Kullanılabilirlik Hakkında Yazılarım

Blogumu açtığımdan beri kullanılabilirlik hakkında birçok yazım oldu. Bunları bir yazıda derlemek istedim. İşte liste;

Fazlasını Oku

Web Tasarımın Dünü ve Bugünü

Web siteleri tasarlıyorduk, bundan 10-15 sene kadar önce ve hala devam ediyoruz. “Güzel” olması gerekiyordu. Peki güzel tam olarak ne demek? Mutlak bir güzellik anlayışından söz edebilir miyiz? Yaptığımız arayüzler tüm kullanıcı tipleri için aynı etkiyi yaratabilir mi? Tabi ki hayır!

Şimdi 15 yıl önceki Apple web sitesine bakalım;

Apple Web Sitesi 2002

Ne kadar da demode değil mi? Yapıldığı dönemde hiç de öyle değildi. Aslında tasarım algımız değişmiyor, değişen tek şey trendler. Aynı arabalar gibi. Arabalar da zaman içerisinde sürekli bir değişim içerisinde. Yeni modeller istisnalar dışında hep daha şık gözüküyor değil mi? 2000 model bir arabanının güzel ya da modern gözükmemesi o ürünün tasarımcısının kabiliyeti ile ilgili değil.

Tasarım trendleri değişiyor. Bizim “güzel” algımızı da yavaş  yavaş değiştiriyor. Peki bu kadar muğlak ve kontrolü zor bir yaklaşım yerine, web sitelerini daha kullanılabilir, daha erişilebilir yapmak daha mantıklı değil mi? Bence bugün bir web sitesi olabildiğince tüm tarayıcılarda, cihazlarda, ekran çözünürlüklerinde benzer deneyim vermesidir önemli olan.

Apple’ın 2002 deki web sitesi kötü değil, sadece bugüne göre demode. Güncel versiyonu ise oldukça başarılı. Fakat kim için başarılı? Ben bir geliştirici olarak ortaya çıkan işe saygı duyuyorum. Gerçekten benim için “güzel” tasarlanmış ve telefonum veya tabletimden de bakarken aynı hisleri hissediyorum.

 

Ne yazık ki bu böyle. Bir web sitesinin tasarımı (UI), kulanıcı deneyimi (UX) ve bilgi mimarisi (AI) grafik tasarımcıya bırakılacak kadar önemsiz değiller. Burada arayüz tasarımcıları ile ilgili bir sıkıntım yok. Onlar da çok güzel işler çıkarıyorlar, hayranlık yaratacak tasarımlar yapıyorlar. Tek sorun şu; web sitesinin genel amacını tamamlayacak bir yaklaşım sadece arayüz tasarımından ibaret değil.

Bundan 7-10 sene kadar önce Web 2.0 furyası başlamıştı. Yine yanlış anlaşılmıştı. Canlı renkler, parlak butonlar vs.. Web 2.0 aslında temelde sunulan içeriğe kullanıcının dahil olmasıydı. Hangi içeriğin önemli olduğuna kullanıcının etkisi olmalıydı. Artık kullanıcı sadece içeriği tüketen değil, aynı zamanda üretendi. Bu bugün aynı ve artan şekilde devam ediyor. Olması gereken de buydu zaten.

Artık yeni bir döneme girdik. Bunu herhangi bir şekilde isimlendirmek istemiyorum. Görece “güzel” web siteleri artık geride kalmalı. Tasarımlar güzel olmasın demiyorum. Odaklanılan nokta bu olmamalı. Kardeşler Metal’in web sitesi kullanıcıya tüm tarayıcı, cihaz ve boyutlarda aynı deneyimi sunmalı. Siz süper güzel, ultra güzel bir tasarım yapsanız da bu olması gereken bir zorunluluk değil. Web sitesi bir tablo değil. Bakılmak için değil, kullanılmak için var.

Ben web geliştiriciler dışında “wow siteye bakar mısın? İnanılmaz güzel” diye tepki veren bir son kullanıcı görmedim. Kullanıcı telefon numarasını bulabiliyor veya haritada konumunu görebiliyorsa site görevini yerine getiriyor demektir. Firmaların işlerini İnternet’e taşımaları ve geliştirmeleri hızlanacaktır. Oldukça da hızlanmış durumda zaten. Ama “size özel tasarım” adı altında şirketlere ekstra masraf çıkarmanın hiç manası yok.

