Emlak Sitesi ve Emlak Portalı Farkı

Emlakçı dediğimizde ülke bazında on binlerce emlak ofisi aklımıza geliyor. A Emlak, B Emlak, C Emlak tarzında. Sizce bu tip girişimci yoğun bir sektörde ayrı ayrı İnternet siteleri tasarlamak mantıklı mı?

Aynı durum kuyumcularda, elektronikçilerde, elektrikçilerde de mevcut. İnternet ortamı değil, gerçek hayatta. Bir araya toplanıyorlar. Bu toplanma başlarda gelir düşürücü gelse de sonra anlaşılıyor ki buraya gelen toplam insan sayısını artırıyor ve bu şirketlere daha fazla müşteri geliyor ve kolektif yarar ortaya çıkıyor.

Emlak Portalı

İnternet’te gezinen bir emlak müşterisi düşünün. Büyük ihtimalle bir emlakçı sitesi değil, portal arıyor olur. Çünkü bir emlak ofisinin profili genele göre az ve çeşit kıttır.

Bu yüzden emlakçıların da emlak portallarına girmelerinin zamanı geldi de geçiyor bile. Bunu sahibinden.com üzerinden izleyebiliyoruz. Emlakçılar artık kendi İnternet sitelerini yaptırmak yerine bu ve bunun gibi portallara kayıt oluyor ve orada dükkan oluşturuyor.

Ama sahibinden.com’un da dezavantajları mevcut. Yüksek bir ücret ödüyorsunuz, markanız önce çıkmıyor, eğer fazla ziyaretçi talep ederseniz astronomik doping ücretleri istiyorlar. Ama sahibinden.com bir emlak portalı değil. Gerçekten çok büyük ziyaretçi kitlesinin sonucunda bu konuma gelmiş bulunuyor.

Halbuki emlak portalları daha yerel, daha amaca uygun tasarlanmalı ve konuları emlak olmalı. Emlakçıları geliştirmeli, kendi marka değerlerini de öne çıkarmalılar.

Fazlasını Oku

Teknoloji Her Zaman Kullanıcı Deneyimini Artırmaz

Yaşlı TeyzeHer yeni gelen teknolojinin, geliştirmenin hayatımızı daha da kolaylaştıracağına inanıyoruz. Halbuki gerçek hayatta bu böyle değil. Usta blogçumuz Mehmet Doğan‘ın bu konuda çok güzel bir örneği vardı. Biri sıfır bir Audi marka araba alıyor. Full + full dediğimiz cinsten. Arabanın kullanım kılavuzu da kendine yakışır şekilde bir kitapçık olarak değil DVD içerisinde geliyor.

Herkesin garajında veya evinin önünde DVD oynatıcı tabi ki yok. Ufak bir ayara bakmak için bile eve girip DVD’den bakmak durumundasınız. Şimdi burada kullanım kılavuzunun kitapçıktan DVD formata geçmesi teknolojik bir yenilik midir? Evet öyledir. Fakat kullanıcı deneyimi konusunda ilerleme sağlamış mıdır? Hayır, aksine deneyimi düşürmüştür.

Akıllı telefonlarda örnek verelim. Ben de bir örnek vermiş olayım 🙂
Orta yaşlı bir abimiz telefoncuya gider, telefon almak istediğini söyler ve önüne akıllı telefon seçenekleri sunulur. E moda bu, teknoloji bunu dayatıyor size. Ayrıca akıllı telefondan iddaa sonuçlarına da bakabiliyorsunuz. Abimiz alır telefonu ama o kadar özellik içinden mesajlaşma, arama, rehberde kişi bulma gibi fonksiyonları yerine getiremez. Çünkü rehber kısmı arayüze göre değişiklik gösterebiliyor.

Abimiz teknolojide büyük adım atmış ama adım attığı yer boşluk. İleri teknolojiye harcama yapmış ama bu kendine daha çok dert keder getirmiştir. Peki teknolojik ilerleme burada kullanıcı deneyimine iyi etki etmiş midir? Kesinlikle hayır. Böyle abileri kahvede görürüm, gelirler çok basit şeylerde kafaları karışmıştır, ama iddaa sonuçlarına da bakabiliyorlar.

Ben Kocaeli’de ikamet ediyorum. Şehir içi minibüslerinde Kent Kart geçerli. Para da veremiyorsunuz. Çok teknolojik kartı olanlar için bipp, geçiyorsunuz. Sonra doldurun, ne küsüratla uğraşın, ne para üstüyle. Ama il dışından gelen biri için aynı uygulama eziyet olabiliyor. Bakiyesi olan birinden kart basması isteniyor, bozuk para olmuyor vs…

Bir kitap ismi de zikredelim; “Teknoloji Kimin Umurunda?” okumayan çok şey kaçırır. Yazarımız Mehmet Doğan.

