Hangi Teknolojileri Öğrenmeliyim?

Bilgisayar / İnternet / Programlama öğrenen kişilerin ilk sorduğu sorulardandır; “Ne öğreneyim?” Benim buna cevabım; “Hangi teknolojiyi öğrenmen gerektiğini öğren” olur. Bugün bildiğimiz teknolojiler, kurallar bundan 5 sene sonra büyük ihtimalle değişecek. Bu değişim bazen hafif bazen de çok agresif olur. O yüzden “bilen” değil “öğrenebilen” adam daha kalifiyedir.

Ben “her şeyden biraz bil, bir şeyi çok iyi bil” sözüne katılmıyorum. Bir işi çok iyi bilen o işin kölesi olur. Bu benim düşüncem. benim düşüncem herşeyi normale yakın bil. Lazım olduğunda normali en iyiye çevirebilirsin. Ayarıca işleri organize etmenin, işletme kurmanın da en önemli şartıdır. Ne kadar çok şey bilirseniz o kadar kolay organize edebilirsiniz.

Bir ikinci tavsiyem de ölmeyen teknolojileri öğrenin. Mesela sql, mesela regex, algoritma mantığı. Bunlar uzun zaman var olacaktırlar. Artık NoSQL gündemde ama bu sql’in bittiği anlamına gelmez.

Kafan çok kaldırmıyorsa grafik öğren, programlama yapmak bulmaca çözme gibi zevk veriyorsa yazılım geliştirmeyi öğren. Ama programcılığa dalıp pazarlamayı, kullanıcı deneyimini, girişimciliği unutma. Çok programcı vardır ama çok girişimci yoktur.

Fazlasını Oku

Haftanın 6 Günü Çalışmak

Genel çalışma şeklidir. Haftanın 6 günü çalışılır, ofislerde bazen öğleden sonra çıkış olur. Ben 2 aydır 6 gün çalışıyorum ve sadece cumartesi 4 de çıkıyorum 6 yerinde. Programlama / tasarım / pazarlama/ ticaret fabrikada üretim işçisi olarak çalışmak gibi değildir. İnsanın boş vakti olmalı ve kendini sürekli güncel tutmalıdır.

6 gün çalışınca pazar mecburen geziliyor. Ee ne kaldı? Akşam 6’da çık eve gel yemek ye saat 8. Yatmaya 4 saat kaldı. Ben bu arada ne okuyayım, ne konuda geliştireyim kendimi? Çalışma günümün 5’e düşürülmesini isteyeceğim. Bu şekilde fazla çalışamam gibi geliyor. CSS yazarak geçen hafta ve bilgi namına taş üstüne taş koymuş değilim ve bu beni çok rahatsız ediyor. Bir de insanın işini özlemesi lazım. 2 gün tatil de bunun için yeterli.

Eğer programcıyı 7 gün çalıştırırsanız 3 günlük performans alırsınız. 5 gün çalıştırırsanız 4 günlük performans alırsınız. Hangisi daha mantıklı? Üstelik bu öğrenme ve bilgi yenileme şirkete yeni teknolojileri getirir, yeni bakış açısı kazandırır. Yakında talep edeceğim.

Bana cumartesimi geri verin!

Fazlasını Oku

Doğru Alan Adı Seçmek

Alan adı seçimi bir web sitesi için çok önemlidir. Bir gazetenin adı ne kadar önemlidir veya bir çikolatanın. Sizin internetteki adresiniz olacak bu isim. İnce eleyip sık dokumakta fayda var.

Öncelikle domaine göre proje geliştirilmez. Proje için uygun domin bulunur. Sırf güzel bir domainimiz ve diye proje geliştirmeye kalkışmamalıyız.

Domain seçiminde dikkate almamız gereken önemli noktalar vardır. Bunları bir gözden geçirelim.

Alan adı kısa olmalıdır. Ne kadar kısa ise akılda kalma olasılığı o kadar fazladır. Tabi bu demek değil illa 4 karakterlik domain olacak, sadece akılda bulundurulması gereken bir nokta. Alan adı kısa olursa URL sonuna daha fazla ekleme yapabilirsiniz.

