Elemanonline.net Kullanıcı Deneyimi Problemi

Elemanonline.net benim de gerek iş bulmak, gerekse iş piyasasını kontrol etmek için kullandığım bir platform. Bugün yaşadığım bir kullanıcı deneyimi probleminden bahsedeceğim. Hem bir örnek olsun, hem de elemanonline.net’e katkımız olsun, o kadar işe girdik çıktık 🙂

Şimdi tablo şu;

Detaylı Arama Sonuç Sayfası
Detaylı Arama Sonuç Sayfası

Peki bu nedir? Ben bu sayfaya yer imlerimden ulaşıyorum. Linki de bu;
adres

 

Yani Bilişim/Bilgisayar kategorisinde ve Kocaeli için verilen ilanları listeleyen sayfa. Her zaman formu tekrar tekrar doldurmak istemiyorum haliyle. Ama burada bir handikap var. #is-ilanları linki ile geldiğim için beni direkt sonuçlara gönderiyor. Arama yapınca da bu böyle oluyor. Karşımda gri bir blok var ve bir şeylere tıklamamı engelliyor. Bunun sebebi de site içi açılır bir pencere. Yani teknik olarak bir pop-up değil ama sitenin geneline tıklanmayı engelleyen bir katman ve üzerinde bu içerik oluyor. Görünüşte pop-up diyebiliriz. Aslında görmem gereken görüntü şuna benzer olmalı;

Pencere

Ama url sonundaki #is-ilanlari direktifi beni direkt olarak sonuçların başladığı alana scroll ediyor. Basit ama önemli bir detay. Zaten daha çok çalışma zamanında yakalanabilecek bir hata. Sadece kullanılabilirlik için bir örnek olması açısından yazdım. Kullanıcılar sitemizde gezerken ne gibi zorluklarla karşılaşabiliyorlar görelim diye.

Fazlasını Oku

Düz Mantık Her Zaman İşe Yaramaz

mantikHayatta bazı unsurlar üzerinde çok düşünülmeyecek kadar basittir. Üşüyünce sobayı yakarız, sıcak olunca klimayı açarız. Önyargılarımız da bu yüzden yoğundur. Beyin sorunları  kısa yoldan çözmeye  eğilimlidir.

Ama her zaman bu düz mantık işe yaramayabiliyor. Mesela eskiden köylerde doktor olmadığı için birçok hastalığa alternatif (o zaman aktif) tıp uygulanıyordu. En çarpıcı örnek ishal. Anneleri çocuklara sık sık sulu tuvalete çıktıkları için su vermezlermiş. E bakınca mantıklı. Sulu yapıyorsa çok su içmiştir. Ama tahmin ettiğiniz gibi ishalin ilk tedavi önerisi bol ve temiz su içmektir.


Copy - PasteBir de teknolojiden örnek verelim. Microsoft Office programında bir sürü araç çubuğu ve bir sürü ikon vardır. Hepsi belli işler için konulmuştur. Ama Office geliştiricileri bu buton fazlalığının çığırından çıktığını düşünüp sadeleştirme yöntemine gitmişler. Programcıların olduğu bir ortamda programcı, yani bilgisayarı en üst düzeyde kullanan insanlar vardır. İlk önce Paste (Yapıştır) butonuna gerek olmadığını düşünmüşler. Ekipteki herkes Ctrl + c ve Ctrl + v kısayolları ile kopyala-yapıştır yapıyormuş. Gerçekten de şuan da böyledir. Nihayetinde paste butonunu kaldırmayı kararlaştırmışlar. Ondan sonra kullanım istatistiklerine bakmışlar ve şaşkınlık verircesine “paste” butonu sık kullanılan butonlar arasındaymış. Burada kaçırılan şey şu; on milyonlarca insan bu programı kullanıyor. Her dilden, her ırktan, kültürden insan. Yani bir arayüz tasarımcısı kendinin rahatça kullanacağı bir şey yapmamalıdır. Çünkü arayüz onu kullanacak kişiler için tasarlanır.

Bu yazıyı yazma sebebim de biraz komik. Galaxy s4’üm (her yazıda bunu belirtmek zorunda mıyım?) ışık fazla olduğu ortamlarda ekran parlaklığını en üst düzeye çıkarıyor. Gece açtığımda ise düşük parlaklığa ayarlıyor. Bunu üzerindeki ışık algılayıcısı ile hesaplayarak yapıyor.

