SEO SEO Her Yerde SEO

SEONe işe el atsak, hangi projeye başlasak direkt açılan konu; SEO. Hakkında bu kadar düşündükleri SEO yerine İnternet siteleriyle ilgilenseler, istatistikleri inceleseler, kampanyalar yapsalar, ne bileyim satış taktikleri geliştirseler çok daha başarılı olurlar.

Bir de hali hazırda var olan sitelerden “bize SEO desteği verir misin?” tarzında talepler geliyor. Zaten alışveriş sistemi yazılmış, bitmiş. Sen çıkagelip “300 TL vereyim beni sektörümdeki ürünlerde üst sıralara çıkar” diyorsan ben SEO desteği vermiyorum.

Ben siteyi arama motoru için yapmıyorum. Bu siteyi kullanacak insanlar için yapıyorum. Benim asıl odaklanmam gereken konu bu. Ben SEO konusunda “arama motoru dostu” site prensibini benimsedim. Yani zaten çoğu yerde söylenen temel kurallar İnternet sitenizin kalitesini artıracaktır.

Ama şu olabilir, “gel bizimle çalış, sektörümüzü öğren, site analizlerine bak, adwords kampanyaları düzenle, kelime analizlerimi yap” dersen reddetmem. Bu bir arama motoru tabanlı pazarlama işi olur. Zaten sitede amaçlanan neyse toptan bir şekilde ele alınmalıdır. Kodlar kontrol edilir, arama motorunu üzmeyecek düzenlemeler yapılır. Çok düşük maliyetli bir ürün mü ürettin? O zaman adwords yardımına koşar, karını edersin.

Benim deneyimlerim, canlı, yaşayan, sürekli geliştirilen bir İnternet sitesinin organik olarak arama motoru trafiği çekeceği yönünde kanı oluşturdu. Mesela http://namaztakip.com Dün 110 tekil girmiş. %80 trafik de arama motorlarından. Bounce (hemen çıkma) oranı da %35 gibi iyi seviyelerde. Ben bu site için hiçbir sözde SEO taktiği uygulamadım, artı olarak enerjimi bu yönde harcamadım.

Herkes SEOcu herkes ilk sıralara yükseltiyor, peki bu altta kalan siteler neden bu hizmeti almıyorlar? Sen “tahta oyuncak” aramasında birinci sırayı garanti ediyorsan ahmaklık ediyorsun. Tahta oyuncak üreten bir firma ile anlaş ve bir elektronik ticaret sitesi kur. Buradan satış yap. Ne de olsa birinci sırayı garanti edebiliyorsun. Eğer böyle değerli bir fırsatı gidip 500 TL’ye başka bir firmaya veriyorsan yanlış yapıyorsun.

Kim simit satılan yerleri iyi bilir de buralarda simit satmak varken gidip 20 TL’ye başka simitçilere bu yeri söyler? Neyi neyle satın almaya çalışıyoruz. SEO konusunun açılması bile hoşuma gitmiyor. Artık optimizasyon falan yok. Arama motorlarını kandırma var. 50 tane tumblr postu satın almak ne kadar etik?

Projenizle, işinizle ilgilenin.

Fazlasını Oku

Blog Tanıtımları : Güray Süerdem

Güray Süerdem blogunu ağırlıkla php ve mysql üzerine odaklamış. Tabi diğer teknoloji ve bilişim konularında da hatırı sayılır yazısı var. Tasarımında bir sorun göremiyorum, php tonları tercih etmiş kendisi.

Php dersleri başlangıç/orta seviyede öğrenenlere hitap edecek cinsten. Yalnız son yazılar 2007 – 2010 yılları arasında yazılmış. Yeni yazılanlar ise haber niteliğinde. İçeriği güncel tutmasını ve bloga gerekli ilgiyi göstermesini tavsiye ederim.

Takip edilir mi? Bu durumuyla değil. İçerik güncel değil, dersler demode kalmış 2008-2010 yıllarında yazıldıklarından.

