Title Tagı ve SEO

Title adı üzerinde “başlık”tır. HTML dosyasında <head></head> etiketleri arasına yazılmalıdır. Title etiketi sayfanın başlığını içerir. Burada girilen metin tarayıcı başlığı olarak veya açık sekme üzerinde gözükür. MOZ‘dan aldığım bir görselle bunu pekiştirelim;

title-tag-browserGörüldüğü gibi SEO konusunda olduğu kadar kullanıcı deneyimi açısından da önemlidir. 5 tane sekme açıldığını düşünün. Sizin sitenizin başlığı sekme üzerinde yazacaktır.

Title etiketi önemlidir. Hem SEO açısından hem de kullanıcı deneyimi bakamından. Siz spor malzemeleri satan web sitenizin title etiketine “Ana Sayfa” yazarsanız bu çok yanlış olur. Ne demek bu? “Ana sayfa”. Neyin ana sayfası, hangi sitenin veya hangi ürünün sayfası?

İşte SEO yani optimizasyona en güzel örnek. Nasıl olmalıdır? Seçenekler var ama genelde şunlar olur;

  • Sayfa Adı | Site Adı
  • Site Adı | Sayfa Adı
  • Site adı | 5-10 keyword

Ben ilk kullanımı tercih ediyorum. Kullanıcılar artık sekmeli tarayıcılar kullanıyorlar ve bu sekmeler arttıkça okunabilen sayfa başlığı metni de. Şimdi ilk olarak site ismi vermek kullanıcıyı bir sürü siteden ayırır. Ama bu pek pratik değil. En iyisi favicon kullanıp sitenizi belli etmek, sonrasında da “Sayfa Açıklması | Site adı” şelinde kullanım.

SEO açısından bakmaya devam edelim. Şimdi SEO arama motorunu kandırmak değildir. Bu yüzden sattığınız her ürünü title etiketine de yazayım derseniz yanlış olur. Orası başlıktır. Her eklenen kelime, harf diğerlerinin değerini düşürür. Yani ne kadar çok koyarsam o kadar çıkarım diye bir şey yok. En azından otoriteler bu şekilde düşünüyor, popüler web sitelerinin de başlıklarına bakın, benzer örnekler görürsünüz.

Yani on tane küçük pankart yerine kocaman bir bayrak çıkarmak gibi. Sitenizi bir cümle ile özetlemelisiniz. Korkmayın, Google başlık ve site içeriklerini birleştirerek sonuçlarda gösterir. Yani “spor ayakkabısı” kategori sayfanızın gözükmesi için bunu her sayfanın title etiketine koymayın.

Kullanıcı yönünden bakınca da yazacağınız ifadeler istikrarlı olsun. Mesela “Erkan Spor | Spor Malzemeleri Satışı” gibi. İletişim sayfasında da bu kuralı bozmayıp “Erkan Spor | İletişim” olarak gidin.

Ama unutmayın ki orası Google için yapılmamıştır. Kullanıcılarınız için yapılırlar. Siz SEO performansı için sadece düzenleme yaparsınız.

Fazlasını Oku

Facebook’da Sayfa, Sanatçı, Marka Beğenme

İlgilendiklerimŞimdi söze işte “yeni nesil şöyle”, “yeni nesil marka tutkunu, her şeyi like ediyor” gibi şeyler söylemeyeceğim. Facebook bildiğiniz gibi sağ tarafta reklamlar ve beğenmemiz için sayfalar gösteriyor. Reklamlardan para kazanıyor direkt ona şüphe yok, peki neden bize beğenmemiz için sanatçı, grup, marka, mekan gösteriyor? Bizi daha yakından tanımak için mi? Hayır, para kazanmak için. Nasıl oluyor bu bakalım.

Faccebook, kullanıcılarını tanımak istiyor. Tabi bunu bizi çok merak ettiği için yapmıyor. En basit örneği yaşımızı biliyor, şehrimizi biliyor, öğrenim durumuzu biliyor, ne izliyoruz, ne dinliyoruz hepsini biliyor ve bunlara göre reklam gösteriyor. Bu reklamların tıklanma => satış/eylemle sonuçlanma oranı artıyor. İkincisi ise Bu bilgileri kombine edebilmesi. Apple severler hangi bira markasını tercih ediyor? Arkadaş listesinde bayan kullanıcı çok olan bir kişi hangi cep telefonunu kullanıyor gibi.

