İnternet Girişimi ve Bir Web Sitesi Açmanın Farkları

İnternet SitesiBilirsiniz web sitesi yayına almak “web sitesi açmak” olarak da söylenegelir. Teorik olarak ikisi arasında çok büyük farklar yoktur. Ama nüanslar çok fazladır. İnternet girişimi, adı üzerinde bir girişimdir. Risk analizleri yapılır, odak grupları belirlenir, kullanıcı testleri, a/b testleri yapılır. İş modeli vardır ve gelir modeli bellidir. Web sitesi açıldığında arkadaşlara link gönderilir ve “takılın abi benim sitem” mesajları yazılır. Ne kadar acı bir durum.

Evet Facebook’da açıldığında arkadaş gruplarına söylendi fakat gelişimi kendi gücüyle oldu. Web sitesi sahipleri SEO makaleleri okur ve tavsiyelere bakarak çeşitli bloglara yorumlar yazılır. Teknoloji bloğunda yorum yapan birinin ismi “www.televizyonyaptirtr.com” olabilir. Öyle bir ifade görürseniz zaten o bir girişim değildir. Çünkü taşıma suyla değirmen dönmez. Alan adları da bu konuda size fikir verebilir. onlinefilimizlehd720p.com gibi adresler bana o kadar komik gelmişlerdir ki. Anahtar kelimeleri kullanacağım diye işin cılkını çıkarırlar.

Tabi girişiminiz varsa arkadaşlarınıza link gönderebilirsiniz ama bu genelde hiçbir işe yaramaz. Eğer proje viral etki ile yayılacaksa çok küçük bütçelerle iyi yerlere gelebilir. Doğası gereği viral bir etkisi olmayan projeler ise yüksek reklam oranlarına ihtiyaç duyar. İkisi de İnternet sitesidir aslında ama bu nüanslar ikisini farklı yerlere getirir veya getirebilir.

Fazlasını Oku

Google’ı Bir Kenara Bırakın

SEO“Sitem Google’da ilk sıralarda çıkacak mı?” sorusu, daha web sitesinin planı yapılmamışken sorulan bir soru haline geldi. En büyük yanlış anlaşılma aslında burada başlıyor. Google, web sitelerini doğru taktiklerle yapan siteleri üst sıralarda çıkarma gibi bir misyonu yükleniyormuş gibi. Aslında işin özü şu; Google, arama yapan kullanıcıya istediği şeyi vermek. İnternet’teki milyarlarca web sitesini indeksleyip bunlar içinden kullanıcının aradığı şeyi sunma gayretinde. Yani dünyanın bilgisini ulaşılabilir ve kullanılabilir hale getirmek.

SEO yani arama motoru optimizasyonu deyince akla teknikler bütünü geliyor. Türkiye’de durum böyle en azından. Yayınlanan kitaplar bile “meta description 150 karakterden kısa olmalı, title etiketi bilmem 45 karakterden az ya da çok olmalı sallıyorum, gibi şeyler söylüyor. Yurt dışında yayınlanan eğitimler, bloglar, kitaplar ise bu gibi ayrıntıların üzerinde durmuyor. Söylemiyor demiyorum, ama bir İnternet sitesini komple deneyim olarak görüyorlar. İngilizce biliyorum lanet olsun, oralardan alıyorum eğitimi.

Şirket Çalışanları
Şirket Çalışanları

Birçok firma kendine şunu sormalı; “istediğim arama ifadesinde ilk sırada çıkarsam bunu yönetebilir miyim?”. Eğer bir dönerciyseniz, günlük yapıp satabildiğiniz döner bellidir. Aniden müşterileriniz 5 katına çıksa, daha önceki kemik müşterileriniz bile gerek yavaşlıktan, gerekse kalite düşüklüğünden dolayı artık sizin müşteriniz olmaya son verebilir. Aynı şey istihdam oranlarında da böyledir. Bir tezgahta 5 kişi çalışabiliyorsa, siz oraya 10 adam koyarak eski performanstan da düşüş bir seviyeye gelirsiniz.

