Üzerimdeki Apple Etkisi

Her şey platin veya kapital dergisi ile birlikte aldığım “Steve Jobs & Apple” kitabı ile başladı. Bu kitaba aldıktan 1 sene kadar sonra başladım yanılmıyorsam. Kitabın ilk bölümlerinde iken Steve Jobs öldü. Tabi bu beni daha da gaza getirdi. Kitabı hızlıca okudum ama etkileri yavaş yavaş işleyen bir zehir gibi aklıma girmişti.

Sonrasında Walter Isaacson’un Steve Jobs biyografisini okumya başladım. Bu kitap daha çok Steve içeriyordu. Kızı, eski karısı gibi detayları bile okudum. Bu kitabın da etkisi öncekine nazaran daha hızlı olsa da yavaş yavaş düşüncelerimi, olaylara bakışımı değiştirdi.

Şimdi “ne yaptı bu adam?” diyebilirsiniz. Hatta babam bana sorsa ona da verebileceğim bir cevap yok. En kısa özetle yetenekli insanları çevresinde toplayabilen ve bunları güdüleyerek ortaya mükemmel işler çıkaran bir yönetici, girişimci vs.. siz nasıl tanımlarsanız.

En çok kafama kazınan düsturu “kullanıcı kraldır” lafını ezmesi oldu. Steve Vozniak apple’a genişleme portları koymak istiyordu, Jobs ise buna şiddetle karşı çıkıyordu. Sebebi de şuydu; “insanların bu müthiş aleti bir çöpe dönüştürmesini istemiyorum”. Bu çok iddialı bir yaklaşım. Aynısını bugün de görebiliyoruz Apple ürünlerinde. Gidip iPhone’unuza yan sanayi batarya alıp takamazsınız, genişleme portları çok azdır. Apple “ben kendi teknolojimden başkasına ihtiyaç duymuyorum” diye bağırıyor.

Siz de kitabı okursanız bu söylediklerim kitabın ilk bölümleri ile tezat oluşturacaktır. Ürünlerin çıkış tarihlerini geciktiren, ekiplerin huzurunu kaçıran bir teknoloji insanı görüyoruz. Aslında Vozniak burada Jobs’un çevresindeki ilk yetenekli kişilerden biri oluyor. Herhangi bir üniversite bile bitirmemişken bilgisayar tasarlayabilen bir mühendis.

Şimdi kendi yaşadığım tecrübelere gelelim. Web sitesi yapıyoruz, müşteri her yeri ile oynayabilsin. Bu çok yanlış bir yaklaşım. İnsanların çoğu teknoloji ile bizim kadar sıkı fıkı değillerdir. Belki de sadece Internet Cafe’ye gidip T.C. Kimlik No almaktan öteye gitmemişlerdir. Eğer web sitesinde iyi olacak bir şey varsa bunu biz yapmalıyız. Bunu müşteriye yaptırırsak müşteri bunu yapamaz, bok eder, sitenin altına logonuzu bile koymayı 2 defa düşünürsünüz.

Mesela makaleler için kullandığımız rich text editorler. Hakkımızda sayfasını düzenlemesi için böyle bir imkan vermişim. Ama o bütün hakkımızda metnini 30px ve kırmızı yapmış. O kadar eğreti duruyor ki.

Steve Jobs’un kalite anlayışını bir türlü benimseyemedim. Benim için site Zend Framework  ile ekip tarafından kodlanması ile joomla’da yapılmış olması önemli değildir. Maliyeti kurtarıyor mu? Müşterinin isteklerini karşılıyor mu? Bu sorular evet ise başka sorulara gerek yok. Programcılık oynamayı bırakalım. Zaten hangimiz program yazıyor ki? Veritabanına veri yüklüyoruz, sonra bu veriyi kullanıyoruz, düzenliyoruz, siliyoruz vs…