Alan adı başka bir web sitesinin adresi ile karışmamalıdır. Böyle bir durumda sitenize gelecek trafik farklı bir siteye kaçacaktık.

Alan adı mümkün olduğunca rakam veya tire işareti içermemelidir. Hem hatırlanması zordur hem de 3. Bir kişiye söylenmesi zordur. Ayrıca alan adının telefonda konuşurken de kolayca anlaşılması büyük avantaj.

Türçe krarakter olabildiğince az olmalıdır. Çünkü kullanıcıların çoğu bilgisayar ç harfinin URL de olamayacağını düşünmez. Tabi artık Türkçkrarakterlik domain de kullanabiliyoruz ama bu da bir dert. Eski alışkanlıklar Türkçe harfleri değiştirerek yazdırır. Bu yüzden alan adınızın hem orijinal versiyonunu hem de Türkçe karakterli versiyonunu kaydettiğinizden emin olun.

Uzantı seçerken de dikkatli olun. Coyaşantısı ticari işletmeler için ayrılmıştır. Org ise kar amacı gütmeyen kuruluşlarca kullanılır. Net ise internet hizmeti veren firmalarca kullanılır. Ama burada bir kısıt yoktur, isterseniz işletmeniz için org uzantısı da alabilirsiniz veya infaz uzantısı fakat uzantıları amacına uygun kullanmak doğrudur.

Şahsen benim bir projem olsa projeyi anlatmaktansa kısa ve akılda kalıcı biismişse seçerdim. Markam gibi olur, ağızdan ağıza yayılabilir, yazımı da kolay olur.

Fazlasını Oku

Dünya Yazılımcılardan İbaret Değil

Yazılımcıların bir jargonu vardır. Güldükleri, eğlendikleri, kızdıkları, eleştirdikleri şeyler vardır. Bunlar zaten ajanslarda veya yazılım geliştirme ofislerinde sıklıkla tekrarlanır. Mesela siteye koyduğumuz bir butona kullanıcının bir defa basacağını bekleriz. Çünkü tüm yazılımcılar öyle yapar. Yazılımcılar ofis programlarındaki “copy” yada “paste” tuşlarını değil, kısayolları kullanırlar. Bunlar zaten kafanızda bazı soru işaretleri doğurmuştur, o soru işaretleriyle yalnız bırakayım ve bugün yaşadığım bir olayı anlatayım;

Bir haber sisteminin CSS kodlamasını yapıyorum. Bazı sayfaları ben tasarladım. Yazar detay sayfasında yazar eposta adresinin metnini mavi ve altı çizili yaptım. Yani varsayılan şekilde. Bunu patronuma gösterdiğimde “hata” diye nitelendirdi. Neden dediğimde de “bunu insanlar hata olarak algılar, css’de renk vermemiş gibi duruyor” oldu.

Web sitelerinde linklerin varsayılan stili mavi ve altı çizilidir. Örneğin Facebook bu kuralı bozmaz. Linkler ya altı çizilidir ya da mavidir. Tıklanacağı belli olsun diye. Patronumun söylediği yazılımcılar arasında “kötü yazılımcılar” tü kaka karşılanabilir ama gerçek dünya bundan çok farklıdır. Bu kadar basit bir konuda bile kullanıcıyı kendimiz gibi sayıyorsak bir banka uygulamasında neler yapmayız?

Fazlasını Oku

Yanlış Bilgi ile Donanmış Müşteriler

Web sitesi işlerinde her zaman “Abi benim emlak sitesi olacak, siz bilirsiniz. Ben karışmıyorum” tarzı diyaloglar gerçekleşmiyor. Zaten bu kadar soyutlanmış olmak da iyi değil. En azından İnternet’den nasıl ve ne kadar faydalanacağını bilmesi gerekir. Müşteri iş ile web sitesi arasındaki bağlantıdır. Ben emlak işinden anlamam, o da programlamadan tasarımdan.

Ne yazık ki müşteriler genelde kulaktan dolma bilgilerle geliyorlar. Google’de çıkacak mıyım? çıkarsam 1.sayfada çıkar mıyım? Sitem güzel olacak mı? Joomla ile yapmayacaksınız değil mi? vs.. vs..