Yani demek istediğim o ki; önce kendi kapınızın önünü süpürün, ondan sonra çevre temizliğine ahkam kesin. Eğer hizmetim, ürünlerim kötüyse, gelen her yeni sipariş ya da iş memnuniyetsiz müşterilere gebe olur. Kural olmasa da şöyle bir tabir vardır; “1 memnuniyetsiz müşteri, 1 memnun müşterinin 10 katı müşteri kaybına neden olur”. O yüzden kapınızın önü ilk önce işiniz, sonra da İnternet’te bunu nasıl sunduğunuzdur. Önce kapı önü süpürülmeli.

İş YapışWeb sitesi bazı girişimlerin kendisidir. Yani site bir girişimdir. Ama çoğu durumda zaten var olan bir girişimin İnternet’teki yüzüdür, kanalıdır. Eğer işiniz sadece İnternet değil ise, iş süreçlerinizi, kalitenizi, müşteri memnuniyetini düşünün. İnternet’i yeni müşteri edinme, mevcut müşterilere daha katma değerli hizmetler sunmada bir kanal olarak kullanın. Web siteleri artık bir kartvizit değil. İçerisinde firmanızın harita ve konumu var, size yazabilecekleri formlar, sipariş formları var. Kullanıcılara video izletebilir, ses dinletebilir, hatta interaktivite ile fazlasını bile yapabilirsiniz.

Bu yazıda arama motoru optimizasyonu hakkında teknik bilgi yok. Arama motorları, sizin “bulunabilir” olmanızı sağlar. Tabi siz de teknik olarak “aranabilir” olmanız gerekir ki bu da işin teknik yönüne girer. Şu yazıda aranabilir olmak ile ilgili bir şeyler yazmıştım. Arama motoru optimizasyonu sürekli devam eden bir dijital pazarlama yöntemidir. Sadece doğal arama sonuçlarını(yani reklam alınmayan sayfa başı 10 sonuç) kapsamaz. Google Adwords ile istediğiniz ifadede reklam bölümünde çıkmak için ücret ödeyebilirsiniz. Yani web sitenizin doğal arama sonuçlarında yükselmesini aylarca beklemenize gerek kalmaz. Eğer maliyet/kar oranı buna izin veriyorsa zaman kaybını önlemiş olursunuz.

Esnaf kafası artık öldü. İnternet’e açılacak kadar büyüdüyseniz, ki her işletme İnternet’te yerini almalıdır ve bu büyüklüğe zaten sahiptir, o zaman biraz profesyonel düşünün. İşinizi doğru yapıyorsunuzdur büyük ihtimalle, en azından öyle kabul edelim. İnternet’e de bunu doğru şekilde yansıtmanız gerekir. Hatta İnternet ile daha fazla olanağa, işinizi geliştirmeye, yeni müşterilere ulaşabilirsiniz.

Fazlasını Oku

SEO : Aranabilir Olmak

SEOBugün arama motorları, özellikle Google, bir geçit konumunda. Web trafiğinin yönlendirmesini aramalar sonucunda yapıyor. SEO, yani arama motoru optimizasyonu da kısaca aranabilir olmak anlamına geliyor. Eğer aranabilir olmazsanız bulunamazsınız.

Olaya geniş çerçeveden bakarsak, küçük teknolojik ipuçları yerine ilk amacımız aranabilir olmaktır. Peki nasıl aranabilir oluruz? Mesela bir tıp merkeziniz var ve sitenizin başlığı şu olsun “Sağlıklı Günler”. Bu arama motorları için pek de anlam teşkil etmeyecektir. Arama motoru optimizasyonu olaı burada başlıyor. Eğer arama motorlarında bulunabilir olmak istiyorsanız kullanıcıların yaptığı aramalara uygun içeriği de sağlamalısınız. Sizin bu “Sağlıklı Günler” başlığınız biraz kapsam dışıdır. Yani Google’da tıp merkezi arayan bir kullanıcı muhtemelen “Sağlıklı Günler” aramasını yapmayacaktır.

