Kocaeli’de Web Tasarım

Bu ilden ile değişen bir şey değil ama her işte olduğu gibi ilin kültürü de işte değişimlere yol açabiliyor. Benim Kocaeli’de gözlemlediğim 3 grup var.

  • Profesyonel Takılan Firmalar
  • İyi İş Yapıyoruz Firmaları
  • Öğrenci İşi

Profesyonel takılan firmaların en önemli özelliği ücretlerinin yüksek olmasıdır. Ama verdiğiniz paranın karşılığını alabiliyor musunuz, orasını bilemem. Bunlar sözleşme usulü çalışırlar. Diğer bu işi yapanları parazit olarak görürler. 100 TL’ye İnternet Sitesi yapanlardan nefret ederler ve derler ki; “piyasayı düşürüyorlar”.

Evet serbest piyasa ekonomisinde iş yapıyoruz. O adamın 100 TL ücretle verdiği hizmeti 5.000 TL alıp 400 TL’lik iş yapmak da düşündürücüdür. Benim bir halı yıkama tesisim var diyelim. Bir İnternet sitesinden benim beklediğim şunlardır;

  • İnternet’de var olma.
  • Yeni müşteriler edinme.
  • Eski müşterilere sadakat programları uygulama.
  • Firmamın tanıtımı

Peki bu beklediklerimi yerine getiren 2 İnternet Sitesi fiyat teklifi var diyelim. Biri 100 TL, Joomla ile yapılacak. Diğeri 2.000 TL sıfırdan kontrol paneliyle yazılacak. Burada bir dakika düşünmeye davet ediyorum. Burada birkaç seçenek var;

  1. 100 TL’lik site baştan savma olacak.
  2. 2.000 TL’lik site güzel olacak.
  3. 100 TL’lik site ile 2.000 TL’lik site arasında pek bir fark olmayacak.
  4. Ya da 2.000 TL’lik site çok kötü olacak.

Bence sorun şu; siz 2.000 TL edecek İnternet siteleri yapmıyorsunuz, sonra 200 TL’ye yapana piyasayı düşürüyor diyorsunuz. Web sitesini bırakıp gidiyorsunuz. Reklam kampanyaları, arama motoru optimizasyonu, adsense, adwords konularında hiç bir şey yapmıyorsunuz. Sitenin istatistiklerini bile incelemiyorsunuz. Allah aşkına joomla ile yapılamayacak ne yapıyorsunuz da bu parayı istiyorsunuz.

“Bizim yazılımımız özel, hazır paket değil”. Bu da çok saçma bir söz. Hali hazırda sitemin paket yazılım veya özel yazılım olması benim işimi etkiler mi? Aktivite bazlı tasarım bunu söyler. Kullanıcı doğru şekilde güdüleniyorsa, işlemini sorunsuz yapıyorsa burada altyapı çok önemli değildir.

“Joomla virüs yer”. Evet yer, çünkü çoook geniş bir kullanım alanı var. Nasıl windows çok kullanıldığı için virüs yağmurundaysa, Joomla’da o şekildedir. Ama orta seviye bir programcı, sayısı binlere varan geliştiriciler tarafından programlanan bir yazılımdan daha fazla mı güvenlik sağlayacak?

Artık İnternet Sitesi Tasarımı değil “İnternet Hizmeti” verme zamanıdır. Bir site yapılıp köşeye çekilinmez. İstatistikleri incelenir, ziyaretçi sayısı artırılmaya çalışılır, gereksiz bölümler çıkarılır, bazı bölümler daha kolay hale getirilir vs.. ve onlarcası…

Oradan buradan bulunan .psd dosyaları ve texture resimleri ile tasarım yapınca bu onu güzel yapmıyor. Çünkü güzelliğin ölçütü yok gibidir. Bir müziğe”bu güzeldir, şüphe yok” diyemezsiniz. Beğenmeyenler illa ki çıkacaktır. Bu yüzden göreceli bir kavram ile uğraşmak  yerine erişilebilir, kullanılabilir, kullanıcı deneyimini ve ilgili firmanın faydalarını gözeten web siteleri yapın.

Fazlasını Oku

BilgeAdam Programcısı Ataleti

Bilgeadam programcıları diye bir kitle var ülkemizde. Genelde Microsoft teknolojileri tekel durumdadır kurslarda. Yazılım mühendisliği diye kurs var, bitiren ben yazılım mühendisiyim diyor. Yahu gidip tabloyu vertabanına bağladın, 2 metin kutusu koydun oradaki girişlere göre işlem yaptın.