Blog Adresi:
http://www.guraysuerdem.com/

 

guray_suerdem

Fazlasını Oku

Seo Hocası ve Yanlış Anlaşılmalar

SEO ile ilgilenenler bilirler. http://seohocasi.com sitesi vardır. SEO ile ilgili içerik ve SEO satarlar evet SEO satarlar.

http://www.seohocasi.com/seo-fiyatlari/

SEO fiyatları verilmiş linkte. Neyse o konulara hiç değinmeyeceğim. Ücretsiz SEO analizi bölümünden ben de sitemi analiz ettirdim. Bana hata ve doğrularımı gösterdi. Aslında bana bir makale konusu yarattı desek daha doğru olur.

En absürt olanını söyleyeyim, diğerlerini siz incelersiniz. Aşağıda sitemdeki bir SEO hatası görünüyor;

Tablo Hatası

Ne demek bu şimdi? Table etiketi kötü çocuk mu oldu şimdi? Senelerce sayfa inşasında standart dışı kullandınız, şimdi de table etiketini SEO için olumsuz görüyorsunuz.

Hayır arkadaşım table etiketi diğer etiketler gibidir. Yalnız bir şartla; tablo biçimindeki verileri sunmak için. Eğer site inşasında kullanıyorsanız yukarıdaki uyarı doğru olabilir. Gerçi Google doğal olarak sizin tablo etiketini ne amaçla kullandığınızı anlamakla vakit kaybetmez. Ama siteniz standartların dışında, çok daha fazla kod içeren, değiştirilmesi zor bir yapıya bürünür.

Bir de h(x) etiketi ile ilgili yorum yapılmış o yorum da burada;

heading_error

 

İlk madde doğru sayfada bir adet h1 tagı olmalıdır. Sayfanın ana içeriğini belirtir bu tag. Eğer farklı içerikler de varsa h2, h3, h4… diye gidersiniz. Ama maksimum 4 adet h2, 4 adet de h3 etiketi olmalıdır bilgisi yanlış. Bu sayılar içeriğe göre değişir. Ne yani sayfanızda 5 adet makale başlığı varsa 5. başlığa başka etiket mi kullanacaksınız. Bu etiketler önem sırasına göre ters orantılı numaralandırılmıştır. h1 en önemli h2, h3, h4 sırayla görece daha az önemli olan içerikleri işaretler. Bu tamamen site içeriğine bağlıdır.

Google bot için site yapmıyoruz değil mi!!

Fazlasını Oku

Telif Hakları İlerlemeyi Önlüyor mu?

ygslys_134830391751Telif hakları çok karmaşık bir konu. Çeşitli disiplinler tarafından incelendiğinde farklı yorumlanabiliyor. Teknoloji ile telif hakları da eskiye oranla çok çok arttı. Mesela 90lar’da kasetlerin kopyaları kaydedilirdi,radyoda çalan şarkılar kasetlere kaydedilirdi. Şimdi de uygulanan kitapların fotokopilerinin çekilmesi de bunlar arasında.

İnternet büyüdükçe, bağlantı hızları yükseldikçe, içerik çoğaldıkça telif hakları daha çok ihlal edilmeye başladı. Bir filmin daha Türkiye’de vizyona girmeden alt yazılı versiyonunu izleyebiliyoruz. Bağlantı hızları da oldukça arttı. Komple bir ÖSS eğitim setini torrent kullanarak bilgisayarınıza indirebilirsiniz. Hatta filmler için indirmeye bile gerek yok, direkt izleyebileceğiniz siteler dolu. Digitürk gibi maç yayınlamak için bolca para döken şirketlerin şifreli kanallarını İnternet üzerinden izleyebiliyoruz. (Biraz konforsuz olsa da).

Kullandığımız programlar, işletim sistemi lisanssız. Zaten mobil uygulama ekosistemi çıkmasa Türkiye’de yazılım satmak akıl işi değildi. Şimdi bir oyun programlayıp 1$’dan satabilir ve gelir elde edebilirsiniz.

