Kosgeb Girişimcilik Desteği

KOSGEB

Kosgeb’in girişimci adaylarını desteklediği bir program. Bu destek hakkında çok fazla yanlış anlaşılma var. Destek bu sayfada açıklanıyor. Bu destek genelde gazetelerde, haberlerde 30.000 TL hibe, 70.000 TL faizsiz kredi olarak tanıtılıyor.

İlk olarak şuna değineyim; bu 30.000 TL destek geri ödeme olarak yapılıyor. yani nedir? 12.000 TL makine-techizat desteği için öngörülen maksimum destek. Destek oranları da şöyle;

1. Bölge ve 2.Bölge Erkek Girişimci : %60
1. Bölge ve 2.Bölge Kadın Girişimci : %70
1. Bölge ve 2.Bölge Özürlü Kadın Girişimci : %80

3, 4, 5, 6 numaralı kalkınma desteğine giren bölgelerde bu oranlara +%10 daha ekliyorsunuz. Yani size verilen hibe geri ödeme şeklinde oluyor. 1. bölge erkek girişimci için geri ödeme %60. Siz eğer 40.000 TL makine-techizat almışsanız geri ödemeniz 24.000 TL olur. Ama makina-techizat desteği üst sınırı 12.000 TL olduğundan 12.000 TL geri ödeme alırsınız. Tabi burada belli kurallar var, satın almaların gerçek olması, makinelerin ofisinizde denetimde hazır bulunması, ödeme dekontunuzun ve faturanızın da elinizde olması istenir. Birinci dereceden akrabadan bu harcamaları yapamazsınız. Ama makine-techizat için 10.000 TL harcadıysanız 6.000 TL geri ödeme alırsınız. Yani bunlar üst sınırdır. Size “al 30.000 TL, giriş bir şeylere” diyen yok. Sen giriş, ben destek olayım düşüncesi var.

Türk Lirası

Peki neden önce sizin harcamanız isteniyor? RİSK. Girişimci olmakla olmamak arasındaki en uzun engel RİSK’tir. Bir şeyleri riske atmalısınız. Bu kenardaki paranız da olabilir, evinizi ipotek edip aldığınız kredi de. Çünkü herkesin kafasında ufak da olsa bir iş fikri vardır. Boş bir dükkan görünce “buraya açacaksın bir Playstation Cafe” diye başlarlar ama buna hiç girişmezler. Çünkü ortaya atacak sermayeleri yoktur. Diğer sermaye yolları ise (Evi ipotek ettirmek gibi) oldukça riskli olduğundan kişi geride durur.

İşletmeyi yönetmek aslında riskleri yönetmek ve hatta oluşabilecek risklere hazırlıklı olmak olarak tanımlanabilir. Yoksa burada yöneticiden kastım ona buna bağıran, emirler veren 40 yaş üzeri takım elbiseli adam değil. Satışlar iyiyken her şey güzeldir. Kısa vadeli borçlar ödenmiştir, kasada para vardır, işletme tıkır tıkır yürümektedir. Ama ya tehditler? Mesela siz dolar ile aldığınız malzemeyi işliyor ve iyi kalitede ürün üretiyorsunuz. Aniden ekonomik kriz patladı, faizler yükseldi, Türk lirası yarı yarıya değer kaybetti dolar karşısında. Ama siz hammaddeyi dolar ile alıyordunuz. Maliyetler iki kat arttı, bununla birlikte tüketicilerin tüketim güçleri azaldı. Fiyatı iki kstına çıkardınız, ama satışlar %70 düştü. Döviz arttığından operasyonel giderleriniz %60 daha arttı. Ürettiğiniz mallar stok maliyetleri yarattı ve işletme zarar etmeye başladı. Aslında kasadaki parayı TL cinsinden saklıyordunuz. ParaEğer hammadenizi dolar ile alıyorsanız kasadaki paranın bir bölümünü devaülasyon durumları için dövizde tutabilirdiniz. Hammadde için alternatif tedarikçiler bulabilirdiniz. Yani tehditler hep vardır, önemli olan bu tehditlere karşı esnek olmanız, bazen de fırsata dönüştürebilme yeteneğinizin olmasıdır. Türk Lirası’nın değerli olduğu dönemlerde ön ödemeli alımlar yapabilirdiniz. Böylece belli bir süre ürünü aynı fiyattan satabilir, Türk Lirası’nın değerinin düşmesinden ötürü ihracat kapıları da açılabilirdi. Sizin ürettiğiniz fiyat başka ülkelerdeki satıcılar için cazip hale gelebilirdi.