Nasıl mekanları tercih ettiğimizi biliyor. Dolaştığımız, takıldığımız yerleri biliyor. Ve bu ona muazzam bir güç veriyor. Eğer Facebook’da daha önce reklam vermişseniz orada filtreleme seçenekleri vardır. Yaş seçersiniz, cinsiyet, lokasyon, ilgi alanı vs.. Ve size bu filtreye uygun kaç kişi olduğunu gösterir ve o kişilere reklamlarınız gösterilir. Bu filtreyi yüz kullanıcıya indirecek şekilde bile ayarlayabiliyorsunuz.

Şahsi olarak bunun bana hiçbir sorun yaratmadığını söyleyebilirim. Bilgilerim anonim olarak reklamcılara verilebilir. Reklam görmek istemiyorsam zaten siteye girmem veya başka bir sosyal ağı tercih ederim ama reklamlar her yerde. Bu nedenle çocuk bezi reklamı görmektense cep telefonu reklamı, tablet bilgisayar reklamı görmeyi tercih ederim. Sonuçta bu da bir kullanıcı deneyimi. Reklamlar da kullanıcı deneyimini etkiler. Belki saçlarınızdaki kepeğe çare olacak bir sabun bulursunuz veya yeni çıkan iPad modelinden haberdar olursunuz.

Zaten İnternet’in en önemli güçlerinden biri de bu. Kullanıcı ile bir etkileşim söz konusu. Televizyonda, radyoda, gazetede bu yok. Mecra hangisi ise ona reklam verirsiniz ve herkes onu izler. Sadece mecrayı takip eden kitleyi genelleyebilirsiniz. Gençler, muhafazakarlar, orta yaşlılar gibi çok genel şeyler olur bunlar.

Aynı şeyi Google da yapıyor ve gerçekten hoşuma gidiyor. Tarayıcı olarak Chrome kullanıyorum. Her bilgisayarda (iş yeri, ev, diğer) Chrome’a Gmail hesabım ile login oluyorum. Arama geçmişim, tarama geçmişim, hangi sitelere girdim çıktım hepsi kayıtlı. Bir iki sitede kulaklık bakıyorum, sonra sitelere yayılmış Adsense reklamlarında bana bir sürü kulaklık reklamı gösteriyor. Kulaklık alacağımı anladı işte. Bana bu reklamlar lazım, yüz bakım jeli değil. Eğer ona ihtiyacım olsa onu arardım.

Aynen devam

Fazlasını Oku

Treni Kaçırmak

Büyük firmaların sürekli karşılaştığı durumdur. Mesela Google sosyal medya trenini kaçırdı, Microsoft arama motoru ve reklamcılığı trenini kaçırdı. Bun gibi birçok minör tren kaçırmaları da var tabi.

Bu yazıyı yazmamın sebebi olan haber burada AMD bundan 7-10 yıl önce Intel’e ciddi bir rakipti. Kafaya oynamaya çalışıyordu. Şimdi ise bırakın ikinciliği mkro işlemci satışında 4. sırada kendine yer bulabiliyor. İkinci ve üçüncü firmalar ise Samsung ve Qualcomm. AMD mobil cihazlar için treni kaçırdı. Intel ise çok fazla mobil işlemci üretmemesine rağmen pazarın %65,3 üne hakim.

Ama treni kaçırmak trenini yakalayamamak anlamına gelmez. O da olmazsa yeni trenleri iyi gözlemlemek  gerekir. Şimdi paldır küldür mobil sektöre yatırımlar artıyor. Yazılım geliştiriciler Java, Objective C  öğreniyorlar. PhoneGap gibi alternatifler ortada. Siz gelecekte kendinizi nereye konumlandırıyorsunuz?

Fazlasını Oku

Arama Kutusu Fobisi

İşin mutfak kısmında bulunan bende bulunan fobidir. Google, Yandex, Bing gibi arama motorları dışında küçük ve orta çaplı sitelerdeki arama kutucukları bu fobiye konu oluyor. İşin arka planını biliyorum. Arama çok meşakkatli bir iş. Kaynak çok tüketir, kullanıcılardan çok farklı arama ifadeleri gelir, eşleştirirken Türkçe karakter veya halk dili ve formal dil alanındaki farklar sorun yaratır.

