Pamukkale Turizm İzmit’te

Bu yazının teknoloji ya da İnternet ile ilgisi yok. Herhangi bir reklam amacı da yok. Pamukkale Turizm geçtiğimiz günlerde İzmit – İstanbul seferlerine başladı. Ben de Harem – İzmit seferini yaptım ilk olarak. Müşteri ya da kullanıcı deneyimi ile çok ilgili olduğu için yazmadan geçemeyeceğim.

Öncelikle İzmit’te tekel olan Efetur, Metro, Gürkan Turizm firmalarından ben dahil birçok kişi memnun değildi ve alternatif de yoktu. Memnuniyetsizliğimin sebebi de aslında çok kişisel değil. Yani bana kaba davranıldı deyip geçmeyeceğim. Bu saydığım firmalar otobüse binen 40 küsür yolcuya güruh muamelesi yapıyorlardı. Tüm firmalarda defalarca seyahat ettim. Yaptıkları ikram bile “al iç” tarzında oluyordu genelde. Neyse, ben güzel deneyimime geri döneyim.

Pamukkale Turizm Kadıköy şubesinden biletimi aldım. Görevli kişi bilet bilgilerini anlaşılır bir şekilde okudu ve bilgilendirmeyi yaptı. Servisin geliş saatini söyledi ve biletimi verdi. Saatinde servis geldi ve tek kişi olarak servisle Harem’e götürüldüm. Bineceğim arabaya kadar görevli beyefendi bana eşlik etti, iyi yolculuklar diledi. Araba tam kalkması gereken 16:30 da hareket etti. Arabada toplamda 5 ya da 6 kişiydik. Buna rağmen tüm gerekli prosedürleri uyguladılar. İkramları sunarken görevli arkadaş önerilerde bulundu, tercih ettiğim yiyeceği verdikten sonra birkaç seçenek daha sundu, teşekkür edip kibarca geri çevirdim. Yolculuk 1 buçuk saat kadar sürdü. 1 ya da 2 defa ismimle hitap edip “su ister miydiniz” diye sordu görevli genç arkadaş. Ama bunlar zorla ya da prosedür olduğu için değil gibiydi.

Seyahat sırasında muavin ile şoför arasında diyaloglar geçer, buna herkes şahit olmuştur. Bu diyalogları da oldukça kibardı. Çünkü yolcular var ve geyik yapılacak, kakaka kikiki yapılacak bir yer değil. Burada da muavin arkadaş aynı kibarlığını korudu. İzmit terminale vardığımızda, İzmit’e vardığımızı, Karamürsel tarafına gidecek yolcuların arabadan inmemeleri gerektiği mikrofonla anons edildi. Dikkat edin 5 yolcuyduk sadece.

Ben diğer firmalarda da kaba bir muameleye maruz kalmadım ama bu denli samimi ve profesyonel değillerdi. Bu ilgi 5 yolcuda böyleyse 40 yolcuyla da aynı olur. Aslında burada deneyimin çoğunu yaşatanlar şoför ve muavin personel. Hepimiz çalışıyoruz ve insanlarla ilişkilerimiz oluyor. Profesyonel olmak zorunda oluyoruz. Pamukkale Turizm artık benim tek tercihim olacak. İnternet üzerinden de üyeliğimi oluşturdum. Şuan saat 01:00 ve çağrı merkezini arayıp engellilik durumumla, bilet fiyatı ilişkisini sordum. Hemen bana yaptığım yolculuğun kartımı ibraz etmemle kaç liraya düşeceği bilgisi verildi.

İzmit’ten İstanbul’a gitmek, benim için artık stresli bir aktivite olmayacak artık. Bu yazıyı yazma sebebim de bu. Seçeneğim yoktu, artık var. Bu beni mutlu etti ve bunu burada ifade etmek istedim.

Teşekkürler Pamukkale Turizm, İzmit’e hoşgeldiniz.

Fazlasını Oku

Web Tasarımın Dünü ve Bugünü

Web siteleri tasarlıyorduk, bundan 10-15 sene kadar önce ve hala devam ediyoruz. “Güzel” olması gerekiyordu. Peki güzel tam olarak ne demek? Mutlak bir güzellik anlayışından söz edebilir miyiz? Yaptığımız arayüzler tüm kullanıcı tipleri için aynı etkiyi yaratabilir mi? Tabi ki hayır!

