İlk Android Oyunumuz Yayında

4i GameEgebit olarak ilk oyunumuzu Android platformu için yayınladık. Oyunu kısaca anlatmak gerekirse, bir çark var ve üzerinde 4 şekil boşluğu var. Siz yukarıdan gelen şekilleri çarkı döndürerek uygun yere yerleştiriyorsunuz. Sürükleyici ve eğlenceli bir oyun olduğunu söyleyebilirim.

https://play.google.com/store/apps/details?id=com.egebit.fouri.android adresinden oyunu yükleyebilirsiniz.

 

 

 

4i Game 4i Game 4i Game

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Fazlasını Oku

İş Yaşamında Güven

Güven

Güven çok zor kazanılan ama çok kolay kaybedilebilen bir olgu. Bunu günlük yaşamımızda da görebiliriz. Arkadaşınızla 10 senedir arkadaşsınız ve aranızda hiç bir problem olmadı. Arkadaşınızdan 1000 TL borç aldınız ve bunu ödemediniz. Aksine alışverişler yaptınız ama borcu ödemeye hiç girişmediniz. Artık arkadaşınızın gözündeki güveni kaybetmiş olursunuz. Artık size sadece maddi konularda değil, diğer konularda da güvenmeyecektir. Bu güveni tekrar inşa etmek çok zordur. Aynı iskambil kağıtlarından yapılan kuleler gibi. Yapması çok zordur ama bir darbeyle yıkılırlar.

Aynı zamanda iş yaşamında da güven benzer şekilde işler. İşveren veya çalışanlar arasında benzer bir güven ilişkisi vardır. Diyelim ki siz bir gün hasta olduğunuz için işe gitmediniz, evde dinleneceğinizi söylediniz. Sonra dışarıda dolaşırken karşılaştınız. Bir daha işvereniniz size nasıl güvenebilir? Buna benzer şekilde işveren maaşlarınızı geç yatırıyor diyelim. Sonra bir bakıyorsunuz 200.000 TL’lik bir araba almış. Siz daha hak ettiğiniz ücreti alamamışsınız ama işveren kendine lüks bit otomobil almış. Eğer işveren, yönetici, lider çalışanların güvenini kaybederse artık diğer liderlik vasıfları pek işe yaramayacaktır.

Bir de müşterilerin markalara, şirketlere olan güven duyguları vardır. Diyelim bir alışveriş sitesinden elektronik bir alışveriş yaptınız ve alet bozuk geldi. Geri iade yaptınız ama cihazda sorun olmadığı söylenip size geri gönderildi. Ne yapacaksınız? Yasal yollarla bu maduruyetinizi gidermeye çalışırsınız veya hiçbir şey yapmasınız ama o şirkete olan güveninizi kaybedeceğiniz kesindir. Şirket ve markalara olan güven kaybı domino etkisine sebep olur. Mutlu bir müşteri şirketinize 5 tane müşteri getiriyorsa, mutsuz bir müşteri 50 tane müşterinin size güvensiz olarak bakmasını sağlayacaktır.

Bir yönetici, “çalışanlar bana güvenmiyor, yarından itibaren güvenilir olacağım” tarzı bir yaklaşım takınırsa bu kesinlikle anlamsızdır. Siz o kadar süre güvensizlikle beslediğiniz ilişkilerinizi nasıl güvene çevirmeyi düşünüyorsunuz? Kaybedilmiş güvenin tekrar kazanılması çok daha zordur. Bu bir kişilik özelliği gibidir. Size güvenmeyen, inanmayan çalışanlarınız varsa bunun sebebi sizin bugüne kadar yaptığınız hareketler, tutmadığız sözler, yerine getirmediğiniz vaatlerin sebebidir.

Güvenilir olmak başta dürüstlüğü gerektirir. İletişime açıklığı gerektirir. Bunlar kişisel özelliklerdir. Çalışanların güvenmediği bir yöneticinin başarılı olması nadir bir olaydır.

Güvenilir olmanız ve güvendiğiniz kişilerle çalışmanız dileğiyle.

