Dunning Kruger Sendromu Nedir?

Dunning–Kruger etkisi ya da Dunning–Kruger sendromu, Cornell Üniversitesinin iki psikologu Justin Kruger ve David Dunning’in tanımladığı bir algılamada yanlılık eğilimidir. Hani kabaca söylemek gerekirse “Cahil cesareti”dir. Şöyle ki; bir konuda az bilgili insanların (o konunun cahili) kendinden daha emin olmalıdır. Yani bunu günlük hayatın, iş yaşamının, eğitimin geneline yayarsak, daha az bilgili insanların kendine güveni yüksek, kendinden emin olma eğilimi vardır.

Burada söz konusu edilen zeka veya yetenek değildir. Az bilgili insanlar cehaletlerinin farkına varmazlar ve sorun da burada başlar. Bir şeyi öğrenebilmek için önce bilmemek gerekir. “Ben şu konuda üzerime adam tanımam” diyen biri daha sabit fikirli ve eleştiriye kapalı olur. Bununla ilgili güzel bir grafik var aşağıda. Burada görüldüğü gibi, kişi az bilgili olduğu durumda kendinden çok emindir. Eğer bilgisi belli bir miktar çoğalırsa kendine olan güveni çok keskin bir şekilde düşer. Yani cehaletinin farkına varır.

Tabi bu fenomen yeni keşfedilmiş bir şey değil. Birçok düşünür aslında buna benzer bir anlam ifade eden sözler söylemişlerdir. Birkaç örnek;

“Akıllılar hep kuşku içindeyken aptallar küstahça kendinden emindir.”
Bertrand Russell

“Az şey bilirsek, bir şeyin doğruluğuna emin olabiliriz. Bilgi artınca kuşku da artar.”
Goethe

“İnanmak kolaydır, şüphelenmek daha çok güçtür. Şüphe etmeden ve zeka eseri sualler sormadan evvel, tecrübe, bilgi ve düşünmek lazımdır.”
Dale Carnegie

 

Aslında yazıyı burada bitirecektim ama kendi gözlemlediğim birkaç olayı örnek vermek istedim. Mesela uydu kanallarında 2000 TL’lik telefonun 200 TL’ye satıldığını görmüşsünüzdür. Bunlar telefonun ucuz ve kalitesiz bir kopyasıdır. Fakat bunları alan kişiler ucuz bir kopya olduğundan habersizdir. Herkesin 2000 TL ödeyerek aldığı telefonu onda biri fiyatına aldıklarını düşünürler. Aslında bunun altında diğer insanlardan daha zeki olduğunu düşünme gibi bir hissiyat vardır.

İzin verirseniz kişisel bir tecrübemi paylaşayım; Bir bayan arkadaşımın İnternet tarayıcısında bir sorun vardı ve yardım etmem için beni aradı. Ben de ona Google Chrome’un nasıl indirileceğini tarif ettim. Bilgisayar programcısı olan biri için rutin bir iş değil mi? Ama arkadaşım için öyle değildi. Bana “Oha abi, sen bilgisayarı yutmuşsun” tarzında iltifatlarda bulundu. Ama her aklı başında insan gibi ben de bu iltifatların saçma olduğunu düşündüm. Bazen sizin zekanız, uzmanlığınız veya başarınız diğerlerinin cehaleti olabiliyor.

Ben bilişim/teknoloji pozisyonlarında bir mülakat yapsaydım soracağım ilk soru “neleri bilmiyorsunuz?” olurdu. Tamam, bildiklerin senindir. Fakat bilmediklerinden haberin var mı? Burada güzel denge bildiklerinle üretim yaparken bir yandan da “nasıl daha iyi yaparım” veya “nasıl daha kısa sürede yaparım” sorularını kendine sormaktır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İnsan mısınız? * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.