Bunu hep söylerim; kurslar aptallar içindir. Eğer öğrenmeyi öğrenememişseniz hiçbir kurs sizi uzman, mühendis yapamaz. Ama planlı bir öğrenime girmek, meslektaş insanlarla tanışmak ve en önemlisi motive etmesi yüzünden tercih edilebilir.

Ben böyle adamlar tanıdım. C# öğrenmiş, 1 yıl geçmiş üstünden ve bir harf daha koymamış üstüne. Bu kadar basit bir iş değil ne yazık ki. Gerçek hayatta kurstaki gibi istekler gelmeyecek. Programlama dili bilmeniz bile yetmeyecek, grafik programı kullanmak CSS, HTML yazmak durumda da kalabilirsiniz çoğu zaman.

Microsoft bu işi de kolay hale getirmeye çalışıyor. Visual Studio mükemmel bir ide. Ama sadece formlar yaratıp, bunlara veri taşımakla hiçbir şey ortaya çıkmaz.

Yani keşke öyle olsaydı. 1 sene eğitim görüp her şeyi yapabilseydik. Ama yazılım geliştirme büyük ve zor bir disiplin. Sürekli öğrenme şart.

Fazlasını Oku

Gorilla Glass Teknolojisi

Gorilla Glass, çeşitli cihazların ekranlarında kullanılan bir teknoloji. İsminin çağrıştırdığı üzere sağlam, çizilmez ekranlar sağlıyor. Tabi bu hiç çizilmez demek değil. İlla çizikler olacaktır. Benim HTC One S’im Gorilla Glass teknolojisini kullanıyor. Ama ben ilk zamanlarda mat bir ekran koruyucu takmıştım. Ekranımın o kadar da net olmadığını düşünüyordum. Mat koruyucuyu çıkardıktan sonra netliğe inanamadım ve İnternet’de ufak bir araştırma yaptım.

Gorilla Glass ekranlar sağlam oluyorlar, çizilmeye dayanıklı oluyorlar. Ama bu hiç çizilmeyecekleri anlamına gelmiyor. Bunun dışında koruyucu filmler güneş ışığı altında daha iyi görüntü sağlamaya yardım edebiliyorlar. Yabancı bir forumda bir kullanıcı “Zaten topu topu 2 sene kullanacağım, neden konforunu sonuna kadar kullanmayayım” demiş. Hak verdim. Özellikte mat filmler görüntü kalitesini inanılmaz düşürüyor. Ayrıca safi ekran  daha iyi tepki veriyor ve cam hissi çok güzel.

İpadim’de de koruyucu film var. Acaba onu da çıkarsam mı diye araştıracağım şimdi. Eğer Gorilla Glass ekran ise onu da çıkartırım.

Gorilla Glass candır.

Fazlasını Oku

Benim Bilgim Senin Bilgisizliğin Kadardır

Şunu çok duyarım; “bizim yeğen bilgisayar kurdu, her şeyi yapıyor”. Aslında o yeğenin bilgisi değil bunu söyleyenin bilgisizliği daha ön planda. Benim bilgim, senin bilgisizliğin kadardır. İnsanlar kendilerinin bildikleri şeyleri bilenlere saygı duymazlar. Çünkü kendi de biliyordur, demek ki bu özel bir şey değil.

Bu iş görüşmelerinde de yaşanan bir paradoks. Görüştüğüm kişinin az da olsa programlama bilgisi var diyelim. İş görüşmesi yapan kişi sizden yeterli olup olmadığınızı kanıtlamanızı ister. Eğer karşıdakinin bilmediklerini biliyorsanız kendinizi beğendirme şansınız daha fazladır.

Bir iş görüşmesinde görüştüğüm kişi HTML elemanı olan 2 div’in yan yana gelmediğini, o yüzden tablolar ile tasarım yaptığını söylemişti. Ben de reddettim tabi ki. O da “yap bakalım” dedi. Float ile iki divi yan yana konumlandırdım. Yani gol attım. O kişiyle 4-5 senelik bir tanışıklığımız oldu, arada sırada arar bir şeyler sorar.