Fazlasını Oku

Mobil Uygulama Pazarı ve Fırsatlar

Apple iPhone 5Bu yazıyı bu tarihte yazmış olmam size garip gelebilir. Evet mobil uygulama sektörü büyük gelişme içerisinde ve fırsatlarla dolu. Ama benim dikkat çekmek istediğim nokta yazılımcıların önündeki fırsatlar. Diyelim ufak bir oyun projeniz var ve bunu gerçekleştirmek istiyorsunuz. Masaüstü bir yazılım yapsanız bunun kitlelere ulaşması zor ve zaman alıcıdır. Ufak bir fikri bir yazılıma dönüştürmek mobil platformlarda daha kolay ve efektif. Mesela telefonu sallayınca size iddaa sonucu veren bir uygulama fikri aklınıza geldi. Desktop uygulaması yapılması pek yerinde olmaz. Üstelik mobil cihazların özelliklerini de kullanmanız harika olur.

Bu yönden bakınca mobil uygulama pazarı geliştiriciler için büyük fırsat. Küçük ve basit düşünceler milyonlara ulaşabilir. Bunu diğer mecralarda yapmak pek de o kadar kolay değil. Kamera kullanabilirsiniz, GPS, Gyro sensörü vs.. kullanabilirsiniz. Bunları karışım yaparak uygulamanızın değerini artırabilirsiniz. Bu yüzden kararsız yazılımcılara önerim mobil uygulama pazarına girmeleri. Burada şanslarını denemeleri daha doğru olur. Ortaya bir yazılım çıkarmak daha kolay ve çabuk tüketilen bir mecradan bahsediyoruz.

Mobil uygulama pazarı fırsatlarla dolu, hadi gidin de mobil programlama öğrenin.

Mobil uygulamalarınız için dilerseniz indirme, dilerseniz yorum, dilerseniz de değerlendirme hizmetlerini 10 liradan başlayan fiyatlarla SadeceON’da bulabilirsiniz. Alanında uzman hizmet verenlerimiz sizler için android uygulama indirme sayısı arttırma konusunda yardımcı olabilir, istediğiniz yorumları yazabilir, istediğiniz kadar 5 yıldız değerlendirme gönderebilir. Siz de uygulamalarınızı yükselişe geçirmek için SadeceON’a gelin ve fırsatları kaçırmayın!

Fazlasını Oku

Google’ı Bir Kenara Bırakın

SEO“Sitem Google’da ilk sıralarda çıkacak mı?” sorusu, daha web sitesinin planı yapılmamışken sorulan bir soru haline geldi. En büyük yanlış anlaşılma aslında burada başlıyor. Google, web sitelerini doğru taktiklerle yapan siteleri üst sıralarda çıkarma gibi bir misyonu yükleniyormuş gibi. Aslında işin özü şu; Google, arama yapan kullanıcıya istediği şeyi vermek. İnternet’teki milyarlarca web sitesini indeksleyip bunlar içinden kullanıcının aradığı şeyi sunma gayretinde. Yani dünyanın bilgisini ulaşılabilir ve kullanılabilir hale getirmek.

SEO yani arama motoru optimizasyonu deyince akla teknikler bütünü geliyor. Türkiye’de durum böyle en azından. Yayınlanan kitaplar bile “meta description 150 karakterden kısa olmalı, title etiketi bilmem 45 karakterden az ya da çok olmalı sallıyorum, gibi şeyler söylüyor. Yurt dışında yayınlanan eğitimler, bloglar, kitaplar ise bu gibi ayrıntıların üzerinde durmuyor. Söylemiyor demiyorum, ama bir İnternet sitesini komple deneyim olarak görüyorlar. İngilizce biliyorum lanet olsun, oralardan alıyorum eğitimi.

Şirket Çalışanları
Şirket Çalışanları

Birçok firma kendine şunu sormalı; “istediğim arama ifadesinde ilk sırada çıkarsam bunu yönetebilir miyim?”. Eğer bir dönerciyseniz, günlük yapıp satabildiğiniz döner bellidir. Aniden müşterileriniz 5 katına çıksa, daha önceki kemik müşterileriniz bile gerek yavaşlıktan, gerekse kalite düşüklüğünden dolayı artık sizin müşteriniz olmaya son verebilir. Aynı şey istihdam oranlarında da böyledir. Bir tezgahta 5 kişi çalışabiliyorsa, siz oraya 10 adam koyarak eski performanstan da düşüş bir seviyeye gelirsiniz.

Yani demek istediğim o ki; önce kendi kapınızın önünü süpürün, ondan sonra çevre temizliğine ahkam kesin. Eğer hizmetim, ürünlerim kötüyse, gelen her yeni sipariş ya da iş memnuniyetsiz müşterilere gebe olur. Kural olmasa da şöyle bir tabir vardır; “1 memnuniyetsiz müşteri, 1 memnun müşterinin 10 katı müşteri kaybına neden olur”. O yüzden kapınızın önü ilk önce işiniz, sonra da İnternet’te bunu nasıl sunduğunuzdur. Önce kapı önü süpürülmeli.