Girişimcilik Destek Programı’na katılmanız için işletmeyi henüz kurmamış olmamanız gerekir. Öncelikle 90 saatlik uygulamalı girişimcilik eğitimi almalısınız, ne yazık ki bu eğitimin sertifikası için sadece kursa gitmeniz yeterli. Yani devam. Sonra şirketi kurmalı ve iş planınız ile KOSGEB’e başvurmanız gerekir. İş planı kabul edilenler desteklerden yararlanmaya başlayabilirler. Bir kısım da revizyona girer “iş planınızı güncelleyin, sonra gelin” derler. Bir de azınlıkta olan “ret” yiyen iş planları vardır. Bunlar da genelde desteklenmeyen sektörler için iş planı hazırlayanlardır. En başta verdiğim bağlantıdaki sayfada bu sektörleri ve daha bir sürü döküman bulabilirsiniz.

Yani esnafsınız ve paraya ihtiyacınız var, başvuracağınız yer KOSGEB değil, ticari krediler olsun. KOSGEB sizden kobi olmanızı istiyor. Plan yapmanızı, öngörmenizi ve risk almanızı istiyor. Ama güzel iş fikri olan kişiler KOSGEB’in diğer desteklerine de başvurarak çok hızlı gelişebiliyorlar.

Girişimcilik eğitimleri genelde devlet tarafından ücretsiz veriliyor. Hangi ilde yaşyorsanız o ildeki kursları takip edin, ücretsiz bir kursa başvurun. Kurs bitiminden 2 sene içerisinde şirketi resmen açmanız isteniz ama bu süre teoridedir. Pratikte en geç 1 sene içerisinde şirket kurulmalıdır.

Eğitimlere gelen arkadaşlardan gördüğüm bir yanlış ise iş planlarını arkadaşlarına doldurtacaklarını söylemeleriydi. Tamam mesela sen çok iyi bir müzikal enstrüman tamircisi olabilirsin ama bu şirketi sen yöneteceksin, arkadaşın değil. Sadece teknik bilgi yetmiyor. Büyüyorsunuz, büyüdükçe işin içine para, yani risk giriyor. Eğer 2 yıl içerisinde batarsanız aldığınız destekleri de geri ödemeniz gerekiyor. Bu da tamamen batmak anlamına gelir. Şahıs şirketlerinde şirket ve şahıs aynı kişilerdir. Şahsın tüm mal varlığı da şirket borçlarını tahsil etmede haciz edilebilir.

Girişimcilik kursuna katılın ve size orada anlatılanları anlamadan şirket kurmaya girişmeyin. Gerçekten formalite gibi gelebilir ama kesinlikle öyle değildirler. Hepsi gerçektir ve işletmeyi yönetirken karşınıza çıkacaktır. Artık bir gelir vergisi mükellefisiniz. Krediler alabilir, destekler alabilir, ortaklıklar kurabilirsiniz. Ama bu kumar değil, yönetim. Hem teknik, hem de yönetsel açıdan yeterli olmanız gerekir.

Başvuruların başlatılabilmesi için KOSGEB’e ilk kayıt başvurusu yapılmalıdır

Fazlasını Oku

Uygulamalı Girişimcilik Eğitimi Yarın Bitiyor

Doğu Marmara Kalkınma Ajansı (MARKA) bünyesinde verilen “Uygulamalı Girişimcilik Kursu” nihayete erdi. Artık sertifika alan girişimci adayları KOSGEB desteğinden faydalanmak için şirketlerini kurabilirler. Sertifikaların gelmesini beklemeye mahal yok, eğitim bitiş tarihinden sonraki gün işletmenizi açabilirsiniz.