Şimdi 15 yıl önceki Apple web sitesine bakalım;

Apple Web Sitesi 2002

Ne kadar da demode değil mi? Yapıldığı dönemde hiç de öyle değildi. Aslında tasarım algımız değişmiyor, değişen tek şey trendler. Aynı arabalar gibi. Arabalar da zaman içerisinde sürekli bir değişim içerisinde. Yeni modeller istisnalar dışında hep daha şık gözüküyor değil mi? 2000 model bir arabanının güzel ya da modern gözükmemesi o ürünün tasarımcısının kabiliyeti ile ilgili değil.

Tasarım trendleri değişiyor. Bizim “güzel” algımızı da yavaş  yavaş değiştiriyor. Peki bu kadar muğlak ve kontrolü zor bir yaklaşım yerine, web sitelerini daha kullanılabilir, daha erişilebilir yapmak daha mantıklı değil mi? Bence bugün bir web sitesi olabildiğince tüm tarayıcılarda, cihazlarda, ekran çözünürlüklerinde benzer deneyim vermesidir önemli olan.

Apple’ın 2002 deki web sitesi kötü değil, sadece bugüne göre demode. Güncel versiyonu ise oldukça başarılı. Fakat kim için başarılı? Ben bir geliştirici olarak ortaya çıkan işe saygı duyuyorum. Gerçekten benim için “güzel” tasarlanmış ve telefonum veya tabletimden de bakarken aynı hisleri hissediyorum.

 

Ne yazık ki bu böyle. Bir web sitesinin tasarımı (UI), kulanıcı deneyimi (UX) ve bilgi mimarisi (AI) grafik tasarımcıya bırakılacak kadar önemsiz değiller. Burada arayüz tasarımcıları ile ilgili bir sıkıntım yok. Onlar da çok güzel işler çıkarıyorlar, hayranlık yaratacak tasarımlar yapıyorlar. Tek sorun şu; web sitesinin genel amacını tamamlayacak bir yaklaşım sadece arayüz tasarımından ibaret değil.

Bundan 7-10 sene kadar önce Web 2.0 furyası başlamıştı. Yine yanlış anlaşılmıştı. Canlı renkler, parlak butonlar vs.. Web 2.0 aslında temelde sunulan içeriğe kullanıcının dahil olmasıydı. Hangi içeriğin önemli olduğuna kullanıcının etkisi olmalıydı. Artık kullanıcı sadece içeriği tüketen değil, aynı zamanda üretendi. Bu bugün aynı ve artan şekilde devam ediyor. Olması gereken de buydu zaten.

Artık yeni bir döneme girdik. Bunu herhangi bir şekilde isimlendirmek istemiyorum. Görece “güzel” web siteleri artık geride kalmalı. Tasarımlar güzel olmasın demiyorum. Odaklanılan nokta bu olmamalı. Kardeşler Metal’in web sitesi kullanıcıya tüm tarayıcı, cihaz ve boyutlarda aynı deneyimi sunmalı. Siz süper güzel, ultra güzel bir tasarım yapsanız da bu olması gereken bir zorunluluk değil. Web sitesi bir tablo değil. Bakılmak için değil, kullanılmak için var.

Ben web geliştiriciler dışında “wow siteye bakar mısın? İnanılmaz güzel” diye tepki veren bir son kullanıcı görmedim. Kullanıcı telefon numarasını bulabiliyor veya haritada konumunu görebiliyorsa site görevini yerine getiriyor demektir. Firmaların işlerini İnternet’e taşımaları ve geliştirmeleri hızlanacaktır. Oldukça da hızlanmış durumda zaten. Ama “size özel tasarım” adı altında şirketlere ekstra masraf çıkarmanın hiç manası yok.

