Arayüz Geliştirmede Frameworkler

CSS FrameworksArayüz kodlarken yaptığımız şeyler aslında her projede birbirine benzerdir. W3C uyumlu kodlama yapar ve kurallarına uyarız. reset.css gibi bir dosya ile varsayılan tarayıcı stillerini temizleriz ki baştan beri yazdığımız css kodları tüm tarayıcılarda benzer sonuçlar versin.

Css sıfırlama gibi birçok aracı da kullanırız, bunları kendimiz de kodlamış olabiliriz, farklı bir kişinin kodlaması da olabilir. Mesela tipografi ile ilgili meseleler, css3 ile kullanılan saydamlık ve köşe yuvarlatma stilleri. Bunlar henüz tüm tarayıcılarda desteklenmiyor, tarayıcının kendi belirlediği kodlar yazıyoruz. “moz-border-radius” gibi. Firefox için bunu da eklememiz gerekiyor.

Form elementleri ve görünüşleri de tarayıcıdan tarayıcıya değişebiliyor hatta değişiyor desek daha doğru olur. Tüm tarayıcılarda aynı görüntüyü yakalamak için form elementlerini de biçimlendirmemiz, hatta bazı elementleri kendi interaktif çözümümüzle yeniden tasarlıyoruz.

Eğer css3 ve HTML5 kullanıyorsak media query ile de haşır neşir oluyoruz. Bunun sebebi de responsive, yani farklı ekran boyutlarına göre değişen sayfalar yaratmak için kullanıyoruz. Media query desteklemeyen sayfalar için farklı stil dosyaları yükletiyoruz.

Bunların çoğu için her geliştirici neredeyse benzer şeyleri ufak farklarla yapıyor. Ama kodun tekrar kullanılabilirliği veya gelişen standartlara uygun davranması için güncellenmesi gerekebiliyor. Bir de geliştirici başka bir geliştiricinin stilini anlamak için kodu okumak zorunda kalıyor.

Bu ve bunun gibi sorunlara çözüm üreten css frameworkler geliştirildi. Mesela en popüler olanları Bootstrap, Foundation, Gumby, Skeleton gibi. Bunlar istediğimiz çoğu imkanı bize sunuyor ve kendi içinde tutarlı kodlar içeriyor, sürekli bir geliştirme halindeler.

ArayüzSayfa inşasında genellikle grid based yani iskelet diyebileceğimiz bir sistem kullanıyorlar. örneğin sayfanız sol bölüm ve içerik bölümünen oluşuyorsa, bu elemanların (div)  ikisine 9 ve 3 gibi kaplayacakları alana göre css atıyorsunuz. Daha sonra içerik kısmındaki gösterimler için de benzer atamalar yapıyorsunuz. Bu iskelet classlarını atarken farklı ekran çözünürlüklerine göre farklı classlar da atabiliyorsunuz. Yani responsive yaklaşımına çok az kod yazarak, daha başarılı bir şekilde ulaşıyorsunuz.

Bu tip framworklerin kendi sınıflarına verdiği varsayılan stiller olabiliyor. Ama bu stillere müdahale ederseniz, framework güncellendiğinde güncellemeyi hemen uygulayamayabilirsiniz. Çünkü sizdeki dosya düzenlenmiş ve biçimler verilmiş halde. Yeni dosyayı yüklerseniz kendi stilleriniz kaybolacaktır. Bu nedenle bu sınıfları farklı bir css dosyasında override(üzerine yazma) ederseniz, güncellemeleri çok daha rahatlıkla sisteminize uygulayabilirsiniz.

Bu frameworklerin çoğu grid sistemini desteklemekte, bazıları da (mesela Bootsrap) size kütüphaneler sunarak daha fazlasını vermektedir. Örneğin bir slide, ya da tooltip gösterim scriptleri gibi. Frameworleri inceledikçe sizin tarzınıza uygun olanı seçeceksinizdir.

Fazlasını Oku

Yüzün Farklı Işıkta Farklı Şekiller Alması

Hiç farklı ortamlarda, farklı zamanlarda aynaya bakıp kendinizi daha yakaşıklı veya güzel hissettiğiniz oldu mu? Benim çok oldu. Bunun sebebini de duygu durumu bozukluğuma bağlıyordum. Ama aslında fark eden şey ışık açısı ve kuvveti.