Vix.com bunun ekmeğini yiyenlerden biri. Tasarımı kullanıcıya yaptıran araçlar sunuyor. Fakat bu da benim açımdan sürdürülebilir değil. Sırf İnternet’te olayım, telefonum, adresim gözüksün diyen firmalar için binlerce liralık masraf çıkarmamalıyız. Sektör büyüyor, büyüdükçe de geliştiriciler olarak bizim ekosistemimiz de büyüyor. Ama yapmayın, etmeyin. 1 slayt, 1 logo, ürün resimleri, telefon, adres içeren web siteleri için “özel tasarım” adı altında ekstra maliyetler yaratmayın. Yoku satmayın.

Fazlasını Oku

Site İnceleme : Haberver.com

HaberverYakın zamanda açılmış bir haber platformu. Kurucusunun eski bir medya çalışanı olduğunu okumuştum. Haberver.com, okuyucularını kitle olarak gören bir platform değil. Reklam satmak için sayfa gösterimini artırmaya da çalışmıyor. Bu gibi nedenlerle siteyi size önermeyi uygun buldum. Haber kategorizasyonu çok güzel. Gerçekten “haber” okumak için doğru adreslerden biri. Diğer medya devlerinin sizi bir habere götürmek için 20 tık istemesi iğrenç bir şey. Haber başlıkları ilgi çekici ama sizi bir galeriye sokuyor ve bilmem kaçıncı adımda size sunulan veriyi gösteriyor. Çoğu zaman da bu sizin istediğiniz şey olmuyor.

Haberver.com bu gibi iğrenç uygulamalara karşı sunulmuş bir alternatif gibi. Bu kızdığımız özellikler Haberver.com’da yok. Aksine güzel kategorilenmiş, uygun başlıklar verilmiş güncel haberler. Üstelik kayıt olup haber akışınızı da özelleştirebilirsiniz. Çok büyük yenilik yok ama kullanım kolaylığı ve ilkeli haber anlayışıyla güzel yerlere geleceğe benziyor. Başarılar…

Fazlasını Oku

Mobil Uygulama Pazarı ve Fırsatlar

Apple iPhone 5Bu yazıyı bu tarihte yazmış olmam size garip gelebilir. Evet mobil uygulama sektörü büyük gelişme içerisinde ve fırsatlarla dolu. Ama benim dikkat çekmek istediğim nokta yazılımcıların önündeki fırsatlar. Diyelim ufak bir oyun projeniz var ve bunu gerçekleştirmek istiyorsunuz. Masaüstü bir yazılım yapsanız bunun kitlelere ulaşması zor ve zaman alıcıdır. Ufak bir fikri bir yazılıma dönüştürmek mobil platformlarda daha kolay ve efektif. Mesela telefonu sallayınca size iddaa sonucu veren bir uygulama fikri aklınıza geldi. Desktop uygulaması yapılması pek yerinde olmaz. Üstelik mobil cihazların özelliklerini de kullanmanız harika olur.

Bu yönden bakınca mobil uygulama pazarı geliştiriciler için büyük fırsat. Küçük ve basit düşünceler milyonlara ulaşabilir. Bunu diğer mecralarda yapmak pek de o kadar kolay değil. Kamera kullanabilirsiniz, GPS, Gyro sensörü vs.. kullanabilirsiniz. Bunları karışım yaparak uygulamanızın değerini artırabilirsiniz. Bu yüzden kararsız yazılımcılara önerim mobil uygulama pazarına girmeleri. Burada şanslarını denemeleri daha doğru olur. Ortaya bir yazılım çıkarmak daha kolay ve çabuk tüketilen bir mecradan bahsediyoruz.

Mobil uygulama pazarı fırsatlarla dolu, hadi gidin de mobil programlama öğrenin.

Mobil uygulamalarınız için dilerseniz indirme, dilerseniz yorum, dilerseniz de değerlendirme hizmetlerini 10 liradan başlayan fiyatlarla SadeceON’da bulabilirsiniz. Alanında uzman hizmet verenlerimiz sizler için android uygulama indirme sayısı arttırma konusunda yardımcı olabilir, istediğiniz yorumları yazabilir, istediğiniz kadar 5 yıldız değerlendirme gönderebilir. Siz de uygulamalarınızı yükselişe geçirmek için SadeceON’a gelin ve fırsatları kaçırmayın!