İnternet sektöründe en çok dikkat edilen hususlardan biri de içerik, görsel, video gibi medyaların kopyalanması, yayınlanması ya da değiştirilerek yayınlanması sorunu. Tabi bilgisayarındaki tüm programlar lisanssız iken blogundan yazı çalınmasını eleştirmek de biraz ironik.

Mesela bir site haber kısmında Nokia’nın yeni telefonunu tanıtıyor ve ben onun yazısını kopyalayıp siteme ekliyorum. Site sahibi rahatsız oluyor, şikayet ediyor, dava açıyor vs.. Aslında şöyle bir durum var bu haberin yayınlanması kimsenin tekelinde değildir, bir haberdir sonuçta. Bunu direkt kopyaladığınızda dava açılabilir, ceza alabilirsiniz. Ama haberi alıp orijinalinden de katkı alarak yeniden yazarsanız ne olur? Cümleler aynı değil, görseli ve başlığı da değiştirdim. Bu durumda ne olacak? Burada telif hakkı ihlali yoktur. Haberi senden okuyorum, bazı fikirler ediniyorum, sonra kendi fikirlerime göre eklemeler yapıp farklı görselle yayınlıyorum. Ya da basına sunulmuş resmi bir bülten varsa görseli de değiştirmeliyim.

Burada telif hakkı ihlalinden kaçınma yöntemi hoşunuza gitti mi? Sadece benim 2dk daha fazla zamanımı harcadı. Peki bu blog sahibi benim bu 2dk’lık emeğimden bir şey kazandı mı? Hayır. Burada bir emek kaybı var. Bunu emek sahibi bilse de.

Fiziksel mallar tekrar kullanılamaz. Yani bir telefonu alıp çoğaltamazsınız. Aynı anda bir kişi kullanabilir. Doğal olarak bir peyniri bir kişi yiyebilir. O peynir tekrar geri dönüşüm yapılıp başkası tarafından yenemez. Fayda alınır ve biter. Oysa bir müziği milyarlarca insan aynı anda dinleyebilir, kopyalayabilir. Bir film de aynı şekilde. Tüm insanlar 10 ar kere izleyebilir.

Buraya kadar her şey çok güzel. Müzikler, filmler ücretsiz olsun, herkes izlesin, herkes dinlesin. Peki müzik şirketi taş mı yiyecek? Bir yazılım ücretsiz dağıtılsın ama yazılım şirketi programcılarına gerekli ücreti nasıl ödeyecek? Bu nedenle telif hakları kanunlar tarafından koruma altına alınmıştır.

Richard StallmanRichard Stallman GNU fikri ile ortaya çıkıp Unix benzeri bir işletim sistemi yapmak ve tüm kodların açık olduğu bir felsefeyi desteklemiştir. Neden bir yazılım kullanıcılar tarafından ücretsiz kullanılmasın ya da neden bir geliştirici programın gelişimine katkıda bulunmasın mantığı güdülmüştür. Aslında GNU projesi kapalı kaynak kod kullanan yazılımların açık kaynak kod programları kendi programlarına ücretsiz dahil etmesi ve sonucunda gelir elde etmesini engelleme amacı ile kurulmuştur. Yani biri bir yazılım üretiyor, ben bu yazılımı alıp çeşitli değişiklikler yaparak kodlarını kapatıyorum ve satışa sunuyorum. Ama benim yaptığım katkılar ticari oluyor ve yazılımın gelişmesi önünde bir engel olarak duruyor.

GNU Özgür Belgeleme Lisansı’da buna benzer şekilde bir kullanım kılavuzu, kitap, metin veya döküman’ın özgürce dağıtılabileceğine ilişkin bir lisanstır. Giriş metni şöyledir;

Copyright (C) 2000,2001,2002 Free Software Foundation, Inc. 59 Temple Place, Suite 330, Boston, MA 02111-1307 USA Bu lisans belgesi, harfi harfine aynı olmak koşuluyla herkes tarafından kopyalanabilir, çoğaltılabilir ve dağıtılabilir, fakat değiştirilemez.
 