İş YapışWeb sitesi bazı girişimlerin kendisidir. Yani site bir girişimdir. Ama çoğu durumda zaten var olan bir girişimin İnternet’teki yüzüdür, kanalıdır. Eğer işiniz sadece İnternet değil ise, iş süreçlerinizi, kalitenizi, müşteri memnuniyetini düşünün. İnternet’i yeni müşteri edinme, mevcut müşterilere daha katma değerli hizmetler sunmada bir kanal olarak kullanın. Web siteleri artık bir kartvizit değil. İçerisinde firmanızın harita ve konumu var, size yazabilecekleri formlar, sipariş formları var. Kullanıcılara video izletebilir, ses dinletebilir, hatta interaktivite ile fazlasını bile yapabilirsiniz.

Bu yazıda arama motoru optimizasyonu hakkında teknik bilgi yok. Arama motorları, sizin “bulunabilir” olmanızı sağlar. Tabi siz de teknik olarak “aranabilir” olmanız gerekir ki bu da işin teknik yönüne girer. Şu yazıda aranabilir olmak ile ilgili bir şeyler yazmıştım. Arama motoru optimizasyonu sürekli devam eden bir dijital pazarlama yöntemidir. Sadece doğal arama sonuçlarını(yani reklam alınmayan sayfa başı 10 sonuç) kapsamaz. Google Adwords ile istediğiniz ifadede reklam bölümünde çıkmak için ücret ödeyebilirsiniz. Yani web sitenizin doğal arama sonuçlarında yükselmesini aylarca beklemenize gerek kalmaz. Eğer maliyet/kar oranı buna izin veriyorsa zaman kaybını önlemiş olursunuz.

Esnaf kafası artık öldü. İnternet’e açılacak kadar büyüdüyseniz, ki her işletme İnternet’te yerini almalıdır ve bu büyüklüğe zaten sahiptir, o zaman biraz profesyonel düşünün. İşinizi doğru yapıyorsunuzdur büyük ihtimalle, en azından öyle kabul edelim. İnternet’e de bunu doğru şekilde yansıtmanız gerekir. Hatta İnternet ile daha fazla olanağa, işinizi geliştirmeye, yeni müşterilere ulaşabilirsiniz.

Fazlasını Oku

Kitap : Google Olsa Ne Yapardı?

 

Google Olsa Ne Yapardı?Henüz bitirmediğim bir kitabı paylaşmak, arkadaşlarıma önermek pek alışkanlığım değil ama ilk çeyreğini okuduktan sonra gerçekten paylaşmaya değer olduğunu düşündüm. Jeff Jarvis çok güzel bir iş kitabı yazmış. Mediacat yayınlarından yayınlanan bu kitap gerçekten okumaya değer.

Bu kitap Google ile ilgili, Google servislerini anlatan bir kitap değil. Google’ın iş yapış şeklinin, yönetim biçiminin gerçek hayata, neredeyse tüm iş kollarına nasıl uygulanabileceğinden bahsediyor. Google’ın bir platform ve network olduğundan bahsediyor.

Kitabın başı DELL olayı ile başlıyor. Burada konuya güzel bir giriş yapılıyor ve Google’ın ettiği kar veya kullanıcı sayısı değil, iş yapış şekli ve yönetim felsefesi ile devam ediyor. Teknoloji ile ilgili olun veya olmayın bu kitap yönetim, pazarlama alanında kayda değer kitaplardan. Eğer teknolojiye ilgi duyuyorsanız sizin için daha fazla ilgi çekici konu bulabilirsiniz. Aşağıda kitabı satın alabileceğiniz linkler vereceğim. Satış ortaklığım falan yok, o yüzden birden fazla satıcı linki koymayı uygun buldum 🙂

İyi Okumalar!

http://www.dr.com.tr/kitap/google-olsa-ne-yapardi/jeff-jarvis/egitim-basvuru/%C4%B1s-ekonomi-hukuk/yonetim-%C4%B1s-gelistirme-kalite/urunno=0000000568218

http://www.kitapyurdu.com/kitap/google-olsa-ne-yapardi/144271.html

http://www.idefix.com/ekitap/google-olsa-ne-yapardi-jeff-jarvis/tanim.asp?sid=UYSAWOBBBO2OC6XWUP9I

Fazlasını Oku

SEO : Aranabilir Olmak

SEOBugün arama motorları, özellikle Google, bir geçit konumunda. Web trafiğinin yönlendirmesini aramalar sonucunda yapıyor. SEO, yani arama motoru optimizasyonu da kısaca aranabilir olmak anlamına geliyor. Eğer aranabilir olmazsanız bulunamazsınız.