Biri demiş seni 100$’a Google’da istediğin yerde çıkartırım, diğeri demiş limitsiz barındırma 20 TL senelik. Öbürü 1000 tane arama motoruna kaydediyormuş. Saçma sapan tutarsız bilgiler. Bu durumda herkes işini yapmalı. İşin ticari boyutunu sen düşün, bunu İnternet ortamına istediğin şekilde aktarılmasını ben.

Müşterinin öncelikle kafasının boşalması gerekiyor. Web mitlerine tamah ediyor çoğu kişi. Gidin r10.net’e bakın. Doktora gittiğinizde tedavi yöntemlerinin tekniklerini tartışıyor  muyuz? Sen işini bana anlat, İnternet’den ne bekliyorsun? Yapacağımız çalışmanın sonunda ne kazanacaksın? Marka bilinirliği mi yoksa sene sonu ciro mu daha çok ilgilendiriyor seni? Ya da telefon trafiğini azaltmak mı istiyorsun?

Çalıştığım yerlerde tanık olduğum müşteri görüşmelerinde ana konular;

  • W3C standartlarında kodlama
  • Arama motoru optimizasyonu
  • Tasarımın güzelliği
  • Joomla değil, özel kodlama olması
  • Tema değil, özgün tasarım olması
  • Sitenin hızı
  • Hata verir mi? Çöker mi?

Bunlar en son konuşulması gereken konular. Siz dişçiye gittiğinizde hangi dişte sorun olduğunu bilmeden diş çektiriyor musunuz? Nedir? İlk önce sorunlu diş tespit edilir, sonra buna uygun tedavi uygulanır.

Ben müşterimin işini anlamamışsam, daha doğrusu ne istediğini bile bilmiyorsam java’da yazsam ne olur C# da yazsam ne fark eder.

Müşteriden şöyle bir cümle kurmasını isteyin; Ben x işi yapıyorum ve İnternet sitesinde x içeriklerin olmasını ayrıca x ürünlerim için sipariş formu istiyorum. Site bittiğinde x ihiyaç giderilmiş, y işlemi İnternet’e taşınmış olsun. Bunun sonucunda x kazanayım.

Fazlasını Oku

Arama Sonuçlarında 1. Sayfada Çıkarma Yeteneğine Sahip SEO Uzmanı Aranıyor

Evet bu bir iş ilanı. Ama bu ilana nokta atışı bir eleman başvurmaz. Ben zaten yeniyim ama kimse kendini 1. sayfada çıkarma yeteneğim, bilgim, birikimim var diyemez. Diyorsa yalan söylüyordur. Hatta aptaldır, neden bakalım;

İlk sayfa garantisi veriyorum “halı yıkama” ifadesinde 1. sayfada çıkma isteğim var. Bunu 200$ – 500$ fiyat arası yapıyorum. O zaman ben koca bir aptalım demektir. Bu işlemi kendi siteme uygularım ve halı yıkama şirketlerine komisyonla müşteri gönderirim, daha fazla para kazanırım. En basit ticari deneyimi olan bile görebilir bunu. Elinde kapış kapış gidecek %100 karla satabileceği mal var ve bu malları geliş fiyatına başka bir firmaya satıyor. Bu nasıl bir mantıkla açıklanabilir (çok acil nakit sıkıntısı dışında)?

Evet bazı uzmanlar, deneyimleri ile, bilgi birikimleri ile bunu yapabilirler ama hiçbir zaman garanti veremezler. Ben de veremem, kimse de veremez. Veriyor ve 200$’a pazarlıyorsa da salaktır.

Tekrar söylüyorum SEO bir teknikler bütünü değildir. SEM (Search Engine Marketing) yani arama motoruyla pazarlama konusunda yardımcı bir işlemdir. Arama motorundan yararlanmak için seo tek çözüm değildir. Adwors ve adsense reklam ağını kullanarak belli maliyetlerle işlerinizi yürütebilirsiniz. Bu bir yarışma değil, ticaret. Malımı satıyorsam belli bir bedeli ödemeye hazırım demektir.

