Yeni Nesil Girişimcilerin Gözardı Ettikleri Konular

Girişimcilğin Vikipedi tanımına bakalım;

Girişimci; ticaret, sanayi gibi alanlarda sermaye koyarak bir işi yapmaya girişen, kâr amacıyla riski üzerine alan kişidir. Girişimci mal ve hizmet üretebilmek için bütün üretim öğelerini en iyi koşullarda bir araya getirir. Kâr amacı güderek riski üzerine alır ve ihtiyaçları karşılamak için üretim öğelerini satın alır, bunları bir araya getirecek imkânı sağlar.

Bir süredir İnternet ekosisteminde sıkışmış bir kavram. Oysa girişimci kullanabildiği teknolojiler arasında sıkışıp kalmamalıdır. Mesela biri çıkıp “ben bitmeyen pil yapacağım” demeden önce temel fizik ve termodinamik yasalarına bakmalıdır. Yani bir girişimci atıktan enerji üretebilir, şarj sorununa çözüm bulabilir veya konsept bir cafe açabilir. Bu yüzden yeni nesil girişimcilerin bilmesi gereken temel konular vardır. Ben birkaçını yazayım;

  • Yüksek matematik
  • İstatistik
  • Temel fizik, elektrik ve optik fiziği
  • Temel elektrik ve elektronik
  • Temel biyoloji
  • Temel Kimya
  • Bilimsel düşünme disiplini

Girişimci bunların hepsini bilmek zorunda değildir tabi, fakat ne kadar bilirse fikirlerini gerçeğe dönüştürme şansı o kadar artar ve belli bir teknolojiye bağlı kalmadan daha geniş düşünebilir. Girişimci aşağıdaki konuları da bilmesi gerekir;

  • Vergi politikaları
  • Muhasebe
  • Finans
  • Maliyet muhasebesi
  • Menkul kıymetler yönetimi
  • Pazarlama
  • İşletme fonksiyonları
  • İnsan kaynakları

Bu kadar yazdıktan sonra ana fikre geri dönüyorum. Mesela geçenlerde bir survival kit (hayatta kalma) aracı düşündüm. Dahili bataryası olsun, deprem gibi afetler için yüksek ses çıkarabilirsin, radyo yayınlarını yakalayabilsin, GPS sinyallerini kullanabilsin hatta ateş yakabilsin diye düşündüm. Sonra bataryanın tekrar nasıl doldurulabileceği üzerinde düşündüm, güneş panellerini araştırdım, dinamo çalışma prensibini öğrendim. Saklanan enerjinin ne kadar verimli olabileceğini merak ettim. Ama bunlar elektrik fiziği ve son teknolojik uygulamalarını bilmeyi gerektiriyordu.

Herkes mühendis olmak zorunda değil ama yaşadığımız çevreyi, doğayı tanımadan, teknolojinin şuan neler yapabiliyor olduğunu bilmeden bu konularda çözüm üretmek çok zor. Girişimci gruplarında sürekli motivasyon, başarı öyküleri, başarılı girişimcilerin sözleri yankılanıyor. İnsanları girişimci olmaya güdüleyebilirsiniz. Fakat asıl nokta vizyon genişletmek. Bunu da temel bilimsel eğitim ile sağlayabiliriz.

Dünyayı anlamak yetmez onu değiştirmek gerekir.
Karl Marx

Fakat anlamadan nasıl değiştirebiliriz?

Fazlasını Oku

İlk Android Oyunumuz Yayında

4i GameEgebit olarak ilk oyunumuzu Android platformu için yayınladık. Oyunu kısaca anlatmak gerekirse, bir çark var ve üzerinde 4 şekil boşluğu var. Siz yukarıdan gelen şekilleri çarkı döndürerek uygun yere yerleştiriyorsunuz. Sürükleyici ve eğlenceli bir oyun olduğunu söyleyebilirim.

https://play.google.com/store/apps/details?id=com.egebit.fouri.android adresinden oyunu yükleyebilirsiniz.

 

 

 

4i Game 4i Game 4i Game

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Fazlasını Oku

Mobil Uygulama Pazarı ve Fırsatlar

Apple iPhone 5Bu yazıyı bu tarihte yazmış olmam size garip gelebilir. Evet mobil uygulama sektörü büyük gelişme içerisinde ve fırsatlarla dolu. Ama benim dikkat çekmek istediğim nokta yazılımcıların önündeki fırsatlar. Diyelim ufak bir oyun projeniz var ve bunu gerçekleştirmek istiyorsunuz. Masaüstü bir yazılım yapsanız bunun kitlelere ulaşması zor ve zaman alıcıdır. Ufak bir fikri bir yazılıma dönüştürmek mobil platformlarda daha kolay ve efektif. Mesela telefonu sallayınca size iddaa sonucu veren bir uygulama fikri aklınıza geldi. Desktop uygulaması yapılması pek yerinde olmaz. Üstelik mobil cihazların özelliklerini de kullanmanız harika olur.