Vix.com bunun ekmeğini yiyenlerden biri. Tasarımı kullanıcıya yaptıran araçlar sunuyor. Fakat bu da benim açımdan sürdürülebilir değil. Sırf İnternet’te olayım, telefonum, adresim gözüksün diyen firmalar için binlerce liralık masraf çıkarmamalıyız. Sektör büyüyor, büyüdükçe de geliştiriciler olarak bizim ekosistemimiz de büyüyor. Ama yapmayın, etmeyin. 1 slayt, 1 logo, ürün resimleri, telefon, adres içeren web siteleri için “özel tasarım” adı altında ekstra maliyetler yaratmayın. Yoku satmayın.

Fazlasını Oku

Hakikaten, Programlama Nedir?

Bilgisayar programlama, kodlama, programlama dili, yazılımcı vs… Peki hakikaten programlama nedir?

Bu yazıyı programcı olmayanlar için yazıyorum, eğer zaten programcı iseniz okumanızda bir fayda görmüyorum. Benim hedef kitlem programlamayı sihirli bir şey gibi gören, programcıları gece geç saatlere kadar çalışan gizemleri insanlar olarak görenler için.

Bir bilgisayar kullanıcısı basitçe “program”ları kullanır. İşletim sistemi (Windows, Linux, Mac OS, iOS, Android) sadece programların koordineli bir şekilde çalışmasını sağlayan şeydir. Gündelik işlerini yapan bir kullanıcı aslında işletim sistemini değil, programları kullanır. İşletim sistemi ile birlikte gelen programlar da aslında işletim sisteminin kendisi değil, sadece programlardır.

Programlama kısaca program yapabiliyor olmak demektir. Tabi günlük hayatta nasıl insanlarla dil aracılığı ile iletişim kuruyorsak, programcılar da çeşitli programlama dilleriyle bilgisayarlara bazı görevleri yapması için bazı direktifler verirler. Bu hesap makinesi gibi görece basit ya da Photoshop gibi daha karmaşık ve kapsamlı programlar olabilirler. Bilgisayarlara ne yapmalarını söylemenin birçok yolu vardır. İşte bunlara programlama dili diyoruz. Kendi söz dizimi olan, belli kuralları olan bu diller ile programcılar belli işlev ya da işlevleri bilgisayarlara yerine getirmesi için mesai harcarlar.

Programlama yapabilmek sadece bu işi yapan insanların tekelinde değildir. Bugün bir mühendis, bilim insanı, ekonomist vs.. program yapabiliyorsa, vizyonunu ve imkanlarını çok daha geliştirmiş olur. Evet programlama kolay bir iş değildir ama bir sihir de değildir. Sadece disiplinli bir çalışma ile her sektörden, her eğitim durumdaki insan program yazmayı öğrenebilir. Yukarıdaki temsili görsel sizin için Çince bir gazeteye bakmakla benzer olabilir. Fakat bu söz dizimi ve kuralları öğrendiğinizde yavaş yavaş “neler olduğunu” anlamaya başlarsınız.

Yukarıdaki temsili görselde Javascript dili kullanılmıştır. Renk kodlarının türünü değiştirir. Ben de tam emin değilim ama öyle gözüküyor. Bu yukarıda gördüğünüz şey bir fonksiyondur aynı zamanda. Yani totalde programın yapması gereken bir görevin bir kısmını yerine getirir.

Hiçbir yaş ya da pozisyon sizi programlama öğrenmekten alıkoymasın. İşlerin nasıl yürüdüğünü öğrenmeniz açısından da, ilginç şeyler yaparak merak ve heyecan duymanızı sağlaması açısından da çok eğlenceli bir yetenektir. Yetenek derken doğuştan gelen bir şeyden bahsetmiyorum. Sudoku oynuyor olmanız da bir yetenektir.

Program yazarak neler mi yapabilirsiniz? Bunları listelemek durumunda olsam herhalde 100+ örneği çok rahat verebilirdim. Aklınıza bir proje geldiğinde bunu hayata geçirebilirsiniz. Yeni bir oyun, mobil uygulama yazabilirsiniz. Belki her gün kullandığınız Excel’i çok daha verimli kullanabilirsiniz.

Programlama öğrenmek kolay değildir ama sanıldığı kadar zor ya da gizemli de değildir. Bitcoin, yapay zeka, görüntü tanıma, bahis tahminleri vs.. bunların arkalarında hep programlama vardır. Hele bir de matematik ile aranız iyiyse hiç durmayın derim.

Fazlasını Oku