Tabi burada girişimci adaylarının en çok zorlanacağı bölüm “iş planı” olacak. Ne doğaçlama doldurulabilecek bir form, ne de bir uzmana yazdırılacak. Bu iş planını yazamayan arkadaşlar işlerinde ne denli başarılı olurlar orası muamma.

Yeni diyebileceğim birkaç kavram dışında ben bu kurstan pek bir şey almadım desem yeridir. Bir şey almadım yalnız kafamda giderilmesi gereken soru işaretleri bıraktı. Zaten bir kursun veya eğitim kurumunun amacı da bu olmalı. İnsanları saatlerce tutup yeni şeyler öğretemezsiniz. Soru sordurmak, öğrenmeye güdülemek en önemlisi.

Kursta eğitimleri veren Dilek Hanım’a çok teşekkürler. Sürekli iş planına değinerek kursiyerleri iş planı yapmaya ittiyse de çok başarılı olamadı. Bunun sebebi Dilek Hanım değil, kursiyerler. Çünkü herkesin kafasında “ben yapacağım işi biliyorum” düşüncesi vardı. Eğer iş planı veya yönetim danışmanlığı konularında profesyonel desteğe ihtiyaç duyarsanız ABİGEM Doğu Marmara kurumu size yardımcı olabilir. Dilek Hanım’da keza bu kurumda da görev yapmakta.

İş planları çok önemli. Bunları kendiniz doldurmalısınız. Örneklere bakın, KOSGEB’in sitesinden iş planında istenen bölümleri inceleyin. Herkese hayırlı olsun o zaman.

 

Fazlasını Oku

Girişimcilikte Risk ve Kumar Ayrımı

Girişimci risk alan ve bu riskleri yöneten kişidir. İşinin uzmanlığı dışında makro ekonomik durumu, rakiplerini, satın alma davranışlarını, kanunları da risk olarak yönetmek zorundadır. Şu anda KOSGEB‘e yönelik uygulamalı girişimcilik eğitimi alıyorum. Daha sonra iş planı ile KOSGEB’e başvuracağım. Yalnız şöyle bir tablo ile karşılaştım; KOSGEB Kocaeli 2013 yılında taahhüt ettiği girişimcilik geri ödemelerinin hiçbirini yapmamış. Yani %60’ı geri gelmesi gereken şirket giderleri veya makine teçhizat alımı giderleri ödenmemiş.

Planlama

KosgebŞimdi 2014 yılında ne olacağı belirsiz. Girişimcilikte nakit yönetimi şirketlerin kapanmasında en önemli etkenlerden biri. Peki ben bu devlet desteğinin geri ödenip ödenmeyeceğini  bilmeden nasıl finansal planlama yapabilirim?

Yine yeni işletmelerin kapanmasındaki en büyük etken plansızlık. Peki bu kadar değişken varken KOSGEB gibi bir devlet kurumunu da SWOT analizinde “tehditler” kısmına yazacaksam benim yönetebileceğim risk olarak ne kaldı?

İşim haricinde diğer tüm kalemler “tehdit”. Genel tehditler;

  • Makro ekonomik durum.
  • Rakipler
  • Tüketicilerin satın alma gücü değişimi.
  • Kanun değişimleri.
  • Devlet desteklerinin 1 sene gecikebilecek olması.
  • Doğal afetler, yangın, hırsızlık.

Bu kalemler böyle devam edebilir ama aynı zamanda “fırsat”a da dönüştürülebilir. Mesela tütün ürünlerine uygulanan vergi, işlenmemiş tütün satışını artırdığı gibi. Peki devlet desteği? KOSGEB yok gibi davranırsam, buna göre planlama yaparsam ama geri ödeme gelirse ne yapacağım? Pavyona gidip harcayacak mıyım? Ben bu kalemi fırsata dönüştüremem. Gelmeyecek paranın gelmesi beni maddi olarak rahatlatır ama ben o desteğe gelecek gözüyle baksaydım daha nitelikli personel alabilir, daha geniş bir ofis tutabilirdim.

