Proje Önerileri 1 : Yaşam Desenleri

Zaman geçtikçe aklıma gelen ve gerçekleştirmediğim projeler olunca, bunları paylaşayım da belki biri ilham alır, değiştirir veya aynen yapar diye yayınlamaya karar verdim. Sonuçta yapılmamış bir projeden daha kötüsü kimsenin bilmemesidir.

Bu ilk projenin adı “Yaşam Desenleri”. Yani yaşamda karşılaşılan sorunlara karşı yapılan öneriler ve bu önerilerin parçalarının başka problemlerde de kullanılabileceği üzerine. Mesela programlama öğrenmek istiyorum ve bunu nasıl yapacağımı bilmiyorum. Aşağıdaki görsele bakın;

Yaşam Desenleri

Buradaki node sıralamaları tamamen kullanıcı oylarına göre yapılacak. Eklemeler, çıkarımlar kullanıcılar tarafından yapılacak. Yaşamda sık karşılaşılan problemlere yapısal bir bakış çıkmış olacak. Örneğin üniversiteye giriş ortak bir node ve birçok sorunun çözümünde kullanılabilecek. Tekrardan yazılmayacak. Bu da verinin yapısallığını korumuş olacak.

Bu proje size belki de yeni bir fikir sağlar ya da direkt yapmaya girişebilirsiniz, buna ben müdahale edemem, sadece kendi projelerimi buradan paylaşacağım.

 

Fazlasını Oku

HTML5 Nedir? Ne Değildir?

HTML5Bundan 4-5 sene öncesini hatırlıyorum, bir uyanış vardı web dünyasında. Web 2.0 denen bu uyanışta artık kullanıcı daha etkindi, hatta içeriği üreten artık oydu. Kimileri Web 2.0’ı mor veya pembe arayüz zannettiler, kimileri de arayüz kodlamada tabloları bırakıp div etiketleri ile kodlama yapmayı buna yakıştırdılar. Herkes tablolarla web sitesinin yapısal kısmını yapmayı bırakıp div denen katman veya layer olarak da adlandırabilecek etiketleri çeşitli css kodları ile tasarımı oluşturacak hale getirdiler.

O zaman div ile arayüz kodlama diye bir şey vardı. Tablolarla site yapısını oluşturanlar ötelendi. XHMTL 1.1 kullanımdaydı. img, br, hr, link gibi etiketler self closed olmalıydı. Şunun gibi;

<img src="resim.jpg" />

Sonra siteleri W3C’nin Validate(Doğrulama) kısmına uygun kodlamaya çalıştık. Mesela resimlere alt  parametresi verilmek zorundaydı. Şöyle;

<img src=”resim.jpg” alt=”Resim Açıklaması” />

Aslında bu alt özelliği tarayıcılarda resim yüklenemediği (herhangi bir nedenle) zamanlarda resmin yerinde yazan yazıydı. Ayrıca görme engelli kullanıcılar için geliştirilen tarayıcılar bu metinleri sesli hale getirip kullanıcıya görsel hakkında bilgi veriyordu. Bu kullanıcı için de iyiydi, hem de sayfamız valid(geçerli) şekilde testten geçer not alıyordu. Bir kodlama standardımız ve kurallarımız vardı ama çoğu anlamsızdı. Kurallara uymayı o kadar seviyorduk ki, bazen validate için ikinci parti kodları saklayıp sahte geçer not alıyorduk. Google geçerli XHTML sayfaları severdi, biz de SEO için kodlarımızı geçerli yazardık tabi. Ama aslında hiçbir anlamı yoktu. Kullandığımız etiketler içerik hakkında bir ipucu vermiyordu. Sadece belirlenmiş kurallara uyuyorduk.

Sonra W3C, XHTML 2.0 üzerinde çalışmaya başladı. Ama yine semantik Web’e doğru bir yönelim söz konusu değildi. Bunun üzerine sektörün önde gelenleri birleşip yeni bir standartlar bütünü oluşturmaya giriştiler. Kendilerini whatwg adıyla tanımladılar. Daha sonra W3C’de olaya dahil olup bu standartlar bütününü HTML5 olarak adlandırdılar. HTML5 bitmiş bir olgu değildir. Sürekli yenilenmektedir. Bir süre önce hgroup etiketi standartlardan çıkarılıp  üç gün sonra yeniden yerine koyuldu. Yani yaşayan standartlarla baş başayız.

HTML5 için şunlar söylenebilir;

  • XHTML’in garip kuralları HTML5’de yoktur. Mesela özellikler tırnaksız da tanımlanabilir. img, br, hr, link gibi etiketler self closed olmak zorunda değillerdir. Hatta önerilmese de p tagı açıp kapatmadan yeni bir etiket ile devam edebilirsiniz ve bu HTML5 validasyonu için gerekli değildir.
  • HTML5 etiketleri arayüz kodlarının sunduğu içeriği taşımasını öngörür. Yani bir paragraf yazacaksanız <p> etiketini kullanırsınız. Bunun yanında yapısal elementler ile anlamsız <div> etiketlerinden daha iyi bir yapı söz konusudur. (section, article, aside, figure, footer, header, nav gibi etiketler kullanılır) .
  • HTML5 bitmiş değildir. Sürekli güncellenir, arayüzü kodlayan kişiyi semantik etiketlemeye zorlamaz ama bunun için gerekli imkanları sunar.
  • HTML5 video, ses gibi çoklu ortam içeriklerini görüntüleyebilen API’ler sunar.
  • HTML5 neredeyse her tarayıcıda farklı oranlarda ve şekillerde desteklenir. Neyi kullanıp kullanamayacağınız için bazı kaynaklara bakmanız gerekir. Mesela Can i use? bunun için güzel bir servistir.
  • Yine tekrarlarsak HTML5 sürekli değişen canlı bir yapıya sahiptir ve takip edilmesi gerekir. Bunu şu adresten yapabilirsiniz.