Ama şu var ki karşımızdakini bizim bildiklerimizi biliyor diye hafife almamalıyız. Belki benden eski teknolojileri, demode yöntemlerle yapıyordur ama bu onun çalışan bir İnternet sitesi yapamayacağı anlamına gelmiyor. Sonuçta müşteri için altyapı çok da önemli bir konu değil. Bu programcının tekelinde bir konudur. Ne kadar yeni teknolojileri kullanırsa o kadar güncel kalır, isteklere yanıt verir, iyi sonuçlar alır.

Bizden daha fazla bilgilileri uzman saymamalı, daha az bilgilileri de çaylak saymamalıyız.

Fazlasını Oku

Facebook’da Sayfa, Sanatçı, Marka Beğenme

İlgilendiklerimŞimdi söze işte “yeni nesil şöyle”, “yeni nesil marka tutkunu, her şeyi like ediyor” gibi şeyler söylemeyeceğim. Facebook bildiğiniz gibi sağ tarafta reklamlar ve beğenmemiz için sayfalar gösteriyor. Reklamlardan para kazanıyor direkt ona şüphe yok, peki neden bize beğenmemiz için sanatçı, grup, marka, mekan gösteriyor? Bizi daha yakından tanımak için mi? Hayır, para kazanmak için. Nasıl oluyor bu bakalım.

Faccebook, kullanıcılarını tanımak istiyor. Tabi bunu bizi çok merak ettiği için yapmıyor. En basit örneği yaşımızı biliyor, şehrimizi biliyor, öğrenim durumuzu biliyor, ne izliyoruz, ne dinliyoruz hepsini biliyor ve bunlara göre reklam gösteriyor. Bu reklamların tıklanma => satış/eylemle sonuçlanma oranı artıyor. İkincisi ise Bu bilgileri kombine edebilmesi. Apple severler hangi bira markasını tercih ediyor? Arkadaş listesinde bayan kullanıcı çok olan bir kişi hangi cep telefonunu kullanıyor gibi.

Nasıl mekanları tercih ettiğimizi biliyor. Dolaştığımız, takıldığımız yerleri biliyor. Ve bu ona muazzam bir güç veriyor. Eğer Facebook’da daha önce reklam vermişseniz orada filtreleme seçenekleri vardır. Yaş seçersiniz, cinsiyet, lokasyon, ilgi alanı vs.. Ve size bu filtreye uygun kaç kişi olduğunu gösterir ve o kişilere reklamlarınız gösterilir. Bu filtreyi yüz kullanıcıya indirecek şekilde bile ayarlayabiliyorsunuz.

Şahsi olarak bunun bana hiçbir sorun yaratmadığını söyleyebilirim. Bilgilerim anonim olarak reklamcılara verilebilir. Reklam görmek istemiyorsam zaten siteye girmem veya başka bir sosyal ağı tercih ederim ama reklamlar her yerde. Bu nedenle çocuk bezi reklamı görmektense cep telefonu reklamı, tablet bilgisayar reklamı görmeyi tercih ederim. Sonuçta bu da bir kullanıcı deneyimi. Reklamlar da kullanıcı deneyimini etkiler. Belki saçlarınızdaki kepeğe çare olacak bir sabun bulursunuz veya yeni çıkan iPad modelinden haberdar olursunuz.

Zaten İnternet’in en önemli güçlerinden biri de bu. Kullanıcı ile bir etkileşim söz konusu. Televizyonda, radyoda, gazetede bu yok. Mecra hangisi ise ona reklam verirsiniz ve herkes onu izler. Sadece mecrayı takip eden kitleyi genelleyebilirsiniz. Gençler, muhafazakarlar, orta yaşlılar gibi çok genel şeyler olur bunlar.

Aynı şeyi Google da yapıyor ve gerçekten hoşuma gidiyor. Tarayıcı olarak Chrome kullanıyorum. Her bilgisayarda (iş yeri, ev, diğer) Chrome’a Gmail hesabım ile login oluyorum. Arama geçmişim, tarama geçmişim, hangi sitelere girdim çıktım hepsi kayıtlı. Bir iki sitede kulaklık bakıyorum, sonra sitelere yayılmış Adsense reklamlarında bana bir sürü kulaklık reklamı gösteriyor. Kulaklık alacağımı anladı işte. Bana bu reklamlar lazım, yüz bakım jeli değil. Eğer ona ihtiyacım olsa onu arardım.

