Yeni Bir İletişim Yöntemi Olarak Oyunlaştırma

gamification

Oyunlaştırma kavramının kökeni çok eskilere dayanmıyor, hatta 2010 yılı bu kavramın ortaya atıldığı yıl olarak belirlenmiş. Kısaca oyunlaştırma; insanlarla iletişim kurarken kullanılan, oyun olmayan bir olguya oyun ögelerinin eklenmesi olarak tanımlanabilir. Bu zamana kadar duymamış olsanız bile karşılaşmamanız çok zor. Örneğin Swarm’da haftanın biricisi olurken, bir mekanda “mayor” olurken, bir e-öğrenme sistemin puanlar alırken hep oyunlaştırma ile karşılaşıyoruz.

Oyunlaştırmak demek oyun yapmak demek değildir. Oyun teori ve bileşenlerinin yaptığımız işlere, kurduğumuz iletişimlere adapte edilmesidir bir nevi. İnsanlar oyunlar oynar. Hatta her insan oyun oynar, büyük ya da küçük, eğitimli veya eğitimsiz. Modern dönemde oynadığımız video oyunlarından binlerce sene önce de oyunlar vardı. Büyüklerimiz tavla atarlar, kahvelerde iskambil oyunları oynanır, bayanlar ve tabi erkekler de şekerleri aynı sıraya dizmeye çalışırlar.

Oyunlardan aldığımız şey sadece zevk değildir ya da oyunları sadece boş vakitlerimizi harcamak için oynamıyoruz. Çeşitli oyun türleri insanda başarım, sosyalleşme, korku, sürpriz, keşfetme, rekabet, inat gibi duyguları hissettirirler. Pazarlamacılar da bu tip duygulara hitap edebilmek için oyunlaştırmayı gündemlerinde önemli bir yere taşımışlardır. Oyunlaştırmaya yabancı biri okur diye ufak bir örnek vermek istiyorum. Diyelim ki elektronik ürünler satan bir e-ticaret işletmeniz var. Ürünlerinize yorum yapılmasını istiyorsunuz ki bu bir ürünün satılmasında veya satılmamasında önemli rol oynar. Eğer siz belli bir fiyatın üstündeki ürünlerden satın alan ve yorum yazan üyelerinizden en çok beğeni alan yorumu yazan kişiye ufak bir hediye vermeyi kurgulayabilirsiniz. Burada kullanıcılar hem ödülü kazanmak için hem de en beğenilen yorumu yazabilmek için daha bilgilendirici, daha faydalı yorumlar yazarlar. En azından varsayımsal olarak. Bu oyunlaştırmaya küçücük bir örnek.

Yeni iş yapış şekillerinde ve yeni nesil pazarlama uygulamalarında oyunlaştırma sıklıkla kullanılıyor ve artarak devam edeceğe benziyor. Siz kendi işinizde oyunlaştırmayı nasıl kullanabilirsiniz? Biraz düşünmenize salık veriyorum 🙂

Fazlasını Oku

Evden Çalışma Üzerine

Evden Çalışmak
Çalışıyorum beeen

Bu yazı freelancer çalışanları kapsamamaktadır. Hali hazırla bir şirkette tam zamanlı çalışan ve evden çalışma imkanı olan çalışanları kapsar. Günümüzde gerek teknolojik gelişmeler, gerekse iş yapış şekillerindeki değişmeler çalışanların işlerini ofis yerine evlerinden de yürütebilmelerine imkan veriyor. Bazı şirketler evden çalışmayı desteklerken bazılarıysa kısmi olarak destekliyorlar. Bir kısım şirket de evden çalışmaya imkan olmasına rağmen izin vermiyor.

Evden çalışma ilk bakışta çalışan için çok güzel ve özel bir deneyim gibi gözüküyor. Evden para kazanmak.. Kulağa hoş geliyor ama bu demek değil ki öğlene kadar uyumak, sonra birkaç saat çalışıp gezmek, tozmak. Evden çalışmaya izin verilmesinin sebepleri çeşitli olabiliyor. İşin fıtratı, ulaşım zorlukları, bedensel engeller, verimlilik gibi nedenler evden çalışmayı hem çalışan hem de şirketler tarafından cazip kılabiliyor.

Ben konuya Google ile devam edeceğim. Google’ın ofislerindeki imkanları duymuşsunuzdur. Duymadıysanız buraya alalım. Google da çalışanlarına evden çalışma imkanı sunan şirketlerden. Fakat uygulamada bunu tam tersine çevirmeyi amaçlıyor. Öncelikle ofisleri dar ve dağınık. Bunun sebebi de insanların kalabalık ortamlarda daha verimli olduklarına dayanıyor. Google bu tip ortamlarda fikir ve bilgi alışverişi üst düzeyde ve üretkenliğin yüksek olduğunu düşünüyor. Buna uygun olarak insanların kafa dinlemeleri için de bir sürü imkan var. Uyuma kapsülleri, bilardo masaları, açık kafeteryalar gibi. Yani ikisini denge içerisinde sunmaya çalışıyorlar.