Bazı kurallar da HTML5 ile değişiyor haliyle. Mesela normal bir HTML sayfasında bir tane <h1> etiketinin olması mantıklı gelir. Çünkü sayfanın başlığıdır. Diğer alt başlıklar h2, h3 diye sıralanır. Ama HTML5 de özendirilen yöntem her section’ın kendi footer’ı veya h1 etiketi ayrı olarak yer alabilir. Bu da sayfanın kodlamasının içerik hakkında ipuçları ile dolu olmasını sağlar. Yani etiketler sadece stil vermek için gruplama yapan terimler değil, sayfanın içeriği hakkında ipuçları da veren etiketler haline geliyor.

Bir HTML5 dökümanını doctype ile HTML5 olarak belirleyebilir ve eski kod alışkanlıklarınızı kullanabilirsiniz. Zamanla HTML5’in kendine has özelliklerini kodlamalarınızda kullanabilirsiniz. Yani ben tamamını öğrenip öyle geçeyim demeyin,  çünkü sürekli geliştiğinden, stabil yakalama şansınız yok.

Ayrıca canvas özelliği ile oyun ve interaktif uygulamalar dahil zengin içerikler yapabilirsiniz. Doğrusu canvas konusuna ben de henüz giriş yapmış değilim 🙂

Kullanın, öğrenin, takipte kalın.

Fazlasını Oku

Unutmayın : Herkes Oyun Oynar!

Bu yazının başlığını bir oyun inceleme sitesinden çaldım. Ama çok doğru, her yaştan her kültürden insan oyun oynar. Aşağıdaki fotoğrafı bu akşam her zaman gittiğim kahvede çektim. Bütün kahve hararetli bir şekilde oyun oynuyordu.  Kimileri okey, kimileri batak, kimileri 51 oynuyordu. 20 yaşında gençler de vardı 70 yaşında amcalar da.

Peki neden oyun oynarız? Küçük çocuklar dünyayı oyunlarla keşfederler, kırarlar, dökerler, değişik şeyler yaparlar. Sonra kuralları olan oyunlara terfi eder ve kurallara uygun oyun oynamayı, yaşamın kısıtlarından haberdar olurlar.

Peki koca adam olduklarında hala oyun oyamaya devam ediyorlar? Bununla ilgili yapılan araştırmalar insanların oyun oynarken yüksek zihinsel aktivite içerisine giriyor. Sosyalleşiyor, meydan okuyor ve kendi yeteneklerini sergiliyorlar.

Nörotransmitterlerden olan dopamin’in bununla çok ilgisi olduğunu zannediyorum. Örneğin kumar oynayan insanlar oyunun yanında kazanç ve kayıp da yaşayabiliyorlar. Dopamin bizi harekete geçiren hormondur. O olmasa herhalde yataktan kalkmazdık. Oyun oynama sırasında değil, oyun başlamadan önce dopamin salgısı tavan yapar. Peki neden oyundan önce?

Ne kadar çok  şansımız varsa ve ödül ne kadar büyükse oyun öncesinde o kadar fazla salgılıyoruz dopamin’i. Okey oynayanlar bilir, o taşlar geldiğinde ilk diziş esnasında büyük heyecan yaşanır. Çünkü çok güzel bir el gelme ve erkenden bitme şansınız olabilir, oyunu o el kaybediyorken, kazanan taraf olabiliriz. Aksine yenmek dopamin ile ilgili değil. Yenme ihtimali dopamin salgılatan şey.

Bu yüzden öğretimde oyun kullanımı çok sık kullanılan bir yöntemdir. Eğlenerek öğrenmek diye tanımlanır. Evet, gerçekten oyun ile öğrenmek çok daha etkili bir yöntemdir. Bu nedenle Gamification diye bir yöntem uygulanmaktadır. Türkçesi oyunlaştırma diye çevrilebilir. Oyunla veya öğretim ile ilgili olmasa bile oyunlaştırma her yerde kullanılabilen bir yöntemdir. Örneğin bir web sitesinde aldığınız karizma puanı, forumda aldığınız teşekkürler buna örnektir.

Bu yüzden web projelerinde en trend uygulamalardan biri oyunlaştırmadır. Oyunlaştırmayı kullanan siteler, diğer sitelere göre daha fazla kullanıcı sadakati sağlar ve siteye katkı yapmalarını da o derece artırır. Sosyal ve psikolojik olguların teknoloji geliştirilmesi sırasında göz önünde bulundurulmasını her fırsatta söylüyorum. Evet, her insan oyun oynar.