Fazlasını Oku

D&R Kullanıcı Deneyimi ve Kullanılabilirlik Problemleri

Öncelikle belirtmeliyim bu kapsamlı bir kullanıcı deneyimi çalışması değildir. Sadece basit anlamda kullanıp karşılaştığım hata veya yanlışlardır.

D&R mağazalarında gezmeyi, kitaplara göz gezdirmeyi, not defterlerine, kalemlere bakmayı çok seviyor ve keyif alıyorum. İnternet sitelerinde daha önce hiç işlem yapmamıştım. Fakat bugün birkaç ürün sepete attım ve bu süreçte bazı problemler gözüme çarptı. Bunları ekran görüntüleri ile paylaşmak istiyorum.

1) Şifre Uzunluğu

İlk olarak söylemeliyim ki, şifre uzunluğunu limitlemek bence pek de hoş bir uygulama değil. Eğer kısa bir şifre belirlersem bu benim güvenliğim için kötüdür. Ama benim genelde kullandığım şifre 12 karakterli ise bunu şifre olarak belirleyebilmeliyim. Aşağıdaki görselde görebileceğiniz gibi “Maximum şifre uzunluğunu aştınız. Lütfen kısa bir şifre giriniz.” mesajını aldım. “Kısa” peki ne kadar kısa? İkinci kötü uygulama da bu. Şifremin uzun olduğunu söylüyor ama kaç karakter uzunluğunda olabileceği bir sır. Deneme-yanılma yöntemi ile bulmak zorundasınız.

Şifre Uzunluğu

 

2) Kitap Arama Sonucu

Aşağıda görebileceğiniz gibi “Finansçı Olmayanlar İçin Finans” kitabını aradım ve karşıma iki sonuç çıktı. Tabi İnternet nesli bunun neden olduğunu tahmin edebilir. Biri e-kitap, diğeri ise basılı. Peki hangisinin e-kitap olduğunu nasıl anlayacağım? Fiyatı ucuz olan mı? Bence bu her zaman geçerli bir durum olamaz. Kitabın iki versiyonu da satılıyorsa elektronik olanın belirtilmesi gerekir. Emin olmak için iki ürünün de detayına girip emin oldum.

Kitap Arama Sonucu

 

 

3) Sepete At – Satın Al Karmaşası

satin_al_sepet

Elektronik ticaret yapan sitelerde genel bir kural vardır. Bir sepetiniz vardır ve ürünleri bu sepete ekledikten sonra siparişinizi tamamlarsınız. İkinci alternatif ise “Hızlı Satın Al” tarzında, hemen satışa yönlendiren butonlar vardır ve bunlara basıldığında sepet olayına girilmeden satış formu ya da benzeri bir ekran gelir. Soldaki görselde görebileceğiniz gibi imleci üzerine getirdiğimde “SEPETE EKLE” metni çıkıyor. Burada kafa karıştırıcı bir durum var. Bu butona bastığımda sepete mi eklenecek, yoksa alışverişi bitiriyor muyum? İnsanların alıştıkları formatın dışına çıkılıyorsa bu açıkça yapılmalıdır. Çünkü bu butona bastığınızda “Ürün sepete eklendi” mesajı alıyorsunuz. Bu karmaşanın olmaması gerekir.

 

 

 

 

 

 

 

 

4) Fiyatı Düşünce Haber Ver Bulmacası

Burada da mantık genelde olduğu gibi. Bir ürünün fiyatı düştüğünde bize haber vermesini talep ettiğimiz bir form. Buradaki gariplik şu; “Ne zamana kadar düşerse haber verelim” yazılı kutucuğa tarih giremiyorsunuz, saat giremiyorsunuz. Üç haneli bir sayı girmenize izin veriyor. Ben hala buradaki mantığı anlamış değilim. Merak ediyorum.

Fiyatı Düşünce Haber Ver

 

 

5) Alışverişi Sonlandırma

Burada D&R’ı suçlu bulmuyorum. Bu genel bir sıkıntı. Sepete gittiğinizde iki seçeneğiniz vardır. Siparişi sonlandırmak ya da alışverişe devam etmek. Bu ikisini ayıran bir sürü değişik ifade gördüm ama tam tutarlı bir yaklaşıma rastlamadım. İki terim de devam etmeyle ilgili. Sonuçta iki aksiyon da devam etmekle ilgili. Biraz düşündürücü olabiliyor.