Fazlasını Oku

Garanti Ürün Geliştirme Teşekkürü

Bugün daha önce yayınlamış olduğum 2 yazıyı Twitter’da paylaştım. Daha önce paylaşmadığımı fark edince ben de paylaşayım dedim. Yazılar;

Yazı 1, Yazı 2

Bugün bana Garanti Ürün Geliştirme Birimi’nden telefon geldi ve teşekkür ettiler. Ben de beni itibar yönetimi için aradıklarını sandım, yazıları kaldırmamı falan talep ederler diye. Aksine ürün geliştirmede çok işlerine yaradığını söylediler ve teşekkür ettiler.

Bu şekilde bir yaklaşım beni ziyadesiyle memnun etti. Onları görüp birime iletebilirler tabi ama beni arayıp teşekkür etmeleri ayrı bir incelikti. Ne kadar SGK’lı olmadığım için kredi vermeseler de biraz daha sevdim Garanti Bankası’nı.

Teşekkürler Garanti.

Garanti Bankası

 

Fazlasını Oku

Görüntülü Derslere Başlıyorum

Öncelikle HTML ve CSS odaklı olacak görüntülü derslere başlıyorum. Ses kartıma güzel bir kondansatörlü mikrofon aldım. Ekranı da mac os x uyumlu bir ekran yakalayıcı ile kayıt edeceğim. Ama öyle kısık sesle “arkadaşlar buraya bunu koyuyoruz, şuraya şunu yazıyoruz” temalı olmayacak, koddan çok işin mantığını başlarda anlatacağım. Belki yarımşar saatlik yaparım, belki de daha çok veya az henüz emin değilim.

Zamanı gelince de PHP’ye başlayacağım. Bu işi kendi başına ne kadar zor öğrenildiğini biliyorum. Ben de bu noktalara parmak basacağım. Yalnız sesime güvenmiyorum zira telefonda falan boru gibi çıkıyor. Ama artık dinleyen arkadaşlar tahammül edecekler.

Artı olarak sesime bir efekt verebilir miyim ona da bakacağım.

Kısa zamanda sizlerleyim.

Fazlasını Oku

Webmasterlar’a Bunları Söylemeyin

webmasterBen kendimi bir Webmaster olarak görmüyorum ama genel itibari ile web programları ve siteleri yaptığım için bu unvana da hayır diyemem. Ama bazen öyle sorular, öyle klişe söylemler oluyor ki, insan “artık yeter” diyecek hale geliyor.

1) Bana da site açsana
Küçük, büyük, erkek, kadın her türlü kişinin söylediği cümlelerden biri. Yahu sana niye site açalım? Benim daha kişisel sitem yok, sadece yazdığım bir blog var. Bir de “açmak” derken akıllarında nasıl bir işlem varsa, bunu açmak ile ifade ediyorlar. Hayır efendim sana site mite yok. Bildiğin fabrikada çalışıyorsun, yazacak bir şeyin yok ama beni görünce hemen “bana da bir site açalım”. Kınıyorum sizi la.

2) Ortalama bir site kaça açılıyor?
Haydaa bu ilkinden daha tutarsız bir soru. Hadi ilkine yersiz bir espri dedik ama buna ne diyeceğiz? “Ortalama bir site”. Yahu bunun ortalaması yok ki. 50.000 TL’ye de olur 300 TL’ye de. Ben sana nasıl ortalama bir fiyat söyleyebilirim? Peşinden sormam gerekiyor, sitede ne olacak? sitenin amacı nedir? dinamik mi olacak? vs.. vs.. Ortalama site diye bir şey yok.

3) Bir site aç da girelim, admin yap
Benim en uyuz olduğum cümle bu. Ya git bir sürü site var. Milyonlarca site, gir birine, benim yaptığıma girince ne olacak? He bir de yöneticilik istiyorlar. Vay be o kadar büyük çapta bir site yaptım, seni de yönetici yapacağım. Yöneticilik külfet getirir. Sen IRC’den kalma “op” olmak mı sandın bunu? İstediğini kanaldan at, yönetici karizması yap vs.. Ben senin EGO tatminin için site açamam kusura bakma.

4) Bir Facebook sen de yapsana
Olum hasta mısınız nesiniz ya? Facebook yapmak bir nitelik mi? Başlangıçta Mark amcamız yapmış tek başına ama şu anki haliyle alakası yok. Ben nasıl tek başıma dünyanın en büyük sosyal networkünün bir klonunu yapayım? Salak mıyım, yoksa beni çok akıllı olarak mı görüyorsun, bilmiyorum.