Plan, plan, plan, uzun vadeli, kısa vadeli vs.. Plan ama planda bazı kalemlerin de öngörülebilir olması gerekir. Tamamen soyut olduğumuz KOSGEB bütçesi ve ödeme tercihleri nasıl yönetilebilir?

Biz o zaman parayı direkt iddaa’ya yatıralım, KOSGEB desteği misali, gelirse ne ala, gelmezse bir işe girer çalışırız. Risk başka şey, kumar başka.

 

Fazlasını Oku

SEO : Kısa Yoldan Köşeyi Dönmek

27Birçok yeni girişim bunun hayali ile yanıp kavruluyor. Bir anda büyüyelim, para kazanalım, arabalar alalım, patron/ağa olalım diyorlar. Ve sürekli şikayet; “piyasada para yok, dönmüyor be abi”.

Diyelim medikal ürünleri satan bir dükkan açtınız satışların artmasını beklersiniz. Ama her arz talebini yaratır yanılgısı ile başarısız olabilirsiniz. Biraz da şans olacak değil mi? Şans? Şans nedir? Benim tanımıma göre olasılıkların lehinize gelişmesidir. Milli piyango şanstır, kazı kazan şarttır. Kolay yoldan para getiren şeyler hep şans eseri oluşur. Çok hızlı büyüyen bir şirket çok iyi yönetiliyor olmalıdır. Diğer olasılık ise şanstır.

Medikal ürün dükkanınız pek iş yapmıyor ve İnternet’de mağaza açmayı düşünüyorsunuz. Ucuza kapatıp senelik 1.000 TL ödediğiniz bir elektronik ticaret sitesi açıyorsunuz. Buna da şans beklentisi ile giriyorsunuz. Medikal örneğini bizzat yaşadım. Adam aylık 300 TL gibi bir ücretle ürünlerinin arama motorlarında üst sıralarda çıkmasını istiyor.

Bu nasıl bir beklentidir? Hangi iş kolunda bu kadar yatırımla böylesine büyük bir atılım yaşanıyor merak ettim doğrusu, çünkü ben de SEO çalışması yapabilen biri olarak herhangi bir iş koluna dalabilirim.

Nasıl sahibinden.com’a girdiğinizde 260 TL’ye iPhone 5 olması saçma ise, aynı şekilde 300 TL ücretle birinci sayfa garanti etmek de o kadar saçmadır.

Ama yetişmemiz böyle. Ben kesinlikle buna bağlıyorum. Kahvede hiçbir niteliği olmayan adamlar “nasıl parayı buluruz” tarzında konuşuyorlar. Verecek bir şeyin varsa o da el emeğin. Zengin olmak istemek için bir değer yaratmak gerektiği düşüncesindeyim. Ama şansa alışmışız. Milli piyango, süper loto, on numara, iddaa. Okulda terslerde boş bırakmak yerine sallama şık seçmek. Babadan miras kalması, alışveriş sonrası kuponları biriktirip araba çıkmasını beklemek vs..

Şansa çok inanmışız. Bazı şeylerin şansla geldiğine inanıyoruz. Mesela para. Hayır şans ile değil. Birinin işleri güzel gidince “Allah, yürü ya kulum demiş” deriz. Ama adam bir sermaye yaratmış, risk almış, çalışmıştır. Daha sonra işleri genişletmiştir. Tabi burada şans faktörü de vardır. Ama şans burada bir yan faktördür. Planlama, eğitim, çalışkanlık başarıyı getirir mesela. Ama kumar oynarsanız o ayrı. Şans size en çok orada lazımdır.

Kısa yoldan kimse kimseye para vermiyor. Eğer bunu bir şekilde başarmışsanız ya illegal ya da etik olmayan yöntemlerle yapmışsınızdır. Ama bir cafe açıp, bunu 2,3 derken 10’a çıkaran biri için şans faktörü daha az etkisizdir. Her açılan cafe de mi şans? On kere parayı atın ve 10 kere yazı gelsin. Olası mı? En azından düşük. Demek ki şans yarımcı bir faktördür.