Ben telefon kullanmayan biri olsaydım büyük ihtimalle ışık azken parlaklığı artırır, çokken azaltırdım. Düz mantık. Gece ışığa ihtiyaç olur değil mi? Tabi ki değil. Gece ortamdaki ışık az olduğundan parlaklık en düşük düzeyde de olsa ekran görünebilir. Ama dışarıda güneş tepedeyken parlaklığı kısarsak hiçbir şey göremeyiz ekranda. Daha parlak olmalı ki yansıma yerine ekranı görebilelim.

Sonuç olarak akılda bulundurmakta fayda var. İnsanlar aynı şeyi aynı şekillerde kullanmayabilirler. Önemsiz dediğiniz özellikleri çok sık kullanabilirler. Çok okunacağına inandığınız bir haberi az okuyabilirler. Basit özet bir haber yorum dolar. Bunları tahmin etmek zor, düz mantıkla yaklaşmak da çok yanlıştır.

Fazlasını Oku

Microsoft Hesabı Açmak

Çok zor bir şey değil ama kullanılabilirlik adına bir yanlış gördüm onu yazmak istedim. Şimdi aşağıdaki forma bakalım. Klasik bir eposta oluşturma formu.

outlookBurada herşey yolunda gibi gözüküyor ama kullanana kadar. Bakın formu doldurmaya devam ederken ahmet@hotmail.com.tr’nin dolu olduğuna dair bir mesaj ya da uyarı almıyorum. Şifrelerimi giriyorum, formun geri kalanını doldurup captcha (doğrulama kodu) nu giriyorum ve sonra hata gösteriliyor ismin kullanıldığına dair. Her sefer de captcha kodunu tekrar girmek zorunda kalıyorum. Büyük servislerin de öyle captcha kodları oluyor ki, okumak eziyet oluyor.

Basit bir şekilde kullanıcı adını yazdıktan sonra bir AJAX kodçuğu ile kullanıcıya bir uyarı verilebilir. Eskiden kullanılabilecek olası benzer kullanıcı adlarını da listelerdi Microsoft, Yahoo. Ama en azından uyarı şart.

 

Fazlasını Oku

İnternet Kullanıcısına Saygı

Belki blogunuz binlerce kişi tarafından ziyaret ediliyordur. Ya da haber sitenize günlük 10.000 tekil ziyaretçi giriyordur. Ama şunu unutmamak gerekiyor ki hepsi sizin gibi, benim gibi birer insan.

Bu yazıyı yazmamın sebebi şu video gösteriminden önceki anketler. Belki kapatıp geçme yolu vardır ama ben hiç öyle bir şey göremedim, işin mutfağından biri olarak. Siz yolda giderken birini tutup direkt anket sorularını sormaya başlayabilir misiniz? Hayır. Önce izin Respectister, açıklama yapar, kabul ederse ankete başlarsınız. Anket bitiminde de teşekkür eder ve uğurlarsınız. Bir video izleyeceğim pat “cinsiyetiniz erkek/kadın?”, “hangi takımlısın?”. Dikkat edin ben siteye üye olmuyorum, sadece video izleyeceğim. Bu taktikleri bende ters tepiyor. Aksine tercihim neyse tersini seçiyorum. Cinsiyet sorarsa  “kadın” işaretliyorum. Takım sorarsa Fenerbahçe’yi seçiyorum. Bana yapılan zulme karşı ben de tepkimi bu şekilde gösteriyorum. Hatta çıkasım geliyor o siteden bir daha girmemek üzere.

Bu güruh muamelesi yaptığınız insanlar birer birey ve her insan gibi saygıyı hak ediyorlar. Bu yalakalık falan değil. Hem insanlara meta satarak para kazanıyorsunuz, aynı şekilde saygıyı da insanlardan esirgememelisiniz.

Bu Türkiye’ye özgü bir şey değil tabi ki. Oyun zannedip tıklanan flash reklamar. “iphone Kazandınız, tıklayın telefonunuzu alın” tarzında reklamlar. Cep telefonlarının taklit modellerini “büyük indirim” diyerek satmak. Bunların hepsi İnternet’e olan güveni zedeliyor. Mesela dayım iphone’u için kredi kartı bilgisi girmeye çekiniyor. Düşünün dünyanın en değerli şirketi bu, güvenli ve şeffaftır. Ama o kadar kandırmaya, para koparmaya çalışırsanız bu tepki çok doğal.