Bakın ne diyor? Kopyala, çoğalt, dağıt ama değiştirme. Değiştirilip çoğaltılamaz veya yayınlanamaz. Bu da bir belgeyi bir kişinin ticari amaçla kullanmak için alıp değiştirmesi ve sonradan yayılmaması içindir.

Ben bu yazıyı bir cevabım olduğu için yazmadım, aksine kafamdaki soruların oluşma nedenlerini yazıya döktüm. Bir müzisyen CD satmak yerine konserlerden para kazanamaz mı? Veya bir yazılım şirketi teknik destekten gelir elde edemez mi? Edebilir. Ama bu konu iktisadın en temellerine iniyor. Özel mülkiyetten başlamak en iyisi.

 

Fazlasını Oku

Blog Tanıtımları : Burgaz Türk

Teknoloji bloglarına göz atarken es geçilemeyecek bir blog ile karşılaştım; Burgaz Türk. Öncelikle tasarımı etkiledi beni. Gayet hoş, canlı ve kullanıcı dostu bir tasarımı var. Bundan sonra dikkatimi çeken ilk şey içerik oldu. İçerik gerçekten güncel.

11 Ekim 2011’de yayın hayatına başlayan blog bugün 14 kategoride 593 makale içeriyor. Bu makalelere de 174 adet yorum yazılmış. Aktif bir blog, güncel teknolojiyi takip etmek için uygun bir yer. Ayrıca makale görsellerini de aynı biçime oturtarak tasarımda bütünlük sağlamışlar. Emeği geçen herkesi tebrik ediyorum.

Yazıların büyük kısmı Anıl Güzel tarafından kaleme alınmış. Yazar çeşitliliğini artırarak içeriği zenginleştirebilir. Ayrıca kategoriler de daha derinleştirilebilir.

Unutmadan blog Adresi  : http://burgazturk.com/

 

burgazturk

 

Fazlasını Oku

KOSGEB Eleştirisi Özürü


Bundan 1,5 ay kadar önce “Girişimcilik Engel Tanımaz” porjesi toplantısına katılmış ve veryansın etmiştim. İlgili yazı burada; http://www.cancilar.net/2013/06/06/girisimcilik-engel-tanimaz-fiyaskosu/

Burada eleştirdiğim ilk şey “Yeni Girişimci Desteği” programının adı değişip “Girişimcilik Engel Tanımaz” adıyla sunulmasıydı. Bu konuda hala aynı görüşteyim. Verdiğiniz 2-3 aylık girişimcilik eğitiminde engelli girişimciler için sınıf hazırlamak bunu farklı bir program yapmaz.

Eleştirdiğim ikinci konu ise ilk sermaye desteğinin olmamasıydı. Yani siz ilk önce 20-25 bin TL arası bir sermaye koyuyor ve harcıyorsunuz, başvurunuz kabul edilirse devlet bu harcamaların %70’ini size geri ödüyor.

Ben de “bu nasıl iş? Engelli girişimcilik dediniz hiçbir ön maddi destek vermiyorsunuz” dedim. Bu konuda okumalar yaptıktan sonra düşüncelerim değişti diyebilirim. Girişimcilikte en önemli unsur risk almak ve bunu yönetebilmektir. Yoksa devlet cebimize 30.000 TL versin, bir şeyler yaparız anlayışı yanlış. Bu girişimciliğin ruhuna ters. Bir şeyleri riske etmeden girişimci olamazsınız.

Bu nedenle yukarıdaki yazdığım ön ödeme yapılması gerektiği eleştirisini geri alıyorum. Ama yine ekleyeyim, özellikle engelli girişimciler için girişimcilik eğitimi, projeyi yaratma ve koçluk desteği verilebilirdi. Sonunda konusunda bilgili, iş planını, risk yönetimini iyi yapabilecek kişilere 3.000 TL – 5.000 TL gibi bir yeni girişim desteği verilebilir. Engelli olmayan girişimciler için de bu geçerli. Yani tarafsız ve uzman hakemler olsun, koçluk etsinler, iş planı hazırlansın, bu bir kurula sunulsun. Gerekirse mülakata alınıp kişi de değerlendirilsin. İş yapabilecek kişileri kaçırmamamız lazım.