Ben çoğunlukla son çare olarak arama kutusuna başvuruyorum. Çoğu kullanıcı da bunu benimsemiş durumda. Menüler arasında gezinmek, arama yapmaktan daha az kafa karıştırıcıdır. Eğer Google’da değilseniz.

Bir web sitesinde arama kutusu çok kullanılıyorsa o sitenin navigasyonunda veya bilgi mimarisinde eksikler vardır. Tabi bazı siteler var ki; arama yapmadan sonuca ulaşmanız imkansız gibi bir şey. Zaten bu tür içeriğe sahip siteler arama motorlarını bilinçli olarak geliştiriyorlar. Kullanıcı sitede aradığını bulamamış, zaten memnun değil, sonra aramayı deniyor ama yine hüsran. Kullanıcı deneyimi yerle bir oldu.

Ben de basit bir sitede haberler içinde arama yaparken baslik like ‘%kelime%’ OR aciklama like ‘%kelime%’ şeklinde bir sorgu uygularım. Bu size başlıkta veya içerikte kelimenin geçtiğini gösterir ama sizin ilgilendiğiniz konu ile ne kadar alakalıdır bilinmez.

Normalde aranan ifadenin başlıkta yer alması önemi artırır, haber metni içerisinde kaç kere geçiyorsa yine önemi artırır. Güncelliğe bakılabilir, daha yeni sonuçlar sunulabilir. Normalde bunu MySQL’de Full Text Search kısmen karşılıyor. Size benzerlik skoru veriyor. İster belli skorun altındakileri göstermeyin, ister kayıtları skora göre azalan şekilde sıralayın.

Google bile insanların İnternet’deki arama ihtiyacının %2-%3 kadarını karşıladıklarını düşünüyorlar. Veri çığ gibi artıyor. Bloglar, tweetler, yorumlar vs.. vs… Her bün binlerce web sitesi açılıyor, haber sitelerine onlarca haber yükleniyor. Bunların hepsi “veri”. Bilgi ise bu verinin işlenmiş halidir. Yani biri “kız msni” yazdığında siz ona “bütün kızlar toplandık” parçasının sayfasına götürüyorsa burada bir yanlışlık var demektir. Arama önemlidir.

Fazlasını Oku

Sitem Nasıl Google’da İlk Sıralarda Çıkar?

Bu yazıyı bu işin tekniğini, jargonunu bilmeyenler için yazıyorum.

Öncelikle bu sorunun kesin cevabı yoktur. Google aksi belirtilmedikçe bir sayfada 10 tane sonuç gösterir. Herhangi bir kelime ya da ifadede bunu yapacağını iddia eden 11 firma varsa en azından 1 tanesi başarısız olacaktır. 20 firma varsa 10 tanesi başarısız olacaktır. Çünkü her site Google’da ilk sıralarda olmak ister.

Yeni bir site yaptırdıysanız ilk aşamada firma ismi yazınca ilk sırada çıkarsınız. Bu en azından sizi tanıyan müşterilerinizi doğru yere götürür yani size. Bunun dışında mesela “kocaeli mobilya” ifadesini ele alalım. Bunu aratın isterseniz 4-5 sayfada da mobilyacı sitesi görürsünüz. Neden sizin siteniz üst sıralarda çıksın? Öncelikle bunu kendinize sorun. Ben ilk sıralarda çıkmaya hazır mıyım? Henüz firmanızı kuralı 6 ay olmuş, yeni web siteniz yapılmış. Bu isteğiniz çok astronomik bir istek.

Peki ne yapmalı? Google Adwords reklamları. Kısaca açıklayayım; siz “kocaeli mobilya” kelimesi aranınca sponsor sonuçlar kısmında görünürsünüz ve kullanıcılar reklama tıkladıklarında belli bir ücret size yansır ama potansiyel müşteri sitenize gelmiş olur. Buradaki fayda/maliyet oranını siz yapacaksınız. Bir tıklamaya ne kadar ödeyebilirsiniz? Ne kadar fazla öderseniz o kadar çok ziyaretçi gelir. Eğer reklama harcadığınız parayı artırdıkça kar da artıyorsa reklamı artırmaya devam edebilirsiniz. Eğer bu reklamların maliyeti kadar iş getirmiyorsa kampanyayı daha düşük rakamlara çekersiniz.

