İş Gören Nedir?

İnsan Kaynakları
İnsan Kaynakları Yönetimi

İnsan kaynakları yönetimi kitabı okumaya başladım. Bir amacım yok sadece iş bilgimi genişletmeye çalışıyorum. İlk bölümler tabi ki tanımlarla geçiyor. Ama gözüme hemen bir şey takıldı. “Eski personel yönetimi anlayışı iş göreni bir maliyet unsuru görürken, modern insan kaynakları yönetimi sermaye olarak görür.”

Çok anlamlı. Hele emek yoğun değil, düşünsel, stratejik işlerde çalışan kişiler için çok uygun. Yeni işe aldığınız “senior php developer” giden 4.000 – 5.000 TL değil, getirdiği değerler ve vizyonudur. O da bir sermayedir artık. Mesela ofise aldığınız fotokopi makinesi gibi. İşlerinizi görür, değer yaratır, şirket ileri taşır. Fotokopi makinası sermaye olarak görülürken insan nasıl maliyet unsuru olarak görülebilir?

 

Fazlasını Oku

4. Nesil iPad ve iPad Mini Tanıtıldı

Bugün haftalardır beklenen oldu ve Apple yeni ürünlerini tanıttı. iPad mini beklenen özelliklerde çıktı. Sürpriz ise 4. nesil iPad oldu. A6X işlemci ile A5X’ten iki kat grafik performansının olduğu belirtilmiş, diğer özelliklere bakmadım.

Daha yeni the new iPad almış biri olarak içim burkuldu. Kullandığım cihazın eskidiğini düşündüm. Aslında gıcır gıcır ve inanılmaz memnunum. Sonuçta iPhone 3GS üzerine 3 model tanıtılmasına rağmen hala piyasada satılır. Birçok kişi için de yeterli bir akıllı telefondur.

En üst donanıma sahip olmak bana “bu oyunu kaldırır mı?” gibi soruları sordurmuyordu. Şimdi 2 kat grafik performanslı 4.Nesil iPad yaygınlaşacak o zaman bu soruyu sormaya başlayacağım herhalde. Ama Türkiye’ye gelmesi epey bulur. Fiyatlarının da new iPad’den farklı olmayacağı söyleniyor.

Fazlasını Oku

Lüzumsuzsa Kapatın

Başlıktaki ifade ilkokulda elektrik anahtarlarının üzerinde yazardı. Ama gel gelelim “Lüzumsuz” ifadesi bizim için hiçbir anlam ifade etmiyordu. Bu böyle sürdü, inat ettiler öyle bıraktılar. Sınıflarda lüzumsuz sıfatının anlamını öğrettiler.

Bir yandan diyorum çocuklar bir kelime öğrendi ama yaşanılan kriz buna değmezdi. “Gereksizse Kapatın” olabilirdi. Acaba o zaman bunu da yanlış anlar mıydık? Gereksizse kapatın. Kimse sorgulamazdı herhalde neyin gerekli olup olmadığını. Çünkü tasarruf, israf gibi konular zihnimize tam olarak oturmamıştı. Acaba çocuklara gereksiz yere açıksa kapatın demek için elektrik anahtarlarının üzerine ne yazılmalıydı? Büyük bir sorun bence.

Benden bir öneri gelsin, hemen şimdi aklıma geldi. “Aydınlıksa kapatın”

Sizce?

 

Fazlasını Oku

Bak Kimseye Söyleme Bu Fikri, İlk Sana Söyledim

İş yaptığım kişilerden işittiğim bir cümle. En az 4-5 defa duymuşumdur. Bu biraz da kendine güvenle alakalı herhalde. Tamam fikrin harika olabilir ama onu fikir yapan sensin. Mesela Youtube popüler değilken “abi youtube’un Türkçe’sini yapalım” dediğinizde güzel bir fikirdir. Daha çok yerel videolar yayınlanır vs.. Ama bu zaten genelde akla gelen ilk fikirlerdendir.