Sonuç olarak; herkesin eline 30.000 TL verip “gidin iş kurun” diye bir uygulama söz konusu olamaz. Bu girişimciliğin ruhuna ters bir olaydır.

KosgebTr

Özür dilerim.

 

Fazlasını Oku

Namaz Vakitleri XML Servisi

Bu günlerde bir projem için namaz vakitlerine ihtiyaç duydum. Bekledim ki diyanet bir XML servisi sunar diye ama beyhude, sadece garip bir sorgulama sayfasına ulaştım. Daha sonra http://namaz.web.tr sitesine denk geldim.

Burada sitene ekle bölümünde geliştiriciler için apiler olduğunu gördüm. Verdiğiniz tarihteki tüm illerin namaz vakitlerini, belli bir ilin namaz vaktini, herhangi bir ilin 1 aylık namaz vakitlerini sunuyor. Öncelikle size kayıtlı şehirleri veren bir xml çıktısı veriyor, sonra siz bu illerden istediklerinizi programlama ile veritabanına kaydedebilir veya direkt gösterebilirsiniz. Ben de bunla ilgili ufak bir kod yazdım. Öncelikle şehirleri çekiyor ve şehirler içinde dönüyor her şehir için 1 aylık namaz vakitlerini veritabanına yazıyor.

Düzeltme : Derken benim kodum iptal oldu. Yorumlarda Erdem arkadaşın sitesine link var. Oradan gerekli bilgileri çekebilirsiniz.

Murat Karagöz arkadaşınyorumladığı gibi aşağıdaki şekilde URL’i çağırıp XML’i edinebilirsiniz.
http://www.belediyeyazilim.com/WS/vakithes_namazsonuc_xml.asp?sehirler=ANKARA&ulk=TURKIYE

Fazlasını Oku

Blog Tanıtımları : Yusuf Koç

Blog tanıtımlarına başlayayım dedim. Bir iki sene önce rastlamıştım bloguna Yusuf Koç’un. O zaman daha çok PHP ağırlıklı idi. Özellikle OOP Design Patternleri anlamama yardımcı olmuştu.

Şimdi yazı vesilesi ile tekrar baktığımda PHP’nin yanına linux, mysql gibi konu başlıkları eklediğini gördüm. Yalnız blog yazmada daha istekli olmasını isterdim. Eminim ki ilk gördüğüm zamandan beri ne kadar yeni şeyler öğrenmiştir ama bunları bloga çok fazla yansıtmamış 🙂

http://ysfkc.com adresinden bloga ulaşabilirsiniz. Özellikle PHP, Mysql, Linux konularında yararlı makaleler bulunuyor. Sonuçta PHP ile OOP tasarım desenlerini işleyen çok bloga rast gelmedim.

Kendisine başarılar dilerim.

Yusuf Koç

 

Fazlasını Oku

Site Tanıtımı, Blog Tanıtımı

imagesMerhabalar, blogunuz yeterli ilgiyi görmüyor mu? Hiç dışarıdan bağlantı alamıyor musunuz? Heh işte, g.cancilar@gmail.com adresinde “Site Tanıtımı” konusu ile sitenizi yazın. Hem kullanılabilirlik, kullanıcı deneyimi, içerik politikası, tasarım gibi yönlerden elimden geldiğince düşüncelerimi söyleyeyim, hem de sitenizin tanıtımı olsun. Kopya içerik, tamamen Adsense odaklı siteler hariç, büyük ya da küçük fark etmez, her türlü site için bunu yapacağım. Epostalarınızı bekliyorum. Bi selamı da çok görmeyin 🙂

g.cancilar@gmail.com

Fazlasını Oku

İnternet Kullanıcısına Saygı

Belki blogunuz binlerce kişi tarafından ziyaret ediliyordur. Ya da haber sitenize günlük 10.000 tekil ziyaretçi giriyordur. Ama şunu unutmamak gerekiyor ki hepsi sizin gibi, benim gibi birer insan.

