İç Girişimcilik ve Kuşlar

KuşlarTanım olarak bir girişimin içinde yer alan unsurların kendi girişimlerine çevrilmesi diye tanımlanabilir. Bizim çalıştığımız İnternet/Yazılım sektöründe firmalarda çalışan programcılar, tasarımcılar vs.. hep kendi işlerini kurmayı hayal ederler.

Bir girişim bünyesindeyken yeni bir fırsatı görüyor ya da bazı şeylerin yanlış yapıldığını düşünüyoruz ki bu şekilde bir hayalimiz oluyor. Yoksa kimse mevcut kazancım az diye iş kurmaya kalkışmaz. Kendinin patronu olma konusu ise biraz göreceli. Bazı insanlar patronculuk oynamak için işletme kurabiliyorlar. Bunları girişimci sıfatının dışında tutuyorum.

Peki bir girişim için iç girişimcileri korumak ne kadar önemlidir? Ne demiştik? Bazı şeylerin yanlış olduğunu düşünürüz. Neden girişim bize bunları düzeltme fırsatı vermesin? Veya benim yeni fikrime destek olup hem kazanıp hem de kazandırmasın?

Google’da buna en güzel örnek Gmail. Gmail şuan Google servislerinin temel taşı konumunda. Bir android yüklü telefon aktive ederken gmail hesabınızın olması gerekir. Veya Google Analytics kullanmak için. Gmail bir hobi projesidir. Bir çalışanın kendi isteği, şirketin de haberi olarak ortaya çıkmıştır.

Kuşların bir tehlike yaklaştığında diğer kuşları da bundan haberdar etmesi gibi bir örnek çok güzel olacaktır. Burada bir fedakarlık söz konusu gibi gözüküyor. Kuş kaçıp gidebilir, kendi genlerini ileri kuşaklara taşıyabilir. Evrim teorisine karşı bu öne sürülmüştür; fedakarlık. Bir kuş neden fedakardır diye sormuş evrim karşıtı insanlar. Ama daha sonra yapılan çalışmalar kuşun bunu kendi çıkarı için yaptığı sonucunu çıkarmıştır. Eğer kuş tek başına havalanırsa, şahinin esas hedefi olabilir. Ama arkadaşlarını da uyarırsa kolektif bir kaçış başlar ve kendisinin zarar görme olasılığı azalır.

Bir personel neden işten ayrılıp kendi girişimini hayata geçirmeye çalışıyor? O neden kuş gibi fedakar olmuyor? Eğer arkadaşları onu dinlemeyecekse yanlışları söylemenin bir yararı olmayacaktır.

Girişimcilik tarihi 1750 İngiliz ekonomik devrimi ile başladı kabul edilir. Yani girişimcilik ile 250 senelik bir geçmişimiz var. Tarih bir girişimden kopan küçük girişimlerin başarıları ile doludur. Steve Jobs, kendi girişimini kurarken maddi yönden çok rahattı. Apple’dan kovulmuştu ama yüz milyonlarca dolar şirket hissesi vardı. O yine inandığı şeyi yapmaya çalıştı. Pixar ortaya çıktı. Disney’e kafa tutabilecek hale geldi. Sonra ne oldu? Apple tarafından satın alındı ve Steve Jobs yeniden Apple’ın başına geçti. Macler değişti, ipod patladı, itunes ile insanların müzik dinleme alışkanlıkları değişti. Sonra ipod, özellikleri ile bir telefon olmaya yaklaştı. Hikaye tahmin ettiğiniz gibi iPhone ile sürdü.

Apple kendinden kopan bir girişimi tekrar bünyesine aldı ve şuan dünyanın en değerli şirketi konumunda.

Fazlasını Oku

Üzerimdeki Apple Etkisi

Her şey platin veya kapital dergisi ile birlikte aldığım “Steve Jobs & Apple” kitabı ile başladı. Bu kitaba aldıktan 1 sene kadar sonra başladım yanılmıyorsam. Kitabın ilk bölümlerinde iken Steve Jobs öldü. Tabi bu beni daha da gaza getirdi. Kitabı hızlıca okudum ama etkileri yavaş yavaş işleyen bir zehir gibi aklıma girmişti.