Bir projem olduğu zaman herkese söylerim, biri yapsa benim yerime, işlese mutlu olurum benim fikrim diye. Mesela terkokuyorsun.com örneği gibi. On binlerce ziyaretçi ağırladı. Köşe yazılarına konu oldu, gazetelerde haberi çıktı. Ama bu fikri bir başkasına söyleseydim “ağabey boş ver bu işleri” derdi herhalde. Ben fikri programcı arkadaşıma söyledim, o da geniş düşündüğü için “deneyelim” dedi. Çünkü kimse kesin bir şey söyleyemez. 2 saat içinde bitirdik ve yayına aldık. Sonrası malum, beklemediğim kadar popüler oldu. Gazetelerle telefonda röportaj yaptım düşünün artık.

Fikri fikir yapan sahibidir. Eğer hamburgerin içine hardal ekleme fikrin varsa bunu yaparsın. Yaparken belli bir düşüncen, getirisi götürüsü konusunda fikrin vardır. Yani bir şeye inanırsın ve yaparsın.

Bana biri “bu proje tutar mı?” diye sorduğunda eklemek istediğim bir şey varsa eklerim ve deneyip görmesini söylerim. Çünkü bu konuda bir otorite yok. Her gün on binlerce site açılıyor, bir o kadarı da kapanıyor.

Yani; deneyip görün.

Fazlasını Oku

Bu Nasıl Bir Soru

Çılgın Kullanıcı
Çılgın Kullanıcı

Geçenlerde kahvede oturuyorum. Bilgisayar bilgisi kıt bir abi bilgisayar edinmiş. Kahvenin en Hacker’i olarak da bana başvurdu, bir sorunu varmış. Neyse sorunu sordum şunun gibi şeyler söyledi;

  • Zeki müren yazıyorum müzik çalmıyor.
  • Açıyorum Google’a girmiyor
  • Oyun oynayamıyoruz Google’dan
  • Bilgisayarı açınca Google gelmiyor.
  • Video izleyeceğim açmıyor, (porno arıyor).

Bu soru topluluğuna nasıl cevap verebilirim. Flash Player, DNS değiştirme, Google’ı açılış sayfası yapma, Youtube ile Bir Oyun sitesi için bookmark oluşturmak. Bunları sabahlara kadar konuşsak anlatmam. Ben de evine gittim, Google Chrome kurdum 2 de bookmark verdim, bir de Chrome’un açılış sayfasını Google yaptım  oldu.

Hatta abinin kızı sarıldı bana. Pornografi işine halletmedim. O kadarını kendisi bulsun çok istiyorsa, ufacık kızı var.

Kullanıcılar ne kadar çeşitli böyle. A bilen B bilmiyor, C sorunu olan D diyor. Sorular tutarlı değil ki cevaplar tutarlı olsun. Ben böyle adamlara da site yapmak zorundayım. Sonuçta o da bir kullanıcı. Böyle tecrübeler edindikçe gözüm korkmuyor değil.

 

Fazlasını Oku

Tüm Metni Bold Yapalım, Böylece Tüm Metin Vurgulanmış Olur

Müşterilerimizden biri Google için SEO konusunda okumalar yapmış. Tabi bold(vurgulu) metinlerin önemini görmüş. Bana geldiğinde “Sitedeki tüm metinleri bold yapalım, böylece vurgu artmış olur”. “Hayır, tam tersine” dedim ben de. Peki neden böyle dedim?

Metinde bazı yerleri vurgulamak önemlidir. Özellikle kendi anahtar kelimelerinizi. Fakat şöyle de bir durum var; vurgu yaptıkça diğer vurguların önemi azalır. 100 puanımız var diyelim, 5 tane vurgu 20şer puan  dağıtır vurgulara. Eğer 100 kelime vurgularsak aynı sayfada hepsine 1 puan düşer, bu da yapılmak istenene ters düşer.

Aynı kural title etiketi için de geçerlidir. Ne kadar çok kelime o kadar düşük vurgu demektir.

Fazlasını Oku

Ben Olsam Şurayı Fark Etmezdim

Klasik programcı/tasarımcı geyiklerinden biri bu. Kullanıcının adına konuşmak…

İnsanları istediğiniz kadar uğraşın genelleyemezsiniz. Belli bazı gruplar çıkarabilirsiniz tabi ama Her kullanıcı özeldir. Özellikle kullanıcılar sizin gibi değildirler bunu bir kere anlayalım. Biz program yazıyoruz, onlar kullanamıyor bile düşünün aradaki uçurumu.