Bu yazıyı yazmamın sebebi şu video gösteriminden önceki anketler. Belki kapatıp geçme yolu vardır ama ben hiç öyle bir şey göremedim, işin mutfağından biri olarak. Siz yolda giderken birini tutup direkt anket sorularını sormaya başlayabilir misiniz? Hayır. Önce izin Respectister, açıklama yapar, kabul ederse ankete başlarsınız. Anket bitiminde de teşekkür eder ve uğurlarsınız. Bir video izleyeceğim pat “cinsiyetiniz erkek/kadın?”, “hangi takımlısın?”. Dikkat edin ben siteye üye olmuyorum, sadece video izleyeceğim. Bu taktikleri bende ters tepiyor. Aksine tercihim neyse tersini seçiyorum. Cinsiyet sorarsa  “kadın” işaretliyorum. Takım sorarsa Fenerbahçe’yi seçiyorum. Bana yapılan zulme karşı ben de tepkimi bu şekilde gösteriyorum. Hatta çıkasım geliyor o siteden bir daha girmemek üzere.

Bu güruh muamelesi yaptığınız insanlar birer birey ve her insan gibi saygıyı hak ediyorlar. Bu yalakalık falan değil. Hem insanlara meta satarak para kazanıyorsunuz, aynı şekilde saygıyı da insanlardan esirgememelisiniz.

Bu Türkiye’ye özgü bir şey değil tabi ki. Oyun zannedip tıklanan flash reklamar. “iphone Kazandınız, tıklayın telefonunuzu alın” tarzında reklamlar. Cep telefonlarının taklit modellerini “büyük indirim” diyerek satmak. Bunların hepsi İnternet’e olan güveni zedeliyor. Mesela dayım iphone’u için kredi kartı bilgisi girmeye çekiniyor. Düşünün dünyanın en değerli şirketi bu, güvenli ve şeffaftır. Ama o kadar kandırmaya, para koparmaya çalışırsanız bu tepki çok doğal.

Mesela sitenize günlük 10.000 tekil ziyaretçi geliyor. “Abi hemen adsense koyalım günlük şu kadar sayfa gösterimiyle iyi para yaparız” diye düşünülür. Evet gelir getirir. Ama bir süre sonra bu yetmez, reklamların içerik ile ayrılması zorlaştırılır. Yani tırnakçılık, başka bir şey değil. Kullanıcı istemsiz reklamdan dolayı gittiği siteden memnun değil, o reklamı veren firma geri dönüş oranının düşüklüğünden şikayetçi, Google’da memnun reklam veren kaybedebilir. Sadece siz 100$ daha fazla kazanırsınız.

Kullanıcılarınızı izleyin, ne arayıp geliyorlar sitenize, hangi içerik/uygulama ilgilerini çekiyor analiz edin. İnsanlardan fuara giriş ücreti almak yerine lunaparakda daha fazla para harcatın. Ama bu harcamadan hem ziyaretçi eğlensin/memnun kalsın, hem de siz memnun olun. Kulağa hoş gelmiyor mu?

Fazlasını Oku

Bence Hatalı, Sizce?

arena-tr sitesinden torrent ararken bu deneyimi yaşadım. Basit ve anlatılması zor olmayan bir problem. Problem kısa şöyle özetlenebilir; torrent arıyorum ama gelen sayfa arama yaptığım sayfanın aynısı ya da benim dikkatimden kaçacak kadar farklı değiller. Yani arama sonucunun geldiğini, arama yapıldı mı, varsa sonuçlar nerede göremiyorum. Bunun için scroll etmem gerekiyor. Arama Sayfası;

aramadan_once

Bu arada monitörüm 23 inc ve 1920 x 1980 çözünürlüğünde. Yani sayfa uzunluğu yeterli bir monitör kullanıyorum. Bir dizüstü veya tablet bilgisayar değil. Bu masum sayfadan arama yapacağım. Arayacağım şey de “Karayip Korsanları”. İfadeyi yazıyor ve arama butonuna basıyorum. Karşıma çıkan sayfa şu;