Aynı zamanda tıp merkezinizi Google Maps’de işaretlemelisiniz. Çünkü yerel arama sonuçları haritalardan da beslenir. Üstelik haritalarda kayıtlı olmamanız bazı kullanıcılar için olumsuz bir algı yaratabilir.

Güzel animasyonlarınız, girişte çalan çok hoşunuza giden (sadece sizin) bir müzik de çalıyor olabilirsiniz ama bunlar web sitenizi aranabilir kılmaz. Anahtar nokta aranabilir olmaktır. Aranabilir olan da bulunur.

Bu yüzden web siteleri geliştirirken arama motorlarını da gözden kaçırmayın. Google size trafik yollayacaktır ve bu sebeple hastalarınız artacak, trafik aldıkça da Google’da daha üst sıralara çıkacaksınız ve bu bir döngü halini alacak.

Zannetmiyorum ki hiçbir firma Google’da olmamayı göze alabilsin. Bu yüzden insanları, iş kolunuzu inceleyin. İlgi çekici, bilgi verici siteler yapın ve sonrasında bu içerikleri aranabilir olmak için revize edin.

 

Fazlasını Oku

HTML5 Nedir? Ne Değildir?

HTML5Bundan 4-5 sene öncesini hatırlıyorum, bir uyanış vardı web dünyasında. Web 2.0 denen bu uyanışta artık kullanıcı daha etkindi, hatta içeriği üreten artık oydu. Kimileri Web 2.0’ı mor veya pembe arayüz zannettiler, kimileri de arayüz kodlamada tabloları bırakıp div etiketleri ile kodlama yapmayı buna yakıştırdılar. Herkes tablolarla web sitesinin yapısal kısmını yapmayı bırakıp div denen katman veya layer olarak da adlandırabilecek etiketleri çeşitli css kodları ile tasarımı oluşturacak hale getirdiler.

O zaman div ile arayüz kodlama diye bir şey vardı. Tablolarla site yapısını oluşturanlar ötelendi. XHMTL 1.1 kullanımdaydı. img, br, hr, link gibi etiketler self closed olmalıydı. Şunun gibi;

<img src="resim.jpg" />

Sonra siteleri W3C’nin Validate(Doğrulama) kısmına uygun kodlamaya çalıştık. Mesela resimlere alt  parametresi verilmek zorundaydı. Şöyle;

<img src=”resim.jpg” alt=”Resim Açıklaması” />

Aslında bu alt özelliği tarayıcılarda resim yüklenemediği (herhangi bir nedenle) zamanlarda resmin yerinde yazan yazıydı. Ayrıca görme engelli kullanıcılar için geliştirilen tarayıcılar bu metinleri sesli hale getirip kullanıcıya görsel hakkında bilgi veriyordu. Bu kullanıcı için de iyiydi, hem de sayfamız valid(geçerli) şekilde testten geçer not alıyordu. Bir kodlama standardımız ve kurallarımız vardı ama çoğu anlamsızdı. Kurallara uymayı o kadar seviyorduk ki, bazen validate için ikinci parti kodları saklayıp sahte geçer not alıyorduk. Google geçerli XHTML sayfaları severdi, biz de SEO için kodlarımızı geçerli yazardık tabi. Ama aslında hiçbir anlamı yoktu. Kullandığımız etiketler içerik hakkında bir ipucu vermiyordu. Sadece belirlenmiş kurallara uyuyorduk.

Sonra W3C, XHTML 2.0 üzerinde çalışmaya başladı. Ama yine semantik Web’e doğru bir yönelim söz konusu değildi. Bunun üzerine sektörün önde gelenleri birleşip yeni bir standartlar bütünü oluşturmaya giriştiler. Kendilerini whatwg adıyla tanımladılar. Daha sonra W3C’de olaya dahil olup bu standartlar bütününü HTML5 olarak adlandırdılar. HTML5 bitmiş bir olgu değildir. Sürekli yenilenmektedir. Bir süre önce hgroup etiketi standartlardan çıkarılıp  üç gün sonra yeniden yerine koyuldu. Yani yaşayan standartlarla baş başayız.