Mesela sitenize günlük 10.000 tekil ziyaretçi geliyor. “Abi hemen adsense koyalım günlük şu kadar sayfa gösterimiyle iyi para yaparız” diye düşünülür. Evet gelir getirir. Ama bir süre sonra bu yetmez, reklamların içerik ile ayrılması zorlaştırılır. Yani tırnakçılık, başka bir şey değil. Kullanıcı istemsiz reklamdan dolayı gittiği siteden memnun değil, o reklamı veren firma geri dönüş oranının düşüklüğünden şikayetçi, Google’da memnun reklam veren kaybedebilir. Sadece siz 100$ daha fazla kazanırsınız.

Kullanıcılarınızı izleyin, ne arayıp geliyorlar sitenize, hangi içerik/uygulama ilgilerini çekiyor analiz edin. İnsanlardan fuara giriş ücreti almak yerine lunaparakda daha fazla para harcatın. Ama bu harcamadan hem ziyaretçi eğlensin/memnun kalsın, hem de siz memnun olun. Kulağa hoş gelmiyor mu?

Fazlasını Oku

Bence Hatalı, Sizce?

arena-tr sitesinden torrent ararken bu deneyimi yaşadım. Basit ve anlatılması zor olmayan bir problem. Problem kısa şöyle özetlenebilir; torrent arıyorum ama gelen sayfa arama yaptığım sayfanın aynısı ya da benim dikkatimden kaçacak kadar farklı değiller. Yani arama sonucunun geldiğini, arama yapıldı mı, varsa sonuçlar nerede göremiyorum. Bunun için scroll etmem gerekiyor. Arama Sayfası;

aramadan_once

Bu arada monitörüm 23 inc ve 1920 x 1980 çözünürlüğünde. Yani sayfa uzunluğu yeterli bir monitör kullanıyorum. Bir dizüstü veya tablet bilgisayar değil. Bu masum sayfadan arama yapacağım. Arayacağım şey de “Karayip Korsanları”. İfadeyi yazıyor ve arama butonuna basıyorum. Karşıma çıkan sayfa şu;

aramadan_sonra

Arama yaptığım sayfaya benzer bir sayfa. Zaten aramaya basar basmaz belirdi. Aynı sayfayı yenilemiş gibi oldum. Sadece aram kutucuğu kısmında yazdığım ifade var ki onu da bu yazıyı hazırlarken fark ettim. Ben arama yapılamadığını düşündüm ilk anda. Tekrar aradım yine aynı, sonra sayfayı scroll ettim ve karşıma şu görüntü çıktı;

sonuclar

 

Meğersem biraz scroll etmek her şeyi çözecekmiş. Bunu bir netbook’da düşünün; kullanıcı arama yaptıktan sonra sağlam bir scroll yapacak ki sonuçlara ulaşabilsin. Benim açımdan kullanışlı değil. Arama sonrasında sayfa, arama sonuçlarını da gösterecek şekilde auto-scroll edilebilirdi.

Basit, küçük ama önemli şeyler. Yeni davet ettiğiniz bir kişinin hiç sonuç bulamadığını düşünüp siteden bir daha girmemek üzere çıkmasına neden olabilir mesela. Bunu istemeyiz değil mi?

Fazlasını Oku

Bilgisayarla Baş Başa

Computer-user--woman--shocked--surprised--laptop---26035859Hiç yeni yeni bilgisayar öğrenmeye başlayan birine rast geldiniz mi? Sudan çıkmış balık gibi olurlar. Bir ütüde birkaç düğme veya ayar vardır. Televizyon daha komplekstir. Tabi bu aletler bilgisayarın yanında hesap makinesi sayılır.

İşlevleri tek hareketle yapılan aletler kolay öğrenilir. Mesela ütüyü açarsanız açılır, kaparsınız kapanır. Sıcaklığı artırırsınız, artar. Etki-Tepki şeklinde işlerler. İnsanları zorlayan şey zincirleme işlevlerdir. Bilgisayarı aç, monitörü aç, Msn’i aç, mail ve şifreni gir. Dikkat et mailin www ile başlamıyor.

Facebook üyeliği mesela, birçok adımdan oluşur ve İnternet’in çeşitli parçalarını kullanmayı gerektirir. Kullanıcı Eposta aktivasyonun ne olduğunu bilmiyor olabilir. Zincirleme işlemlerde de bir adım kesilirse diğer adımlara geçiş zordur, eğer telafisi yoksa tabi.