5) Millet banka boşaltıyor, sen şu maaşa çalış
Haha, ne yapayım? Milletin parasını mı çalayım arkadaşım? O kadar kanun dışı iş varken sen ofisboy’san ben de işimi yapan bir programcıyım. Niye sonu olmayan işlere gireyim? Elalemin oğlu şurayı çökertmiş, şuradan milyarlar kazanmış vs.. Öncelikle “bana ne?” yani kanun dışı işler yapacak olsam bilgisayar ve İnternet en sonda gelirdi. Hem şöyle adamları övmeyin, benim gözümde zerre değerleri yok. Çok biliyorlarsa GitHub’dan Linux’un geliştirilmesine yardımcı olsunlar, ücretsiz bir yazılım yayınlayıp insanların hayrına iş yapsınlar.

6) Bir abinin oğlu vardı, şimdi Porsche’a biniyor
Valla kusura bakma ama ben o kadar yetenekli değilim. Ayrıca babasına da iş hanı almış bu arkadaş ve bireysel çalışıyor. Burada da bi kanun dışılık seziyorum ama neyse. Yahu o kadar tanıdığım programcılar, grafik tasarımcıları, proje uzmanları, girişimciler var. Onlar tekneyi zor yürütürken bu adamda nasıl bir yetenek veya bilgi var ki bu kadar servet ediniyor? Garip, belki de anlatan büyütüyordur.

Yani demem o ki; web sitesi yapan adamlara bu soru veya söylemlerle gelmeyin. Gerçekten sıktı artık.

Fazlasını Oku

Programcı Teyze Anlaşmazlığı

TeyzeBunu neredeyse bütün genç programcılar yaşamıştır. Özellikle mühendis falan değilseniz. Teyze gelmiştir, küçük oğlanın mesleğini sorar. Anne de “bilgisayarcı” der. Teyze keywordü almıştır. Hemen yapıştırır; “Bizim torun da oynuyor” diye. Bir teyzeye bilgisayarı anlatmak zor iştir. Biz başına oturuyoruz, “onun da kendi özellikleri var gençler eğleniyor” gibi bir düşünceleri vardır. Torunları falan o amaçla kullanırlar da o yüzden.

Teyze böle deyince “biz oynamıyoruz, program yazıyoruz” tarzı bir savunma mekanizması oluşur. Teyze de ekler “bizim çocuk da yazıyor ödev falan”. Bundan sonra daha ileriye gitmenin pek anlamı yoktur. İsterse işletim sistemi tasarımı yapıyor olun, çekirdek derleyin hayır, önemi kalmamıştır. Artık teyzenin gözünde  ofisboy tarzında bir izleniminiz vardır. İnat edip kodları açacak değilsiniz, bunu kimse yapmaz, teyze de anlamaz zaten.

Tabi eğer Bilgisayar Mühendisliği okuyorsanız durum değişir. Sonuçta mühendis olacaksınızdır. Yaşı başı almış teyze, amcalarımızın mühendislik makamına saygıları büyüktür, o yüzden sizi torunlarıyla, eltisinin çocuğuyla karşılaştırmaz.

Teyze ile çay için, börek, pasta, kurabiye yeğin ama bilgisayar konusuna pek girmeyin. İnsan kendini solitare’de oyun oynayan, wordpad’de bir şeyler yazıp çıktı alan biri olarak teyzenin aklına yerleşmiştir. Fazla sorgulamayın, bırakın size güzel bir kız ayarlasın.

Fazlasını Oku

KOSGEB Desteği İçin İş Planını Arkadaşa Yazdırmak

İş planı yaparken sizden yol haritanız isteniyor. Neyi, neyle, kimle, kaç paraya, ne kadar zamanda yapacaksınız? Nakit yönetimini nasıl çözeceksiniz? Şirket tipleri arasındaki farklar nelerdir? Avantajları ve dezavantajları vs..

Kosgeb

Benim yapacağım işe arkadaşım iş planı yapıyorsa işi kim yapacak? Bunun sebebi çoğunluğun KOSGEB’e para almaya gelmeleri. Halbuki KOSGEB’de sizden girişimci olmanızı istiyor. İyi bir girişimci olmalısınız. Makro ekonomik koşullar, temel iktisadi teoriler, kriz zamanları, kredi koşulları, pazar araştırmaları hakkında bilgi sahibi olmalısınız.

Bu arkadaşlar nereden türüyor bilmiyorum. İşletme/iktisat mezunu ya da iş dünyası hakkında kişisel gelişim kitapları okumuş insanlar da olabilirler. Belki de bir süre muhasebeci olarak çalışmışlardır, kim bilir?