Olaya geniş çerçeveden bakarsak, küçük teknolojik ipuçları yerine ilk amacımız aranabilir olmaktır. Peki nasıl aranabilir oluruz? Mesela bir tıp merkeziniz var ve sitenizin başlığı şu olsun “Sağlıklı Günler”. Bu arama motorları için pek de anlam teşkil etmeyecektir. Arama motoru optimizasyonu olayı burada başlıyor. Eğer arama motorlarında bulunabilir olmak istiyorsanız kullanıcıların yaptığı aramalara uygun içeriği de sağlamalısınız. Sizin bu “Sağlıklı Günler” başlığınız biraz kapsam dışıdır. Yani Google’da tıp merkezi arayan bir kullanıcı muhtemelen “Sağlıklı Günler” aramasını yapmayacaktır.

Aynı zamanda tıp merkezinizi Google Maps’de işaretlemelisiniz. Çünkü yerel arama sonuçları haritalardan da beslenir. Üstelik haritalarda kayıtlı olmamanız bazı kullanıcılar için olumsuz bir algı yaratabilir.

Güzel animasyonlarınız, girişte çalan çok hoşunuza giden (sadece sizin) bir müzik de çalıyor olabilirsiniz ama bunlar web sitenizi aranabilir kılmaz. Anahtar nokta aranabilir olmaktır. Aranabilir olan da bulunur.

Bu yüzden web siteleri geliştirirken arama motorlarını da gözden kaçırmayın. Google size trafik yollayacaktır ve bu sebeple hastalarınız artacak, trafik aldıkça da Google’da daha üst sıralara çıkacaksınız ve bu bir döngü halini alacak.

Zannetmiyorum ki hiçbir firma Google’da olmamayı göze alabilsin. Bu yüzden insanları, iş kolunuzu inceleyin. İlgi çekici, bilgi verici siteler yapın ve sonrasında bu içerikleri aranabilir olmak için revize edin.

 

Fazlasını Oku

Başarı Nedir?

Başarı ne demektir? Başarılı olmak ne demektir peki? Öncelikle başarının tanımlarına bakalım. TDK’ya baktığımda şu tanımlar var.

başarı

  1. Başarma işi, muvaffakiyet
  2. Kişinin yetenek ve yetişmeye bağlı olarak gösterdiği ansal ya da eylemsel etkinliklerinin olumlu ürünü.

Ekşisözlük’ten birkaç entry de alalım.

bir amacin gerceklesmesi sonucunda olusan durum.

başladığın yer ile bitirdiğin nokta arasında aldığın mesafedir.

anlık itici güç olması gereken, mutlak olmayan.
– 

Başarı

Başarı çok muğlak bir kavramdır. Bu nedenle felsefenin bir konusudur. Bazen dergiler ya da gazeteler yazar; “Başarılı iş adamı x gaztemizde”. Başarılı iş adamı kimdir? Hiç başarısız olmamış kimse mi? Yoksa toplama bakınca başarılı duran kişi mi? Ticari başarı sadece maddi kazanç mıdır?

Buraya kadar hep soru sorduğumun farkındayım. Çünkü ben de tam olarak başarının ne olduğundan emin değilim. Örneğin bir maraton yarışını düşünün. 10 koşucu koşuyor varsayalım. Sadece birinci olan mı başarılıdır? Yoksa ilk üç mü? Maratona katılan herkes de bu seviyeye geldiği için kimileri tarafından, mesela ailesi tarafından başarılı görülmez mi?

Başarının öznel bir olgu olduğu kaçınılmaz olarak gözüme çarpıyor. Çok genellersek hayatta başarılı olmak için ne yapmış olmak gerekir? Ya da yapmamış olmak? Kimisi için bu dünya fani ve diğer tarafta iyi bir yaşam için dini kuralları uygulamış olarak ölmek bir başarıdır. Bir ticaretçi için işlerinin yolunda olması ve büyümesi de bir başarı sayılabilir. Ama babası ona klasik olarak “ben sana para kazanamazsın demedim, adam olamazsın dedim” diyebilir. Bu sözden sonra ticaretçi ne yapmış olursa olsun babası silmiştir her şeyi.