aramadan_sonra

Arama yaptığım sayfaya benzer bir sayfa. Zaten aramaya basar basmaz belirdi. Aynı sayfayı yenilemiş gibi oldum. Sadece aram kutucuğu kısmında yazdığım ifade var ki onu da bu yazıyı hazırlarken fark ettim. Ben arama yapılamadığını düşündüm ilk anda. Tekrar aradım yine aynı, sonra sayfayı scroll ettim ve karşıma şu görüntü çıktı;

sonuclar

 

Meğersem biraz scroll etmek her şeyi çözecekmiş. Bunu bir netbook’da düşünün; kullanıcı arama yaptıktan sonra sağlam bir scroll yapacak ki sonuçlara ulaşabilsin. Benim açımdan kullanışlı değil. Arama sonrasında sayfa, arama sonuçlarını da gösterecek şekilde auto-scroll edilebilirdi.

Basit, küçük ama önemli şeyler. Yeni davet ettiğiniz bir kişinin hiç sonuç bulamadığını düşünüp siteden bir daha girmemek üzere çıkmasına neden olabilir mesela. Bunu istemeyiz değil mi?

Fazlasını Oku

İlerleyen Teknoloji Emeğin Yerini Alabilir mi?

il_fullxfull.326427417Bu konu belki son 20-30 sene önce tartışılmaya başlandı. Programlanabilir endüstriyel makineler,  üretim bantlarında emeğin işini gören robotlar. Artık bugün bunlar hayal değil. Hatta yaygınlaştı bile diyebiliriz. Yapısı gereği insandan daha az hata yapma eğiliminde ve uzun dönemde daha ucuzdurlar. Sosyal hakları yoktur, biri bozulursa ailesine tazminat ödenmez vs..

Peki bu makineleşme ya da üretim robotları emeğin yerini alabilir mi? Yerini almasından önce şu konuya değinelim; artık insanların “şu kutuyu şuradan al oraya koy” gibi basit işleri yapmamaları gerekiyor. Google son 2-3 senede sürücüsüz arabaları deniyor ve son veriler umut verici. Kaza yapmadan alınan kilometrelerce yol.

Peki bu kutuları istifleyen insan emeği ne olacak? Bunun en açık tabiri; teknolojik işsizliktir. Teknolojik işsizlik, gelişen teknoloji ile üretimin makineler tarafından yapılması ile doğan işsizliktir. İnsan üretime katkıda bulunarak değer yaratır ve bunun karşılığında belli bir ücret alır. Bu ücretle yine üretilmiş başka değerleri tüketir.

Her şeyin özünde şu vardır; eğer metayı satacak bir toplum kesimi yoksa üretimin de anlamı yoktur. Altında çalışan hiç eleman olmayan bir yöneticilik gibi. Yönetici yönetebileceği insanlara ihtiyaç duyar. Futbol karşılaşmaları da seyirciye muhtaçtır, yoksa çıkıp oyun oynamanın bir anlamı yoktur.

Teknolojinin çok fazla ilerlediğini ve üretimde insanın neredeyse yer almadığı bir model öngörürsek işsiz milyonlarca kişi olacaktır. Peki bu işsizlik ve ücret ödemeden yoksun insanlar çoğaldıkça üretilen meta kime satılacaktır? Diğer meta üretenlere. Yani üreticiler arasında yaşanan bir alışveriş ortamı. Bir de henüz insan emeğinin yerini makinelerin alamadığı iş kollarında çalışan insanlar.

Hasta, sakat olmadıktan sonra iş görmeyen ve tüketim yapması zorunlu olan insanlar her ekonomi için kayıp, doğal kaynaklar için kazançtır. Eğer üretim tamamen makineleşirse bütün doğal kaynaklar sermayedar, yani üretim araçlarını eline bulunduran kişiler tarafından üretilecektir. Bu da yüksek işsizlik oranları ve insanların bir nevi köleleştiği bir ortamı hazırlayacaktır.