Alışverişe Devam Et

 

 

Sonuç

Çok fazla detaya inmeden yaptığım bir gözlemde hiç de hafife alınmayacak kullanılabilirlik hataları gördüm. D&R markasına yakışmayacak nitelikteler.

Fazlasını Oku

HTML5 Nedir? Ne Değildir?

HTML5Bundan 4-5 sene öncesini hatırlıyorum, bir uyanış vardı web dünyasında. Web 2.0 denen bu uyanışta artık kullanıcı daha etkindi, hatta içeriği üreten artık oydu. Kimileri Web 2.0’ı mor veya pembe arayüz zannettiler, kimileri de arayüz kodlamada tabloları bırakıp div etiketleri ile kodlama yapmayı buna yakıştırdılar. Herkes tablolarla web sitesinin yapısal kısmını yapmayı bırakıp div denen katman veya layer olarak da adlandırabilecek etiketleri çeşitli css kodları ile tasarımı oluşturacak hale getirdiler.

O zaman div ile arayüz kodlama diye bir şey vardı. Tablolarla site yapısını oluşturanlar ötelendi. XHMTL 1.1 kullanımdaydı. img, br, hr, link gibi etiketler self closed olmalıydı. Şunun gibi;

<img src="resim.jpg" />

Sonra siteleri W3C’nin Validate(Doğrulama) kısmına uygun kodlamaya çalıştık. Mesela resimlere alt  parametresi verilmek zorundaydı. Şöyle;

<img src=”resim.jpg” alt=”Resim Açıklaması” />

Aslında bu alt özelliği tarayıcılarda resim yüklenemediği (herhangi bir nedenle) zamanlarda resmin yerinde yazan yazıydı. Ayrıca görme engelli kullanıcılar için geliştirilen tarayıcılar bu metinleri sesli hale getirip kullanıcıya görsel hakkında bilgi veriyordu. Bu kullanıcı için de iyiydi, hem de sayfamız valid(geçerli) şekilde testten geçer not alıyordu. Bir kodlama standardımız ve kurallarımız vardı ama çoğu anlamsızdı. Kurallara uymayı o kadar seviyorduk ki, bazen validate için ikinci parti kodları saklayıp sahte geçer not alıyorduk. Google geçerli XHTML sayfaları severdi, biz de SEO için kodlarımızı geçerli yazardık tabi. Ama aslında hiçbir anlamı yoktu. Kullandığımız etiketler içerik hakkında bir ipucu vermiyordu. Sadece belirlenmiş kurallara uyuyorduk.

Sonra W3C, XHTML 2.0 üzerinde çalışmaya başladı. Ama yine semantik Web’e doğru bir yönelim söz konusu değildi. Bunun üzerine sektörün önde gelenleri birleşip yeni bir standartlar bütünü oluşturmaya giriştiler. Kendilerini whatwg adıyla tanımladılar. Daha sonra W3C’de olaya dahil olup bu standartlar bütününü HTML5 olarak adlandırdılar. HTML5 bitmiş bir olgu değildir. Sürekli yenilenmektedir. Bir süre önce hgroup etiketi standartlardan çıkarılıp  üç gün sonra yeniden yerine koyuldu. Yani yaşayan standartlarla baş başayız.

HTML5 için şunlar söylenebilir;

  • XHTML’in garip kuralları HTML5’de yoktur. Mesela özellikler tırnaksız da tanımlanabilir. img, br, hr, link gibi etiketler self closed olmak zorunda değillerdir. Hatta önerilmese de p tagı açıp kapatmadan yeni bir etiket ile devam edebilirsiniz ve bu HTML5 validasyonu için gerekli değildir.
  • HTML5 etiketleri arayüz kodlarının sunduğu içeriği taşımasını öngörür. Yani bir paragraf yazacaksanız <p> etiketini kullanırsınız. Bunun yanında yapısal elementler ile anlamsız <div> etiketlerinden daha iyi bir yapı söz konusudur. (section, article, aside, figure, footer, header, nav gibi etiketler kullanılır) .
  • HTML5 bitmiş değildir. Sürekli güncellenir, arayüzü kodlayan kişiyi semantik etiketlemeye zorlamaz ama bunun için gerekli imkanları sunar.
  • HTML5 video, ses gibi çoklu ortam içeriklerini görüntüleyebilen API’ler sunar.
  • HTML5 neredeyse her tarayıcıda farklı oranlarda ve şekillerde desteklenir. Neyi kullanıp kullanamayacağınız için bazı kaynaklara bakmanız gerekir. Mesela Can i use? bunun için güzel bir servistir.
  • Yine tekrarlarsak HTML5 sürekli değişen canlı bir yapıya sahiptir ve takip edilmesi gerekir. Bunu şu adresten yapabilirsiniz.