Bu yüzden araştırmalar haricinde kendi kişisel tecrübenizle “kullanıcı şöyle yapar” demeyin. Test edin, önermenizi doğrulayın, o zaman uygulayabilirsiniz. Bunu özellikle üstüne basa basa söylüyorum; biz son kullanıcıdan aşırı derecede farklıyız. Alın yanınıza düşük bilgisayar kültürlü bir arkadaş, izleyin neler yapıyor, şaşırırsınız.

Şunla bitireyim “1 kişi üzerinde test yapmak, hiç yapmamaktan iyidir.”

Fazlasını Oku

Eski Akıllı Telefon Modelleri Neden Ucuzlamıyor?

Herkesin diline dolaşmıştır; “abi iphone5 çıksın 4s ler acayip ucuzlayacak”. Çok az kımı doğru bir önerme fakat gerçeği yansıtmıyor. Bunun mantığı da ok basit. Eğer iPhone 5 3.000 TL iken iPhone 4s 2500 ise kimse iphone 4s almaz. Aynı şekilde iphone 5 3.000 TL iken iphone 4s 1000 TL’ye düşerse bu sefer de kimse iphone 5 almaz.

Fırsat sitelerinde 1.500 TL civarı bulunabilen Samsung Galaxy s3, küçük kardeşi Galaxy s2’ye göre biraz pahalı. Şuan bir sitede s2’iyi 1200 TL gibi bir fiyata gördüm. Yani ya bunu alırsınız veya 300-500 koyup Galaxy s III alırsınız.

Fazlasını Oku

Buna İhtiyacınız Yok

Hayır
Hayır Diyebilmek

Bir öneceki yazımda müşteriye bakış tarzımızda bir yanlışlık olduğunu söylemiştim. Şimdi bunu yazdım, bu konuda kendi geçmişimi yazayım.

Mesela bir RENT A CAR firmasına ön muhasebe yazılımı yazılacaktı. Beni çağırdılar arkadaş vasıtasıyla. Neyse bunlar zaten logo veya eta kullanıyorlardı zaten ama programa hakim olmadığım için yeni site istiyorum diyorlardı. Çünkü o özellikleri bilmiyorlar.

Ben de programı incelemelerini söyledim ve işlerini gören bir kısım gördüler. “Gördüğünüz gibi özel yazılıma ihtiyacınız yok” dedim. Ben 2.000 – 4.000 TL’den oldum. Ama benim amacım insanları kandırarak para kazanmak değil. Ben esnaf değilim.

Arkadaş site açacaktı kendisi adına. İş güvenliği eğitimi veriyor. Bana fiyatları sordu ve ona ne için kullanacağını sordum. Sonrasında hemen bir tumblr blog hesabı açtım ve “al kullan” dedim. Paranın bana gelmesi için fayda sağlamam gerekir. Vermeliyim ki almalıyım, yoksa tırnakçıdan farkım olmaz.

Bu beklentiyle yapmadım ama bu müşteriler bana başka iş için döndüklerinde 500 TL’lik işe 5.000 desem “tamam” derler. Güven kaybetmek, değer eritmek en sevmediğim şeyler. Ve o programda olan bir özelliğin yazılımını yapmak bana koyar. Çok zor yaparım, çünkü aynısı var ben neden yenisini yapayım? Bütün motivasyonumu alıyor.

Bazen “hayır” diyebilmek lazım.

Fazlasını Oku

Müşteriyi Yolunacak Tavuk Olarak Görmek

Müşteri
Müşteri

Herhangi bir yere gidin, ister bir şeyler yiyin, isterseniz elektronik bir ürün alın çoğu zaman satış görevlileri ekstra şeyler satmaya çalışırlar. Bir menü büyük alın şu avanta var derler. Bunu normal karşılamam gerekiyor biliyorum ama birbirimize karşı, arkadaşımıza karşı bu kadar adil iken müşterilere neden bu kadar acımasız oluyoruz?