Google Adwords reklamı vermenin sitenin normal arama sonuçlarına da fayda ettiği söyleniyor ama kesin bir şey yok. Zaman geçer, fuarlara katılırsınız, ticaret odalarına kayıt olursunuz, belediye için iş yapar ve sitesinde tanıtılırsınız o zaman arama sonuçlarında üst sıralara doğru bir iyileşme olur. Yine ilk sayfada çıkacak garantisi yoktur. Bu garantiyi de kimse veremez.

Bu bahsettiğimiz arama motorunda üst sıralarda çıkma olayına teknik anlamda SEO deniyor, yani arama motoru optimizasyonu. Ama bu %90 yanlış uygulanıyor. Herkes yanlış da sen mi doğrusun diyebilirsiniz. Ama benim bir iddiam yok. SEO bir süreçtir. Pazarlama, satış kadronuzun, siteyi yapan ekibin birlikte çalışması gerekir ve 3 ayda 8 ayda biten bir şey değildir. Sürekli devam eder. Yeni hizmetleriniz olur, yeni referanslarınız eklenir. Sektörel makaleleriniz yayınlanır, firma rehberlerine kayıt olursunuz. Adwords kampanyanız devam eder vs..

Aslında SEO’ya değil SEM danışmanlığına ihtiyacınız var. SEM, arama motoru pazarlaması diye açıklanabilir. Bu SEO çalışması, adwords, adsense çalışması, diğer reklamlar diye uzar gider. Yani, “Ağabey ver 300$ ilk sıradasın diyenlere inanmayın. O adam vadettiğini yapabilse önce kendine yapar. Sorun bakalım “web tasarım” ifadesinde kaçıncı sıradalar.

İnternet’de serseri mayın gibi dolaşan ziyaretçiye ihtiyacınız yok. Bu açıdan bakıldığında arama motorları size çok güzel bir reklam kanalı sağlar. “kocaeli mobilya satın al” aramasında reklamlı veya reklamsız görünmeniz çok önemlidir. Oldukça iyi geri dönüş rakamları alırsınız. Gelen ziyaretçi/satış oranı yüksek olur.

Hadi! Gidin web sitenizi yaptırın ve istediğiniz müşterilere ulaşın.

 

Fazlasını Oku

rel=”nofollow” nedir? Ne Zaman Kullanılmalıdır?

Google ilk başlarda sitelerin birbirlerine verdikleri linkleri toplamak için kurulmuştu ve tüm web içeriğini indekslenmek üzere depolamıştı. Bu hangi site hangi siteye link veriyor tespit edebilmek içindi. Tabi Sergey ve Larry burada büyük bir potansiyel gördüler. Kaliteli siteler daha fazla link alıyorlardı. Bu şu zamanlarda Page Rank dediğimiz olayın temelini oluşturdu.

Tabi bu olay geliştiriciler tarafından öğrenilince manipüle edilmeye başladı. Herkes birbirine link verdi veya bir sitede yüzlerce ilgisiz link oluyordu. Bu yüzden bu algoritmayı değiştirerek ilgili, kaliteli ve optimal link içeren sitelere öncelik verdi. Bu tür black hat SEO işlemleri banlanma ile cezalandırıldı.

Fakat bazı durumlarda sitemizde birçok link olabilir. Genellikle forumlardaki imzalar, blog yorumlarındaki “web siteniz” alanı gibi yerler alakasız linklere neden oluyordu. Ama bu manipülasyon değildi, sadece doğal işleyiş böyle.

Bu problem için Google, Yahoo, Ask aralarında anlaşarak linklere verilenbilecek “nofollow” özelliğini kabul ettiler. Bu özellik kısaca şunu demek oluyor; “Ben buraya link veriyorum ama kullanıcılar için, ister o siteyi tara ister tarama ben kefilin değilim”.

Şu şekilde kodlanıyor;
<a href=”http://www.yahoo.com” rel=”nofollow” />

Tabi bunu da manipüle edenler oluyor. Bunun Google tarafından iyi algılandığı için her sitede olması gerektiği düşünüldü. Aslında çok saçma bir çıkarım. Google da bu tip spam linkleri de cezalandırmaya başladı.

Önemli olan ne için kullandığınız, Google sadece “siteyi benim için değil, kullanıcı için yap” diyor. Bunun dışında her türlü manipülasyon banlanpaya neden olabilir. Hiç bilinmedik bir taktik bile uygulasanız bu yaygınlaştığında ban yiyebilirsiniz. Bu yüzden SEO sitelerine girip teknikleri uygulamayın, SEO dostu siteler yapın ama insanlar için.