Bu yönden bakınca benim görüşüm de kalabalık ofislerin üretkenlik açısından daha iyi olduğu. Kendi çalıştığım yerlerde de kişisel olarak bunu gözlemledim. Hatta bir ofiste kendi odam vardı ve orada geçirdiğim 2 ay geçirdiğim en verimsiz 2 aydı diyebilirim. Pardon, söz konusu olan evden çalışmaydı. Evden çalışmak da odada yalnız çalışmaktan pek farkı olmayan bir eylem. Tabi bunu bazı iş kollarını ayrı tutarak söylüyorum. Elbette ki evden daha verimli çalışılabilen alanlar vardır ama genellikle üretim yapılan, yaratıcı çözümler istenen iş kollarında evden çalışmak kesinlikle daha verimsiz olur diye düşünüyorum.

Google bunu şirket kültürü olarak içselleştirmiş. Kendi tecrübelerim de bunu doğrular nitelikte. Bu nedenle ben de aynı fikirdeyim. Evden çalışma opsiyonu özellikle trafik problemi fazla olan, bedensel engeli bulunan kişiler tarafından kullanılmalıdır. İnsanlar bir arada daha üretkenler.

Siz evden çalışma konusuna nasıl bakıyorsunuz?

Fazlasını Oku

Teknogirişim Ofisleri Çalışanlarına Nasıl İmkanlar Sunmalı?

Teknoloji Ofisi

Bir teknogirişim ofisi nasıl olmalı? Yani teknoloji geliştirilen bir ofiste çalışanlara nasıl imkanlar sunulmalı? 10 yıldır çeşitli şirketlerde çeşitli pozisyonlarda çalıştıktan sonra “şöyle olsaydı” dediğim konuları ele alacağım. Marissa Mayer  Yahoo’da evden çalışma sistemini iptal etmişti, bilenler bilir. Çünkü insanların şirkette kahve molalarında, yemeklerde beraber vakit geçirdikleri her zaman daha üretken olduklarını düşünüyor. Ben de buna katılıyorum. Ama bu çalışanları ofise kitlemek anlamına gelmiyor. Yöntem olarak ofislerin daha çok çalışılabilir tasarlanması ve sunulan imkanların ofiste kalmayı cezbedici hale getirmesi gerektiğini düşünüyorum.

Tabi burada sayacağım imkanları her şirket sağlayamayabilir. Gerek maddi yönden gerek diğer prensiplerden ötürü bunu sağlamayabilirler. Ben aklımdaki ideal ofisi anlatmaya çalışacağım. Bunları bazı başlıklar altında toparlayacağım ve yönetim-çalışan ilişkisine hiç değinmeyeceğim. Yani ben ofis imkanları ve insanları üretken kılmak için ne gibi iyileştirmeler yapılabilir konularına değineceğim.

Ofis Ortamı

Ofis ferah ve gün ışığını bolca alan bir yapıda olmalı. İnsanlar odalara tıkıştırılmamalı. Bir keresinde bir iş yerinde kendi odam vardı. O kadar sıkıcıydı ki anlatamam. Belli fokus gruplar aynı ortamda çalışabilmeliler. Yemek, kahve, sigara molaları da çok önemli çünkü buralardaki iletişim çok üretken oluyor. İş fikirleri, iş dışı sohbetler hep bu zamanlarda yapılıyor.

Çalışma Alanı

Çalışma alanları kişiselleştirilebilir olmalı. Belli bir sıra düzeninde dizilmiş masalar, okul sıraları gibi sabit mobilyalar uygun olmuyor. Kimisi çift ekran çalışır, kimisi not defterine alan arar, kimisi bir ışık kaynağı daha ister. Bu yüzden çalışma alanı çalışana bırakılmalıdır belli oranlarda.

Araç Gereç, Donanım

Çalışana ilk işe başladığında boş bir bilgisayar verilmemelidir. Kullanıcı hangi işletim sisteminde çalışmak istiyorsa ona göre bir bilgisayar tahsis edilmelidir. Bu iMac olabilir, macbook pro olabilir veya masaüstü pc olabilir. Ayrıca gerekli donanımın yanında ek araçlar da sağlanmalıdır. Android geliştiricisi ise bir Android telefon tahsis edilmelidir. Birgün Ahmet’in, bir gün Mehmet’in telefonunu ödünç alarak bu iş yürümez. Kimse de telefonunu bu işlere ayırmak zorunda değil.

Eğitim

Söz konusu teknoloji olunca eğitim ve gelişimden söz etmeden olmaz. Şirketlerin düzenli olarak çalışanlarını eğitim ve seminerlere göndermesi gerekir. Bu şekilde eğitim ve gelişim şirket politikası olarak görünür. Çalışanlar da bunu bu şekilde özümserler. “Bize bilen değil, öğrenebilen eleman lazım” dedikleri zaman çalışanlarına eğitim imkanlarını da aynı şekilde sunmaları gerekir.

Sosyal

Çalışanların birlikte vakit geçirebilecekleri alanlar olmalıdır. Kahve köşeleri, barbekü yapılan teraslar gibi. Bunun dışında tatil günlerinde şirket tarafından düzenlenecek piknik, kamp gibi etkinlikler de çalışanların arasındaki iletişimi artıracaktır.

Ekstralar

Bunların dışında  birçok imkanı çalışanların şirkete olan bağlılıklarını ve ofise istekle gelmelerine yardımcı olacaktır. Bir teknogirişim şirketinden bahsediyorsak özellikle resperry pi, arduino kartlar ve aksesuarlarla robotik hobi çalışmaları gibi aktiviteler de yerinde olacaktır.