Bazı kurallar da HTML5 ile değişiyor haliyle. Mesela normal bir HTML sayfasında bir tane <h1> etiketinin olması mantıklı gelir. Çünkü sayfanın başlığıdır. Diğer alt başlıklar h2, h3 diye sıralanır. Ama HTML5 de özendirilen yöntem her section’ın kendi footer’ı veya h1 etiketi ayrı olarak yer alabilir. Bu da sayfanın kodlamasının içerik hakkında ipuçları ile dolu olmasını sağlar. Yani etiketler sadece stil vermek için gruplama yapan terimler değil, sayfanın içeriği hakkında ipuçları da veren etiketler haline geliyor.

Bir HTML5 dökümanını doctype ile HTML5 olarak belirleyebilir ve eski kod alışkanlıklarınızı kullanabilirsiniz. Zamanla HTML5’in kendine has özelliklerini kodlamalarınızda kullanabilirsiniz. Yani ben tamamını öğrenip öyle geçeyim demeyin,  çünkü sürekli geliştiğinden, stabil yakalama şansınız yok.

Ayrıca canvas özelliği ile oyun ve interaktif uygulamalar dahil zengin içerikler yapabilirsiniz. Doğrusu canvas konusuna ben de henüz giriş yapmış değilim 🙂

Kullanın, öğrenin, takipte kalın.

Fazlasını Oku

Arayüz Kodlama Tarayıcı ve Platform Testi

Şu anda tam zamanlı olarak çalıştığım şirkette arayüz kodlamadan sorumluyum. Böyle bir konuya odaklanmak daha iyi sonuçlar verir, zaman gösterecek. İşe başladığımda bir gazete arayüzü HTML5 & CSS & Javascript olarak kodladım. Sonra çeşitli platform ve tarayıcı versiyonlarında tabi olarak farklılıklar gördüm. Bunlar aman aman siteyi komple bozacak farklar olmasa da işlevselliği etkileyen farklardı.

Bundan 3-4 sene öncesine kadar Internet Explorer 6 ile uğraşıp dururduk. Neyse ki artık kullanımı yok denecek kadar azaldığı için IE 6 dikkate alınmıyor. Ama yine de Internet Explorer yeni tarayıcı motorunda farklılıklar sürüyor. Safari özellikle Mac OS ortamında ve iOs cihazlarda farklılıklar çıkarabiliyor. Keza Firefox da öyle. Her tarayıcıda aynı görüntüyü almak ana amaç değil, ana amacımız her tarayıcı ve platformda benzer deneyimi kullanıcılara sunmak. Bunun için bugün bir tarayıcı uyumluluk formu hazırladım. Sizin de işinize yarayabilir diye buraya da yüklüyorum. İşte aşağıda;

Tarayıcı Uyum Kontrol Formu

Öncelikle C, C1 ve C2 değişkenlerine atama yapıyoruz. Bunlar tarayıcıların güncel sürümü ve 2 alt ana sürümünü oluşturuyor. Hepsi farklı platformlar için test ediliyor ve sorun varsa altta Internet Explorer örneği gibi sorunu yazabiliyoruz. Özellikle stajyer çalışma arkadaşlarınız varsa onlar için de güzel bir deneyim ve sağlıklı bir kodlama sağlanır. Bu format değişebilir ama hali hazırda olan kısmı bana bir yere kadar yeterli geldi. Peki bunları nereden kontrol edecek arkadaşımız? Bunun için de araçlar İnternet’te meevcut. Altta bununla ilgili birkaç araç yazıp bitiriyorum.

Bu da ilgili Excel dosyası

 

Fazlasını Oku

İstenmeyen Google Reklamlarını Gizleme

Bundan bir süre önce şu yazıda reklamlardan neler çektiğimi yazmıştım. Tam olarak 10 Eylül 2013 tarihinde yazılmıştı. Bir ürünün türevlerine baktığımda, fiyatını araştırdığımda bana günlerce benzer reklamları gösteriyordu Google. Tarayıcımda giriş yapmış olduğumdan ve arama geçmişim kayıtlı olduğundan bu reklamları görüyordum. Bir gün kulaklıklara bakıp gidip alıyordum ama 10 gün her yerde kulaklık reklamı görüyordum.