Fazlasını Oku

Arama Motorları ve SEO Anlatımı Ses Kaydı

Seo nedir?Bu ses kaydı 2 ya da 3 bölümden oluşacak. Bu zamana kadar öğrendiğim SEO ve arama motoru ile ilgili bilgileri paylaşıyor olacağım. İlk olarak bir ses kaydı yayınlayacağım, daha sonra da devamını getireceğim.

Bu ders yine teknik uzman kişiler için değil, son kullanıcı site sahipleri içindir veya hiç SEO kavramını bilmeyenler için.

Bölüm 1

Bölüm 2

Fazlasını Oku

Kopya İçeriğe Destek

ArticleBundan 5-6 sene önceden beridir kopya içerik sorunu dile getirilir. Bloglar, haber siteleri bu konudan şikayetçidir. “Benim yazdığım yazı, Google’da kopyalayandan sonra gözüküyor” diye serzenişler vardı. Bunlar hala var. Sonra bütün SEO ahalisine kopya içerik kötüdür, Google cezalandırıyor miti yayıldı.

Hayır, kopya içerik kötü değildir. Hem içeriğin İnternet’teki hacmini artırır, hem de ulaşımını artırır. Şimdi bu kopya içerik problemi “Google sevmiyor” ifadesine bağlandığı için “orjinal makale” diye bir kavram türedi. Mesela adam beni işe alıp 9 saat elektronikten sağlığa, modadan spora orjinal makaleler yazmamı istiyor. Çünkü iş ilanlarında çok sık görüyorum. “Özgün metin yazarı”. Yazar olmak demek her konuda yazabilir olmak demek değildir. Bu özgün içerikçi akımı genelde ilgili anahtar kelimeleri içeren yazılar yazarlar. Metindirler, fakat bir anlamları, bir konuları yoktur.

+Kopya içerik olup adam gibi makalelerin, içeriklerin hacminin artması bu şekilde İnternet’in kirletilmesinden daha iyidir. Şu alttaki inploid.com cevabını inceleyin lütfen;

DISQUS nedir?

Hem SEO+ Hende SEO- webmasterların backlink çalışmalarını olumsuz yönde etkiliyebilecek bir yorum scripti dil desteği bulunan istenilen mesajları silebilir, banlıyabilme özelliği olan yorumları arşivleyen ve başka sitelere attığınız yorumları izleme imkanı veren hanım hanımcık bir java script senlemoda.com kısa bir süre dene için kullandım site görüntüsünede hoş geldi ama Türk kullanıcı sayısı az olmasından ve sürekli kayıt ol mantığını dışlayan okuyuculara sitenin kurulu olduğu temanın kendi yorum kanalını kullanmanız çok daha etkili olacaktır.

 

Bu nedir? Bu şekilde komüniteleri kirleten, İnternet kullanıcısının deneyimini olumsuz yönde etkileyen bu rezillik nedir? İnternet bunlarla mı dolmalı? yoksa gerçekten emek verilerek yazılmış makalelerin kopyalarından mı?

Fazlasını Oku

Sosyopat Arayüz Tasarımcıları

PsychoSosyopat veya resmi adı ile anti sosyal kişilik bozukluğu, psikolojik bir bozukluktur. Asosyallikle ilgisi yoktur. Psikopat insanlar acı vermekten zevk alırlar ama sosyopatlar acı çektirmekten, işkence etmekten zevk almazlar. Kısaca empati kuramayan insanlardır. Şunun gibi; bir insanın gözünü kaşıkla çıkarabilirler ama kendini karşısındakinin yerinde koyma yani empati duyguları zayıftır, hatta yoktur. Aslında yaptıkları kanun dışı şeylerden zevk almazlar.

Şimdi nereden geldik buraya? Sosyopatın en önemli özelliği empati kuramamasıdır. Burada sosyopat metaforunu kullanıcıları düşünmeden, onlara eziyet verecek, hayatlarını zorlaştıracak arayüzler tasarlamalarından ötürü ilişkilendirdim.

Mesela Garanti Bankası’nın şifre politikası buna çok güzel örnek teşkil ediyor. Şifre 6-8 karakter arasında olmalı, son 15 şifre ile aynı olmamalı. En az bir harf ve rakam içermeli. Bu konuya burada değinmiştim. Bu kurallar öyle köşeye sıkıştırıyor ki insanı, yeni şifre üretmek zorunda kalıyorsunuz. Bu yeni bir şifre olacağından sağa sola yazmakla güvenlik tersine daha da düşecektir. Tabi harf rakam kombinasyonunu zorlaması doğal ama bunu 6-8 karakter ile sınırlandırmak tam bir işkence.

Burada güvenlik ve kullanılabilirlik konusuna değinmiştim. Siz kullanıcılara 10 tane şifre belirlemelerini de zorunlu tutabilirsiniz. Ama bu kullanılabilirliği, kullanıcı deneyimini çöpe atar.

Sosyopat arayüz geliştiricilere geri dönersek, kendi kullanmayacağı için öyle arayüzler tasarlıyorlar ki, bazen inanmakta güçlük çekiyorum. Mesela takas ile ilgili bir İnternet hizmetinde ilan silmeyi arıyordum. Düşünebiliyor musunuz? Arıyordum. Şans eseri ilan düzenlemede silme ile ilgili bir link olduğunu gördüm. Bir ilanı silmek için düzenleme sayfasına girmek çoğumuzun mental modeline pek uymuyor zannedersem.