Bu yönden bakınca mobil uygulama pazarı geliştiriciler için büyük fırsat. Küçük ve basit düşünceler milyonlara ulaşabilir. Bunu diğer mecralarda yapmak pek de o kadar kolay değil. Kamera kullanabilirsiniz, GPS, Gyro sensörü vs.. kullanabilirsiniz. Bunları karışım yaparak uygulamanızın değerini artırabilirsiniz. Bu yüzden kararsız yazılımcılara önerim mobil uygulama pazarına girmeleri. Burada şanslarını denemeleri daha doğru olur. Ortaya bir yazılım çıkarmak daha kolay ve çabuk tüketilen bir mecradan bahsediyoruz.

Mobil uygulama pazarı fırsatlarla dolu, hadi gidin de mobil programlama öğrenin.

Mobil uygulamalarınız için dilerseniz indirme, dilerseniz yorum, dilerseniz de değerlendirme hizmetlerini 10 liradan başlayan fiyatlarla SadeceON’da bulabilirsiniz. Alanında uzman hizmet verenlerimiz sizler için android uygulama indirme sayısı arttırma konusunda yardımcı olabilir, istediğiniz yorumları yazabilir, istediğiniz kadar 5 yıldız değerlendirme gönderebilir. Siz de uygulamalarınızı yükselişe geçirmek için SadeceON’a gelin ve fırsatları kaçırmayın!

Fazlasını Oku

HTML5 Nedir? Ne Değildir?

HTML5Bundan 4-5 sene öncesini hatırlıyorum, bir uyanış vardı web dünyasında. Web 2.0 denen bu uyanışta artık kullanıcı daha etkindi, hatta içeriği üreten artık oydu. Kimileri Web 2.0’ı mor veya pembe arayüz zannettiler, kimileri de arayüz kodlamada tabloları bırakıp div etiketleri ile kodlama yapmayı buna yakıştırdılar. Herkes tablolarla web sitesinin yapısal kısmını yapmayı bırakıp div denen katman veya layer olarak da adlandırabilecek etiketleri çeşitli css kodları ile tasarımı oluşturacak hale getirdiler.

O zaman div ile arayüz kodlama diye bir şey vardı. Tablolarla site yapısını oluşturanlar ötelendi. XHMTL 1.1 kullanımdaydı. img, br, hr, link gibi etiketler self closed olmalıydı. Şunun gibi;

<img src="resim.jpg" />

Sonra siteleri W3C’nin Validate(Doğrulama) kısmına uygun kodlamaya çalıştık. Mesela resimlere alt  parametresi verilmek zorundaydı. Şöyle;

<img src=”resim.jpg” alt=”Resim Açıklaması” />

Aslında bu alt özelliği tarayıcılarda resim yüklenemediği (herhangi bir nedenle) zamanlarda resmin yerinde yazan yazıydı. Ayrıca görme engelli kullanıcılar için geliştirilen tarayıcılar bu metinleri sesli hale getirip kullanıcıya görsel hakkında bilgi veriyordu. Bu kullanıcı için de iyiydi, hem de sayfamız valid(geçerli) şekilde testten geçer not alıyordu. Bir kodlama standardımız ve kurallarımız vardı ama çoğu anlamsızdı. Kurallara uymayı o kadar seviyorduk ki, bazen validate için ikinci parti kodları saklayıp sahte geçer not alıyorduk. Google geçerli XHTML sayfaları severdi, biz de SEO için kodlarımızı geçerli yazardık tabi. Ama aslında hiçbir anlamı yoktu. Kullandığımız etiketler içerik hakkında bir ipucu vermiyordu. Sadece belirlenmiş kurallara uyuyorduk.

Sonra W3C, XHTML 2.0 üzerinde çalışmaya başladı. Ama yine semantik Web’e doğru bir yönelim söz konusu değildi. Bunun üzerine sektörün önde gelenleri birleşip yeni bir standartlar bütünü oluşturmaya giriştiler. Kendilerini whatwg adıyla tanımladılar. Daha sonra W3C’de olaya dahil olup bu standartlar bütününü HTML5 olarak adlandırdılar. HTML5 bitmiş bir olgu değildir. Sürekli yenilenmektedir. Bir süre önce hgroup etiketi standartlardan çıkarılıp  üç gün sonra yeniden yerine koyuldu. Yani yaşayan standartlarla baş başayız.