Kompleks İnternet siteleri tasarlarken İnternet’de ne trend ise onu kullanıyorum ama bir yandan da bu sudan çıkmış balıkları düşünürüm. Sitem ile baş başa. Acaba ne hissediyor, neyi anladı, neyi anlamadı, amacı nedir tahmin etmeye çalışıyorum. Ama onlar için geliştirme yaparsam bu sefer İnternet’i etkin olarak kullanan kişilere zulmetmiş olacağım.

Endüstriyel ürünler tasarlanırken daha çok verimlilik, güvenlik sonra da insan faktörü düşünülür. Çünkü makine operatörlerine gerekli eğitim verilir. Eğitim verilse de yine insan faktörünü göz önüne almak zorundadırlar.

Sorular gelir; “bizim kız ödev yapacak, ne yapsın?”. Ne diyeyim, ne önereyim? Hangi adımdan başlayayım? Ama çocuklar çabuk öğrenirler. Hem fizyolojik olarak buna hazırdırlar hem de “merak” onları öğrenmeye sevk eder.

Fazlasını Oku

İçeriğe Katkıda Bulunma ve Üye Olma Üzerine

1197500_13250170Hangimiz “içeriği görmek için üye olunuz” metnini okumaktan şikayet etmedi ki. Örneğin bir müzik albümü yasadışı yollardan yayınlıyor, bağlantı veriyor. İlk önce emek çalıyor, sonra da emeğe saygı adı altında “içeriği görmek için üye olun”.  Peki, sen bu albümü yayınlarken nereye üye oldun veya ne verdin ki karşılık bekliyorsun? Bu apayrı bir konu ama forumların binlerce işe yaramaz üyeleri bu şekilde oluşuyor. İçeriğe ulaşmak isteyen kişilerin zorunlu, istemeyerek verdikleri eposta adresleri bunlar. Hem kendi forumunda kullanıcı deneyimini kötü etkiliyor, kolektif olarak da İnternet kullanıcı deneyimine zarar veriyor.

Orijinal benzersiz içerik için tabi ki üyeliği zorunlu tutabilirsin, bu senin ticari kaygılarındandır. Ben burada içeriği oluşturan insanlara yapılan zulümden bahsedeceğim. “Devamı için üye olun”, “Rar şifresi üye olduktan sonra görülebilir”, “oy vermek için üye olun”, “yorum yazmak için üye olun” vs. Ne yapacaksın Allah aşkına beni üye yapıp? Hem içeriği ben oluşturuyorum, bir de bunun üzerine ben içeriğe ulaşmak istediğimde formlarla, aktivasyon epostaları ile uğraşmak zorunda kalıyorum.

En kötüsü de içerik oluştururken, yani yorum yazarken, puan verirken, şikayet ederken üye zorunluluğu olması. Ben senin platformun için orijinal içerik sağlıyorum, sen bana bu iyiliğimin karşısında belli rutinleri takip etmemi istiyorsun. Lütfen bırakın anonim yorumlar da olsun sitenizde. Anonim yorumları onaya atma bir seçenek mesela. Kötü bir şey yazmışsa kullanıcı silersiniz, yok değilse yayınlarsınız, hem siz içeriğinizi geliştirişiniz, hem de kullanıcı kendini ifade etmiş ya da tepki göstermiş olur.

imagesİnternet’in korkulan özellikleri, virüsler, banka bilgilerinizi çalmaya çalışan kişiler, istenmeyen eposta (spam) yollamak için eposta toplayan sistemler, bunların hepsi yine İnternet’den para kazanan ve İnternet’e ihtiyacı olan kişiler. Kendi bindikleri dalı kesen insanlar. İnternet’e bu denli güvensiz ve uzaktan bakılmasının sebebi sizsiniz. İnternet üzerinden yapılan alışverişler, siz olmasaydınız bu günkünden daha farklı olurdu. Bankaların İnternet şubeleri bu hale çok daha çabuk gelirdi. Ama siz hiç durmuyorsunuz, şimdi de sosyal medyayı kullanarak insanlara zorla uygulama kullandırıyor, sayfa beğendiriyor, duvarlarına reklam yazdırıyorsunuz.