Arayüzleri, işlem adımlarını, güvenlik önlemlerini insanlar kullanacaklar. Bu kadar zulme gerek yok. 1920 x 1080 çözünürlükte kibrit kutusu kadar bir menüye rastladım mesela. Sanki ufak olması gereken bir kumanda kullanıyorum gibi hissettim.

İnternet kullanıcıları Google’a “www.facebook.com” yazıp aratan insanlar. Çünkü insanlar ne kadar yetenekli olduğunuzu, ne kadar estetik olduğunuzu pek önemsemiyor. Onların yapmak istedikleri siteye giriş amaçları. Zekice tasarlanmış menüler değil.

Üstelik yeni bir model getiriyorsanız bu diğerlerinden iyi olmalı ve kolay öğrenilmelidir. Eğer bunu başaramıyorsanız sık kullanılan İnternet hizmetlerini örnek alın. Bu taklit değil, kullanıcıların mevcut deneyimlerimden yararlanmak olur.

Fazlasını Oku

Doğru Bilinenler ve Müşteri

Computer-user--woman--shocked--surprised--laptop---26035859Çoğu zaman doğru bildiklerimizle müşterilerimizin istekleri birbirini tutmaz. Ben bunu web sitesi yapımından yola çıkarak inceleyeceğim.

Ben ne çok iyi bir programcıyım ne de iyi bir işletmeci. Bir pazarlama uzmanı da değilim ama bu üçü özelliğin bende harmanlanması gerektiğini düşünür ve ona göre kendimi geliştiririm. Bu “abi alıyor sigarayı ağzına monitöre bakmadan kod yazıyor” insanlarını hiç anlamamışımdır. Müşteriler çok beğeniyle anlatırlar. “Bizim bir arkadaşa bir değişiklik söyledim, bana bakarak kod yazdı, sorunu çözdü, lakin çalıştığı için zamanı yok”. Bunu daha bugün duydum.

Benim kesinlikle böyle bir hayalim olmadı. Nasıl yapılır hiç de merak etmedim. Ben olaya toptan baktığım için ufak ayrıntılar beni boğuyor. “Şurası sarı olsa?”. Tamam sarı olsun, isterse kırmızı olsun ama bu bizim çalışmamızın merkez noktası olmasın. Sen ticaret yapacaksın, ben de web siteni yapacağım. Yok kenarlar oval olsun, arka planda doku olsun vs.. Bunlar sitede satışa yönlendiren etmenler mi? Oval kenarlı ürün kutucuğu insanı satın almaya mı güdüler?

Önce trafiğine bakalım. Hedef kitleni belirleyelim. Ona göre reklam bütçesi ayır, sonra da sipariş adımlarına bakalım, anlaşılmayan ya da zor anlaşılan yerler var mı? Satış sonrası destek senin işin. Ama onu da düşünmek zorundayım. Geri iade prosedürlerini de ben programlayacağım.

confusedAma detaylarda o kadar boğuluyoruz ki. SEO çalışması yapmadan önce yapacağımız belki yüzlerce düzenleme var. Bir yandan tanıtım, satış, reklam konusunda planlamalar yapılmalı. Web sitesi her zaman bir araçtır. Ticari işletme için satış kanalı, mobilyacı için tanıtım ve sanal kartvizit alanı, Facebook için insanların iletişimde kaldıkları bir ortam yapıyoruz.

Elinde çekiç olan her sorunu çivi olarak görür. İnternet her şey değildir. Bir platformdur, bir kanaldır. Ne içinde kaybolmalı ne de gözardı etmeliyiz. Her müşterinin kafasında bak şu site gibi yapalım diyenler var. Yahu bana boş kafayla gel. Sen bana siteyi ne amaçla kullanacaksın ondan haber ver. Ben senin işinde, iş süreçlerinde ne gibi iyileştirmeler yapayım onu düşüneyim. Bir mobilyacının fantezisini gerçekleştirmek için site yapmayalım. Mobilyalarını listeleyelim, istersen satış yap, ya da sadece adresini koy. Benden sabah işe geldiğinde Karadeniz Müziği dinlemek için sitesine radyo koymamı söyleyen özel yurt sahibi oldu. Bu nasıl bir mantalitedir böyle?

Siteler amaç değil, araçtır. Sizin beğendiğiniz gibi olmak zorunda değildir. Ben siteyi aslında müşteriye değil, kullanıcıya yapıyorum. İnternet hakkında hiç fikrin yok ama web sitesi için uçuk fikirlerin var. Anlam veremiyorum. Bir site güzel olmak zorunda da değildir. Güzellik görecelidir. 10 sene önce Apple’ın sitesine bakın, şimdi yapan olsa leş gibi derler. Yani bunun bilimi yoktur. Ama kullanılabilirliğin, kullanıcı deneyiminin hesabı, kitabı, araştırması vardır. Ve müşterim üzgünüm ki sen bunları bilmiyorsun, haberin dahi yok.