Girişimci KararlıdırAma bu iş planını yapabilmeniz çok önemli. Çünkü planını doğru yapamayanın girişimi de pek sağlıklı yürümez. Diyelim bir yerden alacağınız vardı ve 30.000 TL tahsil ettiniz. Bunu da işletmeye kanalize etmek istiyorsunuz. Peki ne yapacaksınız bu parayla? Tedarikçilerinize mi ödeyeceksiniz, yoksa kısa vadeli borçları mı hafifleteceksiniz? Belki de sadece kasaya koyarsınız. Para geldiğinde yapılacak alternatif çoktur. Peki aynı oranda bir çıkış olursa ne yapacaksınız? O zamanı düşünecek misiniz? Kapıyı çalmadan girer bu gibi durumlar. O zaman nakit bulmanız gerekecek. Ah o da ne zordur, banka banka kredi aramak, evi ipotek ettirmek, sıkıntılı işler.

Bir de girişiminizi kendiniz ifade edemiyorsanız, ne yapacağınızı da muhtemelen bilmiyorsunuzdur. Yoksa size yaptırılan bu plan kredibilite gibi. Bunu başarabilir mi? Ayakları yere sağlam basıyor mu? gibi sorulara cevap arıyor. Ayrıca girişimin geleceği hakkında fikir sahibi oluyorlar. Çok güzel iş planı yapılmış ama ayakta duramayacak bir girişim de olabilir.

Ama ne iş yapıyorsanız yapın, iş planı hazırlayabilmeniz gerekir. En azından girişimci olacaksanız bunları bilmeniz, hazmetmiş ve uygulayabilir olmanız gerekir.

Fazlasını Oku

Galaxy S5 Deneyimim

Samsung Galaxy S5Galaxy Note III’den sonra aman aman satın onları s5’e gelin diyemem ama S5 birçok açıdan üstün bir telefon olmuş. Suya ve toza dayanıklı oluşu, parmak izi sensörü ve 16 MP’lik boyutlarda daha büyük bir sensör ile çekilen güzel fotoğraflar. Bunların yanında hayli tatmin edici batarya ömrü, çok berrak görüntülere sahip 5.1 inç ekranı da ekstrası.

Boyut Note 3’e göre ufak ama ekran büyüklüğünün de bir sınırı var. Bu ekranıyla S5 gayet taşınabilir bir telefon. Nabız ölçümü, adım sayar gibi sağlıklı yaşam konusunda da özellikleri tatmin edici.

Parmak izi ile ekran kilidi açma olayını henüz denemedim ama çok güzel bir özellik. Şekiller çizmek, rakamlar vermek güvenliği artırmaktan çok azaltıyordu. Bak şöyle diyerek veriyorduk telefona bakmak isteyen insanlara. Az önce parmak izi ile ekran kilidi açmayı aktif ettim. Parmak izimi kaydettim ve sonuç süper. Tanımamazlık etmedi, kısa sürede kilidi açıyor.

Pil konusunda da gerçekten cimri. 100 ile bıraktığım şarj sabah 99, en fazla 98 ile karşıma çıkıyor. Tabi güç tasarrufu modunda oluyor bu. Güç tasarrufu modunda özellikle 3D oyunlarda takılmalar yaşanabiliyor. Oyun oynamadan önce güç tasarrufunu kapatmak en iyisi.

section_0_product

S5 bize indirme hızlandırıcısı da sunuyor. Aynı dosyayı hem kablosuz ağ, hem de mobil ağı kullanarak indirebiliyoruz. Benim pek öyle bir ihtiyacım olmadı ama işe yarar duruyor.

Yine S5’de tüm telefonlar gibi düşürme, vurma olaylarında biraz çaresiz. Ben orijinal üretim penceresiz Flip Cover kullanıyorum. Cihazın köşelerindeki fazlalık yere düşme durumunda darbeyi yumuşatır gibi duruyor. Ayrıca tuş kilidini de Flip Cover açıp kapıyor.

Fotoğraf konusunda pixel ölçüsü çok önemli değil. Ama S5’de genel telefonlarda bulunan sensörden daha büyük bir sensör var. Bu da kamerayı başarılı kılıyor. Daha yüksek iso performansı, gece çekimlerinde daha az kirli fotoğraflar çekebiliyorsunuz.

Arayüz, programlar, oyunlarda performans müthiş. Sonunda Samsung ülkemize Snapdragon işlemci ile geldi. 2.200 TL gibi bir fiyata değer mi bilmem ama piyasadaki en donanımlı telefon olduğu kesin.

Fazlasını Oku