Neden bu kadar zor değer yaratarak değer sağlamak? Hiç insanların ihtiyaçlarını karşılamayı, hayatlarını kolaylaştırmayı, iletişim şekillerini değiştirmeyi denemiyorsunuz? Bu yazı çok farklı kişilere yöneldi ama sonuçta aynı yere bağlanıyor. Kullanıcılar insandırlar, onlara saygı duyun, hayatlarını kolaylaştırın. Ben bir makaleye yorum yazacaksam bırakın yazayım, bana üyelik şartı koşmayın. Doldurulması gereken formlar, eposta aktivasyonları, epostaların kötü amaçlarla kullanılabiliyor olacağı. Bir yorum için neden bunlarla yüz yüze geleyim?

Fazlasını Oku

Bana Bunu Yapma İşte

Öyle kötü bir şey yapmadılar bana. Mesela üyeliğimi silmediler, yorumumu silmediler. Yaşadığım basit bir deneyim. artisiksisi.com (Artısı Eksisi) sitesini fark ettim bugün. Güzel fikir. Sitenin içerik politikası hakkında bazı düşüncelerim var ama bunlardan bahsetmeyeceğim şimdi. Bugün aldığım Samsung Galaxy s4 telefonu arattım ve o sayfaya gittim. Aşağıda görebileceğiniz gibi iki bölüm çıkardı; artısı ve eksisi. Ben artı özellik yazdım 2 tane ve gönder tuşuna bastım.

artisieksisiBana aşağıdaki pencereyi çıkardı.

artisi_eksisi_2

 

Ne var bunda? Üye olmanı isteyebilir diyebilirsiniz ama bundan önceden haberdar olmalıydım. Benim 2 paragraf yazı yazdığımı düşünün oraya, birden üye olun uyarısı. Ben burada üye olmak istersem benden ne kadar bilgi isteyecek, mail aktivassyonu istiyor mu diye sordum kendime, sonra kısa yorumumu görmezden gelerek siteden çıktım.

Bu benim kullanıcı olarak yaşadığım bir deneyimdi. Ben o yorumu yazarken siteyi analiz etmiyordum. Ama sonuçta o yorum oraya eklenmedi. Bir ziyaretçi lütfedip sizin için yorum yazıyor ve siz onu kaydetmiyorsunuz.

Bir de yorum yazmak için üye olmama opsiyonunun her zaman olması gerekir. Bir konuda fikrim olabilir ve yazma isteğim, ama bunun için üyelik rutinleriyle uğraşmayı tercih etmem. İlla forumlardaki gibi rep puanı kazanmak istemiyor olabilirim. Sadece fikrimi dile getiriyorum.

Yapılacak şey sadece;  yorum kısmına bakıldığında sadece üyelerin yorum yazıyor olduğu belli olabilir. En kötü ihtimal yorum kısmına tıkladığımda veya veri girmeye başladığımda bana uyarı verebilirdi.

 

Fazlasını Oku

Ben Ne Diyorum? Sen Ne Diyorsun?

Hepimiz bir kere de olsa karşımızdakini yanlış anlamışızdır. Çoğu zaman karşıdakine anlatmak istediğimizi tam olarak anlatamayız. Hani bir söz vardır “senin anlattığın, onun anladığı kadardır” diye. İletişimde önemli noktalardan biridir karşımızdakine istediğimiz mesajı vermek ya da soru sordurmak.

Bir kullanıcı arayüzü hazırlarken neleri kıstas alıyoruz? Bir kere kullanıcıların çoğunda aynı kanı oluşmalıdır. Yani “ARA” butonu arama yapar. Kullanıcı da arama kutusuna bir şeyler yazıp ara dediği zaman arama yapacağını bilir veya bildiği kabul edilir.

En basit, şüphe uyandırmayacak kullanıcı arayüzlerinde sizin anlatmak istediğiniz yönergelerle, kullanıcının yapacaklarının sonucu sizin ve kullanıcı için aynı ya da benzer olmalıdır. Şimdi altta bir grafik göstereceğim. Popüler müzik arama sitesi diyelim, her neyse türü. Fizy.com;

fizy

 

Yukarıda sitenin çeşitli bölümlerinin bağlantıları olan butonlar var ki bunlar çok anlaşılır. Sonra müzik arama kutusu var. Ama metin kutusu olduğu belli değil. Çoğu sitede görüldüğü gibi kenarlıkları olan ya da arka planı farklı renkte yapılmış bir arama kutusu değil. Fizy’e ilk defa giren biri, İnternet kültürü düşükse biraz bocalayabilir. Anlamaz demiyorum, insanlar zekidir ve sizin kötü de olsa arayüzlerinize ayak uydururlar. Ama bu kadar rakip varken kullanıcı deneyimini hiçe sayamayız.