Kimi için ailesinin geçimini sağlayabilmiş olmak, ellere muhtaç olmamak, çoluğunu çocuğunu elinden geleni yapıp yetiştirmiş olmak bir başarıdır. Ekstra bir şeye gerek yoktur.

indirSteve Jobs da günümüzde başarılı sayılan iş adamlarından. Ama hayatını okursanız o kadar çok başarısızlığı var ki; bu kadar çok fırsat sonunda başarı olmak tesadüf değil, matematiksel bir kesinlik gibi geliyor. Evet, bana göre Jobs başarılı değildir. Bunu herhangi bir özelliğine ya da yaptığı bir ürüne dayanarak söylemiyorum. Bu matematiksel bir kesinlik. Bana da sınırsız fırsat verin, başarılı olmam matematiksel olarak kesindir. Jobs’un kesinliği yoktu ama bu başarısızlıklar ne kadar çok şans tanındığının kanıtı.

Bunların sonucunda başarının öznel bir kavram olduğunu düşünüyorum. Kimse size başarılı ya da başarısız olduğunuzu söyleyemez. Buna sizin karar vermeniz gerekir. “Hayat planlar yaparken başımızdan geçenlerdir” derler. Belki başarı da böyledir. Başarıya giderken yaptığımız doğru ya da yanlış şeyler.

Kanuni Sultan Süleyman babası Yavuz Sultan Selim’den aldığı en büyük toprakları ikiye katladı. Adaleti ile cihana nam saldı. Yabancılar olmak üzere kendisine “Muhteşem Süleyman” denildi. Dönemin Avrupa ülkelerine emirleri ile müdahale bile etti. Peki Allah’ın adını yaymak adına ülkeleri fethetmesi doğru muydu? İşte buna insanlar yine farklı şeyler söyleyeceklerdir.

Peki iş dünyasında başarının ölçütü nedir? İlk akla gelen ticari kazanç. Aslında bunun doğruluk payı var. Peki bu ticari kazanç kalıcı mı? Sürdürülebilir veya büyüme potansiyelli mi?

Başarı ne kadar da muğlak bir olgu. Öğrenci seçme sınavında yüksek puan almak da başarı olarak görülüyor, iyi bir üniversiteye gitmek. Peki okul bitince ne olacak? Tek bildiğim başarının puanlarla, sınavlarla ölçülemeyecek olması. Bugün milyarlarca dolara sahip birçok girişimci üniversite öğrenimini bile bitiremediler. Bill Gates, Mark Zuckerberg, Steve Jobs vs..

Herkese Başarılar.

 

 

Fazlasını Oku

iPhone Gerçekten Statü Sembolü mü?

iPhone 6iPhone kullansın, kullanmasın çoğu kişinin dilinden düşmeyen bir ifade var “iPhone statsü göstergesidir” diye. Buna ne kadar katılırsınız bilmiyorum. Ama ben buna hiç katılmıyorum. Genel olarak Apple ürünleri, diğer rakiplerinin benzer ürünlerine göre daha yüksek fiyatlı. Dikkat ederseniz “pahalı” demiyorum. Şimdi iPhone ve diğer üst segment telefonların fiyatlarına bakalım. Teknosa’dan fiyatları almama izin verin.

Apple iPhone 6 16 GB => 2, 449 TL
Samsung Galaxy Note 4 => 2, 229 TL
HTC ONE (m8) => 2, 099 TL
LG G3 => 1, 669 TL
SONY EXPRIA z3 => 2, 299 TL

LG fiyat performans olarak güzel telefonlar üreten bir üretici. Diğer alternatiflerse fiyat olarak iPhone’a yakın konumdalar. Bir ürünün statü sembolü olması için fiyatının ciddi anlamda yüksek, ama aynı oranda performans verememesi gerekir. Aksi halde zaten fiyatını hak eden bir ürün olur. Apple App Store yüzbinlerce uygulama içermekte ve çoğu kaliteli uygulama sadece iOS platformunda satılmakta ya da diğer uygulama marketlerine daha geç düşmektedir.