Bu İnternet siteleri için de geçerli. İster ilgin olsun, ister olmasın sitedeki tüm sayfaları gezmesini isteriz kullanıcının. Her habere yorum yapmasını. Teşvik ederiz, bazen de zorlarız. Burada müşteri kraldır, müşteri şudur, budur demeyeceğim. Serbest piyasa ekonomisinde birbirimize ürün, hizmet satıyoruz. Ben İnternet sitesi yapıyorum, diğeri bana kot satıyor, öbürü saç kesiyor vs…

Ben İnternet projelerimde olabildiğince kullanıcıyı düşünüyorum. Kullanıcıya bir şey vermeden istemek yanlış. Siz kullanıcıların ihtiyaçlarını karşılayın, para zaten gelecektir. Ama bunu yaparken müşteriyi, kullanıcıyı yolunacak tavuk gibi görmemeliyiz. Sosyal sorumluluk diye bir şey varsa onun da kralı budur. İnsanları kandırarak, insan doğasından gelen zaafları kullanarak iş yapmamalıyız.

Google’da herhangi popüler bir rahatsızlık hakkında, özellikle tedavisi olamayan rahatsızlıkları aratın ve Adwords reklamlarına bakın. O kadar firma var ki. Meğer ne kolay çözülüyormuş bu iş. MS hastasıyım ben bir sürü seçeneğim var. Hepsi gerçek hayattaki tırnakçılar gibi.

Siz istemez miydiniz bir kulaklık satın alırken görevlinin “ağabey boş ver bunu, ses kartın iyi değilse değmez. Ses kartları da çok pahalı, şu kulaklık 20 TL, süper de sesi var” demesini. Daha doğrusu firmanın bunu kurum olarak sahiplenmesini. 2 Okul yapmakla sosyal sorumluluk yapmış olmuyorsunuz, sosyal sorumlulukmuş, boş versenize. O da bir halkla ilişkiler çalışması “FORD İlköğretim okulu” taa taaaam. Aman ne kadar düşünceliymişsiniz. Peki yok paraya köpek gibi çalıştırdığınız işçiler için ne olacak? Burada çok açık bir samimiyetsizlik var.

Eğer bir gün yeterli kaynağı bulursam bu şekilde çalışan, kültürü müşteriyi yolmak değil, ihtiyacını karşılamak olan bir işletme açacağım. Konusu ne olursa olsun. Ürün satabilirim, yiyecek – içecek konusunda hizmet verebilirim.

Fazlasını Oku

SEO Biliyorum

Baştan aşağı yanlış bir cümle. Bu cümleyi söylüyorsan SEO gerçekten nedir bilmiyorsundur. Nasıl html öğrendinse SEO’yu da bir kurallar bütünü gibi öğrenmişsin.  Forumlarda yazılan taktikler, joomla eklentileri, backlink çalışmaları vs…

SEO bilinmez, SEO sitenin komple altyapısını oluştururken de düşünülmesi gereken bir şeydir. Daha önce de çok yazdım. Evet siteyi kullanıcılara göre yapmalıyız, amaç her zaman bu olmalıdır ama arama motoru dostu sayfa kimseye zarar vermez. Aslında çevrede dolaşan teknikler İnternet’i ilerleten şeyler w3c uyumlu XHTML & CSS yazmak, flaş yerine metin içerik tercih etmek, düzgün URL hazırlamak gibi.

SEO, siteyi arama motoru dostu bir yapıda kurgulamaktır. Üstelik SEM(Search Engine Marketing)’in bir parçasıdır.

Fazlasını Oku

Satın Alma Kararı Karmaşıklığı

Bugün ben de bir son kullanıcı olarak yeğenime oyuncak almak istedim. Adres çubuğuna oyuncak yazınca zaten suggest edilen ilk siteye girdim. Sonra ürünleri incelemeye başladım. En sonunda caillou resimli bir oyun çadırı gördüm. Ama yeğenim Pepe’yi daha çok seviyor. Sitede diğer oyun çadırlarına baktım, sadece bir tane vardı.

Sonrasında siteden çıkıp Google’a döndüm. Bu sefer “Pepe Oyun Çadırı” yazdım ve bir sürü çöp site ile karşılaştım. Sonuçta aradığımı bulamadım. Potansiyel bir müşteriyi 2-3 site kaçırmış oldu.

Satın alma kararı çok karmaşık bir konu. Bir insanın sitenize gelip ürünü sepete atıp sipariş vermesi belki de az rastlanan bir durumdur. Sizden önce kaç site gezdi, ne arıyor, bütçesi nedir? Birçok öğrenemediğimiz değişkenle geliyor kullanıcılar bu yüzden dönüşüm oranlarını artırmak için bu süreçleri modelleyebilirsiniz.