Bir çalışan olarak siz hangi imkanların sunulmasını isterdiniz?
Bir girişimci olarak siz çalışanlarınıza hangi imkanları sunuyorsunuz?

Fazlasını Oku

Rüya Gibi Ofisler ve Neden Böyleler?

Rüya Ofis

Rüya gibi ofislerle ilgili sanırım daha önce çok şey okudunuz, gördünüz, arkadaş arası muhabbetini yaptınız. Özellikle teknoloji girişimleri bu konuda çok hevesli ve istekliler. Çalışanlarının çalışma ortamlarını bazen rüya diye tanımlayabileceğimiz bir hale getiriyorlar. Peki neden? Buna biraz sonra değineceğim. Öncelikle bazı şirketlerin çalışanlarına sunduğu imkanlara değinelim.

Şüphesiz Google bu konuda başı çekiyor. İnternet’in her alanında olduğu gibi Google bu konuda da iddialı. Ücretsiz yeme/içme, kütüphane, akvaryum, masaj odaları, hazırda bulunan doktorları, voleybol sahası ve bilardo masaları gibi imkanları ile çalışanlarını oldukça memnun ediyor gibi. Forbes dergisi bir araştırmasında ABD’de en çalışılabilir şirket olarak Google’ı belirlemiş. Bu gibi imkanların dışında Google çalışanlarına ücretsiz check-up imkanı ve 12.000 $’a kadar eğitim kredisi sunuyor. Hatta bunlarla yetinmeyip çalışma alanlarını yemek alanlarından 100 metre daha uzağa konumlandırmıyor. Gerçekten çok güzel imkanlar. Yahoo, Facebook gibi şirketler de bu konuda oldukça cömertler.

Son zamanlarda gelen bir haber Roche şirketindendi. Roche artık çalışanlarının işe gelme zorunluluğunu kaldırdı. İlgili habere buradan ulaşabilirsiniz. Diğer taraftan da Yahoo aksi bir politika izleyerek zaten var olan uzaktan/evden çalışma imkanını kaldırdı. Bu konuda firmalar değişik politikalar izleyebiliyorlar. Roche’un yaptığı açıklama ise çok güzel. Çalışanların gözünde de Roche iyi bir firma olmak istiyor. Gerçekten de çalışanların gözünde iyi olan özellikle büyük bir firma, müşteri memnuniyeti konusunda da iddialı olur.

Şimdi gelelim şirketler çalışanlarına bu imkanı neden sunuyor sorusuna. Cevap aslında çok basit. Üretken akılları bünyelerinde tutabilmek için. Peki üretken akıl nedir? Üretken akıl bir işi sadece ey iyi yapan değil, şirketi fikirleriyle, iş yapış şekliyle ileriye taşıyan insanlardır. Bu insanları para ile bağlamak biraz zor olsa gerek. Çünkü bu tip insanlar daha farklı bir karaktere sahip oluyorlar. Özgürlük onlar için önemli. Görüşlerinin dinlenmesi, kendisine gereken saygının gösterilmesini isterler. Şirketleri büyüten, yenilikler getiren hem bu tip insan topluluklarıdır. Standart çalışan verilen işi yapar. Ama üretken akıl üretir, geliştirir, ileriyi görür.

Peki siz çalışanlarınız için ne gibi imkanlar sunuyorsunuz?

Fazlasını Oku

Okumaya Fazla Vakit Ayırmamak

086-1Son 1 yıldır blog yazılarım azaldı. Kendi kendime sordum neden böyle oldu diye. Eskiden günde 2 yazı yazdığım olurdu. Sonra dikkatimi çekti ki ne kadar az okuyorsam o kadar da az yazıyorum. Han bir laf vardır; “Yazdığı kitap, okuduğu kitaptan fazla” diye. Aynen öyle. Okumadan, düşünmeden yazı yazmak zor. Ama bir şeyler okudukça, izledikçe, yaşadıkça bunların birleşimi yeni fikirler ortaya çıkıyor. Ben genelde birçok disiplini içine alan yazılar yazmaya çalışıyorum. Bunun için de sürekli bir gelişim gerekiyor. Farklı dallardaki konuları okumak, araştırmak, üzerine düşünmek gerektiriyor.

Ben de bu vesileyle son bir yıldır en azından basılı kitaplar okumaya ara verdiğimi gördüm. Halbuki daha 2-3 ay önce çok güzel 5-6 tane teknoloji, bilişim, yönetim gibi alanlarda kitaplar satın aldım. Bunlara hiç başlamamıştım. Dün başladım bir tanesine “Google Nasıl Yönetiliyor?” diye bir kitap. Hem teknoloji, hem yönetim, hem de mühendislik alanlarını bir arada sunan bir kitap. Google’ı okuyunca bunlar olmak durumunda zaten. Kitabı henüz önerebilecek kadar okumadım ama giriş güzeldi.

Siz siz olun okumaya ara vermeyin. Makale, blog okumak da güzel ama basılı veya elektronik bir kitabı okumak ayrı bir şey. Kitabın bir öyküsü, gidişi, sonucu oluyor. Yeni düşüncelere, yeni soru işaretlerine yol açıyor. Kısa sürede tüketilen makale, blog yazılarından biraz farklı.

Okuyalım, okutalım.