Benim deneyimim ise çok farklı. Normalde yani genelde diyelim; bu tür arama kutularına tıklayınca, yani focus olduğu zaman “müzik ara” yazısı silinir ve size doldurmanız gereken bir kutucuk kalır. Ben işin arka planını bildiğimden birkaç tıklama yaptım ama yazı silinmedi. Bunun nedenini Javascript dosyalarının henüz yüklenmediğine yordum. Ama istek sonucu alınmıştı. Ben de klavyede bir tuşa bastım ve yazı silindi. Sonuçta yazmaya başladım ve aradığımı aradım.

Burada dikkat çekmek istediğim konu kullanıcının kafasındaki ile sizin kafanızdaki düşünce aynıdır. Müzik arama kutusu varsa, siz müzik arattırmaya yarayan bir arayüz hazırlmaya çalışıyorsunuz, kişi istediği müziği bulsun diye. Kullanıcının da amacı istediği şarkıyı dinlemek. O da bu nedenle arayüzünüzü kullanacak. Amaçlarınız ortak ama ortadaki arayüz sizi aynı noktada buluşturabiliyor mu?

Buna mental model deniyor. Yani kullanıcının kafasındaki senaryo. Buna uygun yöntemlerle istediği içeriğe yönlendirmemiz gerekiyor. Burada bir şey, bir teknik anlatmadım. Sadece bunun aklımızda bulunması arayüz tasarlarken oldukça yardımcı olacaktır.

Fazlasını Oku

İnsanı Soğuk Soğuk Terleten Bir İletişim Formu

Bu aşağıda gördüğünüz imaj bir ödeme sisteminin iletişim sayfası. Bu sayfaya girme amacım ödeme altyapısı ve API dokümanları hakkında bilgi edinmekti. Forma biraz bakın lütfen sonra da neler çektim dinleyin;

Site : https://www.epin.com.tr/

iletisim_formu

Birincisi çok gariptir ki benden adres, il, ilçe ve inanılmaz ama posta kodu isteniyor. Arkadaşım, sipariş vermiyorum, iletişim formu burası, sen çok yanlış gelmişsin. Neyse oralara yazdım bir şeyler.

Sonra mesaj kısmına geldim. Mesajda öncelikle bu gibi bilgilerin istenmesinin saçmalığından   bahsettim. Ama daha sonra bunu silmek zorunda kaldım çünkü 100 karakterden fazla mesaj yazamıyoruz. Neyse bu fazlalığı çıkardım, metni de sadeleştirip 80’e kadar indirdim ama muhtemelen karakter kodlaması yüzünden aynı hatayı vermeye devam etti “mesaj 100 karakterden uzun olamaz.

Ne yapayım şimdi? Mesaja telefon ve eposta adresimi gireceğim ve “beni arayın” diyeceğim. Aklıma başka bir ihtimal gelmiyor. Bir de yarın pazar ve müşteri pazartesi işin sonlanmasını istiyor. Muhtemelen yarın telefonlara da yanıt alamayacağım.

Ne kullanıcı deneyimi kaldı ne kullanılabilirlik. Resmen vahşet. Bir tür işkence bu bence. Bakalım telefonumu yazıp “beni arayın” diye not düşeyim, belki işe yarar.

 

Fazlasını Oku

Garanti Bankası ve Şifre Problemi

Garanti Bankası
Garanti Bankası

Aslında teoride hiç yaşamadığım bir problem bu. Zaten hala aynı halde durmasının sebebi de bu zannedersem. Şöyle ki; garanti benden kullanıcı şifresi istiyor. Ben de metin kutusuna  tıklayıp “osman7899” olan her zamanki şifremi tuşluyorum. Ama Garanti Bankası bu metin kutusunu 8 karakter girilebilecek şekilde sınırlamış.

Ee ne var bunda diyebilirsiniz. Çok şey var. Ben yukarıdaki şifreyi “osman7899” olarak giriyorum ama “osman789” olarak kayıt ediliyor. Herhangi bir uyarı da yok. Ben şifremi bildiğimi zannediyorum sadece. Şifre belirleme ve değiştirme bölümlerinde aynı mantık olduğu için bir problem yaşamıyorsunuz. Hep fazla giriyorsunuz ama asıl şifrenizi bilmiyorsunuz. Yazın mesela “gokhan456789123” hata vermiyor. Metin kutusundaki yıldızları da sayacak halimiz yok? Hata.

