Sıralama Algoritmaları

Bubble Sort Görsel
Bubble Sort Görsel

Sıralama algoritmaları genel olarak bir dizi değerin en çabuk şekilde sıralanması adımlarını içerir. Örneğin buble sortquick sortinsertion sort gibi. Bu algoritmalar programlama öğreniminde çok önemli yer tutar. Programlamadaki kontrol ve döngü yapılarından sonra bu algoritmalar öğrencilere öğrendiklerini güzel ve yararlı bir örnekle pekiştirmeleri için kullanılabilir. Tabi ki gerçek hayatta da bu algoritmalar sıkça kullanılır.

 

Bu adreste gördüğüm bir simulasyon programcığı bu ve diğer sıralama algoritmalarını görsel bir animasyonla simule ediyor. Mesela bubble sort pratikte nasıl çalışıyor görebiliyorsunuz. Programlama ile ilgilenen öğrencilerin işine yarayabileceğini düşündüm. Adresi tekrar vereyim;

http://www.cs.usfca.edu/~galles/visualization/ComparisonSort.html

Fazlasını Oku

Sosyopat Arayüz Tasarımcıları

PsychoSosyopat veya resmi adı ile anti sosyal kişilik bozukluğu, psikolojik bir bozukluktur. Asosyallikle ilgisi yoktur. Psikopat insanlar acı vermekten zevk alırlar ama sosyopatlar acı çektirmekten, işkence etmekten zevk almazlar. Kısaca empati kuramayan insanlardır. Şunun gibi; bir insanın gözünü kaşıkla çıkarabilirler ama kendini karşısındakinin yerinde koyma yani empati duyguları zayıftır, hatta yoktur. Aslında yaptıkları kanun dışı şeylerden zevk almazlar.

Şimdi nereden geldik buraya? Sosyopatın en önemli özelliği empati kuramamasıdır. Burada sosyopat metaforunu kullanıcıları düşünmeden, onlara eziyet verecek, hayatlarını zorlaştıracak arayüzler tasarlamalarından ötürü ilişkilendirdim.

Mesela Garanti Bankası’nın şifre politikası buna çok güzel örnek teşkil ediyor. Şifre 6-8 karakter arasında olmalı, son 15 şifre ile aynı olmamalı. En az bir harf ve rakam içermeli. Bu konuya burada değinmiştim. Bu kurallar öyle köşeye sıkıştırıyor ki insanı, yeni şifre üretmek zorunda kalıyorsunuz. Bu yeni bir şifre olacağından sağa sola yazmakla güvenlik tersine daha da düşecektir. Tabi harf rakam kombinasyonunu zorlaması doğal ama bunu 6-8 karakter ile sınırlandırmak tam bir işkence.

Burada güvenlik ve kullanılabilirlik konusuna değinmiştim. Siz kullanıcılara 10 tane şifre belirlemelerini de zorunlu tutabilirsiniz. Ama bu kullanılabilirliği, kullanıcı deneyimini çöpe atar.

Sosyopat arayüz geliştiricilere geri dönersek, kendi kullanmayacağı için öyle arayüzler tasarlıyorlar ki, bazen inanmakta güçlük çekiyorum. Mesela takas ile ilgili bir İnternet hizmetinde ilan silmeyi arıyordum. Düşünebiliyor musunuz? Arıyordum. Şans eseri ilan düzenlemede silme ile ilgili bir link olduğunu gördüm. Bir ilanı silmek için düzenleme sayfasına girmek çoğumuzun mental modeline pek uymuyor zannedersem.

Arayüzleri, işlem adımlarını, güvenlik önlemlerini insanlar kullanacaklar. Bu kadar zulme gerek yok. 1920 x 1080 çözünürlükte kibrit kutusu kadar bir menüye rastladım mesela. Sanki ufak olması gereken bir kumanda kullanıyorum gibi hissettim.

İnternet kullanıcıları Google’a “www.facebook.com” yazıp aratan insanlar. Çünkü insanlar ne kadar yetenekli olduğunuzu, ne kadar estetik olduğunuzu pek önemsemiyor. Onların yapmak istedikleri siteye giriş amaçları. Zekice tasarlanmış menüler değil.

Üstelik yeni bir model getiriyorsanız bu diğerlerinden iyi olmalı ve kolay öğrenilmelidir. Eğer bunu başaramıyorsanız sık kullanılan İnternet hizmetlerini örnek alın. Bu taklit değil, kullanıcıların mevcut deneyimlerimden yararlanmak olur.