Fazlasını Oku

KOSGEB Eleştirisi Özürü


Bundan 1,5 ay kadar önce “Girişimcilik Engel Tanımaz” porjesi toplantısına katılmış ve veryansın etmiştim. İlgili yazı burada; http://www.cancilar.net/2013/06/06/girisimcilik-engel-tanimaz-fiyaskosu/

Burada eleştirdiğim ilk şey “Yeni Girişimci Desteği” programının adı değişip “Girişimcilik Engel Tanımaz” adıyla sunulmasıydı. Bu konuda hala aynı görüşteyim. Verdiğiniz 2-3 aylık girişimcilik eğitiminde engelli girişimciler için sınıf hazırlamak bunu farklı bir program yapmaz.

Eleştirdiğim ikinci konu ise ilk sermaye desteğinin olmamasıydı. Yani siz ilk önce 20-25 bin TL arası bir sermaye koyuyor ve harcıyorsunuz, başvurunuz kabul edilirse devlet bu harcamaların %70’ini size geri ödüyor.

Ben de “bu nasıl iş? Engelli girişimcilik dediniz hiçbir ön maddi destek vermiyorsunuz” dedim. Bu konuda okumalar yaptıktan sonra düşüncelerim değişti diyebilirim. Girişimcilikte en önemli unsur risk almak ve bunu yönetebilmektir. Yoksa devlet cebimize 30.000 TL versin, bir şeyler yaparız anlayışı yanlış. Bu girişimciliğin ruhuna ters. Bir şeyleri riske etmeden girişimci olamazsınız.

Bu nedenle yukarıdaki yazdığım ön ödeme yapılması gerektiği eleştirisini geri alıyorum. Ama yine ekleyeyim, özellikle engelli girişimciler için girişimcilik eğitimi, projeyi yaratma ve koçluk desteği verilebilirdi. Sonunda konusunda bilgili, iş planını, risk yönetimini iyi yapabilecek kişilere 3.000 TL – 5.000 TL gibi bir yeni girişim desteği verilebilir. Engelli olmayan girişimciler için de bu geçerli. Yani tarafsız ve uzman hakemler olsun, koçluk etsinler, iş planı hazırlansın, bu bir kurula sunulsun. Gerekirse mülakata alınıp kişi de değerlendirilsin. İş yapabilecek kişileri kaçırmamamız lazım.

Sonuç olarak; herkesin eline 30.000 TL verip “gidin iş kurun” diye bir uygulama söz konusu olamaz. Bu girişimciliğin ruhuna ters bir olaydır.

KosgebTr

Özür dilerim.

 

Fazlasını Oku

Girişimci ve Bey/Ağa Olmanın Farkı

370068847084Girişimcilik bir ruh halidir denir, doğru bir tanım bence. Hangi sektörde çalışırsa çalışsın veya işsiz olsun herkesin bir Patron olma arzusu vardır. Girişimciliğin doğuş sebeplerinden biri de budur zaten. Toplumun genelinden daha üst bir konumda bulunmak ve bu sebeple bazı haklara sahip olmak veya zorunluluklardan ayrı tutulmak her zaman istenen bir durum olmuştur. Bundan asırlar önce Cengiz Han bu çekiciliği fark etmiş ve toplumda ayrıcalıklı bir kesim oluşturmuştu. Bu kişilere “Tarkan” deniliyordu. Zorlu görevlere gidiyorlar, halk içinde ayrıcalıklı ve sorumlu kişiler oluyorlardı. Mesela zina suçundan yargılanması için bu suçu 9 kez tekrarlamış olmaları gerekiyordu.

Mesela ülkemizde hala var olan toprak ağaları, köyün beyleri buna örnek verilebilir. Ağa/Bey olmak önemlidir. Maslow’un ihtiyaçlar teorisi de bunu söylemektedir. İnsan fizyolojik ihtiyaçlarını giderirken güvenliği ve gelecekle ilgili kaygılarını gidermek ister. Daha sonra da sevme/sevilme ait olma duygularına ihtiyaç duyar. Daha sonra da saygı duymak, saygı görmek, kendine güvenmek  ister. Bu sıralamada son aşama ise “kendini gerçekleme”dir. Bir işi diğerlerinden daha iyi, farklı yapma, başarılı olma, sanat yapmak gibi şeyler.

