Arayüzde Realizm

Kullanıcılar web sitemize geldiklerinde “sıfır” deneyim ile gelmiyorlar. Bilgisayar dışındaki hayatlarında butonlara basıyor, sifonu çekiyor, kitap okuyor, müzik sisteminin sesini açıyor vs..

Kullanıcıların daha önce edindikleri deneyimleri tasarımda kullanmak çok yararlı olabilir. Eğer bir müzik dinleme sayfası hazırlıyorsanız medya oynatıcılara benzer bir arayüz oluşturabilirsiniz. Kullanıcının mental modeli üç aşağı beş yukarı bellidir. “Müzik dinlemek”. Peki bu görevi nasıl yerine getirecek? Sık kullanılan bir medya oynatıcının arayüzüne benzer bir arayüz tasarlarsak, bilgisayarında müzik dinleyen herkesin mental modeline uygun bir arayüz sağlamış oluruz.

Tabi şöyle bir durum da var; eğer gerçek hayattan gelen arayüz elemanları kullanıyorsanız, bu elemanlarla etkileşim gerçek hayattakine benzer olmalıdır. Eğer öyle olmazsa bırakın kullanıcının mental modeline uymayı, daha da kötü bir deneyim sunarız. Ayrıca gerçek nesnelerin bazı kısıtları vardır. Mesela bir ajandaya yarım gün doluyum yazınca, size 4 boş saatiniz var yazamaz. Ama online bir ajandada bu fırsat vardır. Ve bunun gibi bir çok fırsat. Böyle durumlarda ajandanın gerçek hali yerine modifiye edilmişini kullanmak daha mantıklı olacaktır.

Peki herhangi bir arayüz tasarlarken gerçek hayattaki unsurlara mı dikkat etmeliyiz, yoksa kendi özgün arayüzlerimize mi? Örneğin bir select box elemanını sevelim ya da sevmeyelim. Bilgisayar kullanabilen çoğu kişi bu kontrolü kullanmayı bilir.

Gerçek hayattan ikonlar kullanıyorsak bu ikonlar çok gerçekçi olmamalıdır. Örneğin 16×16 bir kalem ikonu düzenleme anlamına gelse de. 50×50 gerçek kalem resmi farklı bir çağrışım yapabilir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İnsan mısınız? * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.