 

 

Fazlasını Oku

Memnuniyetsiz Müşteriler Baş Tacımızdır

…çünkü onlar yapıcı değil, yıkıcı(!) hislere sahiptir. Memnun müşteri ürün geliştirmede çok fazla sesini çıkarmaz. Sebat eder kullanır, şikayet etmez. Memnun olmayan müşteri ise tüm o yalancı memnunların tabularını yıkarak “bu ne kardeşim böyle” diyebilendir. Memnun müşteri yapıcıdır, ayna gibidir. Ne yapmışsanız onu gösterir. Ama memnun olmayan müşteri yıkıcıdır. Sizi yıkar, bu size yeniden toparlanmaya götürecektir. Bir şeyin yeniden kurulması, eskisinin yıkılması demektir.

Ürün veya hizmetinizden herkes memnun ise kazanırsınız, başarılı olursunuz ama gelişme durur. Gelişme hiçbir zaman durmamalıdır. Kimse Apple’a gidip “tablet yap da kullanalım” demedi. Apple gerçek bir sektör yarattı. Müşteriler artık aynı cihazın daha hızlı işlemcilerle piyasaya sürülmesine karşı çıkıyor. Bana yeni bir şeyler sunun diyorlar.

Bir şey bilen kişi öğrenemez. Bilmeyen biri bir şey öğrenebilir. Ya bildiğini unutacak ya da öyle kalacaktır.

Fazlasını Oku

Arka Plan Görselini ve Header Görselini Değiştirdim

Lütfen Girmeyin
Lütfen Girmeyin

Öncelikle bunun bir nedeni yoktu. Birincisi simsiyah arka plandan sıkılmıştım. Böyle daha güzel durdu kanımca. Sonuçta benim blogum. İstediğimi yaparım.!!!!

Şaka bir yana üst(header) görselini klavye olarak değiştirdim. Bu çok ucuz ve modası geçmiş gibi durabilir ama bu tasarım için değişmedi. Siteye yanlışlıkla gelmiş çılgın sörfçüler için değiştirildi. Bu sayfanın teknoloji ile ilgili olmasını sağlamak için.

Başlığa da “Gökhan Çancılar Teknloji Blogu” yazdım. Bu da alakasız kullanıcılara zaman kaybettirmemek için. Olaya bak ya, millet neler yapar;kullanıcılara ne arayüzlerde, yardımcı olurlar ne de işlevlerde. Ben burada müşterim olmayan birinin çıkarını gözetiyorum. Hiç gezme abicim alakan yoksa. Hemen geri tuşuna bas diğer sitelere atla. Şimdi yazarken aklıma geldi. Bu değişiklik Bounce(hemen çıkma oranı) Rate’i bayağı yükseltecektir. Normalde kullanıcılar belki 1-2 yazı okuyorlardı bu sitenin ne iş olduğunu öğrenmek için. Bounce oranını da geçtim, size bir şey vermiyorum, bir şey de almayayım.

Yeterki siz mutlu olun. Daima kullanıcı deneyimi!

Kullanıcıyı düşünmek, kullanıcı deneyimini artırmak bir teknikler bütünü değil. Bir yaklaşımdır. Bu örnekteki gibi bir durumda bile kullanıcıya “sayfa gösterimim artsın” gözüyle bakmamalıyız. Eğer konu ile alakasız bir kişi 5 makaleye girerse ve o 5 gösterim size sembolik 1$ kazandırdıysa bu alın teri değildir, tabir yerindeyse bu tırnakçılıktır.

Fazlasını Oku

Basınız, Çekiniz, Açılır.

Bu basitçe bir kapı kilidinde yazan talimat. Kilidin dilini çekerek açmaya uğraşacağınıza oradaki düğmeye basıyorsunuz, dil geri çekiliyor, siz çekiyorsunuz açılıyor ve kapanınca dil kendi yerine geri dönüyor. İşlem basit gözüküyor.

Bir İnternet sitesine girenlerin birçoğu hatta büyük kısma az da olsa bilgisayar bilgisine sahip. Dışarıda bıraktığım kısma babam dahil. Tarayıcıyı açıyor, Google açılıyor, kutuya bir şeyler yazıyor ve sonuçların altındaki bilgileri okuyor. Sitelere girmiyor kesinlikle. Sayfa değiştiriyor mu? Bilmiyorum.