Girişimciliğin getirdikleri ile girişimciliği birbirinden bağımsız düşünemeyiz. Fakat bir ekonomik unsur olan girişimci ile, Bey/Ağa’nın farkı vardır. Girişimciliğin onlarca tanımı var. Ama genelde pazardaki fırsatları gören, geleceği öngörebilen, gerekli bilgi ve beceri ile donanmış, risk alan ve fikrini gerçekleştirmek için tüm bu unsurları birleştirmeye istekli olan kişidir. Yani her patron olmak isteyen kişi girişimci değildir. Girişimci bunun için belli riskleri ve sorumlulukları alarak “işe girişen” kişidir.

Girişimciler bir ekonominin en önemli parçalarından biridir. Gelişmiş ekonomilerde ana işletmeler bazı işleri kendi bünyelerinde gerçekleştirmek yerine bunu daha ufak firmalardan destek alarak yapmaktadır. Bu girişimci derinliği çok önemlidir. Küçük ve büyük firmalar 2 adım derindir. Ama gerçekte bundan çok daha alt ve ara seviye vardır. Yani girişimcilik ekonomik kalkınmanın en önemli unsurlarından biridir. İşbirliği ve bilgi/teknoloji transferi sağlar.

Bey/Ağa olmak girişimciliğin getirdiği birer statü değişikliği olabilir ama çıkış amacı olmamalıdır. Patron olunmak için işletme kurulmaz. İş yapmak, değer yaratmak, kazanç sağlamak için işletmeler kurulur.

 

Fazlasını Oku

İç Girişimcilik ve Kuşlar

KuşlarTanım olarak bir girişimin içinde yer alan unsurların kendi girişimlerine çevrilmesi diye tanımlanabilir. Bizim çalıştığımız İnternet/Yazılım sektöründe firmalarda çalışan programcılar, tasarımcılar vs.. hep kendi işlerini kurmayı hayal ederler.

Bir girişim bünyesindeyken yeni bir fırsatı görüyor ya da bazı şeylerin yanlış yapıldığını düşünüyoruz ki bu şekilde bir hayalimiz oluyor. Yoksa kimse mevcut kazancım az diye iş kurmaya kalkışmaz. Kendinin patronu olma konusu ise biraz göreceli. Bazı insanlar patronculuk oynamak için işletme kurabiliyorlar. Bunları girişimci sıfatının dışında tutuyorum.

Peki bir girişim için iç girişimcileri korumak ne kadar önemlidir? Ne demiştik? Bazı şeylerin yanlış olduğunu düşünürüz. Neden girişim bize bunları düzeltme fırsatı vermesin? Veya benim yeni fikrime destek olup hem kazanıp hem de kazandırmasın?

Google’da buna en güzel örnek Gmail. Gmail şuan Google servislerinin temel taşı konumunda. Bir android yüklü telefon aktive ederken gmail hesabınızın olması gerekir. Veya Google Analytics kullanmak için. Gmail bir hobi projesidir. Bir çalışanın kendi isteği, şirketin de haberi olarak ortaya çıkmıştır.

Kuşların bir tehlike yaklaştığında diğer kuşları da bundan haberdar etmesi gibi bir örnek çok güzel olacaktır. Burada bir fedakarlık söz konusu gibi gözüküyor. Kuş kaçıp gidebilir, kendi genlerini ileri kuşaklara taşıyabilir. Evrim teorisine karşı bu öne sürülmüştür; fedakarlık. Bir kuş neden fedakardır diye sormuş evrim karşıtı insanlar. Ama daha sonra yapılan çalışmalar kuşun bunu kendi çıkarı için yaptığı sonucunu çıkarmıştır. Eğer kuş tek başına havalanırsa, şahinin esas hedefi olabilir. Ama arkadaşlarını da uyarırsa kolektif bir kaçış başlar ve kendisinin zarar görme olasılığı azalır.