HTML5 için şunlar söylenebilir;

  • XHTML’in garip kuralları HTML5’de yoktur. Mesela özellikler tırnaksız da tanımlanabilir. img, br, hr, link gibi etiketler self closed olmak zorunda değillerdir. Hatta önerilmese de p tagı açıp kapatmadan yeni bir etiket ile devam edebilirsiniz ve bu HTML5 validasyonu için gerekli değildir.
  • HTML5 etiketleri arayüz kodlarının sunduğu içeriği taşımasını öngörür. Yani bir paragraf yazacaksanız <p> etiketini kullanırsınız. Bunun yanında yapısal elementler ile anlamsız <div> etiketlerinden daha iyi bir yapı söz konusudur. (section, article, aside, figure, footer, header, nav gibi etiketler kullanılır) .
  • HTML5 bitmiş değildir. Sürekli güncellenir, arayüzü kodlayan kişiyi semantik etiketlemeye zorlamaz ama bunun için gerekli imkanları sunar.
  • HTML5 video, ses gibi çoklu ortam içeriklerini görüntüleyebilen API’ler sunar.
  • HTML5 neredeyse her tarayıcıda farklı oranlarda ve şekillerde desteklenir. Neyi kullanıp kullanamayacağınız için bazı kaynaklara bakmanız gerekir. Mesela Can i use? bunun için güzel bir servistir.
  • Yine tekrarlarsak HTML5 sürekli değişen canlı bir yapıya sahiptir ve takip edilmesi gerekir. Bunu şu adresten yapabilirsiniz.

Bazı kurallar da HTML5 ile değişiyor haliyle. Mesela normal bir HTML sayfasında bir tane <h1> etiketinin olması mantıklı gelir. Çünkü sayfanın başlığıdır. Diğer alt başlıklar h2, h3 diye sıralanır. Ama HTML5 de özendirilen yöntem her section’ın kendi footer’ı veya h1 etiketi ayrı olarak yer alabilir. Bu da sayfanın kodlamasının içerik hakkında ipuçları ile dolu olmasını sağlar. Yani etiketler sadece stil vermek için gruplama yapan terimler değil, sayfanın içeriği hakkında ipuçları da veren etiketler haline geliyor.

Bir HTML5 dökümanını doctype ile HTML5 olarak belirleyebilir ve eski kod alışkanlıklarınızı kullanabilirsiniz. Zamanla HTML5’in kendine has özelliklerini kodlamalarınızda kullanabilirsiniz. Yani ben tamamını öğrenip öyle geçeyim demeyin,  çünkü sürekli geliştiğinden, stabil yakalama şansınız yok.

Ayrıca canvas özelliği ile oyun ve interaktif uygulamalar dahil zengin içerikler yapabilirsiniz. Doğrusu canvas konusuna ben de henüz giriş yapmış değilim 🙂

Kullanın, öğrenin, takipte kalın.

Fazlasını Oku

Arayüz Kodlama Tarayıcı ve Platform Testi

Şu anda tam zamanlı olarak çalıştığım şirkette arayüz kodlamadan sorumluyum. Böyle bir konuya odaklanmak daha iyi sonuçlar verir, zaman gösterecek. İşe başladığımda bir gazete arayüzü HTML5 & CSS & Javascript olarak kodladım. Sonra çeşitli platform ve tarayıcı versiyonlarında tabi olarak farklılıklar gördüm. Bunlar aman aman siteyi komple bozacak farklar olmasa da işlevselliği etkileyen farklardı.

Bundan 3-4 sene öncesine kadar Internet Explorer 6 ile uğraşıp dururduk. Neyse ki artık kullanımı yok denecek kadar azaldığı için IE 6 dikkate alınmıyor. Ama yine de Internet Explorer yeni tarayıcı motorunda farklılıklar sürüyor. Safari özellikle Mac OS ortamında ve iOs cihazlarda farklılıklar çıkarabiliyor. Keza Firefox da öyle. Her tarayıcıda aynı görüntüyü almak ana amaç değil, ana amacımız her tarayıcı ve platformda benzer deneyimi kullanıcılara sunmak. Bunun için bugün bir tarayıcı uyumluluk formu hazırladım. Sizin de işinize yarayabilir diye buraya da yüklüyorum. İşte aşağıda;

Tarayıcı Uyum Kontrol Formu

Öncelikle C, C1 ve C2 değişkenlerine atama yapıyoruz. Bunlar tarayıcıların güncel sürümü ve 2 alt ana sürümünü oluşturuyor. Hepsi farklı platformlar için test ediliyor ve sorun varsa altta Internet Explorer örneği gibi sorunu yazabiliyoruz. Özellikle stajyer çalışma arkadaşlarınız varsa onlar için de güzel bir deneyim ve sağlıklı bir kodlama sağlanır. Bu format değişebilir ama hali hazırda olan kısmı bana bir yere kadar yeterli geldi. Peki bunları nereden kontrol edecek arkadaşımız? Bunun için de araçlar İnternet’te meevcut. Altta bununla ilgili birkaç araç yazıp bitiriyorum.

Bu da ilgili Excel dosyası

 

Fazlasını Oku

Bilişime Fazla Kafa Yormayın, Nimetlerinden Yararlanın!