Sonuçta yüz de ışık saçan bir şey değil. Verilen ışığı yansıtan bir şekli var. Ama insanın bazı konularda kendini iyi hissetmediği durumlar oluyor. Mesela burun, gözler, çene, dudaklar vs…

Kahvedeki tuvalete girdiğimde hep kendime bakınca beğenirim. Ama evde çoğu zaman gerçekten kendimi beğenmem. Bu tabi insanın içindeki kendi yargısı, şimdi burada paylaşıyorum, en yakın arkadaşıma dahi söylememişimdir.

Yüz IşıklandırmaEn baştaki video bunu açıkça gösteriyor. Aslında bizim görüşümüz ya da görünüşümüz ışığın yönü ve kuvveti ile alakalı. Yani karşınızdaki kişi sizi hoş buluyorsa yine hoş bulur ama fotoğraf çekilince “iyi çıkmışım” veya “sil bunu sil” tarzı yaklaşımlar bunu gösteriyor. Tamam ağız yamuk çıkar, gözler kısık çıkar, bunlar anlık çekimde olabilir. Ama bir de dümdüz sorunsuz çekimlere de bu tepkiler verilir. Bunun ana nedeni ışıktır.

Bir fotoğrafçı şuna benzer bir şey demiştir; “Önce ışığı, sonra konuyu bulun” diye. Yani pratikte böyle değildir ama anlatmak istediği eğer ışık yoksa, fotoğraf da yoktur.

Yani sizi kuaför güzelleştirebilir ama bir ters ışık burnunuzu öyle bir gösterir ki kuaförün bütün emeği gider o fotoğrafta. Bu kişisel görüşüm, bir şey okumadan yazdım.

Fazlasını Oku

WordPress Akismet Eklentisi

Akismet eklentisi basitçe açıklamak gerekirse yazılara gelen reklam içerikli yorumları spam olarak işaretmeyen bir uygulama. Gerçekten 2 yıllık kullanımım sonucunda binlerce gereksiz yorumu onaylamam için bana getirmedi. Bayağı zaman kazandırdı diyebiliriz.

Akisment

Ama aynı zamanda kendi sayfasında bu yorumları tutuyor ve mesela 234 istenmeyen yorum yakalandı diyor. Ben bu güne kadar hep bu yorumları da kontrol ettim. Blogum ufak çaplı olmasına rağmen 5-6 gerçek yorumu da spam işaretlediğini gördüm.

Bu ne demek oluyor? Tamam yorumlar onayıma düşmüyor ama yine da o 124 spam işaretli yorumu kontrol etmem gerekiyor. Çünkü oradan kaçacak 2-3 yorum benim için çok değerli. Bir şey yazan için geri bildirim çok önemlidir. Ben de o yüzden çok fazla zamanımı almasa da girip bunları da kontrol edip, tamamen siliyorum.

RecaptchaPeki burada Akismet görevini yapıyor mu? Evegt yapıyor. Ama arada kaçan yorumlar Akismet’in güvenilirliğini sarsıyor. Ama bunu yapması benim için başarısızlık değil. Sonuçta gelenlerin hepsini spam işaretlemek zor bir iş. Zamanla tüm dünyada insanlar kullandıkça doğruluğu da artıyor. Ama keşke Akismet’ %100 güvenebilsem. Ama bazı durumlar bunu imkansız kılıyor. Captcha kullanmak istemiyorum. Gerçekten o yamuk yumuk karakteri girmek çık sıkıcı ve zor. Bunun yerine bu emeği ben Akismet’deki yorumları kontrol ederek harcıyorum.

Ama Akismet eklentisi olmadığını düşünün. Captcha zorunlu olurdu, ve yorum alanım bir sürü gereksiz yorumla dolardı. Şimdi onay bekleyenler genellikle gerçek yorumlar oluyor. Yani işimi oldukça kolaylaştırıyor.

Teşekkürler Akismet.

Fazlasını Oku

Müşteriniz Kim? Müşteri ve Kullanıcı Farkı

10 Nisanda bir yazı yayınlamıştım;
Uygulamalı Girişimcilik Eğitimi yarın Bitiyor

Evet eğitim bitti. Yeni şeyler öğrendik, bildiklerimizi tazeledik ve üzerine düşündük ki yazı yazıyoruz değil mi? Bir eğitim verdiği cevaplardan daha fazla soru oluşturmalıdır. Bende de böyle oldu.