Sonrasında Walter Isaacson’un Steve Jobs biyografisini okumya başladım. Bu kitap daha çok Steve içeriyordu. Kızı, eski karısı gibi detayları bile okudum. Bu kitabın da etkisi öncekine nazaran daha hızlı olsa da yavaş yavaş düşüncelerimi, olaylara bakışımı değiştirdi.

Şimdi “ne yaptı bu adam?” diyebilirsiniz. Hatta babam bana sorsa ona da verebileceğim bir cevap yok. En kısa özetle yetenekli insanları çevresinde toplayabilen ve bunları güdüleyerek ortaya mükemmel işler çıkaran bir yönetici, girişimci vs.. siz nasıl tanımlarsanız.

En çok kafama kazınan düsturu “kullanıcı kraldır” lafını ezmesi oldu. Steve Vozniak apple’a genişleme portları koymak istiyordu, Jobs ise buna şiddetle karşı çıkıyordu. Sebebi de şuydu; “insanların bu müthiş aleti bir çöpe dönüştürmesini istemiyorum”. Bu çok iddialı bir yaklaşım. Aynısını bugün de görebiliyoruz Apple ürünlerinde. Gidip iPhone’unuza yan sanayi batarya alıp takamazsınız, genişleme portları çok azdır. Apple “ben kendi teknolojimden başkasına ihtiyaç duymuyorum” diye bağırıyor.

Siz de kitabı okursanız bu söylediklerim kitabın ilk bölümleri ile tezat oluşturacaktır. Ürünlerin çıkış tarihlerini geciktiren, ekiplerin huzurunu kaçıran bir teknoloji insanı görüyoruz. Aslında Vozniak burada Jobs’un çevresindeki ilk yetenekli kişilerden biri oluyor. Herhangi bir üniversite bile bitirmemişken bilgisayar tasarlayabilen bir mühendis.

Şimdi kendi yaşadığım tecrübelere gelelim. Web sitesi yapıyoruz, müşteri her yeri ile oynayabilsin. Bu çok yanlış bir yaklaşım. İnsanların çoğu teknoloji ile bizim kadar sıkı fıkı değillerdir. Belki de sadece Internet Cafe’ye gidip T.C. Kimlik No almaktan öteye gitmemişlerdir. Eğer web sitesinde iyi olacak bir şey varsa bunu biz yapmalıyız. Bunu müşteriye yaptırırsak müşteri bunu yapamaz, bok eder, sitenin altına logonuzu bile koymayı 2 defa düşünürsünüz.

Mesela makaleler için kullandığımız rich text editorler. Hakkımızda sayfasını düzenlemesi için böyle bir imkan vermişim. Ama o bütün hakkımızda metnini 30px ve kırmızı yapmış. O kadar eğreti duruyor ki.

Steve Jobs’un kalite anlayışını bir türlü benimseyemedim. Benim için site Zend Framework  ile ekip tarafından kodlanması ile joomla’da yapılmış olması önemli değildir. Maliyeti kurtarıyor mu? Müşterinin isteklerini karşılıyor mu? Bu sorular evet ise başka sorulara gerek yok. Programcılık oynamayı bırakalım. Zaten hangimiz program yazıyor ki? Veritabanına veri yüklüyoruz, sonra bu veriyi kullanıyoruz, düzenliyoruz, siliyoruz vs…

Şimdi son kullanıcı olarak tecrübelerime gelelim. İlk ve tek Apple ürünüm “The New iPad 32 GB Wi-fi” ve onunla birlikte tanıştığım iTunes. Gerçekten mükemmel ikili. Öncelikle usb girişi yok. Kendi arabirimini kullanıyor, bataryayı kendiniz değiştiremiyorsunuz vs.. Hızlı, kararlı, uygulama ekosistemiyle mükemmel bir alet çıkmış ortaya. Yazılımlara ilk para ödemeye Play Store’da başladım, çünkü iPhone alacak kadar param yoktu ve ben Android işletim sistemini kullanan bir telefon edindim. Kötülemiyorum, hatta bana güzelce hizmet etti ve ediyor da.