Fazlasını Oku

İlk Android Oyunumuz Yayında

4i GameEgebit olarak ilk oyunumuzu Android platformu için yayınladık. Oyunu kısaca anlatmak gerekirse, bir çark var ve üzerinde 4 şekil boşluğu var. Siz yukarıdan gelen şekilleri çarkı döndürerek uygun yere yerleştiriyorsunuz. Sürükleyici ve eğlenceli bir oyun olduğunu söyleyebilirim.

https://play.google.com/store/apps/details?id=com.egebit.fouri.android adresinden oyunu yükleyebilirsiniz.

 

 

 

4i Game 4i Game 4i Game

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Fazlasını Oku

Telefon Alırken Nelere Dikkat Edilmeli?

Concox GPS Senior PhoneÖncelikle bu soruyu ihtiyaçlarınızı göz önüne alarak sorun. Eğer bilgisayar kullanım seviyesi düşük biri için telefon alıyorsanız dokunmatik ya da akıllı diye tabir edilen telefonları tercih etmeyin. Nümerik klavye görece yaşlı kişiler için çok önemlidir. Bundan daha ötesi yaşlılar için üretilen özel cep telefonlarıdır. Bunlar nümerik tuşları olan ayrıca GPS sensörleri olan telefonlardır. Panik butonları vardır ve önceden belirlenen kişilere mesaj gönderirler. Bunların fiyatları da ucuz sayılamayacak düzeydedir. Ek özelliklerle birlikte fiyatları da artmaktadır.

Akıllı Telefon
Akıllı Telefon

Şimdi gelelim akıllı telefon konusuna. Piyasada birçok marka var. Apple, Samsung, Microsoft, HTC, Sony, LG, General Mobile vs… Tabi işletim sistemleri de var. Android iOS, Windows Phone gibi. Bence ilk önce işletim sistemi tercihi yapılmalı. Windows Phone henüz gelişme aşamasında olan bir platform. Uygulama marketi yeterli düzeyde değil. Android işletim sistemi yeterli kararlılığa sahip ve uygulama mağazası da oldukça zengin. Cihaz fiyatı açısından da Android işletim sistemli telefonlar çok çeşitli ve her düzeyde bütçeye hitap eden modeller var. iOS ise yalnızca iPad ve Iphone’larda kullanılıyor. Yani iOS kullanabilmek için Iphone satın almalısınız. iOS gerçekten çok kararlı bir işletim sistemi ve uygulama marketi diğer iki rakibine kıyasla oldukça geniş ve kaliteli. Bir artısı da şu; işletim sistemi ve telefon aynı üretici tarafından üretiliyor. Telefon işletim sistemi için tasarlanıyor, işletim sistemi de telefon için. Apple’ın tek dezavantajı fiyatlarının yüksek olması. Bunun yanında çok sadık bir müşteri kitlesi var.

iphone-6s-3d-touch-app-switcher-heroIphone cephesinde Iphone 5, Iphone5s, Iphone 6, Iphone 6 Plus, Iphone 6s ve Iphone 6s Plus seçenekleri var. 4 ve 4s modellerinin şimdi satın alınmasına ben sıcak bakmıyorum. Cihazların modelleri yükseldikçe fiyatlarıda yükseliyor tabi ki. 6 Plus ve 6S Plus modelleri daha büyük ekrana ve daha güçlü işlemciye sahipler. Iphone 5 ve 5s daha küçük boyutlarıyla, küçük telefon isteyenlerin seçimi olabilir. Plus modelleri de büyük ekran sevenler tarafından tercih edilebilir.

Apple donanım değil deneyim satar. Mesela Iphone’da bildirim ışığı yoktur. Bu çok gerekli bir özellik gibi görünse de yoktur. Apple size “benim sunduğum deneyim bu, beğeniyorsan al, kullan” der. Kullanıcılar da memnunlar ki peynir ekmek gibi satılıyorlar.

İşin Android işletim sistemli pazarı çok daha karmaşık. Android cihazlar üreten onlarca firma var. Her firmanın da belki onlarca modeli var. Bu yüzden satın alma kararınız Android yönünde ise biraz daha fazla değişkene bakmanız gerekir. Kamerası nasıl, ekran çözünürlüğü ne, pili ne kadar gidiyor, dahili hafızası kaç GB, 4g destekliyor mu, SD Card girişi var mı gibi onlarca soru sorabilirsiniz.

Galaxy Note 5Bu kriterler de diğer kriterleri bazı zamanlar etkiler. Mesela ekran Full HD ise daha fazla işlemci gücü gerekecek ve pili daha çabuk bitecektir. SD Card girişi yoksa, dahili hafızaya daha çok ihtiyacınız olur. Tabi ne kadar ücret öderseniz o kadar daha kaliteli bir ürün bekleyebilirsiniz. Tabi genel kanı budur ama bütçemiz her zaman üst segment telefonları almaya yetecek düzeyde olamayabilir. O zaman biraz didiklemek lazımdır.

Günümüz koşullarında en azından HD yani 720p ekran çözünürlüğü tercih edilmelidir. Üstelik bu çözünürlükte ekran için daha az pil tüketimi gerekir. Pil kapasitesi de önemli bir unsur. Zira sizi sabah şarj ettiğinizde akşamı görmeyen bir telefon sıkıntı yaratacaktır. Bu sayısal kapasiteyle ölçülebilen bir şey değildir. Telefonun donanımı pili ne kadar tüketirse o kadar çabuk biter. Bu nedenle tercih edeceğiniz cihazın gerçek kullanımda ne kadar pil tüketeceğini araştırmanızda fayda var.