Fazlasını Oku

Arama Sonuçlarında 1. Sayfada Çıkarma Yeteneğine Sahip SEO Uzmanı Aranıyor

Evet bu bir iş ilanı. Ama bu ilana nokta atışı bir eleman başvurmaz. Ben zaten yeniyim ama kimse kendini 1. sayfada çıkarma yeteneğim, bilgim, birikimim var diyemez. Diyorsa yalan söylüyordur. Hatta aptaldır, neden bakalım;

İlk sayfa garantisi veriyorum “halı yıkama” ifadesinde 1. sayfada çıkma isteğim var. Bunu 200$ – 500$ fiyat arası yapıyorum. O zaman ben koca bir aptalım demektir. Bu işlemi kendi siteme uygularım ve halı yıkama şirketlerine komisyonla müşteri gönderirim, daha fazla para kazanırım. En basit ticari deneyimi olan bile görebilir bunu. Elinde kapış kapış gidecek %100 karla satabileceği mal var ve bu malları geliş fiyatına başka bir firmaya satıyor. Bu nasıl bir mantıkla açıklanabilir (çok acil nakit sıkıntısı dışında)?

Evet bazı uzmanlar, deneyimleri ile, bilgi birikimleri ile bunu yapabilirler ama hiçbir zaman garanti veremezler. Ben de veremem, kimse de veremez. Veriyor ve 200$’a pazarlıyorsa da salaktır.

Tekrar söylüyorum SEO bir teknikler bütünü değildir. SEM (Search Engine Marketing) yani arama motoruyla pazarlama konusunda yardımcı bir işlemdir. Arama motorundan yararlanmak için seo tek çözüm değildir. Adwors ve adsense reklam ağını kullanarak belli maliyetlerle işlerinizi yürütebilirsiniz. Bu bir yarışma değil, ticaret. Malımı satıyorsam belli bir bedeli ödemeye hazırım demektir.

SEO firmanın pazarlama stratejisi ile birlikte yürüyen, sürekli olan ve hiç bitmeyen bir süreçtir. Çalışma yapmaktan çok beklemek ve analiz yapmak süre alır. Şu salak iş ilanlarını lütfen vermeyin artık.

Fazlasını Oku

Seo Nedir? Ne Değildir?

SEO’nun açılımı malumunuz Search Engine Optimization yani Arama Motoru Optimizasyonu. Arama motoru kandırma, yanıltma değil. Ve SEO teknikleri vardır ama SEO bir teknikler bütünü değildir. SEO bir süreçtir ve hiç bitmez. Pazarlama fonksiyonunun bir elemanıdır.

Mesela 2.el araba ilanlarının olduğu bir sitemiz olsun. “2.el araba” aranınca ilk sırada çıkmak istiyoruz. Bu mantıklı değil. Kolay yoldan para kazanma yöntemi. İlk önce başarılı bir 2.el araba ilan sitesi oluşturacaksınız, kullanıcılarınız memnun olacaklar, sitenize ilan verecekler, sağda solda paylaşacaklar ondan sonra yukarılara çıkmayı istemeniz gerekir. 20.000 TL masrafla İstanbul İstiklal Caddesi’nde mağaza açabilir misiniz?

SEO çalışması Adwords ve Adsens kampanyalarını bitirmek için değildir. Sitenizin ilgili kelimelerde çıkması için sayfa içeriğini optimize etmek, ona uygun başlıklar seçmek ve bazı yazılımsal teknikleri kullanmak. Eğer siteniz doğru optimize edilmemişse zaten Adwords’den de verim alamazsınız. Adwords kampanyaları da SEO ile birlikte yürütülmelidir. Arama motorlarında çıkmak, üst sıralarda çıkmak garanti değildir, hatta hiçbir şey garanti değildir. Siz müşteri istiyorsunuz değil mi? O zaman gazeteye nasıl reklam veriyorsanız Google’a da vereceksiniz. Hatta daha  önceki bir yazımda da değinmiştim. İlk sırada çıktığınız kelimede bile Adwords kampanyasını devam ettirmek trafiği ortalama %20 artırıyor.

Abi 200$ ver siteni birinci sıraya getireyim 4 ayda. Bunlar yalan, gidip oradan buradan saçma linkler verecekler sitenize, forum yazılarına koyacaklar sizi ilgisiz ilgisiz adamlar gelecek sitenize ve bu uzun ömürlü değildir. Bunun sırrını ben de bilmiyorum yanlış anlaşılmasın. Ama eğer bu sırrı bilseydim değil 200, 1000$’a bile satmazdım.