iTunes şuan Türkiye mağazasını da açtı. Şarkı, albüm, film, dizi satın alabiliyorsunuz. Bunları iCloud hesabınızda tutuluyor. Yani evde satın aldığınız albüm, iş yerindeki bilgisayarda iTunes açılınca otomatik olarak yükleniyor veya şarkıları dinledikçe yükleniyor. Para harcatıyor mu? Evet. Peki pişmanlık yaratıyor mu bu para harcama? Hayır. 30 kadar albüm satın aldım. Bunlar benim sonuçta, yüklediğim uygulamalar keza öyle. Daha sonra yeni nesil bir ipad’e geçtiğimde onları da ücretsiz yükleyebileceğim.

Bana çok uçuk teknolojiler sunmadı Apple, Ford ve Ferrari gibi. İkisi de araba ama aynı yere götürüyor. Ama bana Ferrari deneyimi yaşattı. 150 civarı uygulama + oyun yüklü ve ilk aldığım gibi stabil çalışıyor. Ekranı inanılmaz net, retina ekran bunu biliyoruz zaten.  4 çekirdekli grafik işlemcisi harika, 3d oyunlar harika. Ve bunlara rağmen 10 saat pil ömrü var. Bu süre azalıp çoğalabilir ama gerçekten telefonlardaki gibi pilin patır kütür bitmesini izlemiyorsunuz.

Ben bu yaşadıklarıma “Apple Etkisi” diyorum. Şimdiden iMac hayali kuruyorum. iPhone 5 gözüme takılıyor. Yani tüketici davranışlarına göre güdülenmiş durumdayım, elime fırsat geçse alacağım ürünler. Ayrıca ipad akıllı kılıfa (deri) 200 TL verdim, arka kapağa da 100 TL ama içim acımadı, çünkü her kullandığımda seratonin salgılıyorum.

Sağol jobs…

Fazlasını Oku

4. Nesil iPad ve iPad Mini Tanıtıldı

Bugün haftalardır beklenen oldu ve Apple yeni ürünlerini tanıttı. iPad mini beklenen özelliklerde çıktı. Sürpriz ise 4. nesil iPad oldu. A6X işlemci ile A5X’ten iki kat grafik performansının olduğu belirtilmiş, diğer özelliklere bakmadım.

Daha yeni the new iPad almış biri olarak içim burkuldu. Kullandığım cihazın eskidiğini düşündüm. Aslında gıcır gıcır ve inanılmaz memnunum. Sonuçta iPhone 3GS üzerine 3 model tanıtılmasına rağmen hala piyasada satılır. Birçok kişi için de yeterli bir akıllı telefondur.

En üst donanıma sahip olmak bana “bu oyunu kaldırır mı?” gibi soruları sordurmuyordu. Şimdi 2 kat grafik performanslı 4.Nesil iPad yaygınlaşacak o zaman bu soruyu sormaya başlayacağım herhalde. Ama Türkiye’ye gelmesi epey bulur. Fiyatlarının da new iPad’den farklı olmayacağı söyleniyor.

Fazlasını Oku

The New iPad Sonrası

iPad’i ilk elime aldığımda neredeyse aşık olmuştum. Hızı, arayüz geri bildirimi. Hiç bir oyunun kasmaması, inanılmaz net ekran ve buna rağmen 10 saate varan pil ömrü. Şuan donanım olarak ihtiyacımın da ötesinde. Ama her teknolojide bunu düşünüyoruz. Artık bundan daha iyisi olmaz diye. Ama olacak.

İleride new ipad için oyuncak diyeceğiz muhtemelen. 2. elde 100$’a falan satacaklar insanlar. Peki yerine ne gelecek? Hiç bilmiyorum ama bir şeylerin geleceği kesin. 3d, NFC, daha iyi SIRI deneyimi, kamera, batarya, işlemci, ram vs.. Ama devrim niteliğinde özellikler için biraz daha beklemek gerekecek kanaatimce.