Aynen devam

Fazlasını Oku

Teknolojiye Güven(me)

Dayanıklı KılıfTelefonlarımızın ekranlarında filmler, telefon kılıfı türevleri, düşmeye karşı silikon, kaygan olmayan arka kapaklar… O kadar korkuyoruz ki telefonun ömrü doluyor fakat ekranında bir çizik bile olmuyor,  yepyeni duruyorlar.

Evet fiyatları pahalı cihazlar, düşürme/sıvı teması/kırılma gibi durumlarda garanti dışı olduğundan yapacağımız tek şey onları korumaya  çalışmak. Gri renkli HTC One S sahibiyim. Kılıfsız çok hoş ve ince tasarımı var ama öyle ince ve kaygan ki hemen düşer, kırılır hissi oluyor. Ben de silikon arka kılıf kullanıyorum tabii.

Üreticiler de bunun farkında  Xperia Z mesela. Suya sokabiliyorsunuz, Nokia Lumia ile çivi çakabiliyoruz. Bunlarla birlikte elimizdeki cihaza güven geliyor. Taş gibi telefon kullanıyorum hissi. Kimse 2.000 TL verdiği telefonu çöpe atmak veya yüksek ücretlere tamir ettirmek istemez. Gorilla Glass ekran teknolojisi sayesinde ekranlar sağlam ve çizilmeye karşı dirençli. Hatta çekiç darbesine karşı koyabilecek şeffaf kılıflar üretiliyor.

Akıllı telefonlar arasında seçim yaparken önemli unsurlardan biri oldu dayanıklılık ve sağlamlık. Artık işlemcilere bakmıyoruz çok fazla, veya RAM miktarına. Çünkü 2.000 TL verdiğiniz her telefon sizi ziyadesiyle memnun edecektir.

Eski telefonları hor kullanma geçmişimiz var. 3310, 5110 gibi modelleri bir süre sonra artık duvara atıyor ve tekrar çalışmasını izliyorduk. Sonra multimedya kabiliyetlerine göre değerlendirdik, kamerasına baktık, piline baktık.

Bence akıllı telefonlarda bulunması gereken temel özellikler şunlar olmalı;

  • Tasarımının güzel olması
  • Dayanıklı ve sağlam olması
  • Hafif ve taşınabilir olması
  • Pilinin uzun süre gitmesi

Bunlar teknolojik istekler değil ama akıllı telefonlarda kararı verdiren ana etmenlerden. Kimse “Snapdragon s4 var abi” diyerek telefon almıyor. En güzel örnek Apple. Iphone veya iPad alırken işlemciye veya RAM’e bakmıyoruz. Iphone 4s diyoruz bu yetiyor. Bunu en güzel uygulayan firma Apple.

Sağlam telefonlar istiyoruz, uzun süre şarjı gitsin, havalı dursun, pahalı olsun, sonrasında da teknik özellikler.

Fazlasını Oku

Elemanonline Tekrar Yayında

Tam hatırlamıyorum ama bundan yaklaşık bir ay kadar önce elemanonline.com sitesi kapanmış veya düzgün görüntülenemiyordu. Kendisi orta direk işler bulunabilen bir site. Kimse ODTÜ, Boğaziçi mezunu olmanızı istemez. Güzel bir eleman/kariyer sitesidir.

Geçen hafta bu kapanışın ardından tekrar açıldı. Ne kullanıcı hesabı kalmış ne de cv. İlanlar silinmiş, tek tük yenileri eklenmiş haldeydi. Sonra elemanonline.com elemanonline.net olarak ismini değiştirdi. Bu açılan kısa sürede eklenen ilanlar, oluşturulan kullanıcı hesapları ve CVler gitmişti. En son yedek aldıklarını yüklemişler.

Elemanonline’da nasıl bir kriz yaşandı bilmiyorum ama bu krizi hiç iyi yönetemediği aşikar. Domain değiştiğine göre ortaklar arası bir husumet veya domain sahibi 3. bir kişinin yarattığı sorunlar.

Bu durum çok sürmeyecektir. Elemanonline yeniden toparlanacaktır. Ve oradan iş bakmaya devam edeceğiz. Ne yaparız sensiz?

#dayanElemanOnline

Fazlasını Oku

Özürlü Programcı Olmak

Ben 1 yıllığına %42 özürlü olan bir programcıyım. Kocaeli’de ikamet ediyorum. Firma sahipleri bilirler ki Kocaeli’de pek uzman adam yoktur. Web Programcısı ilanına amatör futbolcular falan başvurmakta. Tabi uzman arkadaşlar da belli bir yerde çalışmaktalar. Arada yakalayabilirseniz yakalarsınız.