Fazlasını Oku

Facebook Like(beğen) Butonu Ferahlığı

Eminim siz de birkaç defa olsun yaşamışsınızdır; biriyle resim altında konuşursunuz, son sözü söyleyip orada kalmasın sap gibi diye uzattıkça uzatırız. Çözüm? beğen butonu. En son yazdığı metni beğeniyorsunuz ve sorun çözülmüş oluyor.

Basit bir deneyim. Dikkat çekmek istediğim konu insanların işlevleri amaçları dışında kullanma alışkanlıkları. Biri sizin arama motorunuzu şarkı bulmak için kullanabilir. Veya yazdığı metini saklamak için sitenizdeki yorum alanını kullanabilir. Hiç bilemezsiniz. Herkes bilişim neferi değil sonuçta.

Bu farklı kullanımlar bazen istenmeyen sonuçlara da neden olur. Beğendiği ürünlerin hepsini sepete yükler. Sonra satın alacağı gün satın alınacak ürüne gider ve sepete tekrar ekler. Bunu yollayacaklar derler ama siz siparişteki tüm ürünleri yollarsınız.

Sözün özü : kullanıcılar hata yapar, kullanıcılar beklenmedik şeyler yaparlar.

Fazlasını Oku

Baştan Sona Müşteri Deneyimi

Mutlu Müşteri
Mutlu Müşteri

Aslında bunun sonu yok. Henüz rastlamasam da aklımda bir eTicaret modeli var. Ürün satın alınması ne kadar kolaysa, iadesi o kadar kolay. Her an başvurabileceğiniz uzman müşteri destek personeli.

Garanti ve geri iadeleri sanki ürün satıyormuş gibi önemsemek. Ürün satışından sonra ürün memnuniyeti hakkında bilgi istemek. Mesela bir üründe çıkan bir sorun için müşterileri arayıp sorun yaşayıp yaşamadıklarını sormak.

Siparişlerin yanında ufak hediyeler göndermek. Alışveriş yaptıkça indirim oranı artacak, belli bir geçmişe sahip kullanıcıya kargo ücretsiz olacak. Müşteri temsilcileri “izin alarak” satın alınan ürünle ilgili bilgi verecek ve aksesuarlarını tavsiye edebilecek. Eğer ürün sistemde yoksa başka ürün tavsiye değil, rakip bir siteye yönlendirebilecek.Bunlar maliyetli işler ama Amazon’da bu şekilde büyüdü. Müşteri kraldır ve ürünü sattıktan sonra hala kraldır. Mevcut sistemde ürünü aldıktan sonra halktan biri oluyorsunuz. Geri iadede sanki dilenci gibi dil döküyorsunuz, ya geri almazlarsa diye korkuyorsunuz.

Bu kadar rakip eTicaret sitesi varken böyle sert, samimi olmayan bir site yok. En azından benim bildiğim. Herkes 1990 modeli araya biniyor. 2001 model arabayı onlara sunmaya ne dersiniz?

Fazlasını Oku

The New iPad Sonrası

iPad’i ilk elime aldığımda neredeyse aşık olmuştum. Hızı, arayüz geri bildirimi. Hiç bir oyunun kasmaması, inanılmaz net ekran ve buna rağmen 10 saate varan pil ömrü. Şuan donanım olarak ihtiyacımın da ötesinde. Ama her teknolojide bunu düşünüyoruz. Artık bundan daha iyisi olmaz diye. Ama olacak.

İleride new ipad için oyuncak diyeceğiz muhtemelen. 2. elde 100$’a falan satacaklar insanlar. Peki yerine ne gelecek? Hiç bilmiyorum ama bir şeylerin geleceği kesin. 3d, NFC, daha iyi SIRI deneyimi, kamera, batarya, işlemci, ram vs.. Ama devrim niteliğinde özellikler için biraz daha beklemek gerekecek kanaatimce.

Telefon konusuna gelince çok param olsa da artık telefona yatırmam, yeni tablet çıksın alabilirim ama telefona o kadar para yatıramam. iPad’e 1.500 TL verdim ama en az 3.000 TL performans alıyorum.

Sizce ne var sırada?

Fazlasını Oku