Telefon konusuna gelince çok param olsa da artık telefona yatırmam, yeni tablet çıksın alabilirim ama telefona o kadar para yatıramam. iPad’e 1.500 TL verdim ama en az 3.000 TL performans alıyorum.

Sizce ne var sırada?

Fazlasını Oku

Klavye ve Fare Ne Zamana Kadar Dayanacak?

Ebook Reading
Ebook Reading

Mobil cihazlar ve tablet bilgisayarlar kullanıcı deneyimimizi oldukça etkiledi. Artık tablet bilgisayarda ve akıllı telefonlarda fare kullanmıyoruz. Zaten mobil tarafında fare yoktu ama   fare imleci olan telefonlar biliyorum, Samsung’un eski bir modeli.

Tablet bilgisayar kullanırken “ah be bir de fare olsa”  demiyorum, ihtiyaç kalmıyor. Gelelim klavye konusuna. Klavye ortadan kalkmayacaktır en azından uzun bir süre. Çünkü program yazmak gibi işlerde klavye çok gerekli. Peki günlük kullanımda? Karşıdaki kişiye sesli mesaj göndermek, metin mesajı cihaza dikte ederek yazdırmak çok kullanışlı. Bu teknolojiler şuan emekliyor fakat yakın gelecekte iyice gelişeceklerdir.

Siri’ye de değinelim. New ipadim’de kullanma şansım oldu. Ben bir randıman alamadım. Telaffuzumu da düzgün tuttum, hatta çok basit işlemler söyledim. Tanıtıldığı gibi her dediğinizi anlamıyor. Bu sürekli gelişen bir teknoloji. Kendi dilinizde olmadığında sizin için de pek anlam ifade etmiyor açıkçası.

Grafik tasarım için fare kesinlikle gerekli ya da çizim ekranı. Bunun da pek değişeceğini sanmıyorum. Ama dokunmatik hassasiyeti arttıkça daha ince kalemler ile ipadlerimizde çizim yapabileceğiz herhalde. Şuan pek verim alamıyorum ben.

Şu zamanlar kuralların yeniden yazıldığı zamanlar, dikkat etmek gerekiyor. Artık gazeteyi ipad üzerinden okuyoruz. Kitapları e-kitap okuyucu, tablet ya da akıllı telefondan okuyoruz. Sosyal ağlara mobil cihazlardan bağlanıyoruz. Takdir edersiniz ki mobil uygulama ile PC uygulaması çok farklı konumlarda. İki disiplin birbirinden çok farklı.

ipad de klavyeye alışınca blog bile yazılabiliyor. Akıllı telefonlar ufak ekranları yüzünden bu işi çile haline getirebiliyorlar.

Zaman geldi, değişimin başındayız.

Fazlasını Oku

The New iPad Deneyimleri

Bir hafta kadar önce 32 GB ipadimi aldım. Öncelikle ekranı retina olduğundan harika canlı ve parlak. Dokunmatik deneyimini zaten tartışmaya gerek yok. ipad 2’den daha ağır çünkü aynı pil ömrünü bu ekranla aynı tutabilmek için pil hacmi büyümüş. Aldığımdan bir gün önce iOs 6 güncellemesi geldi. Ne özellikler sunuyor pek bilmiyorum.

Pil ömrü güzel, işletim sistemi ve cihaz çok kararlı. Donma veya takılma yaşamadım. Ama asıl önemli olan App Store. Şu anda 700.000 uygulama var. Ve apple uygulamaları markete almadan önce ince eleyip sık dokuyor. Eğer kesenin ağzını biraz açarsanız harika uygulamalar satın alabilirsiniz. Ücretsizlerle de idare edin demeyeceğim. 1250 TL küsür para ödemişsiniz. Bir 100$ ‘da harcamaya değer.