Kurs sırasında müşteriyi, yani hedef kitleyi belirlememiz istenmişti. Eğitmenimiz Dilek hanım da bunun spesifk olmasını, yani 7 den 70 e her yaşa, her cinsiyete, her eğitim düzeyine aynı ürün veya hizmeti aynı şekilde satamayacağımızı söyledi. Bir kafe örneği verdi. Bu kafe bir arkadaşının girişimi olmuş ve hem avukatlar gelip bir şeyler yesin/içsin hem de lise öğrencileri, benim için farkı yok diyormuş girişimci adayımız.

Müşteriler

Bunun yanlışlığından bahsederken çiğköfte satan kursiyer abimiz karşı çıktı. Bana patronu da geliyor işçisi de, öğrenci de geliyor ev hanımı da tarzında kitlesinin genişliğinden bahsetti. Hatta sigara arasında ona bir örnek verdim. Eğer babası çocuğa para verip bira almaya yolladıysa ve çocuk dükkana gidip babasının yazdığı kağıdı veriyorsa burada müşteri kim dedim. Abimiz çocuk dedi ne yazık ki. Aslında çocuk burada zorunlu çocukluk görevi olan nakliye işini yapıyor. Alkol diye bir şeyden haberi var ama nedir, ne değildir haberi bile yok.

O zaman dükkan sahibi dükkana çocukları cezbedecek afişler de koysun dedim. Mesela bira alana oyuncak hediye gibi. O da bana “bak doğru söylüyorum 5 yaşında çocuk da alıyor benden, hatta ben yediriyorum, 80 yaşında teyze de benden gelip çiğköfte alıyor” dedi. Şimdi çiğköfte tüketimi son zamanlarda yaygınlaşan franchise çiğköfte firmaları ile arttı. O işte hakikaten her yaştan yiyen insan var ve bu belli başlı franchise veren firmalar benzer formatta. Yani lüks bir Çiğköfteci Sait ben bilmiyorum. Hep mahalle arası ya da merkezde az yer işgal ederek aynı ürünü sunuyorlar. Burada Dilek Hanım’ı yoruma davet ediyorum 🙂

Bugün elime geçen bir kağıt parçasını paylaşacağım, 5 yaşlarında bir kız mahalle bakkalına geldiğinde bunu bakkalda duran bayana verdi. Ben de sakıncası yoksa kağıdı alabilir miyim diye giriştim. Gizli saklı bir şey olmadığından verdi bana sağolsun.

2 Ekmek ve 1 Tane Ne İsterse

Burada dikkat “2 tane ekmek ve bi tane kendi ne istiyorsa alsın“. Şimdi bizim nakliyeci çocuk müşteriye dönüştü. Çünkü kağıtta ona bir şey almasına izin verilmişti. Çocuk da hoşuna giden bir çikolata ya da gofret aldı ve gitti.

EkmekAslında ekmekten çocuk da yiyecekti ama satın alma kararını ailesi veriyor. Ama kağıtta çocuğa da satın alma izni veriyor, yani onu bir müşteriye döndürüyor. Eğer bu yazı yazmasaydı çocuk kullanıcı, aile karar verici olurdu. Ama burada aile de karar veriyor, çocuk da. Yani karşımızda 5 yaşında olmasına rağmen 2 ekonomik rolü üstlenen bir tatlı kız çıkıyor.

Ama istisnalar dışında çocuklar genelde kullanıcıdır. Yani alışveriş, başka bir deyişle harcamaya karar verme konusunda pasif ama etkileyiciler. Bir de şu var ki istenen 2 ekmekten birini kız çocuğu susamlı alabilirdi. Burada diğer kalem üründe de karara katılmış olurdu. Çünkü kağıtta “susamsız ekmek” yazmıyor.

Bunlar biraz uç örnekler ama üzerinde düşünülmesi gereken durumlar. Siz evrak çantası satarken az çok profili tahmin edebilirsiniz ama aile tüketiminde işler biraz değişebiliyor.

Fazlasını Oku

Kosgeb Girişimcilik Desteği

KOSGEB

Kosgeb’in girişimci adaylarını desteklediği bir program. Bu destek hakkında çok fazla yanlış anlaşılma var. Destek bu sayfada açıklanıyor. Bu destek genelde gazetelerde, haberlerde 30.000 TL hibe, 70.000 TL faizsiz kredi olarak tanıtılıyor.