2-3 tane ilana başvuru yaptım. İstediklerinin çok üzerinde donanıma ve referansa sahip olmama rağmen ve ulaşım gibi sorunlar olmadığı halde aramadılar. Tevazuya gerek yok, işimde iyi olmaya çalışan ve sürekli öğrenen biriyim. Mevcut kullandığım teknolojiler de dünya standartlarına uygundur.

Ama gel gelelim aramıyorlar. Beni en son aramayan işletmeyi bir süre sonra telefon ile arayacağım ve ilanları değerlendiren kişi ile görüşmek isteyeceğim. Sadece neden aranmadığımı sormak için. Özürüm mü? İstediğim ücret mi? yoksa teknik bilgi yetersizliğim mi?

Özürlü eleman çalıştırmak işletmeler için iyi bir şey. Devlet bu konuda teşvik veriyor. Vergi indirimine başvurabilirim vs.. Ve engellerim işimi yapmama mani değiller. Eğer bana koli taşıtmayacak, program yazdıracaksa engelim onlara yansımaz bile.

Bu durum beni yavaş yavaş ya düzenli bir freelance iş döngüsü kurmaya ya da kendi işletmemi hayata geçirmeye zorluyor. Çünkü başka çıkar yol düşünemiyorum. Devlet kadrolarına girip, eriyip gitmek istemiyorum. İşimi seviyorum ve bunca sene, bunca deneyim, bu kadar teknik bilgi çöpe mi gitsin? Özel Kalem’de görevli Ahmet Abi’ye Orhan Hakalmaz mp3 CD’si mi yapayım? O durumlara düşmek istemiyorum. Maslow torisine göre kendimi gerçeklemem gerekiyor. Kendi potansiyelimi kullanmak istiyorum. Burada amaç yüksek ücret veya başka bir şey değil. Bir konuda donanımlı olmak, bilgili olmak beni mutlu ediyor. Bir işe yarıyor olmak beni hayata bağlıyor.

Ayağım topallıyor diye, ki kalıcı değil, kalça protezi ile eskisine yakın hale geliyor, mesleğimden, sevdiğim işten vazgeçemem.

Fazlasını Oku

Htc One S ve Jelly Bean

Bundan 5-6 ay kadar önce Teknosa’dan aldım HTC One S telefonumu. Tahmin edilebileceği üzere snapdragon s3 işlemcili 1.7 GHz versiyonu. Teknik özellikler kısaca;

  • Amoled ekran
  • 1.7 Ghz hızında çift çekirdekli işlemci
  • 3.5mm kulaklık girişi
  • Micro USB evrrensel şarj özelliği
  • 8 MP Led flaşlı kamera
  • 1080p video kaydı

Hızlı bir telefon. İlk aldığımda Android 4.0.1 Ice Cream Sandwich yüklü idi. Daha sonra jelly bean güncellemesi geldi, iyi ki de geldi. Performansı ve kararlılığı arttı. En azından Iphone 4s’e bakıp ahh ahh çektirmiyor.

Bundan bir önceki telefonum da HTC idi. Incredible S güzel bir telefondu. Ben galiba Samsung’a yaşadığım i5700 Galaxy Spica travmasından sonra güvenemeyeceğim. Samsung bana sorun, dayanıksız malzeme ve hantallık hissi anımsatıyor. s3 ve s4 gibi başarılı telefonları var evet ama ben o fiyatlara her zaman HTC tercih edeceğim. Mesela Galaxy s4 yerine HTC One gibi.

Bir de şu var ki; Samsung’un android ile gelen ama 5 para etmez çok telefonu var. Galaxy y, Galaxy Pocket gibi. Ölümüne düşük teknik özellikler ve ucuz fiyat. Ama HTC’nin bu tip telefonları varsa da azdır.

Bilançosu kötü şeyler söylese de One modeli ile gereken ilgiyi topladığını düşünüyorum. Tek önerim modelleri artırmamalı ve Samsung gibi s2, s3 numaralandırmasına girmesidir. Yoksa Desire X, Cacha, Desire S gibi kafa karıştıran modeller kötü imaj bırakabilir.