HTML5 için şunlar söylenebilir;

  • XHTML’in garip kuralları HTML5’de yoktur. Mesela özellikler tırnaksız da tanımlanabilir. img, br, hr, link gibi etiketler self closed olmak zorunda değillerdir. Hatta önerilmese de p tagı açıp kapatmadan yeni bir etiket ile devam edebilirsiniz ve bu HTML5 validasyonu için gerekli değildir.
  • HTML5 etiketleri arayüz kodlarının sunduğu içeriği taşımasını öngörür. Yani bir paragraf yazacaksanız <p> etiketini kullanırsınız. Bunun yanında yapısal elementler ile anlamsız <div> etiketlerinden daha iyi bir yapı söz konusudur. (section, article, aside, figure, footer, header, nav gibi etiketler kullanılır) .
  • HTML5 bitmiş değildir. Sürekli güncellenir, arayüzü kodlayan kişiyi semantik etiketlemeye zorlamaz ama bunun için gerekli imkanları sunar.
  • HTML5 video, ses gibi çoklu ortam içeriklerini görüntüleyebilen API’ler sunar.
  • HTML5 neredeyse her tarayıcıda farklı oranlarda ve şekillerde desteklenir. Neyi kullanıp kullanamayacağınız için bazı kaynaklara bakmanız gerekir. Mesela Can i use? bunun için güzel bir servistir.
  • Yine tekrarlarsak HTML5 sürekli değişen canlı bir yapıya sahiptir ve takip edilmesi gerekir. Bunu şu adresten yapabilirsiniz.

Bazı kurallar da HTML5 ile değişiyor haliyle. Mesela normal bir HTML sayfasında bir tane <h1> etiketinin olması mantıklı gelir. Çünkü sayfanın başlığıdır. Diğer alt başlıklar h2, h3 diye sıralanır. Ama HTML5 de özendirilen yöntem her section’ın kendi footer’ı veya h1 etiketi ayrı olarak yer alabilir. Bu da sayfanın kodlamasının içerik hakkında ipuçları ile dolu olmasını sağlar. Yani etiketler sadece stil vermek için gruplama yapan terimler değil, sayfanın içeriği hakkında ipuçları da veren etiketler haline geliyor.

Bir HTML5 dökümanını doctype ile HTML5 olarak belirleyebilir ve eski kod alışkanlıklarınızı kullanabilirsiniz. Zamanla HTML5’in kendine has özelliklerini kodlamalarınızda kullanabilirsiniz. Yani ben tamamını öğrenip öyle geçeyim demeyin,  çünkü sürekli geliştiğinden, stabil yakalama şansınız yok.

Ayrıca canvas özelliği ile oyun ve interaktif uygulamalar dahil zengin içerikler yapabilirsiniz. Doğrusu canvas konusuna ben de henüz giriş yapmış değilim 🙂

Kullanın, öğrenin, takipte kalın.

Fazlasını Oku

Webtures ve Halkla İlişkiler

Webtures firmasını İnternet’te bir iş ilanı sayesinde duydum. SEO Hocası‘nı da bünyesinde barındıran başarıl bir dijital ajans. İş görüşmesine gidecekken aniden bir tanıdık vasıtası ile işe girmem bu görüşmenin gerçekleşmemesine neden oldu. Siteye bakarken görüşeceğim kişi olan Kaan Gülten‘in Sorularla SEO ve Uzmanından SEO kitaplarının yazarı olduğunu gördüm. Ondan sonra bu görüşmenin olmasını çok istedim ama vaktim olmadı. Kaan Bey kahve içmeye de davet etti sağ olsun, bir gün tanışma fırsatına yakalarım umarım.