Kilide geri dönelim; Bu şekilde bir kilit ile karşılaşmamış insan bu yazıyı direkt okur. Çünkü bilmediği bir sistem ve üzerinde okunaklı şekilde bir yazı yazıyor; “Basınız, çekiniz, açılır.”. Bu komik fotoğrafların yer aldığı sitelerde de yer alabilirdi ama inanılmaz yerinde bir anlatım olmuş. Bas. Nereye? Tek düğme var. Çek. Ney çek? Kapıyı ve çektiğinizde “açılacağını” da söylüyor.  Kapının tasarımını bozmuş mu bu yazı? Evet. Kargacık burgacık olsa da okunaklı. Ama modern binalarda göremeyeceğimiz bir şeydir. Burada tasarımdan taviz verilmiş. Ama çok değerli bir şey elde edilmiş; doğru çalışan bir kapı.

Bu kapıdan geçenler “aaa abi süper ya kapıyı açtım, hiç de zorlanmadım, yazı çok açıklayıcı” demez. İnsanlar bir şeyi kullanırken sorun yaşamadıklarında nötr’e yakın durumdadırlar. Aslında kullanılabilir bir şey şaşkınlık yaratmaz, heyecana sebep olmaz. Aksi olduğu durumlar ise kullanışsız bir yapı vardır.

Mustafa Atik ekledi;
“Eğer bu yazıya gerek duyuyorsa kullanışsızdır.”

Evet haklı ama tüm dünyada kabul gören bir kilit sistemi olmadığına göre (mesela bizim evde yok) açıklama gereklidir. Bu yazıyı yazdırmadan ve herkesin kullanabileceği bir kilit ise idealdir.

Basınız Çekiniz
Basınız Çekiniz

Fazlasını Oku

Özgün Tasarımlı Web Sitesi

Güzel Kız
Güzel Kız

Web site tasarımına normal ya da normalin biraz üstü veren firmalar müşterilerine bunu bir işlevmiş gibi söylerler. “Siteniz özgün tasarımlı olacak, biz öyle template falan yapmıyoruz”  eee? Ben web sitesi istemiyorum ki. Ben telefon trafiğimi azaltmak veya satışlarımı artırmak itiyorum.

En yaratıcı reklamların satışa yönlendirmesi bile tartışılırken Özgün Tasarımlı web sitesi firmama ne sağlayacak? Arkadaşlarıma göstereceğim, yani sidik yarışı. Ben bunu bir türlü anlayamadım, bir web sitesi neden “güzel” tasarlanmalıdır? Güzel tasarlamaya çalışsak bile ortak bir “güzel” anlayışı var mı? Bir siteyi “güzel” yapan etkenler nelerdir?

Evet bir sitenin içeriği doğru bir hiyerarşiye konmalıdır, öncelikli bilgiler grafiklerle ifade edilebilir. Tüm tarayıcılarda sunmak istediğiniz deneyimi yaşatmak için kodlama kısmında bir geliştirme yapılabilir.

Özgün site tasarımı bence grafiksel olarak farklı olması değildir. Kullanılabilir ve erişilebilir olmasıdır. “Güzel” kavramında bir araya toplanamasak da “kullanılabilirlik” ve “erişilebilirlik” kuralları üzerinde durabiliriz. Bunlar kullanıcılar ile çeşitli testler  yaparak ortaya çıkartılır. O yüzden öznel değildirler, ister uygulayın, ister uygulamayın.

Ben bir biblo alıyorsam onu vitrinimde ya da masamda görmek isterim. Sadece bakmak veya kalemliği varsa onu kullanmak. Ama bir web sitesi hiçbir zaman vitrine ya da masaya konulan bir biblo değildir. Güzel olma zorunluluğu yoktur, özgün olmak zorunda değildir. Özgün olması gereken bu genel kabul görmüş kullanıcı deneyimi kurallarını kendi işiniz için uyarlamanızdır. Bu yüzden siteler birbirinden farklıdır. Onu tasarlayan kişiler farklı olduğu için değil, farklı istekler olduğu için.

Bu blog güzel tasarımlı değil. Gayet sıradan WordPress’in varsayılan temasıdır. Ama ben burada tasarımı değil, fikirlerimi satıyorum. Çirkin site yoktur az kullanıcı deneyimi vardır.

Fazlasını Oku