Yeni fark ettim ki Google reklamları gizleme seçeneğini devreye almış. İlgili sayfa burada. Aşağıda da bununla ilgili görseller mevcut.

Reklam

Evet ben iPad mini için kılıf  aldım. Bu reklamı daha fazla görmek istemiyorum. Bu benim kullanıcı deneyimimi önemli ölçüde artırdı. Unutmayın, reklamlar da sayfanın içeriğine ve kalitesine etki eder. Doğru kullanıldığında içeriğe katkıda bile bulunur. Sonuçta hepimiz birer tüketiciyiz. Bu özellik ne zaman geldi, ne zaman yoktu emin değilim ama yeni fark ettim ve yazdım. Bir kere kılıf baktık diye 10-15 gün kılıf reklamı görmek insanı daraltıyor cidden.

Fazlasını Oku

Unutmayın : Herkes Oyun Oynar!

Bu yazının başlığını bir oyun inceleme sitesinden çaldım. Ama çok doğru, her yaştan her kültürden insan oyun oynar. Aşağıdaki fotoğrafı bu akşam her zaman gittiğim kahvede çektim. Bütün kahve hararetli bir şekilde oyun oynuyordu.  Kimileri okey, kimileri batak, kimileri 51 oynuyordu. 20 yaşında gençler de vardı 70 yaşında amcalar da.

Peki neden oyun oynarız? Küçük çocuklar dünyayı oyunlarla keşfederler, kırarlar, dökerler, değişik şeyler yaparlar. Sonra kuralları olan oyunlara terfi eder ve kurallara uygun oyun oynamayı, yaşamın kısıtlarından haberdar olurlar.

Peki koca adam olduklarında hala oyun oyamaya devam ediyorlar? Bununla ilgili yapılan araştırmalar insanların oyun oynarken yüksek zihinsel aktivite içerisine giriyor. Sosyalleşiyor, meydan okuyor ve kendi yeteneklerini sergiliyorlar.

Nörotransmitterlerden olan dopamin’in bununla çok ilgisi olduğunu zannediyorum. Örneğin kumar oynayan insanlar oyunun yanında kazanç ve kayıp da yaşayabiliyorlar. Dopamin bizi harekete geçiren hormondur. O olmasa herhalde yataktan kalkmazdık. Oyun oynama sırasında değil, oyun başlamadan önce dopamin salgısı tavan yapar. Peki neden oyundan önce?

Ne kadar çok  şansımız varsa ve ödül ne kadar büyükse oyun öncesinde o kadar fazla salgılıyoruz dopamin’i. Okey oynayanlar bilir, o taşlar geldiğinde ilk diziş esnasında büyük heyecan yaşanır. Çünkü çok güzel bir el gelme ve erkenden bitme şansınız olabilir, oyunu o el kaybediyorken, kazanan taraf olabiliriz. Aksine yenmek dopamin ile ilgili değil. Yenme ihtimali dopamin salgılatan şey.

Bu yüzden öğretimde oyun kullanımı çok sık kullanılan bir yöntemdir. Eğlenerek öğrenmek diye tanımlanır. Evet, gerçekten oyun ile öğrenmek çok daha etkili bir yöntemdir. Bu nedenle Gamification diye bir yöntem uygulanmaktadır. Türkçesi oyunlaştırma diye çevrilebilir. Oyunla veya öğretim ile ilgili olmasa bile oyunlaştırma her yerde kullanılabilen bir yöntemdir. Örneğin bir web sitesinde aldığınız karizma puanı, forumda aldığınız teşekkürler buna örnektir.

Bu yüzden web projelerinde en trend uygulamalardan biri oyunlaştırmadır. Oyunlaştırmayı kullanan siteler, diğer sitelere göre daha fazla kullanıcı sadakati sağlar ve siteye katkı yapmalarını da o derece artırır. Sosyal ve psikolojik olguların teknoloji geliştirilmesi sırasında göz önünde bulundurulmasını her fırsatta söylüyorum. Evet, her insan oyun oynar.

Fazlasını Oku

Böyle de Güvenlik Olur muymuş?

Bu başlık MFÖ grubunun Vak The Rock şarkısından esinlendi. Orada vokal bu sorulara sitem eder,

Böyle de şarkı olur muymuş?
Bu iş karın doyurur muymuş?