Sitede gezerken engelli vatandaşlarımız için yapılan bir kampanya gördüm. Kaan Gülten’in iki kitabını da engelli bireylere kargo ücretini de ödeyerek gönderiyorlardı. Çok şaşırdım doğrusu. Bu sektörde engellerden çok bahsetmeyiz, ben de bir engelli olarak kitapları istedim. Çok güzel bir paket elime geçti. İçinde 3 şeker olan bir poşet, 2 kitap, bardak altlığı ve 2 adet ayraç. Çok hoşuma gitti. Özellikle engelli bireyler için böyle bir girişim çok anlamlı. Hayatında engelleri olan insanlara daha fazla engel çıkarmaktansa, engelleri aşmalarına yardım etmek çok önemli. Paketi de blog yazım için geldiği gibi çektim. Aşağıda görebilirsiniz.

Webtures

Daha önceleri SEO Hocası ile ilgili yazılarım olmuştu. Mesela şu yazı var. Ben SEO Hocası hangi firma altında, ne zaman Webtures bünyesine geçti bilmiyorum ama yazıda yazdıklarımın hala arkasındayım. Ama Webtures’in halkla ilişkiler konusunda çok doğru yolda olduğunu görüyorum. Bilgisayara bakmayı bırakıp, pencereden engelli bir bireyin varlığı dikkatlerini çekmiş olmalı. Buna da kayıtsız kalmayıp böyle güzel bir uygulama yapmışlar. Kitapları kısa süre sonra okuyup, onlar hakkında da düşüncelerimi yazacağım. Sonuçta yeni şeyler öğreneceğime inanıyorum.

Bravo Webtures, Teşekkürler Kaan Gülten.

 

 

Fazlasını Oku

İhtiyaçlar İçin Çalışmak

İnsan İhtiyaçlarıBir web projesi geldiğinde veya basit bir web sitesi istendiğinde bizden yani yazılımcı/tasarımcı, bir fiyat isteniyor. Para ihtiyaçlara gideceğine çoğu zaman sağa sola gidiyor. Ben ihtiyacımı söyleyerek iş arayacağım. Bana bu kadar eden projelerle gelin. Bazen bu sizin için daha karlı olur, genelde öyledir. Evet istediğim ürün LG G3 32GB.
http://www.hepsiburada.com/liste/lg-g3-d855-32gb/productDetails.aspx?productId=telceplgg332&categoryId=371946&SKU=TELCEPLGG332-B

Bu ihtiyacımı giderecek yazılım/tasarım işlerinizi yapabilirim. E-ticaret gibi geniş bir proje ise şunu istiyorum;
Fender American Standard Jazz Bass.
http://www.mydukkan.com/urunler_detay.asp?id=1036&gid=307

Telefonum LG L80 şu anda. Eğer web sitesi tasarımı gibi işiniz varsa benim telefonu satarız, 1000 ekleriz alırız telefonu. Budur ya, beni ihtiyaçlarım için çalıştırsınlar.

İletişim cancilar.net, 0544 769 38 15
Bu benim blog yazım, aynısını kendi blogumda da yazacağım.

Fazlasını Oku

Mobilcadde SEO ve Falan Filan

SEOMobilcadde.com benim aksesuar alırken baktığım en güzel sitelerden. Site güzel, ürünler kaliteli, teslimat hızlı ve plastik kılıfı havalı poşete sararak kalbimde yer etmiş güzel bir e-ticaret sitesi.

Aha yukarıda link verdim SEO, SEM, backlink, follow, nofollow pffff. Tabi ki vereceğim bir siteden bahsediyorum. Ayrıca kendilerine İTÜ Sözlükte bir giri yazdım, bir de twitter da mention ettim.

Peki bunları yaparken SEO kafamda mıydı? Hayır. Ben SEO ile kafayı yemiş değilim. Ama bu yaptıklarım ve bu yazı onlara SEO başarı olarak dönecektir. En azından ben gerçek bir kişiyim. Sitelerden satın alınan 1000 tweeter’dan biri değilim.

Ya o kılıf poşede konmasa ne olur? 80. kattan düşse, üzerine ağırlık binse ne olur? Ama sarmışlar, belki ezilir, belki bir şey olur diye. Bu hizmet çok hoşuma gitti ve heryerde bahsettim kendilerinden.