SEO firmanın pazarlama stratejisi ile birlikte yürüyen, sürekli olan ve hiç bitmeyen bir süreçtir. Çalışma yapmaktan çok beklemek ve analiz yapmak süre alır. Şu salak iş ilanlarını lütfen vermeyin artık.

Fazlasını Oku

Bu Kadar Basit mi?

Görselde gördüğünüz bir sifon kontrol paneli. Tahmin edebileceğiniz gibi ufak düğme idrar için büyüğü de büyük tuvalet için. Bugün dikkatimi çekti, bunu daha önce kullanmamıştım herhangi bir yerde ama düşünmeden hemen doğru şeyi yakaladım. Çoğu insan da bunu anlar. İşte güzellik burada; hiç açıklama, görsel, talimat koymadan kullanıcıya güzel bir deneyim yaşatıyorsunuz.

Biz buna sezgisel kullanılabilirlik diyoruz. Yani bir şeyi yazmaya, açıklamaya gerek yoktur, insanlar zeki olduklarından bu arabirime adapte olurlar. Eğer bu görseldeki butonların üzerine yazı yazsaydık kaba kaçabilirdi, ve insanları da aptal konumuna düşürebilirdik. “Biliyoruz Allah Allah” diyebilirler.

İnsanlar zekidir, bunu daha önce de yazmıştım ve sorgulamaksızın hepimizin kabul ettiği bir gerçektir. O yüzden kullanıcılara sadece alıştıkları şeyi değil, daha iyisini verebilirsiniz. İnsanlar buna da alışacak ve daha çok seveceklerdir. Tabi bu da iki ucu keskin bıçak gibi. Deneyimi kötüleştirebilirsiniz de iyileştirebilirsiniz de.

Bun keşke bir formülü olsa da kullansak her yerde ama her ürün farklı ve arayüz/arabirim farklı. Yapması gereken işlevler farklı. Bir TV kumandası ile klima kumandasını bir tutamazsınız.

Ama hiçbir şey bilmiyorsanız insanların alışık olduğu arayüzleri kullanın. Hayır daha iyi bir fikrim var diyorsanız bunu da cesaretle ve dikkatle uygulayın.

Fazlasını Oku

Kullanıcılardan Gelen Veriler veya Kullanıcılara Güvenmek

SQL injection gibi açıkları bilirsiniz veya XSS gibi ataklarda en önemli kural kullanıcıdan gelen her veriyi kötü niyetli biri veya porgram varsaymak en önemli önlemdir. Örneğin kullanıcı tırnak işaretini kullanıp yönetici paneline girebilir veya veritabanınızı komple silebilir.

Peki kullanıcılar kötü niyetli mi? Hayır. Kötü niyetli olan bu atakları yapan kişilerdir ve sayıları çok azdır ama az olduğu kadar da tehlikeliler. Web sunucusu herhangi bir isteğin bir programcık veya insan tarafından yapıldığını ayırt edemez. HTTP protokolünü kullanarak soket bağlantı açarsanız istediğiniz tarayıcı, işletim sistemi tanımlı istekler yapabilirsiniz.

Bu güvenlik açıklarının dışında bir de yorumlar ve post edilen herhangi bir yerdeki önlemler vardır. Reklam içerikli yorumlar veya küfürlü, şiddet, ırkçı yorumlar yapılabilir. Bunu önlemek için ya yorum onay sisteminden geçecek veya yazılımsal olarak bu tür yorumlar ayıklanacak. Yorumları bu şekilde ayıklamak da pek kolay bir iş değildir.

Bazı kullanıcılar da beklenmedik şeyler yaparlar. Mesela sepetteki ürünleri satın alma isteği gönderirler ama almazlar. Kapıda ödeme ile ürün isterler ve geri çevirirler vs..

Buradan ne sonuç çıkıyor peki? Tüm kullanıcıları melek gibi düşünürseniz yanarsınız. Aynı şekilde tüm kullanıcıları şeytan olarak görürseniz bu da büyük problemdir. Her yerde önlem, onay, çok zor okunan kaptcha kodları gibi kullanıcı deneyimini düşüren önlemler alırsınız.

