu kadar soyutlanmış olmak da iyi değil. En azından İnternet’den nasıl ve ne kadar faydalanacağını bilmesi gerekir. Müşteri iş ile web sitesi arasındaki bağlantıdır. Ben emlak işinden anlamam, o da programlamadan tasarımdan.

Ne yazık ki müşteriler genelde kulaktan dolma bilgilerle geliyorlar. Google’de çıkacak mıyım? çıkarsam 1.sayfada çıkar mıyım? Sitem güzel olacak mı? Joomla ile yapmayacaksınız değil mi? vs.. vs..

Biri demiş seni 100$’a Google’da istediğin yerde çıkartırım, diğeri demiş limitsiz barındırma 20 TL senelik. Öbürü 1000 tane arama motoruna kaydediyormuş. Saçma sapan tutarsız bilgiler. Bu durumda herkes işini yapmalı. İşin ticari boyutunu sen düşün, bunu İnternet ortamına istediğin şekilde aktarılmasını ben.

Müşterinin öncelikle kafasının boşalması gerekiyor. Web mitlerine tamah ediyor çoğu kişi. Gidin r10.net’e bakın. Doktora gittiğinizde tedavi yöntemlerinin tekniklerini tartışıyor  muyuz? Sen işini bana anlat, İnternet’den ne bekliyorsun? Yapacağımız çalışmanın sonunda ne kazanacaksın? Marka bilinirliği mi yoksa sene sonu ciro mu daha çok ilgilendiriyor seni? Ya da telefon trafiğini azaltmak mı istiyorsun?

Çalıştığım yerlerde tanık olduğum müşteri görüşmelerinde ana konular;

  • W3C standartlarında kodlama
  • Arama motoru optimizasyonu
  • Tasarımın güzelliği
  • Joomla değil, özel kodlama olması
  • Tema değil, özgün tasarım olması
  • Sitenin hızı
  • Hata verir mi? Çöker mi?

Bunlar en son konuşulması gereken konular. Siz dişçiye gittiğinizde hangi dişte sorun olduğunu bilmeden diş çektiriyor musunuz? Nedir? İlk önce sorunlu diş tespit edilir, sonra buna uygun tedavi uygulanır.

Ben müşterimin işini anlamamışsam, daha doğrusu ne istediğini bile bilmiyorsam java’da yazsam ne olur C# da yazsam ne fark eder.

Müşteriden şöyle bir cümle kurmasını isteyin; Ben x işi yapıyorum ve İnternet sitesinde x içeriklerin olmasını ayrıca x ürünlerim için sipariş formu istiyorum. Site bittiğinde x ihiyaç giderilmiş, y işlemi İnternet’e taşınmış olsun. Bunun sonucunda x kazanayım.

Fazlasını Oku