Ey SEO ahalisi bizim sitelerimize de insanlar gelsinler, beğensinler, link versinler istiyorsak önce hizmetimizi, ürünümüzü güzel yapacağız. Doğru ve ilkeli çalışacağız. Google’da birinci sırada çıkmak isteyen site sahibi sorum sana; Sen verdiğin hizmette 1. sırada mısın? Sattığın ürün 1. sırada çıkmaya yetecek kadar özel mi? Değilse git önce işini yap. Millete SEO SEO diye gelip kafa şişirme.

Fazlasını Oku

Web Sitesi Yaptırmak mı İstiyorsunuz?

Belli ki bir işiniz var veya bir projeniz. Bununla ilgili bir web sayfası yaptırma niyetindesiniz. Aklınızda bir sürü cevapsız soru vardır. Kaça mal olur? Ne zaman biter? Ben neler yapmalıyım? Doğru firma hangisi? vs…

Web Sitesi

Bu sorulardan en önemlisi aslında sizin neler yapmanız gerektiğidir. Bir defa İnternet’e açılıyorsanız, İnternet’i bilmeniz gerekir. Sosyal medya nedir? Arama motoru nedir? Bu soruları cevaplamanız gerekir. Önemli olan ne istediğinizdir. Siz nasıl yaklaşırsanız, firmalar size o yaklaşıma bağlı öneriler yaparlar veya direkt sitede bunu gösterirler.

Bir kere web sitesi yapılıp biten, bırakılan bir şey değildir. Size yüzlerce hatta binlerce müşteri getirebilecek, telefon trafiğinizi düşürebilecek, marka imajınızı artırabilecek güçtedir. Bu yüzden eğer kendiniz bu bilgileri bilmiyorsanız uzman bir firma bulmanız gerekir. En popüleri değil, işinde en uzmanları bulmalısınız.

Öncelikle alan adı seçmelisiniz. Mesela www.sirketiniz.com veya www.sirketiniz.com.tr gibi. Bu hem akılda kalıcılık açısından hem de arama  motorlarında üst sıralarda çıkma açısından önemlidir. Hatta telefonda karşıdaki kişiye söylerken bile doğru ya da yanlış seçimi yaptığınızı görebilirsiniz.

Artı olarak alan adı ve barındırma hizmetlerine senelik belli bir ücret ödersiniz. Bu 50-150 arası değişebilir küçük çaplı bir web sitesi için. Bu konuda söylenecek daha çok fazla şey olduğundan aşağıdaki ses kaydımı dinleyebilirsiniz. Çünkü okumaktan hepimiz sıkılıyoruz, hele ki bilgisayar başında. Buyrun;

Fazlasını Oku

Arama Motorları ve SEO Anlatımı Ses Kaydı

Seo nedir?Bu ses kaydı 2 ya da 3 bölümden oluşacak. Bu zamana kadar öğrendiğim SEO ve arama motoru ile ilgili bilgileri paylaşıyor olacağım. İlk olarak bir ses kaydı yayınlayacağım, daha sonra da devamını getireceğim.

Bu ders yine teknik uzman kişiler için değil, son kullanıcı site sahipleri içindir veya hiç SEO kavramını bilmeyenler için.

Bölüm 1

Bölüm 2

Fazlasını Oku

Web Sitem Google’da Ne Zaman Çıkar

GoogleBu benim ilk screencastim. Yani ekran görüntüsü artı benim anlatımımla yaptığım bir video. Teknolojik insanlara değil de web sitesi yaptırmak isteyen veya yaptırmış kişilere Google’da listelenmek temalı bir eğitim videosu. Sesim çok donuk, normalde böyle konuşmuyorum ama mikrofon önünde insan biraz geriliyor. Video kalitesi ve ses konusunda gelişmeye devam edeceğim.

Lütfen yorumlarınızı eksik etmeyin. Buyrun;

Web Sitem Google’da Ne Zaman Çıkar? from Gökhan Çancılar on Vimeo.