Binali Yıldırım

“Bulut sistemi denen bir şey var bu aralar, herkes oraya bir şeyler atıyor…. Bu bilişim, fazla kafa yorarsan sıyırırsın. Kullanacaksın, yararlanıp işini göreceksin… Hikmetine fazla şey yapmamak lazım”

Bu zamanın Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım’ın teknolojiye bakışı. Şaka falan da değil. Üzerinden çok zaman geçti, Obama ile karşılaştırmalı videoları çıktı, üzerine konuşuldu. Bu aslında bir görüşün resmi. Bunu diyen de aslında teknolojiyi en iyi okuması gereken kişi durumundaydı. Aşağıda videoyu izleyebilirsiniz eğer daha önce izlemediyseniz.

Bilişim kafa yorulursa sıyıracak yani kafayı üşütecek bir şeymiş, Binali Bey öyle tanımlıyor. Hayır ondan sonra “kendi arabamızı yapacağız”, “kendi atak helikopterimizi üreteceğiz” diyorlar ben buna şaşırıyorum. Hiç uzağa gitmeyin çocuklara bakın. Bozarlar, nesneleri değişik amaçlarla kullanırlar, kırar dökerler, sonra sormaya başlarlar. Çocukların sordukları sorular bazen o kadar etkili olur ki, “ben neden bu yönden hiç bakmadım” dedirtir.

Eğer bilişimi kullanır, hikmetini sual etmezsen sadece kullanıcısı olursun, sonra da “neden bizim yerli arabamız, helikopterimiz yok” diye sorarsın. Hayır arkadaşlar bilişim ile uğraşın, çocukların bir şeyi kırarken, bozarken yaptıkları gibi deneyimleyin. Neden diye sorun, farklı şekillerde düşünün, gündemi takip edin. Diğerleri teknoloji ile neler yapıyor bakın. Kafayı yiyen adamlar var hakikaten ama bu adamlar teknolojiye özel değildir. Felsefe ile kafayı sıyıran da vardır, mühendislik ile de. Ama bu onların bilerek yaptıkları bir şeydir. Bu sıyrık dediğiniz adamlar size teknolojik yenilik yaparlar.

Ben İnternet’te sörf yaparken neyin nasıl yapıldığını merak ederim. En azından yöntemini, çalışma şeklini merak ederim. Eğer kurcalamazsam nasıl öğrenirim? Hikmetini sual etmezsem nasıl araştırıp daha kullanışlısını yaparım?

Bu bir kişinin değil, toplumun ayıbıdır, devletin ayıbıdır. Böyle bir makamdaki kişinin bu sözleri gerçekten komedi gibi. Kanuni’nin veziri olsa kellesini aldırırdı bu konuşmadan sonra eminim. Önce şaşırmıştım bu konuşmaya sonra dedim ki “değişen bir şey yok”.

 

Fazlasını Oku

Böyle de Güvenlik Olur muymuş?

Bu başlık MFÖ grubunun Vak The Rock şarkısından esinlendi. Orada vokal bu sorulara sitem eder,

Böyle de şarkı olur muymuş?
Bu iş karın doyurur muymuş?

Hatta altta dinleyebilirsiniz;

Bankalar da bu şekilde şarkı söyler gibiler. Güvenlik yöntemlerinin, şifre politikalarının doğru oldukları konusunda hemfikirler. Çoğunda bir şifre, sonra SMS kodu ve seçilmiş bir görsel. Bunlar güvenlik için güzel uygulamalar ama acaba gerçekten yeterliler mi?

Garanti Bankasını ele alalım; Müşteri numaramı giriyorum, sonra da 8 karakterli bir şifre. Önceden belirlediğim görseli görüyorum ve onay veriyorum. Sonra cep telefonuma bir SMS geliyor. Kodu giriyorum ve İnternet Şubesi karşımda. Belli aralıklarla şifre değiştirmem gerekiyor. Tabi bu arada 3-4 bankanın da şifre değişiklileri ve politikaları gereği bir sürü kombinasyon şifre belirlemiş durumdayım. Bazısı diyor ki 8 karakter olsun, tamam yaptık. Har ve rakam içersin, tamam yaptık, harflerden biri büyük olsun, talla ya tamam onu da yaptık. Ee sonra? Bu kadar kısıtlama bana hiç kullanmadığım bir şifre ürettirdi. Bunu nasıl aklımda tutarım peki? Önümdeki not defterine yazıyorum. Oldu mu şimdi? Bir de bir iki değil 3-4 banka var ve diğer hesaplarımda kullandığım şifreler.