Hatta altta dinleyebilirsiniz;

Bankalar da bu şekilde şarkı söyler gibiler. Güvenlik yöntemlerinin, şifre politikalarının doğru oldukları konusunda hemfikirler. Çoğunda bir şifre, sonra SMS kodu ve seçilmiş bir görsel. Bunlar güvenlik için güzel uygulamalar ama acaba gerçekten yeterliler mi?

Garanti Bankasını ele alalım; Müşteri numaramı giriyorum, sonra da 8 karakterli bir şifre. Önceden belirlediğim görseli görüyorum ve onay veriyorum. Sonra cep telefonuma bir SMS geliyor. Kodu giriyorum ve İnternet Şubesi karşımda. Belli aralıklarla şifre değiştirmem gerekiyor. Tabi bu arada 3-4 bankanın da şifre değişiklileri ve politikaları gereği bir sürü kombinasyon şifre belirlemiş durumdayım. Bazısı diyor ki 8 karakter olsun, tamam yaptık. Har ve rakam içersin, tamam yaptık, harflerden biri büyük olsun, talla ya tamam onu da yaptık. Ee sonra? Bu kadar kısıtlama bana hiç kullanmadığım bir şifre ürettirdi. Bunu nasıl aklımda tutarım peki? Önümdeki not defterine yazıyorum. Oldu mu şimdi? Bir de bir iki değil 3-4 banka var ve diğer hesaplarımda kullandığım şifreler.

Beni şifremi not almaya zorluyor. Şifre kağıda yazıldığı zaman da iki kişinin bildiği sır değildir durumu ortaya çıkıyor. Oysa her zamanki şifremi güvenle saklasam bunu yapmak zorunda kalmazdım. Ama bu sefer de şifre öğrenildiğinde tüm hesaplarım açığa çıkıyor. Tabi ki burada haklılar ama koydukları kısıtlar ile bunu istemeleri kağıda yazma gibi durumlara neden olabiliyor. Facebook şifre unutunca insanlara arkadaşlarını gösteriyor ve kim olduğunu soruyor. Dahice bir çözüm, çok pratik.

Bazen aklıma bir ütopya geliyor. İnsanların şifrelerinin olmadığı, herkesin kullanıcı adıyla giriş yaptığı sistemler. 1 senelik cookie ile girilen web siteleri, banka İnternet şubeleri. Bir insan niye diğer insanın hesabına girer ki? Mesela ben eve geleceğim zaman kendi evime geliyorum, başkasının evine gitmiyorum. Bir örnek daha; kahvede çay içtikten sonra kül tablasını alıp gitmiyorum. Herkesin doğru insanı aradığı günümüzde, yine herkesin “insanlarla uğraşmak zor abi” dediği bir dünyada şifremizi neden saklıyoruz?

Bu böyle olmayacak. Kullanıcıların fare hareketlerini, tarayıcılarını, işletim sistemlerini, yaptığı işlemleri ve ip gibi bilgileri kaydedin ve ona göre 3. şahıs girişimi olabilecek yerde müdahale edin. Bir bakiye bakmak için girmek istediğim İnternet şubesi bu kadar azap vermese ne güzel olur.

Parola

 

 

Fazlasını Oku

Yaşlı ve Engelliler İçin Cep Telefonu

Concox GPS Senior PhoneYaşlı ananemiz belki annemiz ya da babamız, telefon kullanımları ortalama altında. Belli kalıpları ezberleyip arama ve cevap verme yapabiliyorlar. Peki ya kötü bir durum olursa? ya da size ihtiyacı olduğu bir durum?

Ya da engelli bir kişinin kaldığı zor bir durum? Aynı zamanda yaşlılar kadar engelli insanlara da hitap eden bir telefon.

Size tanıtacağım telefon bu gibi sorunlara çözüm getiren bir telefon. Adı “Concox GS503”. Bu kesinlikle bir reklam yazısı değildir. Telefonun özellikleri çok hoşuma gitti. Alternatifi var mı ondan da emin değilim. 500 TL civarında bir fiyatı var. Siyah-beyaz ekran bir telefon için fazla değil mi? Videoyu izleyin lütfen;

Tuşları büyük, basınca basılan rakamları söylüyor. El feneri, radyo gibi ek özellikleri de var ve en önemlisi SOS butonu. Yakınlarına hemen mesaj gönderiyor ve siz de akıllı telefonunuzdan yakınınızın nerede olduğunu GPS sayesinde görüyorsunuz.