Fazlasını Oku

Para Kazanmak Kötü mü?

http://www.cancilar.net/2013/12/24/blog-okuyucu-sayisi/ yazımdan sonra, bana çok güzel eleştiriler geldi, bazen kötü eleştirilerde. Özgün olmaktan bahsetmişim, her şeyin para olmadığını söylemişim. Kişisel bir blog olduğunu söylemişim. Evet bunları söyledim ama bu benim vakıf kafası ile düşündüğüm anlamına gelmez.

Para

Bumerang Network’e dahilim. Gelen teklifleri de yayınlıyorum. Hem bana trafik sağlıyor, hem de para kazandırıyor. Problem şurada; ben para kazanırken etik dışı, kullanıcıyı rahatsız edici, kandırıcı şeyler yapmıyorum. Tabi ki yazılarımın olduğu bir bloga reklam da alabilirim. Ben zaten aksini iddia etmedim.

Önemli olan günlük 3$ kazanacağım diye siteyi adsense reklamlarına boğmadım. İnsanların yanlışlıkla tıklayacağı, içerik gibi gösterilmiş kandırmacalar yapmadım. Sağdan soldan link satın almadım. Yayınladığım her reklamın altında zaten bir reklam içeriği olduğu yazıyor. Ayrıca advetorial kategorisinde yayınlanıyor. Ben burada okuyucuya zulüm etmiyorum ki.

Hergün 950.000$ kazanan Candy Crush’a kimse bir şey demezken, benim reklam yayınlamam birkaç kişiyi rahatsız etmiş. Çünkü o yazım idealistti. Ama herkes gibi benim de para kazanmaya ihtiyacım var. Ben olaya “para kazanırım” gözlüğü ile bakmıyorum. Demek istediğim sadece bu. Çıkış noktam yararlı olacağını düşündüğüm yazılar yazmak. Bundan etik anlayışım çerçevesinde para kazanıyorsam, bunu da reddetmem.

Link satmıyorum, insanları kandırmıyorum veya içerik kopyalayıp yayınlamıyorum. Bu yüzden bir blog yazarı blogundan para da kazanmak ister. Çoğu zaman “bir teyze varmış nefesi kuvvetli” diye gidilen teyzeler bile bu işten para alırken, içerik üretip bundan para kazanmak bana çok doğal geliyor.

Kısaca : su yakmıyoruz ya 🙂

Fazlasını Oku

Blog Okuyucu Sayısı

Sizi Seviyorum

 

 

Bu bloga 1,5 senedir fikirlerimi, aklımdaki soruları, heyecan verici olduğunu düşündüğüm bilgileri yazıyorum. Sağdan soldan duyuyorum, r10’da satılık bloglar görüyorum. “Günlük 1000 tekilli blog satılık”. Benim de nereden baksanız 200 tane yazım var. Yazıların çoğu birden çok konunun birleşmesinden ortaya çıkıyor. Ben bu rakamlara ve kendi blogumun istatistiklerine bakıyorum. Oradan buradan kopyalanmış yazılar içeren bloglar günlük 1000 tekil ziyaretçi çekiyor. Neden benim blogum günlük ortalama 30 defa ziyaret ediliyor diye kendime soruyorum. SEO namına bir şey yapmadım, yapmam da zaten. Ben zaten elimdeki en değerli şeyimi sunmuşum.

Şimdi yazılarımın istatistiklerine baktım. 300 defa okunmuş, 100 defa, bazen 500 defa. Bu yerel gazetede yazan bir köşe yazarının istatistiğine yakın. Yoldan geçen 1000 kişi çok da önemli değil. Önemli olan yazılarımı okuyan insanlar var. Kim yolda 30 kişiyi çevirip bir yazı okutabilir? Hem de her gün.

Sonra günlük 30 tekil istatistiği çok memnun etti beni. 30 tekilin r10’da çok anlamı veya değeri olmayabilir ama ben 30 tekil ziyaretçimi çok önemsiyorum. Burada 30 insandan bahsediyoruz. Etli kemikli 30 insan. Benim düşüncelerimi günde 30 kişi okumaya geliyor. Aynı kişiler az olmakla beraber genelde farklı insanlar. Olaya adsense gözlüğüyle bakınca hiç anlamı yok ama burada tıklamadan çok daha değerli bir şey var. Beni dikkate alıp dinleyen 30 kişi var, bu insanlar genelde farklı kişiler ve her gün geliyorlar. Kim gerçek hayatında bu kadar geniş bir kitle ile fikirlerini paylaşabiliyor?

Sizi seviyorum 30 kişim.

Güncelleme : Yazıyı yazdığım gün 153 tekil kişi oldu. 🙂

Fazlasını Oku