Beni şifremi not almaya zorluyor. Şifre kağıda yazıldığı zaman da iki kişinin bildiği sır değildir durumu ortaya çıkıyor. Oysa her zamanki şifremi güvenle saklasam bunu yapmak zorunda kalmazdım. Ama bu sefer de şifre öğrenildiğinde tüm hesaplarım açığa çıkıyor. Tabi ki burada haklılar ama koydukları kısıtlar ile bunu istemeleri kağıda yazma gibi durumlara neden olabiliyor. Facebook şifre unutunca insanlara arkadaşlarını gösteriyor ve kim olduğunu soruyor. Dahice bir çözüm, çok pratik.

Bazen aklıma bir ütopya geliyor. İnsanların şifrelerinin olmadığı, herkesin kullanıcı adıyla giriş yaptığı sistemler. 1 senelik cookie ile girilen web siteleri, banka İnternet şubeleri. Bir insan niye diğer insanın hesabına girer ki? Mesela ben eve geleceğim zaman kendi evime geliyorum, başkasının evine gitmiyorum. Bir örnek daha; kahvede çay içtikten sonra kül tablasını alıp gitmiyorum. Herkesin doğru insanı aradığı günümüzde, yine herkesin “insanlarla uğraşmak zor abi” dediği bir dünyada şifremizi neden saklıyoruz?

Bu böyle olmayacak. Kullanıcıların fare hareketlerini, tarayıcılarını, işletim sistemlerini, yaptığı işlemleri ve ip gibi bilgileri kaydedin ve ona göre 3. şahıs girişimi olabilecek yerde müdahale edin. Bir bakiye bakmak için girmek istediğim İnternet şubesi bu kadar azap vermese ne güzel olur.

Parola

 

 

Fazlasını Oku

İhtiyaçlar İçin Çalışmak

İnsan İhtiyaçlarıBir web projesi geldiğinde veya basit bir web sitesi istendiğinde bizden yani yazılımcı/tasarımcı, bir fiyat isteniyor. Para ihtiyaçlara gideceğine çoğu zaman sağa sola gidiyor. Ben ihtiyacımı söyleyerek iş arayacağım. Bana bu kadar eden projelerle gelin. Bazen bu sizin için daha karlı olur, genelde öyledir. Evet istediğim ürün LG G3 32GB.
http://www.hepsiburada.com/liste/lg-g3-d855-32gb/productDetails.aspx?productId=telceplgg332&categoryId=371946&SKU=TELCEPLGG332-B

Bu ihtiyacımı giderecek yazılım/tasarım işlerinizi yapabilirim. E-ticaret gibi geniş bir proje ise şunu istiyorum;
Fender American Standard Jazz Bass.
http://www.mydukkan.com/urunler_detay.asp?id=1036&gid=307

Telefonum LG L80 şu anda. Eğer web sitesi tasarımı gibi işiniz varsa benim telefonu satarız, 1000 ekleriz alırız telefonu. Budur ya, beni ihtiyaçlarım için çalıştırsınlar.

İletişim cancilar.net, 0544 769 38 15
Bu benim blog yazım, aynısını kendi blogumda da yazacağım.

Fazlasını Oku

Kocaeli’de Web Sitemi Hangi Firmaya Yaptırmalıyım?

Kocaeli Web TasarımKocaeli web tasarım ve İnternet ürünleri geliştirmede garip bir şehir. Ben kime freelance olarak gidersem, benden önce bir başkası tarafından dolandırılmış oluyor. Bu nedenle ön ödeme alınması, site beğendirmesi zorlaşıyor.

Bir kere önerim şu; web sitesi tasarımı ya da programlanması işi fiyata göre kesinlikle belirlenmemelidir. Yaptıracağınız firma bu işte tecrübeli, işe bakışı doğru olmalıdır. Size sadece “yaparız” diyenlerden korkun. Bu çok eksik bir cevaptır.

İnternet siteniz sizi İnternet’e açar. Sizin İnternet’teki yüzünüzdür. İnternet ile ilişkiniz az ya da çok olabilir ama bu sadece sitenin yapımı ile olacak bir iş değildir. Öncelikle sektörünüz öğrenilmeli, üzerinde tasarım değil pazar araştırması yapılmalıdır. Rakiplerin hangi hizmetlerini İnternet’e taşıdıkları analiz edilmelidir.

Eğer kafanızda “olsun yeter” düşüncesi varsa öğrenciye yaptırın da onlar da para kazansın. Ama bu “olsun yeter” yaklaşımı çok yanlıştır. Bir web sitesi vitrinde durması için yapılmaz. Ben bugün büyük Kocaeli firmalarına baktığımda web sitelerini hep İstanbul ajanslarına yaptırdıklarını görüyorum. Bunda da haksız sayılmazlar.

Çok firmada çalıştım. Ana işleri web tasarım değil, olsun diye web sitesi yapıyorlar. Bu ek olacak bir iş değildir. Üzerinde çalışılması, odaklanılması gereken bir iştir. Siz de bunları aklınızdan çıkarmayın. Çok site yapan firma da iyi demek değildir. Biraz da çevre ve reklam politikaları yüzünden portföyleri geniştir ama ortaya çıkan sonuçlar eksiktir.