Bu dengeli olmalı. Herke kötü niyetli değildir, herkes iyi niyetli de değildir?

Fazlasını Oku

Vatan Bilgisayar’ın Facebook Hesabı Hacklenmiş

Vatan bilgisayarın Facebook hesabında bunun gibi reklamlar yayınlanıyor. Genel anlamda bir dating sitesine sponsor kodu ile yönlendiriyor. Vatan bilgisayarın böyle bir şey yapacak hali yok tabi. Facebook hesapları da FTP şifresini kaybetmek kadar kötü, hatta daha kötü. Marka imajını inanılmaz zedeliyor. Site hacklenince birkaç bin kişi görür ama faceebook da yayınlanan içerik daha fazla insan tarafından görülür, hatta reklam normal paylaşım gibi algılanır. Lütfen dikkat.

Fazlasını Oku

The New iPad Deneyimleri

Bir hafta kadar önce 32 GB ipadimi aldım. Öncelikle ekranı retina olduğundan harika canlı ve parlak. Dokunmatik deneyimini zaten tartışmaya gerek yok. ipad 2’den daha ağır çünkü aynı pil ömrünü bu ekranla aynı tutabilmek için pil hacmi büyümüş. Aldığımdan bir gün önce iOs 6 güncellemesi geldi. Ne özellikler sunuyor pek bilmiyorum.

Pil ömrü güzel, işletim sistemi ve cihaz çok kararlı. Donma veya takılma yaşamadım. Ama asıl önemli olan App Store. Şu anda 700.000 uygulama var. Ve apple uygulamaları markete almadan önce ince eleyip sık dokuyor. Eğer kesenin ağzını biraz açarsanız harika uygulamalar satın alabilirsiniz. Ücretsizlerle de idare edin demeyeceğim. 1250 TL küsür para ödemişsiniz. Bir 100$ ‘da harcamaya değer.

Geliştirme yapmayacaksam, oyun, makale – kitap okuma, sosyal ağlar harika bir deneyimle ihtiyaçlarımı karşılıyor. Uygulama satın alma konusunda birkaç söyleyeceğim var. Bu bir ekosistem. Uygulama geliştirenler bunun maliyetine katlanıyorlar, ayrıca eğer kimse satın almazsa o uygulamanın gelişimi durur. İşinize yarayacağını bildiğiniz uygulamaları satın alın. Kendinizi keriz gibi hissetmemeniz gerektiğini anlatmaya çalışıyorum. Yazılım geliştirmek uzun ve maliyetli bir iş. İyi uygulama iyi yazılımcılar tarafından yapılır. İyi yazılımcıların da maliyetleri gerçekten yüksek olur.

Bir misafirliğe giderken veya arkadaşa kalmaya koyun çantasına ve götürün. Kullanımı rahat, arayüz sezgisel. Sadece bazı kısayolları öğrenmek gerekiyor.

Tablet bilgisayarlar ilk çıktığında bu kadar popüler olacağını tahmin etmemiştim. Ama şuan tabletlerin geldiği nokta açık. Ortalama bir kullanıcının tüm isteklerine yanıt veriyor. Gelip geçici bir heves değil.

Fazlasını Oku

Gelecekte Teknoloji Hangi Yöne İlerleyecek?

The New iPad
The New iPad

Bu konuda yazmayan kalmamıştır herhalde, “gelecekte ne olacak?”. Bundan 2-3 sene önce akıllı telefonların güzel olduklarını ama pazarı domine edemeyeceğini düşünürdüm, şimdi ise tam tersi. Akıllı telefonlar ve tablet bilgisayarlar piyasayı domine ediyor. Artık tablet bilgisayarlar dizüstü bilgisayarlardan daha fazla satış rakamlarına ulaşmış durumda.

iOs’da siri denen bir asistan var biliyorsunuzdur. Mesela “open the facebook app” dediğinizde facebook uygulamasını açıyor. Veya “set alarm seven pm” dediğinizde alarmı ayarlıyor. Bu durumlarda ekranı bile kullanmıyoruz.