İlk olarak şuna değineyim; bu 30.000 TL destek geri ödeme olarak yapılıyor. yani nedir? 12.000 TL makine-techizat desteği için öngörülen maksimum destek. Destek oranları da şöyle;

1. Bölge ve 2.Bölge Erkek Girişimci : %60
1. Bölge ve 2.Bölge Kadın Girişimci : %70
1. Bölge ve 2.Bölge Özürlü Kadın Girişimci : %80

3, 4, 5, 6 numaralı kalkınma desteğine giren bölgelerde bu oranlara +%10 daha ekliyorsunuz. Yani size verilen hibe geri ödeme şeklinde oluyor. 1. bölge erkek girişimci için geri ödeme %60. Siz eğer 40.000 TL makine-techizat almışsanız geri ödemeniz 24.000 TL olur. Ama makina-techizat desteği üst sınırı 12.000 TL olduğundan 12.000 TL geri ödeme alırsınız. Tabi burada belli kurallar var, satın almaların gerçek olması, makinelerin ofisinizde denetimde hazır bulunması, ödeme dekontunuzun ve faturanızın da elinizde olması istenir. Birinci dereceden akrabadan bu harcamaları yapamazsınız. Ama makine-techizat için 10.000 TL harcadıysanız 6.000 TL geri ödeme alırsınız. Yani bunlar üst sınırdır. Size “al 30.000 TL, giriş bir şeylere” diyen yok. Sen giriş, ben destek olayım düşüncesi var.

Türk Lirası

Peki neden önce sizin harcamanız isteniyor? RİSK. Girişimci olmakla olmamak arasındaki en uzun engel RİSK’tir. Bir şeyleri riske atmalısınız. Bu kenardaki paranız da olabilir, evinizi ipotek edip aldığınız kredi de. Çünkü herkesin kafasında ufak da olsa bir iş fikri vardır. Boş bir dükkan görünce “buraya açacaksın bir Playstation Cafe” diye başlarlar ama buna hiç girişmezler. Çünkü ortaya atacak sermayeleri yoktur. Diğer sermaye yolları ise (Evi ipotek ettirmek gibi) oldukça riskli olduğundan kişi geride durur.

İşletmeyi yönetmek aslında riskleri yönetmek ve hatta oluşabilecek risklere hazırlıklı olmak olarak tanımlanabilir. Yoksa burada yöneticiden kastım ona buna bağıran, emirler veren 40 yaş üzeri takım elbiseli adam değil. Satışlar iyiyken her şey güzeldir. Kısa vadeli borçlar ödenmiştir, kasada para vardır, işletme tıkır tıkır yürümektedir. Ama ya tehditler? Mesela siz dolar ile aldığınız malzemeyi işliyor ve iyi kalitede ürün üretiyorsunuz. Aniden ekonomik kriz patladı, faizler yükseldi, Türk lirası yarı yarıya değer kaybetti dolar karşısında. Ama siz hammaddeyi dolar ile alıyordunuz. Maliyetler iki kat arttı, bununla birlikte tüketicilerin tüketim güçleri azaldı. Fiyatı iki kstına çıkardınız, ama satışlar %70 düştü. Döviz arttığından operasyonel giderleriniz %60 daha arttı. Ürettiğiniz mallar stok maliyetleri yarattı ve işletme zarar etmeye başladı. Aslında kasadaki parayı TL cinsinden saklıyordunuz. ParaEğer hammadenizi dolar ile alıyorsanız kasadaki paranın bir bölümünü devaülasyon durumları için dövizde tutabilirdiniz. Hammadde için alternatif tedarikçiler bulabilirdiniz. Yani tehditler hep vardır, önemli olan bu tehditlere karşı esnek olmanız, bazen de fırsata dönüştürebilme yeteneğinizin olmasıdır. Türk Lirası’nın değerli olduğu dönemlerde ön ödemeli alımlar yapabilirdiniz. Böylece belli bir süre ürünü aynı fiyattan satabilir, Türk Lirası’nın değerinin düşmesinden ötürü ihracat kapıları da açılabilirdi. Sizin ürettiğiniz fiyat başka ülkelerdeki satıcılar için cazip hale gelebilirdi.

Girişimcilik Destek Programı’na katılmanız için işletmeyi henüz kurmamış olmamanız gerekir. Öncelikle 90 saatlik uygulamalı girişimcilik eğitimi almalısınız, ne yazık ki bu eğitimin sertifikası için sadece kursa gitmeniz yeterli. Yani devam. Sonra şirketi kurmalı ve iş planınız ile KOSGEB’e başvurmanız gerekir. İş planı kabul edilenler desteklerden yararlanmaya başlayabilirler. Bir kısım da revizyona girer “iş planınızı güncelleyin, sonra gelin” derler. Bir de azınlıkta olan “ret” yiyen iş planları vardır. Bunlar da genelde desteklenmeyen sektörler için iş planı hazırlayanlardır. En başta verdiğim bağlantıdaki sayfada bu sektörleri ve daha bir sürü döküman bulabilirsiniz.