Web sitesi güzeldir ama işinizi İnternet’e taşımızsa, sizin İnternet’teki yüzünüz olmadıysa bunun bir anlamı yoktur. Sadece İnternet’te var olur ama dönüş çok az olur.

Kocaeli’de durum kötü. Herkes ajans açıyor. Her ajans web sitesi yapıyor. Berberler dahi bu konuda daha uzmanlaşmış kişiler. Dikkatli olun.

Fazlasını Oku

Görüntülü Derslere Başlıyorum

Öncelikle HTML ve CSS odaklı olacak görüntülü derslere başlıyorum. Ses kartıma güzel bir kondansatörlü mikrofon aldım. Ekranı da mac os x uyumlu bir ekran yakalayıcı ile kayıt edeceğim. Ama öyle kısık sesle “arkadaşlar buraya bunu koyuyoruz, şuraya şunu yazıyoruz” temalı olmayacak, koddan çok işin mantığını başlarda anlatacağım. Belki yarımşar saatlik yaparım, belki de daha çok veya az henüz emin değilim.

Zamanı gelince de PHP’ye başlayacağım. Bu işi kendi başına ne kadar zor öğrenildiğini biliyorum. Ben de bu noktalara parmak basacağım. Yalnız sesime güvenmiyorum zira telefonda falan boru gibi çıkıyor. Ama artık dinleyen arkadaşlar tahammül edecekler.

Artı olarak sesime bir efekt verebilir miyim ona da bakacağım.

Kısa zamanda sizlerleyim.

Fazlasını Oku

Webmasterlar’a Bunları Söylemeyin

webmasterBen kendimi bir Webmaster olarak görmüyorum ama genel itibari ile web programları ve siteleri yaptığım için bu unvana da hayır diyemem. Ama bazen öyle sorular, öyle klişe söylemler oluyor ki, insan “artık yeter” diyecek hale geliyor.

1) Bana da site açsana
Küçük, büyük, erkek, kadın her türlü kişinin söylediği cümlelerden biri. Yahu sana niye site açalım? Benim daha kişisel sitem yok, sadece yazdığım bir blog var. Bir de “açmak” derken akıllarında nasıl bir işlem varsa, bunu açmak ile ifade ediyorlar. Hayır efendim sana site mite yok. Bildiğin fabrikada çalışıyorsun, yazacak bir şeyin yok ama beni görünce hemen “bana da bir site açalım”. Kınıyorum sizi la.

2) Ortalama bir site kaça açılıyor?
Haydaa bu ilkinden daha tutarsız bir soru. Hadi ilkine yersiz bir espri dedik ama buna ne diyeceğiz? “Ortalama bir site”. Yahu bunun ortalaması yok ki. 50.000 TL’ye de olur 300 TL’ye de. Ben sana nasıl ortalama bir fiyat söyleyebilirim? Peşinden sormam gerekiyor, sitede ne olacak? sitenin amacı nedir? dinamik mi olacak? vs.. vs.. Ortalama site diye bir şey yok.

3) Bir site aç da girelim, admin yap
Benim en uyuz olduğum cümle bu. Ya git bir sürü site var. Milyonlarca site, gir birine, benim yaptığıma girince ne olacak? He bir de yöneticilik istiyorlar. Vay be o kadar büyük çapta bir site yaptım, seni de yönetici yapacağım. Yöneticilik külfet getirir. Sen IRC’den kalma “op” olmak mı sandın bunu? İstediğini kanaldan at, yönetici karizması yap vs.. Ben senin EGO tatminin için site açamam kusura bakma.

4) Bir Facebook sen de yapsana
Olum hasta mısınız nesiniz ya? Facebook yapmak bir nitelik mi? Başlangıçta Mark amcamız yapmış tek başına ama şu anki haliyle alakası yok. Ben nasıl tek başıma dünyanın en büyük sosyal networkünün bir klonunu yapayım? Salak mıyım, yoksa beni çok akıllı olarak mı görüyorsun, bilmiyorum.

5) Millet banka boşaltıyor, sen şu maaşa çalış
Haha, ne yapayım? Milletin parasını mı çalayım arkadaşım? O kadar kanun dışı iş varken sen ofisboy’san ben de işimi yapan bir programcıyım. Niye sonu olmayan işlere gireyim? Elalemin oğlu şurayı çökertmiş, şuradan milyarlar kazanmış vs.. Öncelikle “bana ne?” yani kanun dışı işler yapacak olsam bilgisayar ve İnternet en sonda gelirdi. Hem şöyle adamları övmeyin, benim gözümde zerre değerleri yok. Çok biliyorlarsa GitHub’dan Linux’un geliştirilmesine yardımcı olsunlar, ücretsiz bir yazılım yayınlayıp insanların hayrına iş yapsınlar.