Kamera da olmazsa olmazlardan. Her zaman yüksek MP daha kaliteli fotoğraf demek değildir. Sensör ve lens kalitesi fotoğrafta belirleyici unsurdur. Bu yüzden yine alacağınız cihazın örnek fotoğraf çekimlerini inceleyin. Tabi ne kadar hızlı otofokus yaptığı ve diyafram değerleri de etkenlerden.

Bir de Samsung’un Note serisine değinmeden olmaz. S-Pen ile notlar alabilir, çizimler yapabilirsiniz. Şu anda piyasada bu hizmeti en kaliteli sunan telefon Note serisi. Not almak, web sayfalarından görüntü alıp notlarınıza eklemek gibi güzel özellikleri var.

Google NexusSon olarak satın alacağınız cihazın güncel Android işletim sistemi desteklediğinden emin olun. Android sürekli gelişiyor ve bu gelişimleri cihazınızda görmek isteyeceksinizdir. Bu noktada Google Nexus cihazları tercih etmeniz mantıklı olur. Çünkü 2 yıl boyunca tüm Android güncellemelerini alacağını Google garanti eder. Nexus telefonları değişik firmalar Google işbirliği ile üretiyorlar. Samsung, LG, HTC gibi firmalar. Ayrıca Android One projesi ile düşük bütçeli telefonlara da Google bu imkanı tanıdı. Ülkemizde satılan General Mobile 4G Android One projesine ait bir cihazdır. Şu anda son sürüm olan Android 6.0 Marshmellow bu cihaza geldi bile.

Umarım biraz da olsa kararınızda yardımcı olabilmişimdir.

Fazlasını Oku

Site İnceleme : Haberver.com

HaberverYakın zamanda açılmış bir haber platformu. Kurucusunun eski bir medya çalışanı olduğunu okumuştum. Haberver.com, okuyucularını kitle olarak gören bir platform değil. Reklam satmak için sayfa gösterimini artırmaya da çalışmıyor. Bu gibi nedenlerle siteyi size önermeyi uygun buldum. Haber kategorizasyonu çok güzel. Gerçekten “haber” okumak için doğru adreslerden biri. Diğer medya devlerinin sizi bir habere götürmek için 20 tık istemesi iğrenç bir şey. Haber başlıkları ilgi çekici ama sizi bir galeriye sokuyor ve bilmem kaçıncı adımda size sunulan veriyi gösteriyor. Çoğu zaman da bu sizin istediğiniz şey olmuyor.

Haberver.com bu gibi iğrenç uygulamalara karşı sunulmuş bir alternatif gibi. Bu kızdığımız özellikler Haberver.com’da yok. Aksine güzel kategorilenmiş, uygun başlıklar verilmiş güncel haberler. Üstelik kayıt olup haber akışınızı da özelleştirebilirsiniz. Çok büyük yenilik yok ama kullanım kolaylığı ve ilkeli haber anlayışıyla güzel yerlere geleceğe benziyor. Başarılar…

Fazlasını Oku

Mobil Uygulama Pazarı ve Fırsatlar

Apple iPhone 5Bu yazıyı bu tarihte yazmış olmam size garip gelebilir. Evet mobil uygulama sektörü büyük gelişme içerisinde ve fırsatlarla dolu. Ama benim dikkat çekmek istediğim nokta yazılımcıların önündeki fırsatlar. Diyelim ufak bir oyun projeniz var ve bunu gerçekleştirmek istiyorsunuz. Masaüstü bir yazılım yapsanız bunun kitlelere ulaşması zor ve zaman alıcıdır. Ufak bir fikri bir yazılıma dönüştürmek mobil platformlarda daha kolay ve efektif. Mesela telefonu sallayınca size iddaa sonucu veren bir uygulama fikri aklınıza geldi. Desktop uygulaması yapılması pek yerinde olmaz. Üstelik mobil cihazların özelliklerini de kullanmanız harika olur.

Bu yönden bakınca mobil uygulama pazarı geliştiriciler için büyük fırsat. Küçük ve basit düşünceler milyonlara ulaşabilir. Bunu diğer mecralarda yapmak pek de o kadar kolay değil. Kamera kullanabilirsiniz, GPS, Gyro sensörü vs.. kullanabilirsiniz. Bunları karışım yaparak uygulamanızın değerini artırabilirsiniz. Bu yüzden kararsız yazılımcılara önerim mobil uygulama pazarına girmeleri. Burada şanslarını denemeleri daha doğru olur. Ortaya bir yazılım çıkarmak daha kolay ve çabuk tüketilen bir mecradan bahsediyoruz.

Mobil uygulama pazarı fırsatlarla dolu, hadi gidin de mobil programlama öğrenin.