Teknoloji yaşamımızı kolaylaştıracaksa bu cihaz bunu fazlasıyla yapıyor. Ama fiyatı biraz daha düşürülebilir.

Fazlasını Oku

Kocaeli’de Web Sitemi Hangi Firmaya Yaptırmalıyım?

Kocaeli Web TasarımKocaeli web tasarım ve İnternet ürünleri geliştirmede garip bir şehir. Ben kime freelance olarak gidersem, benden önce bir başkası tarafından dolandırılmış oluyor. Bu nedenle ön ödeme alınması, site beğendirmesi zorlaşıyor.

Bir kere önerim şu; web sitesi tasarımı ya da programlanması işi fiyata göre kesinlikle belirlenmemelidir. Yaptıracağınız firma bu işte tecrübeli, işe bakışı doğru olmalıdır. Size sadece “yaparız” diyenlerden korkun. Bu çok eksik bir cevaptır.

İnternet siteniz sizi İnternet’e açar. Sizin İnternet’teki yüzünüzdür. İnternet ile ilişkiniz az ya da çok olabilir ama bu sadece sitenin yapımı ile olacak bir iş değildir. Öncelikle sektörünüz öğrenilmeli, üzerinde tasarım değil pazar araştırması yapılmalıdır. Rakiplerin hangi hizmetlerini İnternet’e taşıdıkları analiz edilmelidir.

Eğer kafanızda “olsun yeter” düşüncesi varsa öğrenciye yaptırın da onlar da para kazansın. Ama bu “olsun yeter” yaklaşımı çok yanlıştır. Bir web sitesi vitrinde durması için yapılmaz. Ben bugün büyük Kocaeli firmalarına baktığımda web sitelerini hep İstanbul ajanslarına yaptırdıklarını görüyorum. Bunda da haksız sayılmazlar.

Çok firmada çalıştım. Ana işleri web tasarım değil, olsun diye web sitesi yapıyorlar. Bu ek olacak bir iş değildir. Üzerinde çalışılması, odaklanılması gereken bir iştir. Siz de bunları aklınızdan çıkarmayın. Çok site yapan firma da iyi demek değildir. Biraz da çevre ve reklam politikaları yüzünden portföyleri geniştir ama ortaya çıkan sonuçlar eksiktir.

Web sitesi güzeldir ama işinizi İnternet’e taşımızsa, sizin İnternet’teki yüzünüz olmadıysa bunun bir anlamı yoktur. Sadece İnternet’te var olur ama dönüş çok az olur.

Kocaeli’de durum kötü. Herkes ajans açıyor. Her ajans web sitesi yapıyor. Berberler dahi bu konuda daha uzmanlaşmış kişiler. Dikkatli olun.

Fazlasını Oku

Engelliler İçin Teknoloji

EngelliBen kendim de %77 engelli bir programcı/yazılımcıyım. Normal hayatta birçok engel ile karşı karşıya engelliler. Yani engelli ve daha ötesi önüne çıkan engeller var. Benim yazılım yapmamın önünde bir engel yok ama bugün mülakata 2 saat kala firma beni aradı ve engelim yüzünden işin olmayacağını söyledi.

Diğer çalışanların İstanbul’a gidiyor olduklarını ve benim gitmezsem sorun olabileceğini söylediler. Halbuki benim gitmemem keyfi değil. Bunu diğer arkadaşların da anlayacağını umardım. Neyse, benden çok beter engelli insanlar var. Yürüme, görme, işitme, kanser gibi sorunları olan insanlar.

Onlar için gerçek hayatta çok şey yapıyor sayılmam, ancak otobüste rampa kısmını indirip kaldırıyorum o da rast gelirse. Ama ürettiğim yazılımlarda onlar için kolaylıklar sunabilirim. Bu günden itibaren kullanılabilirlik ve erişilebilirlik hakkında engelli kullanıcıları hedef alan çalışmalar yapacağım. Kafamda bir şeyler var ama söylemenin anlamı yok. Yurtdışından bu konuyla ilgili kitaplar okuyup belki eğitimler alacağım.

Engelli olmak hepimizin başına gelebilecek bir ihtimaldir. Engellerin yanına engel eklemek de hoşgörüsüzlük olur.

Haydi başlayayım. Siz de benden fikirlerinizi esirgemeyin.

Fazlasını Oku