Geliştirme yapmayacaksam, oyun, makale – kitap okuma, sosyal ağlar harika bir deneyimle ihtiyaçlarımı karşılıyor. Uygulama satın alma konusunda birkaç söyleyeceğim var. Bu bir ekosistem. Uygulama geliştirenler bunun maliyetine katlanıyorlar, ayrıca eğer kimse satın almazsa o uygulamanın gelişimi durur. İşinize yarayacağını bildiğiniz uygulamaları satın alın. Kendinizi keriz gibi hissetmemeniz gerektiğini anlatmaya çalışıyorum. Yazılım geliştirmek uzun ve maliyetli bir iş. İyi uygulama iyi yazılımcılar tarafından yapılır. İyi yazılımcıların da maliyetleri gerçekten yüksek olur.

Bir misafirliğe giderken veya arkadaşa kalmaya koyun çantasına ve götürün. Kullanımı rahat, arayüz sezgisel. Sadece bazı kısayolları öğrenmek gerekiyor.

Tablet bilgisayarlar ilk çıktığında bu kadar popüler olacağını tahmin etmemiştim. Ama şuan tabletlerin geldiği nokta açık. Ortalama bir kullanıcının tüm isteklerine yanıt veriyor. Gelip geçici bir heves değil.

Fazlasını Oku

Gelecekte Teknoloji Hangi Yöne İlerleyecek?

The New iPad
The New iPad

Bu konuda yazmayan kalmamıştır herhalde, “gelecekte ne olacak?”. Bundan 2-3 sene önce akıllı telefonların güzel olduklarını ama pazarı domine edemeyeceğini düşünürdüm, şimdi ise tam tersi. Akıllı telefonlar ve tablet bilgisayarlar piyasayı domine ediyor. Artık tablet bilgisayarlar dizüstü bilgisayarlardan daha fazla satış rakamlarına ulaşmış durumda.

iOs’da siri denen bir asistan var biliyorsunuzdur. Mesela “open the facebook app” dediğinizde facebook uygulamasını açıyor. Veya “set alarm seven pm” dediğinizde alarmı ayarlıyor. Bu durumlarda ekranı bile kullanmıyoruz.

Akıllı telefonlar söylediklerimizi metne döküyor ve klavyeye olan ihtiyacımız azalıyor. Mesela iPad klavyesi çok rahat olmasa da sorun çıkarmıyor. Dün gece yeni ipadim ile takıldım. Facebook, rss okuma, oyun, video izleme, müzik dinleme vs.. Masaüstü’nün hiçbir  özelliğinin ihtiyacını hissetmedim. Sadece Counter Strike Global Offansive oynayamıyorum işte 🙂

İnterneti bir kelime ile genellersel bu “bilgi” olur herhalde. Buna ulaşabilir ve üretebilir olduğumuz her platform bizi tatmin edecektir. Bundan 1-2 sen sonra tablet bilgisayarlarda masaüstü bilgisayar kalitesinde oyun oynamamız muhtemel.

Bu ekosistem bize bir alışkanlık daha kazandırdı o da ücretli uygulama satın almak. Beni bir hafta eğlendirecek bir oyun için 5$ vermek çok sorun değil benim için. Uygulamalar satılıyor, geliştiriciler kazanıyor, daha iyi oyunlarla karşımıza geliyorlar. Bu insanlardaki windows beleşçiliğini kırıyor biraz. Dün Garageband programına 5$-6$ ücret ödedim. Ama o kadar güzel özellikleri var ki 20$ dahi verirdim herhalde.

Ayrıca yazılı basının da kurallarını yerle bir etti bu teknolojiler. Kitap satın almaktansa e-kitap satın alıyorum ve onlarca kitap bilgisayarımda saklanıyor ve yanımda taşıyorum. Okuma kalitesi de kitabı aratmayacak şekilde. Üstelik okurken notlar alabilir ve bazı ifadeleri facebook’da paylaşabiliyorsunuz.

Şu dönemde donanım gelişiminden çok işletim sistemi ve uygulama dükkanı cihaz sattırıyor.