Fazlasını Oku

Hazır Web Siteleri

Wix İle Bedava Web SiteleriBundan 6-7 yıl önce templete kullanılmayacak diye ön koşulla web sitesi yaptırılırdı. Tasarım diğerlerinden farklı olsun yeterdi. Daha güzel, daha işlevsel olmasının önemi yoktu. Bugüne geldiğimizde artık templete değil, tamamen hazır kodlanmış siteler değiştirilip müşteriye teslim ediliyor. Renklere bile zor müdahale ediliyor. Böyle bir durumda web sitesi tasarımı için 2000 TL vermenin pek anlamı kalmadı.
Çünkü bir lise öğrencisi bile bu tip değişimleri yapabiliyor. Amaca uygun web siteleri değil, firmaya görece uygun web tasarımları seçiliyor. Peki neden buna 2000 TL ödeyesiniz? Tabii bu işi profesyonel olarak yapan firmalar var. Web sitesi firmanın İnternet’teki yüzüdür. Bu kadar basit şekilde baştan atılacak bir şey değildir. Eğer para ödeyecekseniz bunun hakkını veren bir firmaya yaptırın. Yok, benim fazla param yok diyorsanız çeşitli İnternet servisleri var.

Bunlardan biri de Wix. Kolayca kendi web sitenizi tasarlayabileceğiniz bir servis. Sürükle bırak mantığı ile çalışıyor. İstediğiniz zaman düzenleme yapabiliyorsunuz. İçinde binlerce sektörünüze uygun şablonlar var. Bence 2000 TL verip hazır bir siteyi kullanacağınıza bu tür bir servisle daha az ücretle, daha kaliteli işler çıkarabilirsiniz. Bir kere sektörünüzü bir web tasarımcı sizin kadar özümseyemez. Kendi işinizi siz daha iyi biliyorsunuz kuşkusuz. Bir diğer artısı da kendi yaratıcılığınızı ortaya çıkarması. 3. bir kişiye şurası şöyle, buraya resim olsun deyip 1 ay bekleyeceğinize kendiniz yapın. Wix ile hazır web sitesi yapmak çok kolay. Bununla ilgili bir video hazırladım. Yabancılık çekmeden başlamanız için.

Görebileceğiniz gibi bir sunum hazırlamaktan pek farklı değil. Bir şablon seçin, değişiklikleri yapın, uygulamalar ekleyin ve sonra istediğiniz zaman bunları güncelleyin. İhtiyacınız olan bir web tarayıcısı. Sadece modern tarayıcılar seçin. Yani son sürüm olan bir tarayıcı. Eski sürümler sorun çıkarabilir, çünkü gelişmiş özellikleri sadece modern tarayıcılar destekler. Aksi halde sorun yaşarsınız.

Bir de şu konu var; eğer web sitesini istediğiniz zaman kendiniz güncellemek istiyorsanız kontrol paneli de yaptırmanız gerekir. Bu da fiyatı ikiye katlar. Oysa Wix ile hesabınıza giriş yapıp istediğiniz bölümü güncelleyebilir, değiştirebilir, hatta yeniden tasarlayabilirsiniz. Ben bir programcıyım ve bu benim işimi azaltır diye düşünebilirim ama tam aksi söz konusu. Bırakın programcılar program yazsınlar. Hali hazırda mevcut hizmetler, olanaklar varken bana para ödenmesin. Zira iletişim formu, kurumsal sayfalar yapmaktan sıkıldım.

Yukarıdaki videoda her şey aşikar. Herhangi bir teknik ön bilgi gerektirmiyor. İşini yarım bırakan, isteklerinizi karşılamayan firmalar yerine kendi işinize odaklanın ve yaratıcılığınızı konuşturun. Üstelik Wix ücretleri diğer seçeneklere göre çok makul. Hatta bazen ben bile siteye ihtiyaç duysam Wix ile yapasım geliyor. Ziyaretçi defteri mi lazım? Sürükleyin ve bırakın. Müşteri görüşleri mi lazım? Sürükleyin bırakın.

Sonuç olarak detaylı projelerde özel yazılım desteği alın. Ama işiniz İnternet değilse bu kadar maliyet yerine bu çözümü deneyin. Üstelik yeni girişimlerin ceplerindeki parayı dikkatli kullanmaları gerekir. Yeni girişimler de kesinlikle bu alternatifi değerlendirsin düşüncesindeyim. Aslında çıkış noktası şu; işiniz İnternet değil ise web sitesi sizin için bir araçtır. Evet çok güçlü bir araç ama amaç değil. Web sitesine 5000 TL ödemeniz sizin işinizi geliştirecek manasına gelmiyor. Web sitesi yapan kişiler teknik insanlardır. Sizin işinizle, müşterilerinizle yeterli empatiyi kuramazlar. Siz de İnternet dünyasını çok iyi tanımadığınız için kopukluk olur. Ama Wix gibi servislerde işlere göre şablonlar bulunmaktadır. En azından size uygun bir taslak sunarlar ve siz geliştirirsiniz.

Wix hoş ve mantıklı bir alternatif. Bunu göz önünde bulundurun.

 

Fazlasını Oku

İnternet Girişimi ve Bir Web Sitesi Açmanın Farkları

İnternet SitesiBilirsiniz web sitesi yayına almak “web sitesi açmak” olarak da söylenegelir. Teorik olarak ikisi arasında çok büyük farklar yoktur. Ama nüanslar çok fazladır. İnternet girişimi, adı üzerinde bir girişimdir. Risk analizleri yapılır, odak grupları belirlenir, kullanıcı testleri, a/b testleri yapılır. İş modeli vardır ve gelir modeli bellidir. Web sitesi açıldığında arkadaşlara link gönderilir ve “takılın abi benim sitem” mesajları yazılır. Ne kadar acı bir durum.