#dayanHTC

Fazlasını Oku

Bilgisayar Programlama Dersi

Üniversitelerde fen edebiyat, mühendislik, eğitim fakültelerinde programlama dersleri veriliyor. Bu saydıklarımdan başka fakülte ya da bölümlerde de veriliyor olabilir. Benim birçok tanıdığım üniversite öğrencisi programlama dersine “öff bu ne ya” tapkileri alıyorum. Bilgisayarın ne kadar yararlı bir buluş olduğunu görmek için Ofis programları, Photoshop, İnternet kullanımı yetmez. Çünkü buralarda diğer programcıların yazdığı programları  kullanırsınız.

Programlama kısaca bilgisayara belli direktifler vererek istenilen işin yaptırılmasıdır. Programlama dilleri değişebilir, c, c++, java, basic, perl, fortran vs.. olabilir. Bu programlama dillerinin kendilerine göre özellikleri vardır. Bazıları bazı işler için daha uygundur.

Programlama her bilim insanının bilmesi gereken bir konudur. Tabi üniversitelerin de görevi, çalışan değil bilim insanı eğitmesidir. İster biyoloji okusun ister kimya, ister makine mühendisliği. Ayrıca soyutlama yeteneği gerektirdiğinden matematik gibi zihin açıcı ve yaratıcılığı artıran bir eylemdir.

Program bir işi yapan komutlar dizisidir. Programlama dili öğrenmeden önce algoritma denen kavramın öğrenilmesi gerekir. TDK algoritmayı şöyle tanımlıyor;

<em>"İyi tanımlanmış kuralların ve işlemlerin adım adım uygulanmasıyla bir sorunun giderilmesi veya sonuca en hızlı biçimde ulaşılması işlemi"
</em>

Yani konunuz ne olursa olsun akademik eğitim alan bir kişinin programlama bilmesi çok önemlidir.

Fazlasını Oku

Senin Maaşını Ben Ödüyorum

Genellikle Devlet Memurları’na söylenen salakça cümle. Senin maaşını ben ödüyorum da ne demek? Peki senin maaşını kim ödüyor? Araba üretiyorsan memur da senin ürettiğin arabayı satın alıp senin maaşını ödüyor. Memur hatalı olabilir, görevini yapmıyor olabilir ama bu her zaman için yanlış bir söylemdir.

Nasıl bir madde yok olmuyorsa, başka bir forma giriyorsa, ekonomilerde de paranın dolaşımı bu şekildedir. Madde form değiştirir ama yok olmaz. Yani ekonomideki herkesin  parasında bir diğerinin emeği/birikimi vardır. Birikim de çalışarak veya ticaret yaparak elde edilir. Miras kalmış olsa bile babanız belli bir emek sonucunda bunu kazanmıştır. Sonuçta topraktan harcamamız için para çıkmıyor.

Bunu en son gezi parkı olaylarında izlediğim bir diyaloğa şahit olduğum için yazıyorum. Tabi ki televizyondan izledim. Polis amiri göstericilere “artık dağılın” tarzında konuşuyordu. Sonra eylemci de polise “senin maaşını ben ödüyorum” dedi. Polis amiri de cüzdanından 50 TL çıkarıp adama verdi, “al paranı o zaman” dedi. Polis burada haklı. Senin ödediğin vergiden o polis amirine düşen değer sana verdiği paradan kat kat azdır. Gösterici parayı yere attı sonuçta. Muhalif olmak zor.

“Beni siz yarattınız” sözü de tam tersi doğru anlamında kullanılır. Bir sanatçı lüks otomobillere biniyor, lüks evlerde yaşıyorsa bunu hayranlarına borçludur. Bu bir müzisyen de olabilir, bir oyuncu da. Gerçi bu laf çokça yalakalık için kullanılır. Çoğu zaman bunu söyleyen insanlar ardındaki gerçeği görmezden gelir ve halka tepeden bakar.

Benim blogumu da siz var ediyorsunuz, yani okuyanlar. Ben size fikirlerimi söylüyorum, belki ilham alıyorsunuz, belki “birini daha tanıdım” diyorsunuz. “Kim bu salak” diyen de oluyor mudur bilmem ama genelde tartışmalı konularda bu böyledir diye hiçbir zaman yargıya varmam.