SEO çalışması düzenli bir şekilde yapılmalıdır. Sitede değişen linkler, eklenen/silinen bölümler ve diğer tüm değişiklikler tarihleri ile not alınmalıdır. Daha sonra site istatistikleri ile karşılaştırarak optimize edebilirsiniz. Ayrıca adwords’un anahtar kelime bulma aracı size nelerin arandığını söyler. Mesela “vep tasarım” ciddi bir arama hacmine sahip. İstatistiklerde değil de biri söylemiş olsa inanmazdım herhalde.

Ve SEO gerçekten zevkli bir iştir. Şuan hangi pozisyonda çalışmak istiyorsun diye sorsalar cevabımdır. Pazarlama, işletme, istatistik, strateji vs.. gibi konuların harmanlandığı bir alan. Üstelik yarattığı değer de çok iyidir. Müşteri sağlar, satış sağlar, marka bilinirliğini artırır.

Seo yazılarım devam edecek, çünkü öğrendiklerimi buraya yazacağım.

Fazlasını Oku

Arama Motoru Optimizasyonuna Başlamak

Evet SEO SEO SEO. O kadar duymaya alıştık ki bu kısaltmayı. Herkesin bildiği hayat bilgisi dersi gibi oldu SEO. “Abi sitelerden link alacaksın”, “tabloyla tasarım yapmışsın çıkar mı Google’da?” tarzı cümleler sıklıkla duyuyorum.

Arama Motoru Optimizasyonu
Arama Motoru Optimizasyonu

Bu öyle bir konu ki; herkes bildiğini iddia ediyor ama gerçekte kimse neler döndüğünü bilmiyor. Özgün içerik, kullanılan teknolojiler, anahtar kelime uyumu, backlink çalışması vs.. vs.. Bunların hepsini doğru yaptığınızda da istediğiniz sonucu alamayabilirsiniz veya beklentileriniz karşılanmaz.

Bana SEO biliyor musun dediklerinde, ben kodlamamı, site hiyerarşisini olması gerektiği gibi yaparım, gerisi çok fazla ilgi alanıma girmiyor diyordum. Ta ki şimdiki işime girene kadar. Küçük ölçekli firmalarla çalıştığımız için kendin pişir kendin ye web siteleri yapıyorum ve SEO hizmeti de veriyoruz. Bu hizmetin çoğu backlink çalışmasına ayrılıyor, yani para aslında buraya gidiyor.

Ben 100 lira verip 10 tane tumblr postu almayı etik olarak doğru bulmuyorum. Yani işin kendine ters. Bindiğin dalı kesmek gibi. Ne sektöre yardımcı, interneti çöpe çeviriyor. Ne site sahibine yararlı, odaklandığı konu site değil SEO çalışması oluyor.

Özellikle yurt dışında SEO bir teknikler bütünü değil de pazarlama fonksiyonunun bir parçası olarak görülüyor. Nasıl pazarlama ürünün şeklinden, fiyatından dağıtımına kadar takip ediyorsa SEO da sürekli devam eden bir süreçtir. Takip edilmesi gereken verileri vardır, kesinlik yoktur.

Bu blog sayfamda 100’ün üzerinde özgün makale var. Çeşitli konularda bunlar. Ama genelde internet, insan bilgisayar etkileşimi vs.. konularda. Buna rağmen google bana günde 1 ya da 2 ziyaretçi gönderiyor. Hiçbir müdahale yapmayacağım, bakalım durum ileride değişecek mi? Zaten bloguma alakasız 1000 kişi gireceğine konu ile ilgili 2 kişi girse yeter. Bana iş aş olarak geri dönebilir.

2-3 resim koyup, bir ürün detayıyla birinci sırada olmayı istemek biraz hayalcilik ve olayı yanlış anlama. “Masa” kelimesinde ilk sırada çıkmak istiyorsan masalar konusunda öncü firma olmalısın. Bunun dışında yapılan her çalışma geçicidir ve trafik düşüşü mümkündür.

SEO bir süreçtir, pazarlama faaliyetlerinin internet ayağında bir bölümdür. Sitenizde ürün satın almak çok zorsa ve sitenize on binlerce kullanıcı girse ne anlamı kalırdı?

Fazlasını Oku