Kullanılabilirlik Hakkında Yazılarım

Blogumu açtığımdan beri kullanılabilirlik hakkında birçok yazım oldu. Bunları bir yazıda derlemek istedim. İşte liste;

Fazlasını Oku

Robotlar Bizi Öldürecek mi?

Yapay zeka ile ilgili en çok korkulan konulardan biridir. Kabaca düşünebilen ve bilince sahip makineler bizi öldürürler mi? Aslında “Yapay Zeka” kavramı biraz ütopik. Yani şuanda gündemde olan, uygulanabilir ve karşılaştığımız teknolojiler aslında Machine Learning (makine öğrenmesi) yaklaşımının sonucu. Makine öğrenmesi, belli verilerle beslenen, çeşitli istatistiksel modeller ve algoritmalarla çalışan programlardır.

Yapay zeka kavramı adından da anlaşılabileceği gibi insan zekasının bir sür simülasyonu olarak tanımlanmıştır. Tabi bu yapay bir zekanın ancak insanlar kadar zeki olacağı anlamına gelmez. Tekerlekleri de biz bulduk, motorları da biz geliştirdik ama onların hızlarına yaklaşamıyoruz. Bu konuda hala tartışmalar devam etmektedir. İnsan zekasının taklit edilip edilemeyeceği, bir makinenin bilincinin olup olamayacağı tartışma konusu.

Peki, konumuza dönelim; bizim kadar zeki makineler bizi öldürür mü? Bence muhtemel. Şuan zeka kavramını baz aldığımız insanlar da birbirlerini öldürüyorlar. Hatta insan zekasına rağmen çoğu zaman irrasyonel davranıyor, yalan söylüyor vs..

Bir de şu var ki, biz sadece zekamız ile veya mantığımızla hareket etmiyoruz. Temel güdülerimiz var. Hayatta kalmak, üremek, güvende hissetmek, şiddet gibi. Bunun yanında insanı insan yapan işbirliği için sosyal güdülerimiz de oldukça fazla. Meraklıyız. Her insan meraklı doğar, sonra bunu yavaş yavaş kaybeder derler hatta. Düşünebilen, bilinci olan makineler bizi öldürebilirler fakat türümüzü ortadan kaldıracaklarını sanmıyorum.

The Matrix serisinde olduğu gibi bizi yakıt olarak da kullanabilirler. Tamam tamam korkmayın, medeni insanlar ve robotlar olarak güllük gülüstanlık da geçinebiliriz. Bu yapay zekadan daha ütopik oldu ama neyse.

 

 

Fazlasını Oku

Kötü Niyeti Yönetmek

Organizma bencildir. En temelde canlılar kendilerini düşünürler. O yüzden insan olarak bizler de çoğu zaman iyi olsak bile bazen bencil ya da kötü olabiliyoruz. Peki herkes kötü niyetlidir veya herkes iyi niyetlidir diye genelleme yapabilir miyiz? Bence Hayır.

Mesela e-posta hesaplarımızı veya telefon ekran kilidi şifrelerimizi düşünelim; Neden parola koyuyoruz? Oysa hepimiz uygar insanlarız, başkasının e-posta hesabına girmenin uygun görülmeyen bir davranış olduğunu biliyoruz. Kapılarımızda kilitler var, bilgisayarlarımızda şifreler var vs.. kısacası kendimizi kötü niyetli kişilerden korumak durumunda oluyoruz. Hırsızlık örneğini es geçersek birinin e-posta hesabına neden girelim ki? Bu yanlış bir şey. Ama bazen sözde iyi niyetli bir şekilde bile olsa bunu yapabilirdik. Böylece ilişkiler bitebilir, evlilikler dağılabilir düşünsenize.

Peki yaşadığımız toplumda herkes kötü niyetli mi? Hayır. Ama 1 hırsız olsa bile bizim kapımızı kilitlememiz lazım. Programlama yaparken kullanıcıdan bir takım veriler isteriz. Programcı yaklaşımı ile bu verilerin hepsine sanki kötü niyetli gibi bakmak zorundayız. Bu bir kuraldır. Kullanıcıdan gelen her veri kontrol edilmelidir.