Beni takip edin 😉

Fazlasını Oku

Tır Şoförü Olmak

tr_resimleriBenim arkadaşım TIR şoförü. Babası da öyleydi, abisi de halen öyle. TIR’ları var. Büyük ölçüde bununla geçiniyorlar. Şoför demek illa kaba saba adamlar, trafik canavarları değil tabii ki. Gayet de güzel kazanıyorlar. Zaten sürdükleri araçlar yüz binlerce TL. Peki TIR şoförü olmak kötü bir şey midir? Hayatı kaybetmek midir ya da kaçırmak. Mesela doktor olmak TIR şoförü olmaktan daha mı iyidir? Tam emin değilim ama arkadaşım bir pratisyen hekimden daha fazla kazanıyordur.

Meslekleri üniversitelerdeki puanlarına göre değerlendirmek çok saçma, bunu daha önce de burada yazmıştım. Bilgisayar mühendisliği ve inşaat mühendisliğine gidebilecek bir öğrenci, sırf puanı daha yüksek diye Bilgisayar Mühendisi olmak zorunda değildir. Başarısız ve işini sevmeyen bir Bilgisayar Mühendisi olmak yerine, sevdiği ve yapmaktan zevk aldığı işi yapması daha iyi değil midir?

Bu arkadaşım ortaokulda fen dersinde defterine kocaman bir TIR çizmişti. Öğretmen arkadaşı yakaladı, hırpaladı, azarladı. Daha sonra TIR resmine baktık, bayağı detaylıydı. Üzerinde yazılar yazmış, aksesuar bile çizmişti. Çizimi iyi değildi ama yine de emek vermiş ve güzel olmuştu.

Daha sonra arkadaş düz liseye devam etti, yani etmedi, 1. sınıftan terk oldu. Çeşitli işlerde çalıştıktan sonra yaşı geldiğinde ehliyetini aldı ve TIR şoförlüğü yapmaya başladı. Şu anda onu hırpalayan hoca kahvede okey oynuyor ve arkadaşımdan daha az kazanıyor.

Demek istediğim ona orada “Aferin oğlum, güzel çizmişsin” demesi değil. Tabi fen dersinde böyle bir eylem hatalı. Hoca da tepki göstermek zorunda. Peki biz neden temel eğitimini almış insanları doktor, avukat, mühendis, avukat yapmaya çalışıyoruz? Neden TIR şoförlerine gereken saygıyı göstermiyoruz? O sadece gidip geldiği okulun yerine bir yabancı dili öğrenebilir, gidip berberlik öğrenebilir.

Buna kim karışabilir?

Fazlasını Oku

Yeni Proje : Video Dersler

Blogumla daha fazla ilgilenmeyi düşünüyorum. Bunun için eğitim videoları çekeceğim. Tabi ki ekran ve benim boru sesim olacak bu videolarda. İyi bir başlangıç her çoğu zaman iyi gidişle devam eder. İnternet, programlama, teknoloji konularında temel konular hakkında videolar hazırlayacağım.

Bakalım ne kadar ilgi görecek.

Aslında HTML’i video ile anlatmak bana başta garip gelirdi ama kodu yazıp kaydettikten sonra tarayıcıyı yenilemeden sonuç bekleyen gençler var. Bu kötü anlamda söylemiyorum. İlk önce bana temeli ver, sonra yavaş yavaş ben çıkayım. Ben de bu düsturu benimseyeceğim.

 

Creative Tactic 3D Sigma Kulaklıım bozulduğundan bu proje bir süreliğine rafa kalktı.

Fazlasını Oku

Girişimcilik Engel Tanımaz Fiyaskosu!

http://www.cancilar.net/2013/06/05/girisimcilik-engel-tanimaz/ blog yazımda Kosgeb ve özürlü ve yaşlı hizmetlerinin beraber düzenlediği bir programdan bahsetmiştim. Bu programı “Girişim Engel Tanımaz” sloganı ile duyurdu güzide büyüklerimiz.

Kocaeli’de yeterli başvuru olmuş olmalı ki bir tanıtım toplantısı düzenlediler. Ben de oradaydım. Ahmet Engilkan Mesleki ve Teknik Eğitim Binası’nda gerçekleşti. Aşağıda dıştan görünüşü var. Ne kadar gereksiz bunu vermem ama olsun yine de vereyim.

Ahmet Elginkan

 

30 – 40 kişilik bir engelli grubuyduk. Genelde ortopedik sorunları olan insanlardı. Hatta biri %91 özürlü. Bipolar Bozukluk ve Şizofreni teşhisleri var. Bu arkadaşa ne kadar işletme teslim edilir bilmiyorum ama bu onların tasarrufunda.