6) Bir abinin oğlu vardı, şimdi Porsche’a biniyor
Valla kusura bakma ama ben o kadar yetenekli değilim. Ayrıca babasına da iş hanı almış bu arkadaş ve bireysel çalışıyor. Burada da bi kanun dışılık seziyorum ama neyse. Yahu o kadar tanıdığım programcılar, grafik tasarımcıları, proje uzmanları, girişimciler var. Onlar tekneyi zor yürütürken bu adamda nasıl bir yetenek veya bilgi var ki bu kadar servet ediniyor? Garip, belki de anlatan büyütüyordur.

Yani demem o ki; web sitesi yapan adamlara bu soru veya söylemlerle gelmeyin. Gerçekten sıktı artık.

Fazlasını Oku

Programcı Teyze Anlaşmazlığı

TeyzeBunu neredeyse bütün genç programcılar yaşamıştır. Özellikle mühendis falan değilseniz. Teyze gelmiştir, küçük oğlanın mesleğini sorar. Anne de “bilgisayarcı” der. Teyze keywordü almıştır. Hemen yapıştırır; “Bizim torun da oynuyor” diye. Bir teyzeye bilgisayarı anlatmak zor iştir. Biz başına oturuyoruz, “onun da kendi özellikleri var gençler eğleniyor” gibi bir düşünceleri vardır. Torunları falan o amaçla kullanırlar da o yüzden.

Teyze böle deyince “biz oynamıyoruz, program yazıyoruz” tarzı bir savunma mekanizması oluşur. Teyze de ekler “bizim çocuk da yazıyor ödev falan”. Bundan sonra daha ileriye gitmenin pek anlamı yoktur. İsterse işletim sistemi tasarımı yapıyor olun, çekirdek derleyin hayır, önemi kalmamıştır. Artık teyzenin gözünde  ofisboy tarzında bir izleniminiz vardır. İnat edip kodları açacak değilsiniz, bunu kimse yapmaz, teyze de anlamaz zaten.

Tabi eğer Bilgisayar Mühendisliği okuyorsanız durum değişir. Sonuçta mühendis olacaksınızdır. Yaşı başı almış teyze, amcalarımızın mühendislik makamına saygıları büyüktür, o yüzden sizi torunlarıyla, eltisinin çocuğuyla karşılaştırmaz.

Teyze ile çay için, börek, pasta, kurabiye yeğin ama bilgisayar konusuna pek girmeyin. İnsan kendini solitare’de oyun oynayan, wordpad’de bir şeyler yazıp çıktı alan biri olarak teyzenin aklına yerleşmiştir. Fazla sorgulamayın, bırakın size güzel bir kız ayarlasın.

Fazlasını Oku

Wix ile Kısa Zamanda Harika Web Siteleri

Bugün bahsedeceğim servis, hiçbir HTML & CSS gibi teknik bilgilere gerek olmadan, hızlıca web sayfaları hazılayabileceğiniz bir servis.

http://tr.wix.com/

Vix ile çok kolay

 

Ben HTML & CSS & PHP teknolojilerinde yeterli bilgiye sahip olduğumdan hep bu hazır site işlerine karşı çıkmışımdır. Belki de bu “biz ne güne duruyoruz?” veya “biz taş mı yiyelim?” içerikli bir tepkiydi.

Geçen zaman bana web sitelerinin bir amaç değil araç olduğunu gösterdi. Kusursuz yapılmış pahalı bir şirket sayfası ona daha mı çok değer katıyor diye. Veya HTML 5 kullandığımda mobilya sitem daha mı çok ziyaret ediliyor? Hayır tabi ki. Wix‘i incelediğimde gerçekten hazır ya da hazıra yakın, fazla zahmet gerektirmeyen bir şekilde web sayfaları geliştirebildiğimizi gördüm. O kadar çok kategoride temalar var ki…

Ben kişisellerden seçtim. Bu “bilgilerinizi girin, sayfanız oluşsun” tarzı bir uygulama değildi. Bayağı bayağı bana birçok seçenekte templete ve bu templeteleri hızlı bir şekilde uyarlama imkanı verdi. Neredeyse bir Candy Crush oyunu zamanında ana sayfayı değiştirdim.

Temalar

 

Yukarıda gördüğünüz templetelerden hoşunuza gideni seçiyorsunuz. Zaten hepsinde belli bir kalite standardı var. İçlerinden bir ya da birkaçını seveceğine kesinlikle eminim.

Düzenle

Düzenle

Bu düzenleme interaktif yapısı sayesinde 1dk gibi süremi aldı. Bir de seçeceğiniz site templetine göre bu değişebilir, çok farklı araçlarla karşılaşabilirsiniz.