Bir personel neden işten ayrılıp kendi girişimini hayata geçirmeye çalışıyor? O neden kuş gibi fedakar olmuyor? Eğer arkadaşları onu dinlemeyecekse yanlışları söylemenin bir yararı olmayacaktır.

Girişimcilik tarihi 1750 İngiliz ekonomik devrimi ile başladı kabul edilir. Yani girişimcilik ile 250 senelik bir geçmişimiz var. Tarih bir girişimden kopan küçük girişimlerin başarıları ile doludur. Steve Jobs, kendi girişimini kurarken maddi yönden çok rahattı. Apple’dan kovulmuştu ama yüz milyonlarca dolar şirket hissesi vardı. O yine inandığı şeyi yapmaya çalıştı. Pixar ortaya çıktı. Disney’e kafa tutabilecek hale geldi. Sonra ne oldu? Apple tarafından satın alındı ve Steve Jobs yeniden Apple’ın başına geçti. Macler değişti, ipod patladı, itunes ile insanların müzik dinleme alışkanlıkları değişti. Sonra ipod, özellikleri ile bir telefon olmaya yaklaştı. Hikaye tahmin ettiğiniz gibi iPhone ile sürdü.

Apple kendinden kopan bir girişimi tekrar bünyesine aldı ve şuan dünyanın en değerli şirketi konumunda.

Fazlasını Oku

Girişimcilik Engel Tanımaz Fiyaskosu!

http://www.cancilar.net/2013/06/05/girisimcilik-engel-tanimaz/ blog yazımda Kosgeb ve özürlü ve yaşlı hizmetlerinin beraber düzenlediği bir programdan bahsetmiştim. Bu programı “Girişim Engel Tanımaz” sloganı ile duyurdu güzide büyüklerimiz.

Kocaeli’de yeterli başvuru olmuş olmalı ki bir tanıtım toplantısı düzenlediler. Ben de oradaydım. Ahmet Engilkan Mesleki ve Teknik Eğitim Binası’nda gerçekleşti. Aşağıda dıştan görünüşü var. Ne kadar gereksiz bunu vermem ama olsun yine de vereyim.

Ahmet Elginkan

 

30 – 40 kişilik bir engelli grubuyduk. Genelde ortopedik sorunları olan insanlardı. Hatta biri %91 özürlü. Bipolar Bozukluk ve Şizofreni teşhisleri var. Bu arkadaşa ne kadar işletme teslim edilir bilmiyorum ama bu onların tasarrufunda.

Kosgeb yetkilisi bize KOSGEB’in sitesinde bulunan “Yeni Girişimci Desteği” bölümündeki kuralları okudu. Sonra ben söz alıp, bunun daha önce de var olduğunu, buna katılmak için özürlü olmaya gerek olmadığını söyledim. “Evet, sadece adı değişik” dedi utanmadan.

Yani bir girişim için cebinizde 20.000 TL olacak ki sonra bu destekleri alabilesiniz. Destek verilmesi de kesin bir şey değil. Yani ha bok ha kaka durumu oldu. Adı değiştirilmiş, sosyal sorumluluk, özürlü bireyleri topluma katmak, evde oturtmak yerine kendi işlerini yapmaları adı altında bildiğiniz “Kosgeb Yeni Girişimci Desteği” oluyor “Girişimcilik Engel Tanımaz”. Bu ne iki yüzlüktür?

Eğer engellilerin yararlandığı bir şeyse pozitif ayrımcılık yapılıp biraz destek olunmalıdır. Evet kurs görelim, iş planı yapalım. İş planını güzelce değerlendirin, uygun kişilere başlangıç sermayesi sağlayın ve süreci takip edin. Benim cebimde 20.000 TL varsa senin vereceğin hibelere daha az ihtiyacım olur. Bu kadar mevduata hatırı sayılır bir kredi alınabilir.

Sonuç : samimiyetsiz bir program, insanları kandıran bir isim ve destek uygulaması yanlış, yani fiyasko!