Fazlasını Oku

Kopya İçeriğe Destek

ArticleBundan 5-6 sene önceden beridir kopya içerik sorunu dile getirilir. Bloglar, haber siteleri bu konudan şikayetçidir. “Benim yazdığım yazı, Google’da kopyalayandan sonra gözüküyor” diye serzenişler vardı. Bunlar hala var. Sonra bütün SEO ahalisine kopya içerik kötüdür, Google cezalandırıyor miti yayıldı.

Hayır, kopya içerik kötü değildir. Hem içeriğin İnternet’teki hacmini artırır, hem de ulaşımını artırır. Şimdi bu kopya içerik problemi “Google sevmiyor” ifadesine bağlandığı için “orjinal makale” diye bir kavram türedi. Mesela adam beni işe alıp 9 saat elektronikten sağlığa, modadan spora orjinal makaleler yazmamı istiyor. Çünkü iş ilanlarında çok sık görüyorum. “Özgün metin yazarı”. Yazar olmak demek her konuda yazabilir olmak demek değildir. Bu özgün içerikçi akımı genelde ilgili anahtar kelimeleri içeren yazılar yazarlar. Metindirler, fakat bir anlamları, bir konuları yoktur.

+Kopya içerik olup adam gibi makalelerin, içeriklerin hacminin artması bu şekilde İnternet’in kirletilmesinden daha iyidir. Şu alttaki inploid.com cevabını inceleyin lütfen;

DISQUS nedir?

Hem SEO+ Hende SEO- webmasterların backlink çalışmalarını olumsuz yönde etkiliyebilecek bir yorum scripti dil desteği bulunan istenilen mesajları silebilir, banlıyabilme özelliği olan yorumları arşivleyen ve başka sitelere attığınız yorumları izleme imkanı veren hanım hanımcık bir java script senlemoda.com kısa bir süre dene için kullandım site görüntüsünede hoş geldi ama Türk kullanıcı sayısı az olmasından ve sürekli kayıt ol mantığını dışlayan okuyuculara sitenin kurulu olduğu temanın kendi yorum kanalını kullanmanız çok daha etkili olacaktır.

 

Bu nedir? Bu şekilde komüniteleri kirleten, İnternet kullanıcısının deneyimini olumsuz yönde etkileyen bu rezillik nedir? İnternet bunlarla mı dolmalı? yoksa gerçekten emek verilerek yazılmış makalelerin kopyalarından mı?

Fazlasını Oku

Görüntülü Derslere Başlıyorum

Öncelikle HTML ve CSS odaklı olacak görüntülü derslere başlıyorum. Ses kartıma güzel bir kondansatörlü mikrofon aldım. Ekranı da mac os x uyumlu bir ekran yakalayıcı ile kayıt edeceğim. Ama öyle kısık sesle “arkadaşlar buraya bunu koyuyoruz, şuraya şunu yazıyoruz” temalı olmayacak, koddan çok işin mantığını başlarda anlatacağım. Belki yarımşar saatlik yaparım, belki de daha çok veya az henüz emin değilim.

Zamanı gelince de PHP’ye başlayacağım. Bu işi kendi başına ne kadar zor öğrenildiğini biliyorum. Ben de bu noktalara parmak basacağım. Yalnız sesime güvenmiyorum zira telefonda falan boru gibi çıkıyor. Ama artık dinleyen arkadaşlar tahammül edecekler.

Artı olarak sesime bir efekt verebilir miyim ona da bakacağım.

Kısa zamanda sizlerleyim.

Fazlasını Oku

Para Kazanmak Kötü mü?

http://www.cancilar.net/2013/12/24/blog-okuyucu-sayisi/ yazımdan sonra, bana çok güzel eleştiriler geldi, bazen kötü eleştirilerde. Özgün olmaktan bahsetmişim, her şeyin para olmadığını söylemişim. Kişisel bir blog olduğunu söylemişim. Evet bunları söyledim ama bu benim vakıf kafası ile düşündüğüm anlamına gelmez.