Böyle bir durumda toplum bir patlama eşiğine gelecek ve üretim tesisleri sermaye sahiplerinden devlete geçecektir. (devrim). İşte kanaatimce komünal yaşama giden en belirgin yol budur. Hali hazırda emeğe yaşamaları ve çocuk yapıp ileride çalışacak işçiler yetiştirmesi için verilen ücret de ödenmeyecektir. Kapitalizm ile biriken ve birleşerek büyüyen sermaye kontrolden çıkıp devlet rolünü üstlenebilir hale gelebilecektir.

Teknolojinin gelişeceğine şüphe yok ama komünal yaşama doğru giden en etkin yol teknoloji ve üretimde robotlaşmadır.

Fazlasını Oku

Elemanonline’da Son Durum

elemanonlineEski adıyla elemanonline.com olarak hizmet eden elemanonline önceden öngördüğüm gibi ortakları arasında bir anlaşmazlık yaşamış. Elemanonline.com yayında değil. elemanonline.net yayında fakat yeni ücretli sisteme geçmiş. Bizim bildiğimiz, tanıdığımız elamanonline ise elemanonline.com.tr olarak yayın hayatına devam edecekmiş. Yani ücretsiz ilan verebiliyoruz.

elemanonline.net yeni mavi ağırlıklı tasarımı ile yayında. elemanonline.com.tr ise eski kırmızı teması ile yayın hayatına devem ediyor.

Bu ortaklar arası kriz hiç de iyi yönetilemedi. Bu alan adı değişiklikleri, ücret politikaları son kullanıcılar ve firmalar açısından zor benimsenecektir. İyi bir bilgilendirme çalışması gerektiği kanısındayım.

Her zaman girdiğimiz elemanonline.com adresi ise yanıt vermiyor. Yani ortada kalmış, paylaşılamamış gibi. En azından bu domain’de anlaşıp siteler hakkında değişim bilgileri verilebilirdi. Çok yanlış yapıldı ama umarım sürecin devamı daha iyi yönetilir.

Fazlasını Oku

Yeni Internet Explorer 10 bu sefer olmuş!

Explorer yeni sürümünün eskisiyle alakası olmadığını, geçmişten dersler alarak bambaşka bir tarayıcı yarattıkları tüm dünyaya söylüyor. Deneyen biri olarak, ben de karşılaştığım sonuca şaşırdım diyebilirim. Explorer 10, eski versiyonlarına göre, %20’lik bir performans artışı sunarken, HTML5 ve CSS3 gibi yeni web teknolojilerinde ise %60 a varan performans artışı sunuyor.

Tabletler için de Explorer 10 en iyi seçim gibi duruyor. Dokunmak için özel tasarlanmış olmasının yanı sıra, optimize edilmiş kodlar ve dolayısıyla daha düşük GPU kullanımı sayesinde de enerji tasarrufu sağlıyor. Böylece internete mobil cihazlarından giren kullanıcıların en büyük derdi olan şarj sorununu bir nebze çözüyor.

Internet Explorer, yaşadığı değişimi yine kendinden beklenmeyecek bir şekilde anlatmayı tercih etmiş. Internet Explorer 10, eski versiyonlarını en az bizim kadar sevmiyor. Bu durumu da ”www.explorerdegisinceben.com” adlı blog’ta anlatıyor. Birçok esprili ve komik içerik arasından benim dikkatimi Çelik’in yer aldığı Vine videosu çekti. Sitede en az bu video kadar pek çok keyifli görseller ve videolar bulunuyor.

Sitede vakit geçiren ziyaretçilerin çoğu, bilgisayarına yeniden Explorer yüklüyormuş. Pek çok farklı görüş olsa da Internet Explorer 10’u deneyenler bir konuda aynı fikirde; Internet Explorer bu sefer olmuş!

www.explorerdegisinceben.com

Bir bumads advertorial içeriğidir.

Fazlasını Oku