Fazlasını Oku

Girişimcilik Engel Tanımaz

Girişimcilik engel tanımaz projesi Özürlü ve Yaşlı Hizmetleri Gen. Müd. ve KOSGEB tarafından gerçekleştirilen, özürlü vatandaşlarımızı da hayata kaymak için düzenlenmiş bir projedir. İlk başta İstanbul, Ankara, Gaziantep, Erzurum illerinde eğitimler başlayacak, gelen talebe göre diğer illerde de kurslar açılabilecek. (Beni aradılar, yarın bilgilendirme toplantısı var, demek ki başvuru sayısı Kocaeli’de hatırı sayılır rakamlara ulaştı.)

Kurslar engellilerin her türlü engelini düşünülerek düzenlenecek. Mesela görme engelliler için ekran okuyan yazılımlar, ortopedik engelliler için uygun bina yapısı gibi.

70 saatlik bir girişimcilik eğitimi var. Bunun sonunda girişimciler koçlarla birlikte iş planı hazırlayacaklar. İyi yapılmış iş planları için yeni girişimci desteği verilecek. Bundan sonra da engelli yalnız bırakılmayacak. Koçlar işletme kurulumundan iş geliştirmeye kadar yardım edecekler.

Girişimcilik ekonomilerin lokomotifidir. Ekonomik kalkınma ve işsizlik sorunlarına çözümlerin temelinde girişimcilik yer almaktadır. Özellikle engellilerin yok sayılmaması, onların da hayata katılması açısından çok önemli. Al özürlü maaşını yaşa denmiyor. Gel, iş fikrin varsa olgunlaştıralım, yardım edelim deniyor.

Yarın toplantıya gideceğim anlatılanları yine burada yazarım.

Ekleme : işte yaşananlar
http://www.cancilar.net/2013/06/06/girisimcilik-engel-tanimaz-fiyaskosu/

Fazlasını Oku

Pıtrak Gibi Çoğalan Reklam Ajansları

Ben Kocaeli’de ikamet ediyorum. Neredeyse her hafta bir ajansın daha varlığından haberim oluyor. Yaptıkları şunlar genelde;

  • Kartvizit
  • Broşür
  • Katalog
  • El ilanı
  • Promosyon Ürünleri
  • Kurumsal Kimlik (Kel alaka)
  • veeee Web Tasarım

Hepsi de web tasarımcıdır aynı zamanda. Ben Kocaeli’de İnternet programcılarından çoğunu tanıyorum. İş ilanlarına gelen başvurulara bakınca artık yeni adamların gelmediğini görüyorsunuz. Web programcısı pozisyonuna amatör futbolcu baş vuruyor.

Ama bunu Derince/İzmit için söylüyorum. Gebze ayrı bir memleket. Herhalde 10 tane adam var bunu yapan, bu onlarca ajansın işlerini onlar yapıyorlar.

Ne kadar kolay, promosyon katoloğunu al, müşteriye göster, eşantiyon kalem sipariş et, gelsin, teslim et, para al. Personeline maaş ödeme, sigortasını doğru yatırma vesaire. Girişimcilik iktisadi kalkınma için çok önemli bir kavramdır. Ama girişimcilik eline limon alıp pazara gitmek değildir. Ofis tutuyorlar, şirket açıyorlar. Nasıl bu paraları yatırmaya cesaret ediyorlar anlamıyorum. Ya da kim bunlara bu kaynağı sağlıyor?

Bir web tasarım şirketim olsun istemem. Hosting veya domain satmak da istemedim hiçbir zaman. İnternet projem varsa yaparım. Eğer artık işler evden yürümüyorsa, adam lazımsa o zaman kredi çekerim, yatırım yaparım. Ama bir dayanağım var. İşlerin gelişmeye başladığı bir projem var ve bunun meyvelerini toplayacağım ve devamlı sulayacağım.

Bir İnternet projesi yaratmak ve onu büyütmek, daha sonra projenin kendini ayakta tutabilecek gelir sağlaması en büyük isteğim. Ama bu demek değil adsense odaklı boş siteler açarım. Hayır, aksine insanların belirli ihtiyaçlarını karşılayan projeler yaparım.

Yakın zamanda sağlık sektöründeki projeme başlayacağım, bakalım neler olacak.

Fazlasını Oku