Şimdi son kullanıcı olarak tecrübelerime gelelim. İlk ve tek Apple ürünüm “The New iPad 32 GB Wi-fi” ve onunla birlikte tanıştığım iTunes. Gerçekten mükemmel ikili. Öncelikle usb girişi yok. Kendi arabirimini kullanıyor, bataryayı kendiniz değiştiremiyorsunuz vs.. Hızlı, kararlı, uygulama ekosistemiyle mükemmel bir alet çıkmış ortaya. Yazılımlara ilk para ödemeye Play Store’da başladım, çünkü iPhone alacak kadar param yoktu ve ben Android işletim sistemini kullanan bir telefon edindim. Kötülemiyorum, hatta bana güzelce hizmet etti ve ediyor da.

iTunes şuan Türkiye mağazasını da açtı. Şarkı, albüm, film, dizi satın alabiliyorsunuz. Bunları iCloud hesabınızda tutuluyor. Yani evde satın aldığınız albüm, iş yerindeki bilgisayarda iTunes açılınca otomatik olarak yükleniyor veya şarkıları dinledikçe yükleniyor. Para harcatıyor mu? Evet. Peki pişmanlık yaratıyor mu bu para harcama? Hayır. 30 kadar albüm satın aldım. Bunlar benim sonuçta, yüklediğim uygulamalar keza öyle. Daha sonra yeni nesil bir ipad’e geçtiğimde onları da ücretsiz yükleyebileceğim.

Bana çok uçuk teknolojiler sunmadı Apple, Ford ve Ferrari gibi. İkisi de araba ama aynı yere götürüyor. Ama bana Ferrari deneyimi yaşattı. 150 civarı uygulama + oyun yüklü ve ilk aldığım gibi stabil çalışıyor. Ekranı inanılmaz net, retina ekran bunu biliyoruz zaten.  4 çekirdekli grafik işlemcisi harika, 3d oyunlar harika. Ve bunlara rağmen 10 saat pil ömrü var. Bu süre azalıp çoğalabilir ama gerçekten telefonlardaki gibi pilin patır kütür bitmesini izlemiyorsunuz.

Ben bu yaşadıklarıma “Apple Etkisi” diyorum. Şimdiden iMac hayali kuruyorum. iPhone 5 gözüme takılıyor. Yani tüketici davranışlarına göre güdülenmiş durumdayım, elime fırsat geçse alacağım ürünler. Ayrıca ipad akıllı kılıfa (deri) 200 TL verdim, arka kapağa da 100 TL ama içim acımadı, çünkü her kullandığımda seratonin salgılıyorum.

Sağol jobs…

Üzerimdeki Apple Etkisi” üzerine 3 yorumlar

  1. Çok güzel bir noktaya değinmişsin. Aslında günümüz programcıların ilham aldığı her iş ve insan bahsettiğin noktaları yakalayabilenler. Ancak Apple daha doğrusu Jobs gibi davranabilmek için belli aşamaları geçmek gerekiyor. Şu anda kaç programcı benim şartlarım şunlar ve şunları sunuyorum diyebilir ki? Alternatiflerimiz çok ve pazarımız belli. Bu noktada bize düşen öncelikle müşteri odaklı çalışarak bir üst seviyeye geçiş için imkan oluşturmak.

  2. Peki niye öyle düşünmüş, bu adamın veya adamların amaçları neymiş? Yani niye o işi yapıyorlar, neden iyi yapmaya çalışıyorlar neden para birinci ve tek hedefleri değilmiş gibi sorular daha aydınlatıcı olur.

    Şunu biliyoruz ki yamalı pantolon da satan, ipek pantolon da satan para kazanır. Hatta hangisinin daha çok kazanacağı duruma göre değişir. Önemli olan ipek pantolon satanın amacıdır.

    Bir kişi yaşadığı ortamda bir problem görür ve bunu değiştirmek için adım atar, diğeri buna uyum sağlamayı seçer.

    İlgili bir blog yazısını paylaşayım öncelikle: http://mserdark.com/steve-jobsun-kayip-roportaji/

  3. Herhalde bir bilgisayar mağazasında Bu Dell, bu HP, bu iMac, bu IBM diyen satıcıya “sen nasıl benim bilgisayarımı diğerleri ile bir tutarsın?” diyebilmek içindir. Bunun dışında Steve hep kendi yolundan gitmiş ama bu seçtiği yol diye. Para için değildi bu keza Apple’da CEO olarak görev alırken 1$ maaş alıyordu.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İnsan mısınız? * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.