Ayrıca Apple ürünleri donanım değil, deneyim satmaktadır. Bu deneyimi sınırlı donanım ve güçlü işletim sistemi ile birleştirmektedir. Ben iPhone 4 çıktığında ilk elime alıp haritalarda dolaştığımda dokunmatiği ve ekran kalitesi beni gark etmişti. “Ben de bundan istiyorum” demiştim. Çünkü akıllı telefon furyasının başını çeken bir telefon varsa o da iPhone’dur. iPhone alıp sadece Candy Crush oynayan kimse için bu telefon statü sembolü olabilir ama aynısını Galaxy Note 4 de yapan kişi de aynı statü sembolünü taşır.

iMac, Macbook, iPad, iPhone, iPod gibi ürünler gerçekten başarılı ve alanında lider ürünlerdir. Elimdeki iPad Mini’ye bakıyorum da, o kadar harika uygulama, ses kalitesi, stabil çalışması 700 TL gibi bir fiyat gerçekten komik. Fiyatlarını bilmesem ve iPhone ile ipad i elime alsam kesinlikle ipad’i seçerdim. Mükemmel multimedya uygulamaları, özellikle benim için müzik yapım uygulamaları harika.

Sonuç olarak iPhone gayet alınması mantıklı ve sadece statü sembolü olan bir telefon değildir. Kendi değildir ama bunu alıp da statü sembolü yapan kişiler vardır. Bunlar note 4 veya htc one m8 alarak da benzer statüyü yakalayabilirler. Verimli kullanmasını bilene bu tüm telefonlar iyi cevap verecektir.

 

Fazlasını Oku

Cafe Kristo Yeni Sitesi İle Yayında

Cafe Kristo

Cafe Kristo benim de çoğu zaman uğradığım, güzel tatlıları, aromalı kahveleri, retro dekorasyonuyla İzmit’in gözde kafelerinden biri. Her zaman gittiğim bir mekanın sitesini yapmış olmak da ziyadesiyle keyifliydi. Eskiden Coffee Break olarak hizmet veren, 2010 yılından beri Cafe Kristo olarak hizmetine devam eden bu sıcak mekanı tüm İzmit halkına tavsiye ediyorum. Web sitesi adresi aşağıda;

www.cafekristo.com

 

Fazlasını Oku

Webtures ve Halkla İlişkiler

Webtures firmasını İnternet’te bir iş ilanı sayesinde duydum. SEO Hocası‘nı da bünyesinde barındıran başarıl bir dijital ajans. İş görüşmesine gidecekken aniden bir tanıdık vasıtası ile işe girmem bu görüşmenin gerçekleşmemesine neden oldu. Siteye bakarken görüşeceğim kişi olan Kaan Gülten‘in Sorularla SEO ve Uzmanından SEO kitaplarının yazarı olduğunu gördüm. Ondan sonra bu görüşmenin olmasını çok istedim ama vaktim olmadı. Kaan Bey kahve içmeye de davet etti sağ olsun, bir gün tanışma fırsatına yakalarım umarım.

Sitede gezerken engelli vatandaşlarımız için yapılan bir kampanya gördüm. Kaan Gülten’in iki kitabını da engelli bireylere kargo ücretini de ödeyerek gönderiyorlardı. Çok şaşırdım doğrusu. Bu sektörde engellerden çok bahsetmeyiz, ben de bir engelli olarak kitapları istedim. Çok güzel bir paket elime geçti. İçinde 3 şeker olan bir poşet, 2 kitap, bardak altlığı ve 2 adet ayraç. Çok hoşuma gitti. Özellikle engelli bireyler için böyle bir girişim çok anlamlı. Hayatında engelleri olan insanlara daha fazla engel çıkarmaktansa, engelleri aşmalarına yardım etmek çok önemli. Paketi de blog yazım için geldiği gibi çektim. Aşağıda görebilirsiniz.

Webtures

Daha önceleri SEO Hocası ile ilgili yazılarım olmuştu. Mesela şu yazı var. Ben SEO Hocası hangi firma altında, ne zaman Webtures bünyesine geçti bilmiyorum ama yazıda yazdıklarımın hala arkasındayım. Ama Webtures’in halkla ilişkiler konusunda çok doğru yolda olduğunu görüyorum. Bilgisayara bakmayı bırakıp, pencereden engelli bir bireyin varlığı dikkatlerini çekmiş olmalı. Buna da kayıtsız kalmayıp böyle güzel bir uygulama yapmışlar. Kitapları kısa süre sonra okuyup, onlar hakkında da düşüncelerimi yazacağım. Sonuçta yeni şeyler öğreneceğime inanıyorum.

Bravo Webtures, Teşekkürler Kaan Gülten.

 

 

Fazlasını Oku

Bilişime Fazla Kafa Yormayın, Nimetlerinden Yararlanın!