Fazlasını Oku

Mental Model İle Uyuşmayan Arayüzler

Mental ModelMental model kısaca kullanıcının kafasındaki bir işin nasıl yapılacağı düşüncesidir. Mesela bif foruma girdiğinizde mesaj yazmak için üye olmanız gerektiğini bilirsiniz. Alışveriş sitesinde sepete eklemeyi, sonra adres bilgilerini verip ödemeyi yapmayı beklersiniz. Bunlar kullanıcının mental modelidir. Yani “bu nasıl çalışıyor?” sorusunun cevabıdır.

Kullanıcı arayüzü tasarlarken en çok dikkat edilmesi gereken şeydir. Burada grafik tasarımdan bahsetmiyorum. Bir işlevi tasarlarken kullanıcıların bunu nasıl algılayacaklarını da düşünmelisiniz.

Geçenlerde android telefonuma bir e-dergi indirdim. Adigo programı vardı döküman görüntüleyici, neyse açtım. Sola çektim, sola çektim ama hareket yok. Elimi rastgle salladım acaba dondu falan diye, bir baktım sayfa değişti. Sonra sayfa değiştirme için kolay algılanabilen şekilde yavaşça çektim ama olmadı, sayfa değişmedi. Meğerse ekranın sağına tıklayınca sayfa ileri, soluna tıklayınca geri gidiyormuş. Ama o an benim kafamdaki o değildi. iPad’den alıştığım şekilde yapmaya çalışıyordum.

En sonunda doğru yolu fark ettim. O da daha önceki bir programdan deneyimim sayesinde oldu. Burada yanlış olan ne? İlla benim bildiğim gibi mi yapsalardı? Tabi ki hayır. Ama program ilk kurulduktan sonra bana sayfa geçiş ipuçlarını gösterebilir. Kaydırdığımda da uyarı verebilir. En önemlisi kaydırma efektini de ekleyebilirdi. Online kataloglar falan da aynı çevirme efekti ile oluşturulur. iBooks keza sayfa çevirme efekti sunar.

Online AlışverişKullanıcı bu şekilde daha iyi kullanır diye diretirseniz yönteminiz mevcut alışkanlıklardan daha iyi ve öğrenilebilir olmalıdır. Öğrenebilir demek, öğretme ihtiyacı doğurmaz. Sezgisel yollarla, yani eski tecrübeleri ile sizin arayüzünüze adapte olabilir. Sonuçta koskoca ofis programını öğreniyor insanlar. Gerçek hayatta, özellikle rekabetin git gide arttığı bir durumda insanlar vakitlerini harcamazlar.  Kullanıcı işini bitirip siteden çıkmak ister, sizin arayüzünüzü öğrenmeyi değil.

Fazlasını Oku

Title Tagı ve SEO

Title adı üzerinde “başlık”tır. HTML dosyasında <head></head> etiketleri arasına yazılmalıdır. Title etiketi sayfanın başlığını içerir. Burada girilen metin tarayıcı başlığı olarak veya açık sekme üzerinde gözükür. MOZ‘dan aldığım bir görselle bunu pekiştirelim;

title-tag-browserGörüldüğü gibi SEO konusunda olduğu kadar kullanıcı deneyimi açısından da önemlidir. 5 tane sekme açıldığını düşünün. Sizin sitenizin başlığı sekme üzerinde yazacaktır.

Title etiketi önemlidir. Hem SEO açısından hem de kullanıcı deneyimi bakamından. Siz spor malzemeleri satan web sitenizin title etiketine “Ana Sayfa” yazarsanız bu çok yanlış olur. Ne demek bu? “Ana sayfa”. Neyin ana sayfası, hangi sitenin veya hangi ürünün sayfası?

İşte SEO yani optimizasyona en güzel örnek. Nasıl olmalıdır? Seçenekler var ama genelde şunlar olur;

  • Sayfa Adı | Site Adı
  • Site Adı | Sayfa Adı
  • Site adı | 5-10 keyword

Ben ilk kullanımı tercih ediyorum. Kullanıcılar artık sekmeli tarayıcılar kullanıyorlar ve bu sekmeler arttıkça okunabilen sayfa başlığı metni de. Şimdi ilk olarak site ismi vermek kullanıcıyı bir sürü siteden ayırır. Ama bu pek pratik değil. En iyisi favicon kullanıp sitenizi belli etmek, sonrasında da “Sayfa Açıklması | Site adı” şelinde kullanım.

SEO açısından bakmaya devam edelim. Şimdi SEO arama motorunu kandırmak değildir. Bu yüzden sattığınız her ürünü title etiketine de yazayım derseniz yanlış olur. Orası başlıktır. Her eklenen kelime, harf diğerlerinin değerini düşürür. Yani ne kadar çok koyarsam o kadar çıkarım diye bir şey yok. En azından otoriteler bu şekilde düşünüyor, popüler web sitelerinin de başlıklarına bakın, benzer örnekler görürsünüz.

Yani on tane küçük pankart yerine kocaman bir bayrak çıkarmak gibi. Sitenizi bir cümle ile özetlemelisiniz. Korkmayın, Google başlık ve site içeriklerini birleştirerek sonuçlarda gösterir. Yani “spor ayakkabısı” kategori sayfanızın gözükmesi için bunu her sayfanın title etiketine koymayın.