Kosgeb yetkilisi bize KOSGEB’in sitesinde bulunan “Yeni Girişimci Desteği” bölümündeki kuralları okudu. Sonra ben söz alıp, bunun daha önce de var olduğunu, buna katılmak için özürlü olmaya gerek olmadığını söyledim. “Evet, sadece adı değişik” dedi utanmadan.

Yani bir girişim için cebinizde 20.000 TL olacak ki sonra bu destekleri alabilesiniz. Destek verilmesi de kesin bir şey değil. Yani ha bok ha kaka durumu oldu. Adı değiştirilmiş, sosyal sorumluluk, özürlü bireyleri topluma katmak, evde oturtmak yerine kendi işlerini yapmaları adı altında bildiğiniz “Kosgeb Yeni Girişimci Desteği” oluyor “Girişimcilik Engel Tanımaz”. Bu ne iki yüzlüktür?

Eğer engellilerin yararlandığı bir şeyse pozitif ayrımcılık yapılıp biraz destek olunmalıdır. Evet kurs görelim, iş planı yapalım. İş planını güzelce değerlendirin, uygun kişilere başlangıç sermayesi sağlayın ve süreci takip edin. Benim cebimde 20.000 TL varsa senin vereceğin hibelere daha az ihtiyacım olur. Bu kadar mevduata hatırı sayılır bir kredi alınabilir.

Sonuç : samimiyetsiz bir program, insanları kandıran bir isim ve destek uygulaması yanlış, yani fiyasko!

Fazlasını Oku

Responsive Web Design

Yakın zamanda oldukça popülerleşen bir yönelim diyebiliriz. HTML5 ve CSS3 ile gerçekleştirilmesi çok basit hale getirilmiştir. Kısaca web sitesinin görünümünün farklı ekran boyutlarında farklı davranması diyebiliriz. CSS Media Query ile belli pikselde belli bir css yüklenmesini sağlıyoruz. Bu sayede farklı tasarımları farklı cihazlara, yani farklı ekran çözünürlüklerinde kullanıcı deneyimini artıracak şekilde uygulayabiliyoruz.

Örneğin e-ticaret tasarımını kodluyorum. Bu web sitesi 1024×768, 1920×1080 veya 540 x 960 ekran çözünürlüklerinde farklı davranmalı. 540×960 ekranda yan yana 10 tane ürün koyamazsınız, veya karınca kadar linkler gösteremezsiniz. Mesela geniş ekranlar için mükemmel bir arka planı görseliniz var. Yüksek çözünürlüklü ekranlarda hoş durabilir ama mobil telefon için boş yere yüklenmiş olur. Mobil çözünürlük için CSS yazarken bu arka plan görselini göstermeyebilirsiniz.

Sadece html elementlerine css yazmaktan başka sitenizdeki görselleri de farklı cihazlarda farklı boyutta gösterebilirsiniz. Mesela geniş ekranda uzun tuttuğunuz header görseli mobil telefon için kısa ve daha yüksek tutulabilir.

responsive-web-design

Bundan 3-4 sene öncesine kadar Internet Explorer 6 ile uğraşıp durduk. Çözünürlük başımıza bela oldu. En kötü ihtimale göre 980px siteler tasarladık. Şimdi hem ekran boyutlarıyla, flash desteğiyle, HTML5 ve CSS3 desteğiyle, cihaz tipleriyle (tablet, akıllı telefon) karşı karşıyayız. Responsive Web Design yaklaşımı ve bunu mümkün kılan teknolojiler sayesinde bu uyum sorunlarına çok güzel çözüm yaratabiliyoruz.

Aynı curcuna mobil programlama tarafında da mevcut. iOS, Android, Windows Phone, Blackberry, Bada gibi mobil işletim sistemlerimiz var. Tamam iOs’da belli bir istikrar var. Cihazlar belli, işletim sistemi versiyonu belli. Peki Android? Farklı ekranlar, farklı boyutlar, farklı işlem güçleri, farklı işletim sistemi versiyonları. Şuan için buna PhoneGap en uygun çözüm görünüyor. HTML5, CSS ve Javascript kullanarak tüm platformlarda çalışacak uygulamalar geliştirebiliyoruz. Üstelik GPS, G Sensor, Rehber gibi native uygulamaların  erişebildiği tüm API’lara erişebiliyoruz.

Fazlasını Oku