Akıllı telefonlar söylediklerimizi metne döküyor ve klavyeye olan ihtiyacımız azalıyor. Mesela iPad klavyesi çok rahat olmasa da sorun çıkarmıyor. Dün gece yeni ipadim ile takıldım. Facebook, rss okuma, oyun, video izleme, müzik dinleme vs.. Masaüstü’nün hiçbir  özelliğinin ihtiyacını hissetmedim. Sadece Counter Strike Global Offansive oynayamıyorum işte 🙂

İnterneti bir kelime ile genellersel bu “bilgi” olur herhalde. Buna ulaşabilir ve üretebilir olduğumuz her platform bizi tatmin edecektir. Bundan 1-2 sen sonra tablet bilgisayarlarda masaüstü bilgisayar kalitesinde oyun oynamamız muhtemel.

Bu ekosistem bize bir alışkanlık daha kazandırdı o da ücretli uygulama satın almak. Beni bir hafta eğlendirecek bir oyun için 5$ vermek çok sorun değil benim için. Uygulamalar satılıyor, geliştiriciler kazanıyor, daha iyi oyunlarla karşımıza geliyorlar. Bu insanlardaki windows beleşçiliğini kırıyor biraz. Dün Garageband programına 5$-6$ ücret ödedim. Ama o kadar güzel özellikleri var ki 20$ dahi verirdim herhalde.

Ayrıca yazılı basının da kurallarını yerle bir etti bu teknolojiler. Kitap satın almaktansa e-kitap satın alıyorum ve onlarca kitap bilgisayarımda saklanıyor ve yanımda taşıyorum. Okuma kalitesi de kitabı aratmayacak şekilde. Üstelik okurken notlar alabilir ve bazı ifadeleri facebook’da paylaşabiliyorsunuz.

Şu dönemde donanım gelişiminden çok işletim sistemi ve uygulama dükkanı cihaz sattırıyor.

Bugün bizim “bilgisayar-insan etkileşimi” diye adlandırdığımız konu büyük bir ivme ile değişiyor. Bir akıllı telefonla tableti bir tutamıyorsunuz. Bir tabletle bir PC’yi ise hiç bir tutamıyorsunuz. Yeni kurallar yazılıyor, hatta insanların bu cihazları nasıl kullandıklarına dahil elimizde yılların verdiği tecrübeler yok.

 

Fazlasını Oku

Sitemde Biraz Hareket İstiyorum

Bu sözü çok duydum. Müşterilerden sıklıkla gelen bir talep. Hareket ama nasıl? Sitede kar mı yağdırayım? Kalpler mi uçuşsun? Ne olsun?

Bu tip müşteriye benim genelde yaptığım şey ana sayfaya cafcaflı bir slider koymak oluyor. Hem bazı içerikleri vurgulamış hem de hareket sağlamış oluyorum. Bunun dışında sayfa aşağı scroll edildiğinde “yukarı” ikonu kendi kendine beliriyor, basınca yumuşak bir şekilde sayfa başına çıkıyor. Bunlar genelde yeterli oluyor. Renkler de canlı olduğu zaman pek sorun çıkmıyor.

Peki bizim bu şekilde müşteriye uymamız sağlıklı mı? Müşteriyle kavga etmemek lazım. Benim çalıştığım boyuttaki şirketlerde müşteriye “biz sizin gibi müşteri istemiyoruz” diyemiyoruz. Öyle bir lüksümüz yok.

Flaş ile yapılan hareketlerin birçok dezavantajı oluyor. Bunlar biliniyor zaten; arama motoru, tarayıcıda özel bir eklenti gerektirmesi, açılma sürelerini uzatması, düşük konfigürasyonlu bilgisayarlarda takılmalar vs..

Ben de web sayfasının dergi sayfası gibi olmasını istemem. Sonuçta dergi gibi okuyacaksak, siteyle iletişime giremeyeceksek site yapmanın manası var? Ben hareketi kullanıcı ile etkileşim olarak düşünüyorum. Kullanıcı tıklar, sitede değişiklik olur. Kullanıcı metin girer, uyarı verilir. Ana sayfada haberlerin slidelarını gezer vs..