Kullanıcı yönünden bakınca da yazacağınız ifadeler istikrarlı olsun. Mesela “Erkan Spor | Spor Malzemeleri Satışı” gibi. İletişim sayfasında da bu kuralı bozmayıp “Erkan Spor | İletişim” olarak gidin.

Ama unutmayın ki orası Google için yapılmamıştır. Kullanıcılarınız için yapılırlar. Siz SEO performansı için sadece düzenleme yaparsınız.

Fazlasını Oku

UFO Gören Masum Köylü : iMac

“UFO gören masum köylü” Cem Yılmaz’ın G.O.R.A. filminde canlandırdığı sahte UFO fotoğrafları çeken tiplemenin bir betimlemesiydi. Aşağıdaki gibi Cem Yılmaz köylü amcanın eline frizbi tarzında bir şey koyup, sahte UFO fotoğrafı çekip satacaktı. Bu gereksiz giriş geçenlerde arkadaşımın ilk defa gördüğü 27″ iMac bilgisayara verdiği tepkiden ortaya çıktı.

UFO gören masum köylü

Geçenlerde bir teknoloji mağazasına gittik ve ben 1-2 OEM parça aldım. Bu sırada dolaşırken 27″ iMac bütün asaleti ve çekiciliğiyle stantta duruyordu. Arkadaşın ilgisini çekti. “Ekran süper de, klavye işe yaramaz” dedi. Ben de klavyeyi övdüm biraz. Sonra arkadaş “ee bunun gerisi nerede?” diye sordu. Bu kadar dedim. “Sadece monitör bu kadar para eder mi?” diye sordu. Ben de “bunda kasa yok her şey monitörle birlikte” dedim. İnanamadı. O kasa gitmiş yerine bu kolay taşınabilir alet gelmişti.

Acaba bizim bin bir uğraş verip yazdığımız, masaüstü uygulama deneyimi ve fazlasını veren animasyonlu, interaktif arayüzler masum İnternet kullanıcıları tarafından nasıl algılanıyor?

Hayat her zaman karmaşık olmak zorunda değil. Televizyon kumandasının nasıl çalıştığını öğrenmek için 2-3 günmüzü her zaman harcayamıyoruz. Mesela annem 35. kanal 40. kanal gibi yüksek kanal numaralarından başa dönmek için televizyonu kapatıyor, sonra bire basıyor. Bunu tasarlayan kişi acaba kumandanın bu şekilde kullanılabileceğinden haberi var mıydı ya da hayal edebilmiş miydi?

iMaciMac gibi harika bir bilgisayar yapıyorsun ve ufak klavyen onu inceleyen kullanıcıyı ürününden soğutuyor. Küçük klavye zor yazmak demek çok büyük bir önyargıdır. Arkadaşım da öyle yaptı. Hayatı basit yaşamak zorundayız. Ben de balık alırken balıklarla ve lezzetleri, tazelikleri konusunda düşünmüyorum. Her alışveriş için bu kadar düşünürsem hayatım zorlaşır.

Eğer spor malzemeleri satan bir alışveriş sitesi işletiyorsak, amaç spor malzemelerini güzel bir şekilde listeleme, arama ve satış aşamalarını içermelidir. Basitleştirmenin en etkili yolu “gizlemek”tir. Yani siz siteye koyduğunuz tüm ek fonksiyonları ana amaç olan, spor malzemesi seçme ve alma adımlarına odaklanın. Bunu diğer gelişmiş fonksiyonlarınızdan yalıtın.

Kullanıcılar UFO görmüşe dönmesinler. Öyle arayüzler tasarlıyoruz ki bazen, bir makinenin kontrol kısmı gibi. Ve bunu basit tanıtım sitelerinde bile yapabiliyoruz. İnsanların hayatını kolaylaştırın ve onlara UFO göstermeyin.

Fazlasını Oku

Enformasyon Sistemleri ve Bilgisayar Uzmanları

Yönetim Bilişim SistemleriŞu sıralara YBS (Yönetim Bilişim Sistemleri) konusunda okumalar yapıyorum. İster yönetici olun, isterseniz bilgi teknolojisi uzmanı, kesinlikle okumanız gereken bir kitap veya almanız gereken ders.

Yönetim aslına bakılırsa karar almalardan oluşur. Karar almak için de enfermasyona(bilgiye) ihtiyaç vardır. Bilişim sistemleri veriyi (ham) nitelikli bilgiye dönüştürürler. Örneğin satışlara bakarak en fazla hangi spor ayakkabının satıldığını size sunar.

Bundan sonra bilgiyi alıp karar verme, iş süreçlerinde uygulanmasını sağlamak yöneticiye kalmış bir iştir. Bilgisayarlar karar veremezler. Ayakkabı üretmiyoruz, sadece bot üreteceğiz gibi kararlar alamazlar. Karar almada yardımcı sistemlerin genel adı da “İş Zekası” uygulamaları. İş zekası “yapay zeka” uygulamalarını da içinde barındıran uygulamalardır. Tabi yapay zeka konusunda tartışmalar devam etmektedir. Zekanın tam olarak ne olduğunu anlayamamışken yapay zeka üretmek biraz ütopik gözüküyor. Neyse biz konuya dönelim ama önce kitabı satın alabileceğiniz link vereyim;

http://www.idefix.com/kitap/yonetim-bilisim-sistemleri-ciltli-kenneth-c-laudon/tanim.asp?sid=G83A55EJGB0B7WPU162T

Enformasyon sistemleri sadece bir yönetici ya da sadece bir bilgisayar uzmanı tarafından gerçekleştirilebilecek bir konu değildir. Hatta iki kişinin katılması da yetmez. Komple işetmenin iş görüş, planlama, karar alma, üretim süreçleri değişir. Çalışanların piramidin en altından en üstüne kadar bu kültürü almaları gerekir.