Evet Facebook’da açıldığında arkadaş gruplarına söylendi fakat gelişimi kendi gücüyle oldu. Web sitesi sahipleri SEO makaleleri okur ve tavsiyelere bakarak çeşitli bloglara yorumlar yazılır. Teknoloji bloğunda yorum yapan birinin ismi “www.televizyonyaptirtr.com” olabilir. Öyle bir ifade görürseniz zaten o bir girişim değildir. Çünkü taşıma suyla değirmen dönmez. Alan adları da bu konuda size fikir verebilir. onlinefilimizlehd720p.com gibi adresler bana o kadar komik gelmişlerdir ki. Anahtar kelimeleri kullanacağım diye işin cılkını çıkarırlar.

Tabi girişiminiz varsa arkadaşlarınıza link gönderebilirsiniz ama bu genelde hiçbir işe yaramaz. Eğer proje viral etki ile yayılacaksa çok küçük bütçelerle iyi yerlere gelebilir. Doğası gereği viral bir etkisi olmayan projeler ise yüksek reklam oranlarına ihtiyaç duyar. İkisi de İnternet sitesidir aslında ama bu nüanslar ikisini farklı yerlere getirir veya getirebilir.

Fazlasını Oku

Google’ı Bir Kenara Bırakın

SEO“Sitem Google’da ilk sıralarda çıkacak mı?” sorusu, daha web sitesinin planı yapılmamışken sorulan bir soru haline geldi. En büyük yanlış anlaşılma aslında burada başlıyor. Google, web sitelerini doğru taktiklerle yapan siteleri üst sıralarda çıkarma gibi bir misyonu yükleniyormuş gibi. Aslında işin özü şu; Google, arama yapan kullanıcıya istediği şeyi vermek. İnternet’teki milyarlarca web sitesini indeksleyip bunlar içinden kullanıcının aradığı şeyi sunma gayretinde. Yani dünyanın bilgisini ulaşılabilir ve kullanılabilir hale getirmek.

SEO yani arama motoru optimizasyonu deyince akla teknikler bütünü geliyor. Türkiye’de durum böyle en azından. Yayınlanan kitaplar bile “meta description 150 karakterden kısa olmalı, title etiketi bilmem 45 karakterden az ya da çok olmalı sallıyorum, gibi şeyler söylüyor. Yurt dışında yayınlanan eğitimler, bloglar, kitaplar ise bu gibi ayrıntıların üzerinde durmuyor. Söylemiyor demiyorum, ama bir İnternet sitesini komple deneyim olarak görüyorlar. İngilizce biliyorum lanet olsun, oralardan alıyorum eğitimi.

Şirket Çalışanları
Şirket Çalışanları

Birçok firma kendine şunu sormalı; “istediğim arama ifadesinde ilk sırada çıkarsam bunu yönetebilir miyim?”. Eğer bir dönerciyseniz, günlük yapıp satabildiğiniz döner bellidir. Aniden müşterileriniz 5 katına çıksa, daha önceki kemik müşterileriniz bile gerek yavaşlıktan, gerekse kalite düşüklüğünden dolayı artık sizin müşteriniz olmaya son verebilir. Aynı şey istihdam oranlarında da böyledir. Bir tezgahta 5 kişi çalışabiliyorsa, siz oraya 10 adam koyarak eski performanstan da düşüş bir seviyeye gelirsiniz.

Yani demek istediğim o ki; önce kendi kapınızın önünü süpürün, ondan sonra çevre temizliğine ahkam kesin. Eğer hizmetim, ürünlerim kötüyse, gelen her yeni sipariş ya da iş memnuniyetsiz müşterilere gebe olur. Kural olmasa da şöyle bir tabir vardır; “1 memnuniyetsiz müşteri, 1 memnun müşterinin 10 katı müşteri kaybına neden olur”. O yüzden kapınızın önü ilk önce işiniz, sonra da İnternet’te bunu nasıl sunduğunuzdur. Önce kapı önü süpürülmeli.

İş YapışWeb sitesi bazı girişimlerin kendisidir. Yani site bir girişimdir. Ama çoğu durumda zaten var olan bir girişimin İnternet’teki yüzüdür, kanalıdır. Eğer işiniz sadece İnternet değil ise, iş süreçlerinizi, kalitenizi, müşteri memnuniyetini düşünün. İnternet’i yeni müşteri edinme, mevcut müşterilere daha katma değerli hizmetler sunmada bir kanal olarak kullanın. Web siteleri artık bir kartvizit değil. İçerisinde firmanızın harita ve konumu var, size yazabilecekleri formlar, sipariş formları var. Kullanıcılara video izletebilir, ses dinletebilir, hatta interaktivite ile fazlasını bile yapabilirsiniz.

Bu yazıda arama motoru optimizasyonu hakkında teknik bilgi yok. Arama motorları, sizin “bulunabilir” olmanızı sağlar. Tabi siz de teknik olarak “aranabilir” olmanız gerekir ki bu da işin teknik yönüne girer. Şu yazıda aranabilir olmak ile ilgili bir şeyler yazmıştım. Arama motoru optimizasyonu sürekli devam eden bir dijital pazarlama yöntemidir. Sadece doğal arama sonuçlarını(yani reklam alınmayan sayfa başı 10 sonuç) kapsamaz. Google Adwords ile istediğiniz ifadede reklam bölümünde çıkmak için ücret ödeyebilirsiniz. Yani web sitenizin doğal arama sonuçlarında yükselmesini aylarca beklemenize gerek kalmaz. Eğer maliyet/kar oranı buna izin veriyorsa zaman kaybını önlemiş olursunuz.