Peki iş yaşamında bunu nasıl uygulayabiliriz? Mesela bir çay bahçemiz olsun. Her müşteriyi kötü niyetli kabul edecek olursak küllükleri zincirle bağlamamız gerekir. Çünkü küllükler çalınabilir. O zaman çalışanlar da kötüdür. Masalara gelen içecekleri gün sonunda kamera ile kontrol edip adisyonları eşleştirebiliriz. Ama günlük hayatta neyse ki herkes bu kadar kötü değil. Bu gibi uç örnekler gerçeği yansıtmasa da yine bazı önlemler alıyoruz. Eğer herkes kötü niyetli ise iş yapmanın anlamı kalmıyor.

Yani insanlar genelde bencildir ama geneli kötü niyetli değildir. Aradaki çürükler için de bazı önlemler almamız gerekiyor. Peki insanlar benciller de neden Twitter’da durum güncelliyor para kazanmasalar bile? Veya Instagram’a fotoğraf yüklüyor bu bencil insanlar? Evet burada da genelde insanlar kendi faydalarına olduğu için, çoğu zaman manevi tatmin duyguları yüzünden bunları yapıyorlar.

Sonuçta iş yapmak istiyorsanız insanların genelde “iyi” olduklarını kabul edip, “kötü” insanların da varlığından haberdar olmanız gerekiyor.

 

Fazlasını Oku

İş Yaşamında Aidiyet Duygusu

Bu konu birçok başlık altında işlenmiştir. Hatta “En önemli müşteriniz, çalışanlarınızdır.” gibi laflar da edilmiştir. Bunlar ütopik gibi dursa da gerçek hayatta tam da karşımızda duran kavramlardır. Hangi pozisyonda olursa olsun, kişinin çalıştığı kuruma aidiyet duygusu beslemesi çok önemlidir. Tüm pozisyonlar dedik ama bizim gerçek hayatta karşımıza çıkan kesim daha alt pozisyonlarda görevli çalışanlardır.

Herkesin malumudur, kargo çalışanları kargolara pek iyi davranmazlar. Yani çoğu zaman böyledir ki, İnternet alışverişi yapanlar iyi paketlenmiş, yani “korunmuş” siparişleri teslim almak isterler. Şehirler arası otobüs yolculuklarında yaşanan olumsuzluklar da çoğumuzun malumu. Peki bu neden böyle?

Vasıfsız ya da daha az yetkinlik gerektiren işlerde çalıştırılan insanlara şirketler “en az para, en çok iş” beklentisi ile bakıyorlar. Hasta olmamaları, yakınlarını kaybetmemeleri, yani devamsızlık yapmamaları da bekleniyor. Zam istemesinler, olabildiğince çok çalışsınlar.

Eğer siz insanlara eve aldığınız elektrik süpürgesi muamelesi yaparsanız, onlardan da o minvalde iş beklemeniz gerekir. Bu şekilde “hor görülen” insanlardan şirkete aidiyet duygusu beklemek çok da mantıklı bir tutum olmaz. Arkadaşımın da bulunduğu, hatırı sayılır bir şirkette yapılan toplantıda “siz x firmasında çalışıyorsunuz” demişler. Bir çalışan da “x firmasında çalışıyorum deyince kız vermiyorlar” diye sitem etmiş. Bırakın çalışanları, şirket dışında bile çalışanlarına sunduğu imkanlardan memnun olmayan insanlar var.

Burada söz konusu sadece ücret değil. Ağır mesailer, insan üstü çaba gerektiren performans, herhangi bir imkan talebinde bulununca terslenen insanlar çalıştığı şirketi nasıl temsil etsin? Ne bekliyordunuz? Bu insan kargoyu arabaya uçan tekme ile fırlatır, şehirler arası otobüs yolculuğunda sitem eden birine “in o zaman arabadan” diyebilir. Çünkü şirketine bir aidiyet duygusu yok. Bırakın aidiyeti, bir nefret ve kurtulma çabası var. Fakat alternatifler de farklı olmadığı için devam ediyor.

Tamam insanların yukarıda söylediğim tatsız şeyleri yapmaları yanlış. Kabul edilebilir değil. İş ahlakına uymaz, dahası insan olmaya ters düşer. Ama gerçek şu ki; insanlara meta(ürün) gibi bakar ve davranırsanız ortaya böyle sonuçların çıkması olasıdır.

Fazlasını Oku