Türkiye 103.sü İlk Soruda Elendi

Bu başlığı direkt Youtube’den aldım. Kenan ışığın sunduğu kim milyoner olmak ister yarışmasında ilk soruda elenen talihsiz Türkiye 103.sü kızın dramını anlatıyor. Videoyu aşağıdan izleyebilirsiniz, zaten çok kısa. Sonra üzerinde düşünelim.

“Bilgi” kolay elde edilen bir şey değil. Bilgiyi bu şekilde sınamak da yanlış. Zeka aramıyoruz, hepimiz biraz da olsa zekiyiz. Bu yarışmayı düşünün, 1 ay sonra siz yarışmaya katılacaksınız, ne okurdunuz? Ne izlerdiniz veya dinlerdiniz? Sanat tarihi mi? Türk edebiyatı mı? Yoksa ansiklopediyi rastgele açıp bölümler mi?

Yapacak hiçbir şey yok. Bu yarışma bilgi yarışması değil. Bu yarışmada şans olgusu çok önemli. Aynı tavla gibi. Satrançta ise böyle değildir. Kişi yenildiğinde yenilmiştir ve sorumluluk tamamen kendindedir. Ama son 5 yılda geçtiğimiz 100 yılda elde ettiğimizden daha fazla veri üretiyoruz. Verileri de anlamlandırıp bilgiye dönüştürüyoruz.

Tavla için “olasılık oyunu” derler. Kısmen doğru. Bir taşı en az kırılma olasılığı olan bölgeye oynatırız. Bazen taşı kırdırmak için bunu bilerek yaparız. Bu gibi olasılıkları düşündükten sonra, ki bu zaten “tavla oynamak” oluyor, geriye şans kalıyor. Mars olabilecekken atılan üst üste dört defa çift atıldığını gördüm. Biraz tavla bilgisi olan birinin şansı çok iyi oldu mu hiçbir usta onun karşısında duramaz. Belki onun şansını en az kayıpla defeder ya da kendi şansı döner de üstünlük kurmaya başlar.

Türkiye 103.sü ne demek? Öğrenci seçme sınavında (Artık kısaltması ne bilmiyorum) alınan puana göre yapılan bir sıralama. Ama bu başarı üniversiteye giriş için gereklidir. İnsanlar en verimli yıllarını garip garip şeyler öğrenmeye çalışarak harcıyor. İnşaat mühendisliğine puanınız tutuyor ama biraz da artıyor. İlla puanı sonuna kadar kullanmak için tıp okunur mu? Böyle bir meslek seçimi, hayatı devamını etkileyecek karar olmaz. Çok saçma gelmiyor mu sizin kulağınıza da. Herkes doktor olmak istiyor, herkes mühendis olmak istiyor.

Yapılan araştırmaya göre insanlar çalıştıklarında yetenekleri ile doğru orantılı seviyede iş yaparlarsa daha mutlu oluyorlar. Yanı başımızdaki sağlık ocağına gidiyorum, inanın 1 ay takılayım doktorun yanında, usta olurum, kalfa da değil. Gelenlerin %80’i ilaç yazdırıyor. Bilgisayardan listeden seçiliyor, sonra gidip eczaneden alıyoruz. Ekmek almak gibi. Biri mantar şikayetiyle mi geldi? 4 seçenek var, kombine de edilebilir. Travazol krem, medikal şampuan, antifungal(mantar tedavisi için) ilaç, sprey vesaire. Zaten sağlık ocağına insanlar çok basit hastalıklarla geliyorlar. Çünkü bazen hastanede bile teşhis koyamıyor uzman, o orada neyin teşhisini koyacak?

Soruda ne diyordu? “Çocuklar dibe daldığını kanıtlamak için genelde ne çıkarırlar?” deniz kabuğu, kum, ahtapot, yosun. Şimdi genelde diye bir soru olmaz. Bu insanların yaşadığı hayata, kendi alışkanlıklarına bağlıdır. Ben geçen denize gittiğimde dibe dalıp kabuklar çıkardım. Kum niye çıkarayım ki? İkisi de daldığımı ispat eder.

Bu yanlış cevap insanı aptal mı yapar? Hayır. Bilgisiz mi yapar? Hayır. Ya kralı gelsin benim teyze kızımın annesinin eltisi teyze kızımın neyi olur? Ya ne bileyim ben. Kayınço, bacanak biliyoruz da elti ile görümce, kaynata, kaynım anlam ifade etmiyor bana.

Sınavlar elemek içindir. Ama eleme ne derece başarılı orası ayrı bir soru. Ama siz oraya “ben Türkiye 103.süyüm” diye giderseniz beklentiler artar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İnsan mısınız? * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.