Yani esnafsınız ve paraya ihtiyacınız var, başvuracağınız yer KOSGEB değil, ticari krediler olsun. KOSGEB sizden kobi olmanızı istiyor. Plan yapmanızı, öngörmenizi ve risk almanızı istiyor. Ama güzel iş fikri olan kişiler KOSGEB’in diğer desteklerine de başvurarak çok hızlı gelişebiliyorlar.

Girişimcilik eğitimleri genelde devlet tarafından ücretsiz veriliyor. Hangi ilde yaşyorsanız o ildeki kursları takip edin, ücretsiz bir kursa başvurun. Kurs bitiminden 2 sene içerisinde şirketi resmen açmanız isteniz ama bu süre teoridedir. Pratikte en geç 1 sene içerisinde şirket kurulmalıdır.

Eğitimlere gelen arkadaşlardan gördüğüm bir yanlış ise iş planlarını arkadaşlarına doldurtacaklarını söylemeleriydi. Tamam mesela sen çok iyi bir müzikal enstrüman tamircisi olabilirsin ama bu şirketi sen yöneteceksin, arkadaşın değil. Sadece teknik bilgi yetmiyor. Büyüyorsunuz, büyüdükçe işin içine para, yani risk giriyor. Eğer 2 yıl içerisinde batarsanız aldığınız destekleri de geri ödemeniz gerekiyor. Bu da tamamen batmak anlamına gelir. Şahıs şirketlerinde şirket ve şahıs aynı kişilerdir. Şahsın tüm mal varlığı da şirket borçlarını tahsil etmede haciz edilebilir.

Girişimcilik kursuna katılın ve size orada anlatılanları anlamadan şirket kurmaya girişmeyin. Gerçekten formalite gibi gelebilir ama kesinlikle öyle değildirler. Hepsi gerçektir ve işletmeyi yönetirken karşınıza çıkacaktır. Artık bir gelir vergisi mükellefisiniz. Krediler alabilir, destekler alabilir, ortaklıklar kurabilirsiniz. Ama bu kumar değil, yönetim. Hem teknik, hem de yönetsel açıdan yeterli olmanız gerekir.

Fazlasını Oku

Uygulamalı Girişimcilik Eğitimi Yarın Bitiyor

Doğu Marmara Kalkınma Ajansı (MARKA) bünyesinde verilen “Uygulamalı Girişimcilik Kursu” nihayete erdi. Artık sertifika alan girişimci adayları KOSGEB desteğinden faydalanmak için şirketlerini kurabilirler. Sertifikaların gelmesini beklemeye mahal yok, eğitim bitiş tarihinden sonraki gün işletmenizi açabilirsiniz.

Tabi burada girişimci adaylarının en çok zorlanacağı bölüm “iş planı” olacak. Ne doğaçlama doldurulabilecek bir form, ne de bir uzmana yazdırılacak. Bu iş planını yazamayan arkadaşlar işlerinde ne denli başarılı olurlar orası muamma.

Yeni diyebileceğim birkaç kavram dışında ben bu kurstan pek bir şey almadım desem yeridir. Bir şey almadım yalnız kafamda giderilmesi gereken soru işaretleri bıraktı. Zaten bir kursun veya eğitim kurumunun amacı da bu olmalı. İnsanları saatlerce tutup yeni şeyler öğretemezsiniz. Soru sordurmak, öğrenmeye güdülemek en önemlisi.

Kursta eğitimleri veren Dilek Hanım’a çok teşekkürler. Sürekli iş planına değinerek kursiyerleri iş planı yapmaya ittiyse de çok başarılı olamadı. Bunun sebebi Dilek Hanım değil, kursiyerler. Çünkü herkesin kafasında “ben yapacağım işi biliyorum” düşüncesi vardı. Eğer iş planı veya yönetim danışmanlığı konularında profesyonel desteğe ihtiyaç duyarsanız ABİGEM Doğu Marmara kurumu size yardımcı olabilir. Dilek Hanım’da keza bu kurumda da görev yapmakta.

İş planları çok önemli. Bunları kendiniz doldurmalısınız. Örneklere bakın, KOSGEB’in sitesinden iş planında istenen bölümleri inceleyin. Herkese hayırlı olsun o zaman.

 

Fazlasını Oku