Başlıktaki konuya dönelim. Az önce dediğim gibi enformasyon sistemleri kurulumundan uygulanmasına kadar işletmede, bir yöntem, kültür, iş yapış şekli değişimidir. Bu tip kompleks sistemleri bir bilgisayar uzmanının eline bırakmak tabi ki söz konusu olamaz.

Kitaptan alıntı;

“Enformasyon sistemleri bilgisayar uzmanlarına bırakılamayacak kadar önemlidir. Katılıyor musunuz?”

Kesinlikle “evet” dedim. Çünkü kendi sektörümde bunun kötü etkisini hep gördüm. Bir alışveriş sitesinin yapılandırılması, süreçlerin sırası gibi sitenin konumlandırılmasında pay sahibi alanlar grafik tasarımcının keyfine bırakılacak şeyler değildir. Grafik tasarımcı adı üzerinde belirli süreçleri, belirli adımları, kullanıcı deneyimi ve estetiği göz önünde bulundurarak yapan kişidir. Alışveriş adımları grafikçi öyle çizdi diye 5 adım olmak zorunda değildir. Zaten alışveriş adımlarının sırasını, sayısını grafik tasarımcıya bırakmak ahmaklıktır.

Bilgisayar uzmanları da yönetimden, iş süreçlerinden uzak olmamalıdır. Bunun planlama ve uygulama kısmında, donanım ihtiyaçlarını belirlemede büyük önemi vardır.

Fazlasını Oku

Web Sitelerinde İçeriğin Koda Oranı

SEO Perfect Companyİçeriğin koda oranı, sayfadaki metin içeriğin sayfanın toplam HTML koda oranıdır. Yani gezindiğiniz bir sayfanın ne kadarı kod (bunu son kullanıcı görmez tabi ki) ne kadarı içerik metnidir, buna bakar.

Burada ve burada iki güzel bir blog yazısı buldum. Dili İngilizce, ben kendi deneyimlerimi katarak ve bu yazılardan faydalanarak bu konuya değinmek istiyorum.

Arayüz kodlaması yaparken 2 parça vardır. Birisi sitenin yapısını oluşturan elemanlar ve bunlara biçim veren sitil dosyaları. İkincisi ise gösterdiğiniz veri, bilgidir. Bu konuda kesin bir anlaşma sağlanmamış olsa da %20 ile %70 arası normal olarak görülüyor. Ama %40 civarı ideal olarak görülebilir kanımca.

Arama motorları aslında ilk olarak sitedeki veri/bilgi ile ilgilenirler. Çünkü arama yapan kullanıcı kod oranını umursamaz. O sadece istediği bilgiye ulaşmak ister. Kod oranının direkt olarak SEO durumunu etkilemeyeceği söyleniyor ama dolaylı yoldan etkiler. Bunlardan birincisi Eğer sitenizdeki içerik toplam kodun %10’u ise sitenin kodlanmasında bir sorun var demektir. Bu durum tablolarla site yapısını oluşturmada sıkça gözlenir. Bu sayfanın gereğinden daha fazla boyutlu olması anlamına gelir. Bu da hem sayfa açılış hızını yavaşlatır hem de Google’ın 100 KB’dan sonrasını okumaması engeline takılır. Bu da kesin bir bilgi değil, en azından ben bilmiyorum.

Yani çok dikey oran bozuklukları sayfada problem olduğuna işaret eder. Siz kodlamanızı doğru yapsanız da eğer sayfanız 500 KB ise yine sorun var demektir. Böyle bir durumda muhtemelen bir sayfada çok fazla veri sunuyorsunuz demektir.

Ayrıca yanlış kodlanmış, gereksiz elementler içeren İnternet sayfası kodları sayfanın görünümünün tarayıcılar güncellendikçe değişebilme riskini artırır. Ama standartlara uygun kodlama bunu zor bir ihtimal haline getirir. Bir de kötü kodlanmış sayfaların düzenlenmesi de programcı için ayrı bir dert kaynağıdır.

Bu gibi araçlarla sayfalarınızın kod/veri oranını öğrenebilirsiniz.

Fazlasını Oku

Site İnceleme : TK Özel Dedektiflik ve Araştırma

Bu siteyi inceleme sebebim hem sektörün İnternet’de yeni yeni büyüyor olması, bir de şirket sahiplerinin site eleştirimden memnun olacaklarını söylemeleri, bir de bu konuda bir site inceleyerek sektör hakkında bilgi sahibi olmak istemem.

http://arastirma.com.tr/hakkimizda adresindeki hakkımızda bölümünden şirket ile ilgili bilgi alabilirsiniz. Ben yine de özetleyeyim; 2006 yılında faaliyete başladıklarında özel dedektiflik sisteminde büyük kanun boşlukları yüzünden sorunlar yaşamışlar. Şimdi de kanunların pek yeterli olmadığı söyleniyor.