HTML Designer

 

Yukarıdaki görselde de görebileceğiniz gibi ortada çok basit bir yapı yok. Çok fazla seçeneğiniz var. Ama bunlar kafanızı karıştırmıyor. Zaten sık kullanılanlar öne çıkarılmış. Daha sonra işiniz bittiğinde bunu yayına alabiliyorsunuz. wix.com/siteniz şeklinde. Diğer yandan kendi barındırma ve alan adınızı da seçebiliyorsunuz. Bunun için premium üye olmanız gerekiyor. Aylık 8$ – 12$ fiyatlar aralığında güzel çözümler sunuyor.

Bence 1500 TL – 3000 TL gibi fiyatlara yaptıracağınız şirket sayfalarını http://tr.wix.com/ kullanarak çok daha az maliyete ortaya çıkarabilirsiniz.

Ticaretiniz kazançlı, siteniz Wix’li olsun 🙂

Fazlasını Oku

Arayüz Geliştirmede Frameworkler

CSS FrameworksArayüz kodlarken yaptığımız şeyler aslında her projede birbirine benzerdir. W3C uyumlu kodlama yapar ve kurallarına uyarız. reset.css gibi bir dosya ile varsayılan tarayıcı stillerini temizleriz ki baştan beri yazdığımız css kodları tüm tarayıcılarda benzer sonuçlar versin.

Css sıfırlama gibi birçok aracı da kullanırız, bunları kendimiz de kodlamış olabiliriz, farklı bir kişinin kodlaması da olabilir. Mesela tipografi ile ilgili meseleler, css3 ile kullanılan saydamlık ve köşe yuvarlatma stilleri. Bunlar henüz tüm tarayıcılarda desteklenmiyor, tarayıcının kendi belirlediği kodlar yazıyoruz. “moz-border-radius” gibi. Firefox için bunu da eklememiz gerekiyor.

Form elementleri ve görünüşleri de tarayıcıdan tarayıcıya değişebiliyor hatta değişiyor desek daha doğru olur. Tüm tarayıcılarda aynı görüntüyü yakalamak için form elementlerini de biçimlendirmemiz, hatta bazı elementleri kendi interaktif çözümümüzle yeniden tasarlıyoruz.

Eğer css3 ve HTML5 kullanıyorsak media query ile de haşır neşir oluyoruz. Bunun sebebi de responsive, yani farklı ekran boyutlarına göre değişen sayfalar yaratmak için kullanıyoruz. Media query desteklemeyen sayfalar için farklı stil dosyaları yükletiyoruz.

Bunların çoğu için her geliştirici neredeyse benzer şeyleri ufak farklarla yapıyor. Ama kodun tekrar kullanılabilirliği veya gelişen standartlara uygun davranması için güncellenmesi gerekebiliyor. Bir de geliştirici başka bir geliştiricinin stilini anlamak için kodu okumak zorunda kalıyor.

Bu ve bunun gibi sorunlara çözüm üreten css frameworkler geliştirildi. Mesela en popüler olanları Bootstrap, Foundation, Gumby, Skeleton gibi. Bunlar istediğimiz çoğu imkanı bize sunuyor ve kendi içinde tutarlı kodlar içeriyor, sürekli bir geliştirme halindeler.

ArayüzSayfa inşasında genellikle grid based yani iskelet diyebileceğimiz bir sistem kullanıyorlar. örneğin sayfanız sol bölüm ve içerik bölümünen oluşuyorsa, bu elemanların (div)  ikisine 9 ve 3 gibi kaplayacakları alana göre css atıyorsunuz. Daha sonra içerik kısmındaki gösterimler için de benzer atamalar yapıyorsunuz. Bu iskelet classlarını atarken farklı ekran çözünürlüklerine göre farklı classlar da atabiliyorsunuz. Yani responsive yaklaşımına çok az kod yazarak, daha başarılı bir şekilde ulaşıyorsunuz.

Bu tip framworklerin kendi sınıflarına verdiği varsayılan stiller olabiliyor. Ama bu stillere müdahale ederseniz, framework güncellendiğinde güncellemeyi hemen uygulayamayabilirsiniz. Çünkü sizdeki dosya düzenlenmiş ve biçimler verilmiş halde. Yeni dosyayı yüklerseniz kendi stilleriniz kaybolacaktır. Bu nedenle bu sınıfları farklı bir css dosyasında override(üzerine yazma) ederseniz, güncellemeleri çok daha rahatlıkla sisteminize uygulayabilirsiniz.

Bu frameworklerin çoğu grid sistemini desteklemekte, bazıları da (mesela Bootsrap) size kütüphaneler sunarak daha fazlasını vermektedir. Örneğin bir slide, ya da tooltip gösterim scriptleri gibi. Frameworleri inceledikçe sizin tarzınıza uygun olanı seçeceksinizdir.

Fazlasını Oku