Binali Yıldırım

“Bulut sistemi denen bir şey var bu aralar, herkes oraya bir şeyler atıyor…. Bu bilişim, fazla kafa yorarsan sıyırırsın. Kullanacaksın, yararlanıp işini göreceksin… Hikmetine fazla şey yapmamak lazım”

Bu zamanın Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım’ın teknolojiye bakışı. Şaka falan da değil. Üzerinden çok zaman geçti, Obama ile karşılaştırmalı videoları çıktı, üzerine konuşuldu. Bu aslında bir görüşün resmi. Bunu diyen de aslında teknolojiyi en iyi okuması gereken kişi durumundaydı. Aşağıda videoyu izleyebilirsiniz eğer daha önce izlemediyseniz.

Bilişim kafa yorulursa sıyıracak yani kafayı üşütecek bir şeymiş, Binali Bey öyle tanımlıyor. Hayır ondan sonra “kendi arabamızı yapacağız”, “kendi atak helikopterimizi üreteceğiz” diyorlar ben buna şaşırıyorum. Hiç uzağa gitmeyin çocuklara bakın. Bozarlar, nesneleri değişik amaçlarla kullanırlar, kırar dökerler, sonra sormaya başlarlar. Çocukların sordukları sorular bazen o kadar etkili olur ki, “ben neden bu yönden hiç bakmadım” dedirtir.

Eğer bilişimi kullanır, hikmetini sual etmezsen sadece kullanıcısı olursun, sonra da “neden bizim yerli arabamız, helikopterimiz yok” diye sorarsın. Hayır arkadaşlar bilişim ile uğraşın, çocukların bir şeyi kırarken, bozarken yaptıkları gibi deneyimleyin. Neden diye sorun, farklı şekillerde düşünün, gündemi takip edin. Diğerleri teknoloji ile neler yapıyor bakın. Kafayı yiyen adamlar var hakikaten ama bu adamlar teknolojiye özel değildir. Felsefe ile kafayı sıyıran da vardır, mühendislik ile de. Ama bu onların bilerek yaptıkları bir şeydir. Bu sıyrık dediğiniz adamlar size teknolojik yenilik yaparlar.

Ben İnternet’te sörf yaparken neyin nasıl yapıldığını merak ederim. En azından yöntemini, çalışma şeklini merak ederim. Eğer kurcalamazsam nasıl öğrenirim? Hikmetini sual etmezsem nasıl araştırıp daha kullanışlısını yaparım?

Bu bir kişinin değil, toplumun ayıbıdır, devletin ayıbıdır. Böyle bir makamdaki kişinin bu sözleri gerçekten komedi gibi. Kanuni’nin veziri olsa kellesini aldırırdı bu konuşmadan sonra eminim. Önce şaşırmıştım bu konuşmaya sonra dedim ki “değişen bir şey yok”.

 

Fazlasını Oku

Engel Bildirmek Etik ve Ahlaki Değil mi?

EtikBen %77 oranında engelliyim. MS(Multipl Skerloz) hastasıyım, kortizon aldığımdan kalça femur başı kemik ölümü var iki tarafta da ve %25 de psikiyatrik engel. Ortalaması alınıyor ve %77 ediyor. Bunun bir metodu var ama şimdi konumuz o değil. Bugün bir firma beni aradı ve sevk/irsaliye keseceğim bir iş teklif etti. Teknik kapasitem 10 kat daha fazlaydı yapacağım işten. Veri girişi, belge düzenleme vesaire. Verdikleri ücret de tatmin ediciydi. Üstelik 400 TL devletin benden kestiği vergi de bana verilecekti.

Hali hazırda bu departmanda 2 kişi çalışıyor ve çok yoğunlar. Benim de süreçleri öğrenmem belli bir süre alacaktı.Bilgisayar bilgisi az olan biri daha zor adapte olur böyle bir işe. Normal bilgisayar bilen biri 2 ay gibi bir sürede adapte olabiliyormuş. Ben 1 ayda olurdum o ayrı konu. Ama ben çıkarsam, hastalığımdan ötürü gelmeme, uzun dönemli yatış hallerinde diğer personel arkadaşlar zorlanacaktı. Ben de hastalıklarımın ilerleyebileceği ihtimalini, işe alım yapacak olan kişiye bildirdim. MS hastası olduğum için yarın yatalak kalkabilirim dedim. Hepimiz için geçerli ama benim oranım daha yüksek dedim. Ayaklarımdaki ağrılar da değişkenlik gösteriyor, bu nedenle ameliyat olursam 4 ay devam edemem. Peki böyle bir şey olursa? Bunu konuştuk ve beraberce olumsuz karar verdik.