Ama saçma sapan şurası uçsun, şurası kaçsın gibi istekleri unutturmaya çalışın. Çünkü başlangıç noktası yanlış. “Hareketli bir site istiyorum” bence çok cahilce bir söz. Tabi son kullanıcılar bu konuda cahil olacaklar bunda şüphe yok. Ama biz de “hareketli site” yapmaya başlarsak o zaman bunun affı olmaz. Site amacı doğrultusunda projelendirilir, sitenin hedef kitlesine uygun, verilen mesajı aktaracak veya işlemi yaptıracak şekilde tasarlanır. Siteyi yapalım, sonra hareket katarız.

Fazlasını Oku

Web Sitesi ve SEO Çalışmalarını Soyutlamak

Aslında söylenmesi gereken ilk söz; “SEO web sitesi çalışmasının bir parçasıdır.” olur. Ama işin başlangıç noktası SEO olmamalıdır. Tamam sitemizi botlar tarayacak, ona uygun optimize etmeliyiz ama bu siteyi robotlar için değil, insanlar için yapıyoruz. Zaten site içeriği kullanıcıyı memnun etmiyorsa tekrar gelmez, herhangi bir hareket (alışveriş, yorum, yazı) yapmaz. O zaman ne önemi var ki ziyaretçinin?

Kaynaklarda anahtar kelime çalışmalarından bahsedilir. Belli analiz yapan programlar vardır ve onlara uygun kelimeler seçilir, daha sonra istenilen yük belli kelime grubuna verilir gibi. Bu bana çok yanlış geliyor. Ben blog başlığı atıyorsam bu yazımı nasıl tanımladığımla ilgilidir. Arama motorunda çok aranıyor diye değil. Ama bu başlığı <h1> etiketi ile atmam normaldir. Veya title belirlemek.

Üzerinde durulması gereken konu şu; web siteleri insanlar için yapılır. Arama motorları için optimize edilir. Arama motorunda çıkacak site yapılmaz. Site yapılır, sonra arama motorunda yer alır.

Kanımca SEO çalışmalarını çok yönlü biri yapmalıdır. Pazarlamadan, sektörden, işletmeden, psikolojiden ve trendlerden haberdar olmalıdır. Çünkü işin teknik kısmı zaten kolay. Birçok yerde görebilirsiniz bu kodlama tekniklerini ve diğerlerini. Asıl önemli kısım performansı izleme, gerekirse düzenleme yapma ve sonuca gitmektir. Siteniz hemen öyle bir haftada ilk sıralara yerleşmez. Böyle durumlarda adwords ve adsense reklamları verebilirsiniz.

Web sitesini bir ekip yapıyorsa beraber çalışmaları çok önemlidir. Teknik ekip pazarlamadan anlamaz. Pazarlamacı da programcılıktan anlamaz.

Fazlasını Oku

Seo Nedir? Ne Değildir?

SEO’nun açılımı malumunuz Search Engine Optimization yani Arama Motoru Optimizasyonu. Arama motoru kandırma, yanıltma değil. Ve SEO teknikleri vardır ama SEO bir teknikler bütünü değildir. SEO bir süreçtir ve hiç bitmez. Pazarlama fonksiyonunun bir elemanıdır.

Mesela 2.el araba ilanlarının olduğu bir sitemiz olsun. “2.el araba” aranınca ilk sırada çıkmak istiyoruz. Bu mantıklı değil. Kolay yoldan para kazanma yöntemi. İlk önce başarılı bir 2.el araba ilan sitesi oluşturacaksınız, kullanıcılarınız memnun olacaklar, sitenize ilan verecekler, sağda solda paylaşacaklar ondan sonra yukarılara çıkmayı istemeniz gerekir. 20.000 TL masrafla İstanbul İstiklal Caddesi’nde mağaza açabilir misiniz?