Esnaf kafası artık öldü. İnternet’e açılacak kadar büyüdüyseniz, ki her işletme İnternet’te yerini almalıdır ve bu büyüklüğe zaten sahiptir, o zaman biraz profesyonel düşünün. İşinizi doğru yapıyorsunuzdur büyük ihtimalle, en azından öyle kabul edelim. İnternet’e de bunu doğru şekilde yansıtmanız gerekir. Hatta İnternet ile daha fazla olanağa, işinizi geliştirmeye, yeni müşterilere ulaşabilirsiniz.

Fazlasını Oku

Kitap : Google Olsa Ne Yapardı?

 

Google Olsa Ne Yapardı?Henüz bitirmediğim bir kitabı paylaşmak, arkadaşlarıma önermek pek alışkanlığım değil ama ilk çeyreğini okuduktan sonra gerçekten paylaşmaya değer olduğunu düşündüm. Jeff Jarvis çok güzel bir iş kitabı yazmış. Mediacat yayınlarından yayınlanan bu kitap gerçekten okumaya değer.

Bu kitap Google ile ilgili, Google servislerini anlatan bir kitap değil. Google’ın iş yapış şeklinin, yönetim biçiminin gerçek hayata, neredeyse tüm iş kollarına nasıl uygulanabileceğinden bahsediyor. Google’ın bir platform ve network olduğundan bahsediyor.

Kitabın başı DELL olayı ile başlıyor. Burada konuya güzel bir giriş yapılıyor ve Google’ın ettiği kar veya kullanıcı sayısı değil, iş yapış şekli ve yönetim felsefesi ile devam ediyor. Teknoloji ile ilgili olun veya olmayın bu kitap yönetim, pazarlama alanında kayda değer kitaplardan. Eğer teknolojiye ilgi duyuyorsanız sizin için daha fazla ilgi çekici konu bulabilirsiniz. Aşağıda kitabı satın alabileceğiniz linkler vereceğim. Satış ortaklığım falan yok, o yüzden birden fazla satıcı linki koymayı uygun buldum 🙂

İyi Okumalar!

http://www.dr.com.tr/kitap/google-olsa-ne-yapardi/jeff-jarvis/egitim-basvuru/%C4%B1s-ekonomi-hukuk/yonetim-%C4%B1s-gelistirme-kalite/urunno=0000000568218

http://www.kitapyurdu.com/kitap/google-olsa-ne-yapardi/144271.html

http://www.idefix.com/ekitap/google-olsa-ne-yapardi-jeff-jarvis/tanim.asp?sid=UYSAWOBBBO2OC6XWUP9I

Fazlasını Oku

SEO : Aranabilir Olmak

SEOBugün arama motorları, özellikle Google, bir geçit konumunda. Web trafiğinin yönlendirmesini aramalar sonucunda yapıyor. SEO, yani arama motoru optimizasyonu da kısaca aranabilir olmak anlamına geliyor. Eğer aranabilir olmazsanız bulunamazsınız.

Olaya geniş çerçeveden bakarsak, küçük teknolojik ipuçları yerine ilk amacımız aranabilir olmaktır. Peki nasıl aranabilir oluruz? Mesela bir tıp merkeziniz var ve sitenizin başlığı şu olsun “Sağlıklı Günler”. Bu arama motorları için pek de anlam teşkil etmeyecektir. Arama motoru optimizasyonu olaı burada başlıyor. Eğer arama motorlarında bulunabilir olmak istiyorsanız kullanıcıların yaptığı aramalara uygun içeriği de sağlamalısınız. Sizin bu “Sağlıklı Günler” başlığınız biraz kapsam dışıdır. Yani Google’da tıp merkezi arayan bir kullanıcı muhtemelen “Sağlıklı Günler” aramasını yapmayacaktır.

Aynı zamanda tıp merkezinizi Google Maps’de işaretlemelisiniz. Çünkü yerel arama sonuçları haritalardan da beslenir. Üstelik haritalarda kayıtlı olmamanız bazı kullanıcılar için olumsuz bir algı yaratabilir.

Güzel animasyonlarınız, girişte çalan çok hoşunuza giden (sadece sizin) bir müzik de çalıyor olabilirsiniz ama bunlar web sitenizi aranabilir kılmaz. Anahtar nokta aranabilir olmaktır. Aranabilir olan da bulunur.

Bu yüzden web siteleri geliştirirken arama motorlarını da gözden kaçırmayın. Google size trafik yollayacaktır ve bu sebeple hastalarınız artacak, trafik aldıkça da Google’da daha üst sıralara çıkacaksınız ve bu bir döngü halini alacak.

Zannetmiyorum ki hiçbir firma Google’da olmamayı göze alabilsin. Bu yüzden insanları, iş kolunuzu inceleyin. İlgi çekici, bilgi verici siteler yapın ve sonrasında bu içerikleri aranabilir olmak için revize edin.

 

Fazlasını Oku