Öğretimde Yaşanan Kitle Sorunu

Eğitimİster özel olsun ister bir devlet kurumu, öğreticilerin sınıfa yaklaşımları bir ortalama alarak, hatta ortalamanın da altına inerek başlıyor. Ben x bilmeyenlere y nasıl anlatayım şeklinde. Yani bir kursu kişisel almıyorsanız ya da grup önceden belirlenmemişse ortalama ve altı kitleye yönelik eğitimle yetinmek zorunda kalıyorsunuz.

Ben bunu Kocaeli Üniversitesi’nde ön lisans eğitimimi alırken de yaşadım. Bilgisayar Programcılığı bölümü olmasına rağmen birçok kişi program yazmayı bilmeden mezun oldular. Bilenler ise zaten bildiklerini duyarak mezun oldular.

Ben buradaki pozitif ayrımcılığa karşıyım. En azından ortalama neyse onun üzerinde seviyede öğretim yapılması gerekiyor. Ortalama altında kalan kısım ise ortalama olmaya çalışmalı. Büyük ve başarılı üniversitelerde zaten böyle olduğunu duyuyorum. Olması gereken de bu.

Eğer ben Upper Intermediate İngilizce kursu alıyorsam, buna uygun eğitimi almalıyım. Bu seviyeye eksiklerle gelmiş olan kişilerin eksikleri ile boğulmak zorunda değilim. Siz onlara ya ek ders verin, eksik konularını söyleyip tamamlamalarını isteyin ya da Intermediate seviyesindeki kursa indirin.

Öğretmene “hocam kaynak da ekleseniz, ayrıca bunlara bakın gibisinden” dediğimde “zaten mevcut olanı anlamıyorlar ki ek kaynak vereyim” dememesi gerekiyor. Birileri birilerini hep taşımak zorunda mı?

Bir kursun, dersin, diplomanın verilmesi demek o konuda yeterli olmak demektir. Ama seviye kitle için sürekli düşürüldüğünden sivrilenler hep kendi çabaları ile sivrilebiliyor. Peki o zaman ben kursa neden gidiyorum?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İnsan mısınız? * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.