Öncelikle ben de özel dedektiflik konusunda önyargılıydım. Yani sonuçta birilerinin başkasının isteği ile takip edilmesi fikri hoşuma gitmiyordu ve kanun dışı olduğunu düşünüyordum. Bugün telefondaki sesi kaydedip mahkemeye sunmak, yanında bir de ses kaydının habersizce yapılmasının suçunu size yüklüyor, eğer yanlış bilmiyorsam. TK Özel Dedektiflik ve Araştırma ekibinden bu ve benzeri yanlışlarımı ve eklenmesi gerekenleri yazıya yorum olarak eklemelerini rica edeceğim. Böylece hem yanlış anlaşılmaları hem de bilmemiz gerekenleri öğrenelim.

Mesela verilen hizmetlerde reşit olmayan kişiler ve arkadaşlarının takibini görüm. Bu benim kafamdaki standart aldatan koca yakalayan dedektif imajını biraz yerinden oynattı. Ondan sonra özgeçmiş araştırması da çok yararlı bir hizmet olarak dikkatimi çekti.

Yani burada kanun dışı hiçbir şey yok, aksine kanunların uygulanmasını destekleyici önlemler var. Çocuğunuzun kimlerle gezdiğini takip ettirebilir, madde kullanıyor mu, sigara/alkol içiyor mu diye araştırma başlatabilirsiniz.

Benim işin çalışma sistemi ile ilgili söyleyebileceklerim bunlar. Eklemeler olursa ekipten arkadaşlar yorum aracılığı ile ekleme yapabilirler. Ben şimdi asıl konum olan İnternet sitesinin incelemesine geçeceğim.

Web Sitesi

Öncelikle genel olarak baktığımda gayet derli toplu bir sayfa. Oldukça geniş içeriğe sahip olmasına rağmen bilgi mimarisi (information architecture) gayet başarılı. Bulmak isteğiniz içerik tahmin ettiğiniz yerde oluyor. Zaten bilgi mimarisi araştırmalarının ana konusu budur. Bilgiye kolay ulaşım.

tk_ozel_dedektiflik

Site grafik tasarımı kesinlikle “sıradan” değil. Kendine özgü kontrolleri var. Günümüz tasarım trendlerine uygun, sade olmamasına rağmen karmaşa olmayan bir tasarımı var. Sağ fare tıklaması yasaklanmış. Bunu çok gereksiz buldum keza bu çok kolay aşılabilecek bir şey. Hiç bilgisi olmayan biri dahi “print screen” ile görselleri alabilir. Şimdi ben sağ tık yasağını atlatıp site kodlarına geçiyorum. Site arayüz kodlamasında gördüğüm hatalar veya başarılı uygulamalar;

  • İçerik/kod oranı oldukça açılmış. Arayüz kodlarının %13’ü içerik %87’si ise kod. Bu oran ın %25 ila %70 arasında olması öneriliyor. Bu kadar fazla kod hem sitenin açılış hızını etkiler,hem tarayıcının sayfayı render etme süresini. Arama motorları da genel kanı olarak kod yerine içerik isterler. Kodlar insanlar için değildir.
  • Sitenin meta ve description alanları abartılmamış. Olması gerektiği gibi site içeriğinden ipuçları vermiş.
  • Sayfa başlığı title etiketindeki metin şu “Dedektif | Özel Dedektiflik ve Araştırma” gayet makul bir metin. Ardarda yazılmış keywordler ile dolu değil. Tebrik ediyorum.
  • Site içerisinde CSS ve Javascript kodları var. Bu kodların ayrı dosyalarda durması gerekirdi. Sayfanın boyutunu artırıyor.
  • XHTML validation sonrası 21 tane kodlama hatası gördüm. Bu oran bu gibi sitelerde normaldir. Üçüncü parti uygulama ve eklentiler bu tip hatalar getiriyor. Yani site kodlanırken W3C kurallarına uygun yazılmış.

Sayfalar altına sosyal paylaşım butonları konmuş bu güzel bir hareket. Ama ben yazılara yorum da eklemeyi tercih ederdim. Artık her İnternet sitesi az veya çok komünite yaratabilecek uygulamalar yapmalı. Çünkü siz ne kadar sıkça sorulan sorular bölümü koysanız da kullanıcıların çok farklı soruları olacaktır. Kullanıcıya söz hakkı vermek her zaman iyidir.

İletişim bölümü de gayet başarılı. Size harita ve yol tarifi fonksiyonları sunuyor. Ayrıca iletişim bilgilerini buradan görebilir, iletişim formunu doldurarak site yöneticilerine mesaj yazabilirsiniz. Yanıtsız bırakmadıklarına bizzat şahidim 🙂

Yani sonuçta başarılı, özgün bir girişime ait gayet başarılı bir İnternet sitesi. Bir kere yaptık 10 sene götürür tarzında bir düşünceleri umarım ki yoktur. Sürekli gelişen bir platformda çok yanlış bir düşünce.

Başarılarının devamını dilerim.

Fazlasını Oku