SEO çalışması Adwords ve Adsens kampanyalarını bitirmek için değildir. Sitenizin ilgili kelimelerde çıkması için sayfa içeriğini optimize etmek, ona uygun başlıklar seçmek ve bazı yazılımsal teknikleri kullanmak. Eğer siteniz doğru optimize edilmemişse zaten Adwords’den de verim alamazsınız. Adwords kampanyaları da SEO ile birlikte yürütülmelidir. Arama motorlarında çıkmak, üst sıralarda çıkmak garanti değildir, hatta hiçbir şey garanti değildir. Siz müşteri istiyorsunuz değil mi? O zaman gazeteye nasıl reklam veriyorsanız Google’a da vereceksiniz. Hatta daha  önceki bir yazımda da değinmiştim. İlk sırada çıktığınız kelimede bile Adwords kampanyasını devam ettirmek trafiği ortalama %20 artırıyor.

Abi 200$ ver siteni birinci sıraya getireyim 4 ayda. Bunlar yalan, gidip oradan buradan saçma linkler verecekler sitenize, forum yazılarına koyacaklar sizi ilgisiz ilgisiz adamlar gelecek sitenize ve bu uzun ömürlü değildir. Bunun sırrını ben de bilmiyorum yanlış anlaşılmasın. Ama eğer bu sırrı bilseydim değil 200, 1000$’a bile satmazdım.

SEO çalışması düzenli bir şekilde yapılmalıdır. Sitede değişen linkler, eklenen/silinen bölümler ve diğer tüm değişiklikler tarihleri ile not alınmalıdır. Daha sonra site istatistikleri ile karşılaştırarak optimize edebilirsiniz. Ayrıca adwords’un anahtar kelime bulma aracı size nelerin arandığını söyler. Mesela “vep tasarım” ciddi bir arama hacmine sahip. İstatistiklerde değil de biri söylemiş olsa inanmazdım herhalde.

Ve SEO gerçekten zevkli bir iştir. Şuan hangi pozisyonda çalışmak istiyorsun diye sorsalar cevabımdır. Pazarlama, işletme, istatistik, strateji vs.. gibi konuların harmanlandığı bir alan. Üstelik yarattığı değer de çok iyidir. Müşteri sağlar, satış sağlar, marka bilinirliğini artırır.

Seo yazılarım devam edecek, çünkü öğrendiklerimi buraya yazacağım.

Fazlasını Oku

R10.net’e Nasıl Oldu Da Girdim Ben?

Alışveriş kısmında Terkokuyorsun.com için 5.000 TL istediğimde bir üye referansla alma gelmedi mi dedi. Yani büyük fırsatla girmişim gibi. Ben ilk başlarda r10.net’in başarılı bir platform olduğunu düşünmüştüm. Alışveriş kısmı harici öyle olabilir ama hiç sanmıyorum.

10 TL’ye kurulu site satılıyor. Biri gelip 1.000 TL’lik bir şey satınca olay oluyor. Kardeşim herkes sizin gibi amele değil ki. Domain al, wordpress kur, makale çal oradan buradan sonra 10 TL’ye sat. Ne kazandın? Sana ne faydası oldu bilmiyorum.

Genelde ortam joomla, wordpress çevresinde dönüyor. 1k lık 3k lık domainler satılıyor. SEO bölümüne girmedim ama mantık tamamen etik olmayan SEO çalışmaları üzerinde dönüyor. “Her konuda makale yazılır”, “Makale yazacak eleman aranıyor” gibi ilanlar gördüm o kadar yani.

Bu aslında Tük İnternet sektörünün bir yansıması. İnsanlara bir şey vermeden almaya çalışıyoruz. Değer yaratmadan değer istiyoruz. O kadar çok çöp site var ki, o kadar rezil forumlar var ki; hiçbir konuda “abi bunu daha önce yapmışlar” demeyin. Çünkü biraz üzerinde çalışarak daha iyisini yapabilirsiniz.

Ben black hat seo yöntemlerini bilmem. Etik olmayan SEO yöntemlerini bilirim ama uygulamam. Ama o kadar normal karşılanıyor ki bu durum. 150 TL 200 tumblr postu, 125 TL 100 tane forum mesajı. Bu nedir ya? Google’ın bunları tez elden cezalandırmasını istiyorum. Zaten hep çalışıyor google bu konuda ama yöntemleri istatistiki olduğundan sayfaları bizim gibi görmüyor.

Fazlasını Oku