Para

Bumerang Network’e dahilim. Gelen teklifleri de yayınlıyorum. Hem bana trafik sağlıyor, hem de para kazandırıyor. Problem şurada; ben para kazanırken etik dışı, kullanıcıyı rahatsız edici, kandırıcı şeyler yapmıyorum. Tabi ki yazılarımın olduğu bir bloga reklam da alabilirim. Ben zaten aksini iddia etmedim.

Önemli olan günlük 3$ kazanacağım diye siteyi adsense reklamlarına boğmadım. İnsanların yanlışlıkla tıklayacağı, içerik gibi gösterilmiş kandırmacalar yapmadım. Sağdan soldan link satın almadım. Yayınladığım her reklamın altında zaten bir reklam içeriği olduğu yazıyor. Ayrıca advetorial kategorisinde yayınlanıyor. Ben burada okuyucuya zulüm etmiyorum ki.

Hergün 950.000$ kazanan Candy Crush’a kimse bir şey demezken, benim reklam yayınlamam birkaç kişiyi rahatsız etmiş. Çünkü o yazım idealistti. Ama herkes gibi benim de para kazanmaya ihtiyacım var. Ben olaya “para kazanırım” gözlüğü ile bakmıyorum. Demek istediğim sadece bu. Çıkış noktam yararlı olacağını düşündüğüm yazılar yazmak. Bundan etik anlayışım çerçevesinde para kazanıyorsam, bunu da reddetmem.

Link satmıyorum, insanları kandırmıyorum veya içerik kopyalayıp yayınlamıyorum. Bu yüzden bir blog yazarı blogundan para da kazanmak ister. Çoğu zaman “bir teyze varmış nefesi kuvvetli” diye gidilen teyzeler bile bu işten para alırken, içerik üretip bundan para kazanmak bana çok doğal geliyor.

Kısaca : su yakmıyoruz ya 🙂

Fazlasını Oku

Blog Okuyucu Sayısı

Sizi Seviyorum

 

 

Bu bloga 1,5 senedir fikirlerimi, aklımdaki soruları, heyecan verici olduğunu düşündüğüm bilgileri yazıyorum. Sağdan soldan duyuyorum, r10’da satılık bloglar görüyorum. “Günlük 1000 tekilli blog satılık”. Benim de nereden baksanız 200 tane yazım var. Yazıların çoğu birden çok konunun birleşmesinden ortaya çıkıyor. Ben bu rakamlara ve kendi blogumun istatistiklerine bakıyorum. Oradan buradan kopyalanmış yazılar içeren bloglar günlük 1000 tekil ziyaretçi çekiyor. Neden benim blogum günlük ortalama 30 defa ziyaret ediliyor diye kendime soruyorum. SEO namına bir şey yapmadım, yapmam da zaten. Ben zaten elimdeki en değerli şeyimi sunmuşum.

Şimdi yazılarımın istatistiklerine baktım. 300 defa okunmuş, 100 defa, bazen 500 defa. Bu yerel gazetede yazan bir köşe yazarının istatistiğine yakın. Yoldan geçen 1000 kişi çok da önemli değil. Önemli olan yazılarımı okuyan insanlar var. Kim yolda 30 kişiyi çevirip bir yazı okutabilir? Hem de her gün.

Sonra günlük 30 tekil istatistiği çok memnun etti beni. 30 tekilin r10’da çok anlamı veya değeri olmayabilir ama ben 30 tekil ziyaretçimi çok önemsiyorum. Burada 30 insandan bahsediyoruz. Etli kemikli 30 insan. Benim düşüncelerimi günde 30 kişi okumaya geliyor. Aynı kişiler az olmakla beraber genelde farklı insanlar. Olaya adsense gözlüğüyle bakınca hiç anlamı yok ama burada tıklamadan çok daha değerli bir şey var. Beni dikkate alıp dinleyen 30 kişi var, bu insanlar genelde farklı kişiler ve her gün geliyorlar. Kim gerçek hayatında bu kadar geniş bir kitle ile fikirlerini paylaşabiliyor?

Sizi seviyorum 30 kişim.

Güncelleme : Yazıyı yazdığım gün 153 tekil kişi oldu. 🙂

Fazlasını Oku