Bunu konuştuğum herkes ağız birliği etmişçesine “sen o kadarına inme” diyorlar. Peki benim bu ihtimalleri söylemem iş ahlakına, insan ahlakına, etiğe uygun değil mi? Ben olası handikapları söyledim sadece. Ben orayı para almaya gittiğim bir yer değil, değer kattığım ve bu nedenle ücret aldığım bir işletme olarak görüyorum. Ben işverene yalan söylersem, ileride bunun sonuçları ne olur? O iki arkadaşın 3 kişi yapılan işle baş başa bıraksam ne olur? Kendi işletmem olsa nasıl olumsuz görüş takınırsam ki bu işin öğrenme süresi ile ilgili yani adaptasyonla, aynı şekilde personel olarak da aynı şeyi söyledim.

Ben melek veya iyi bir insanım triplerinde değilim ama iş ahlakı, iş etiği ve dürüstlük her zaman önce gelir. Nasıl işveren işçilerine kötü davranınca şikayet ediyorsak, biz de olumsuz yanlarımızı görmeli ve dürüstlükten şaşmamalıyız. Geleceğin insanları dürüst, çalışkan, yenilikçi ve iş ahlakına sahip insanlarındır.

Fazlasını Oku

İhtiyaçlar İçin Çalışmak

İnsan İhtiyaçlarıBir web projesi geldiğinde veya basit bir web sitesi istendiğinde bizden yani yazılımcı/tasarımcı, bir fiyat isteniyor. Para ihtiyaçlara gideceğine çoğu zaman sağa sola gidiyor. Ben ihtiyacımı söyleyerek iş arayacağım. Bana bu kadar eden projelerle gelin. Bazen bu sizin için daha karlı olur, genelde öyledir. Evet istediğim ürün LG G3 32GB.
http://www.hepsiburada.com/liste/lg-g3-d855-32gb/productDetails.aspx?productId=telceplgg332&categoryId=371946&SKU=TELCEPLGG332-B

Bu ihtiyacımı giderecek yazılım/tasarım işlerinizi yapabilirim. E-ticaret gibi geniş bir proje ise şunu istiyorum;
Fender American Standard Jazz Bass.
http://www.mydukkan.com/urunler_detay.asp?id=1036&gid=307

Telefonum LG L80 şu anda. Eğer web sitesi tasarımı gibi işiniz varsa benim telefonu satarız, 1000 ekleriz alırız telefonu. Budur ya, beni ihtiyaçlarım için çalıştırsınlar.

İletişim cancilar.net, 0544 769 38 15
Bu benim blog yazım, aynısını kendi blogumda da yazacağım.

Fazlasını Oku

Tekerleği Yeniden İcat Edin!

TekerlekGenel geçer çoğunluğun kullandığı bir deyim vardır; “Tekerleği yeniden icat etmek” diye. Yani bu zaten yapılmış, farklı çözümlere gerek yok anlamında. Bu çoğu zaman doğrudur. Mesela ben kendime bir blog yazılımı yazabilirdim ama WordPress’i tercih ettim. Zaten ihtiyacım olan her şey yapılmış durumda.

Yeni bir iş fikri aklınızda şekillendiğinde önce heyecanlanır, sonra benzer hizmet veren birileri var mı diye araştırırsınız. Sonuç çoğu zaman olumlu olmaz. Benzer ya da muadil hizmeti veren firmalar vardır, sektörde yer edinmişler ve büyüklerdir. Bu sizin iş fikrinizi gözden geçirmenize neden olur tabi ki.

Ama bazen tekerleği yeniden icat edebilirsiniz. Çünkü ilk yapan değil, en iyi yapan kazanır. Eğer farklı faydalar sunacaksanız, hizmette belli eksikler ve zayıf noktalar belirlemişseniz bu size engel olmasın. Varsın tekerleği yeniden icat edin. Üstelik belli kullanıcı hizmeti ihtiyaç olarak görüyorsa potansiyel müşterileriniz de vardır demektir. Pastadan siz de dilim alabilirsiniz, belki de pastanın çoğunu siz alacak hale gelirsiniz.

İnovasyon sadece tamamen yeni bir yaklaşım, yöntem bulmak manasına gelmez. Mevcut hizmetleri inovatif şekillerde daha değerli sunabilirsiniz. İnovasyonun tanımında da bu vardır zaten.

Bir de şu var; “Kalede kaleci var diye şut çekmeyecek miyiz?”.

 

Fazlasını Oku