Bugün bizim “bilgisayar-insan etkileşimi” diye adlandırdığımız konu büyük bir ivme ile değişiyor. Bir akıllı telefonla tableti bir tutamıyorsunuz. Bir tabletle bir PC’yi ise hiç bir tutamıyorsunuz. Yeni kurallar yazılıyor, hatta insanların bu cihazları nasıl kullandıklarına dahil elimizde yılların verdiği tecrübeler yok.

 

Fazlasını Oku

Steve Jobs’dan Öğrenmek

Steve Jobs öldükten sonra yayınlanan biyografiyi okuyorum. Birçok ders var içerisinde. Zamanının ne kadar ötesinde bir düşünce yapısı varmış.

İşte yıkanmıyor, vejetaryen, zen budizmi ile ilgileniyor, kırıcı vs… Bunlar hiç umurumda değil açıkçası. En göze batan özelliği dünyada bir şeyleri değiştirmek istemesi. Dünya tarihine bir imza atmayı düşlemesi.

Çok başarısızlıklar da yaşadı, yani çalışma hayatı boyunca başarılı biri değildi, herkes gibi hatalar yapıyordu. Onu özel kılan durumu tepeden görebilmesiydi. Mesela “kullanıcı deneyimi”. Bu çoğu kişi için ürünün tasarımı, nasıl çalıştığı, kolay kullanılabilirliği olarak tanımlanır. Fakat Jobs ürünün mağazadan satın alınmasından dahi bu deneyimi kontrol etmek istiyor. Zincir apple shoplar açmasının da sebebi bu.

Şöyle diyordu “Apple bilgisayarları diğer PC ler ile yan yana konulup, müşteri temsilcisi tarafından teknik özelliklerinin sayılmasını istemiyorum”. Çünkü apple teknik özelliklerden çok daha fazlasını vaat ediyordu. Apple markalı ürün sahibi olmak ayrıcalık, hala da öyle.

Bir apple bilgisayar satın aldığınızda işletim sistemi ile beraber gelir. Klavyesi, faresi ile birlikte gelir. Yani size yazılımsal, donanımsal ve çevre birimleri konusunda fark yaratır. Apple yeni bir model çıkarırken steve wozniak 8 slotlu olmasını önermişti. Jobs ise sadece 2 tane olmasında diretiyordu. Sebebi şuydu; “insanların kötü donanımlarla bilgisayarımızı boktan bir şeye dönüştürmelerine göz yumamam”.

Aynı şekilde apple bilgisayarlar diğer işletim sistemlerini çalıştırmazlar (resmi olarak). Bunun sebebi de yine aynıdır ve daha kuvvetlidir. Dünyanın en güzel, en yenilikçi, en güçlü bilgisayarını boktan bir işletim sistemi ile boka çevirebilirsiniz. Jobs her zaman donanım ve yazılımın bir arada düşünülmesi gerektiğini savunmuştu.

Jobs, sanat ile teknolojiyi birleştiren biri. Pixar’a çok paralar yatırdı. Bunu daha fazla para kazanmak için yapmadı. Orada yapılan şeyler çok sanatsaldı. Orada yeni bir şeyler yapılıyordu. Mükemmel animasyonlar. Bu yüzden Jobs sonuna kadar Pixar’ı destekledi.

Çalışanlarına yaklaşımını önce yadırgadım ama sonra anladım. Bunu bilinçli mi yapıyordu bilemiyoruz ama sövgü, övgüden daha iyi sonuç veriyor. Empati kurduğumda bu tip şeylerin bana yapılması durumunda işi bırakırdım veya onu yenmek için daha fazla çalışırdım. Bu da bir nevi eleme oluyor. Tutkulu ve idealist insanlar apple da kalıyorlar.

Apple, elinize aldığınızda ya da uzaktan baktığınızda vay be dedirten ürünler yaratıyor. Şu anda dünyanın en değerli markası ve bunu hak ettiğini düşünüyorum.

Fazlasını Oku